Anasayfa » Medeni Usul Hukuk Muhakemesi » Geçici Hukuki Korumalar; İhtiyati Tedbir-İhtiyati Haciz-Delil Tespiti

Geçici Hukuki Korumalar; İhtiyati Tedbir-İhtiyati Haciz-Delil Tespiti

GEÇİCİ HUKUKSAL KORUMA TEDBİRLERİ

Yargı Yolunda hak arama faaliyetleri bazen uzayabilir, hatta yıllarca da sürebilir. Söz gelimi, dava konusu yapılan bir taşınmazı davalı taraf iyiniyetli üçüncü bir kişiye devretmiş bulunabilir. Bir ticari firma, aleyhine başlatılan hukuka aykırı yaym durdurulmazsa, ticari itibar ve müşteri kaybına yol açılması neticesinde batabilir.

İşte bu gibi hallerde kullanılmak üzere, Yasa Koyucu, ” Hukuksal Korumalar” adı altında ayrı bir yasal düzenleme getirmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “Geçici Hukuki Korumalar” üst başlığı altında ” İhtiyati Tedbir” ( 389-399), “Delil Tespiti” (madde 400-405) ve “Diğer Geçici Hukuki Korumalar” a (madde 406) yer vermiştir.

Mevzuatımızda İhtiyati tedbir, İhtiyati haciz, Delil tespiti konuları ayrı ayrı düzenlenmiş, “Diğer Geçici Hukuki Korumalar” başlığı altında ise mal ve haklarla ilgili “Defter tutma”, “Mühürleme yapma”, “İhtiyati haciz” konularına yer verildikten sonra “geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır” denilerek (HMK md. 40612) uygulama alanının bir bakıma geniş tutulması amaçlanmıştır.

  • Yargı organlarınca verilmesi;
  • İki tarafça da istenebilmesi;
  • Geçicilik (=muvakkat olma) niteliği taşıması;
  • Karşı taraf dinlenmeden de verilebilmesi;
  • Verilebilmesi için “Yaklaşık İspat”ın yeterli görülmesi
  • İncelemenin basit ve çabuk yapılması;
  • Kararın bağlayıcı bulunması gibi özellikler taşır.

İHTİYATİ TEDBİRLER

“İhtiyati Tedbir” Kavramı

Kavram, Arapça kökenli “İhtiyat” ve “Tedbir” sözcüklerinden oluşur. “İhtiyat”, ilerisini düşünerek davranmak demektir. “İhtiyatî”, ihtiyatla, yani ilerisini düşünmek suretiyle demektir.

“Tedbir” ise, bir şeyi sağlayacak veya önleyecek yol ve çare demektir. “İhtiyati Tedbir”; ilerisini düşünmek suretiyle bir şeyi temin edecek veya bir sakıncayı, bir hak kaybını önleyecek yol ve çare bulmak, önlem almak demektir.

Hukuk terimi olarak, hak sahibinin bir hak ihlâlini yargı yoluna götürürken, dava öncesinde veya dava sırasında davaya konu edilen hakkını güvence altında tutmak için talep ettiği geçici hukuksal koruma usûlüne “ihtiyati tedbir” denilir.

İhtiyati Tedbirin Şartları

İhtiyati tedbir talebinin haklılığı için, durumda değişim nedeniyle “hak kaybı ve zarar endişesi”, “haklılığın yaklaşık olarak ispatı”, “talepte bulunanın dava ehliyeti ve hukuki yaran”, “teminat
gösterilmesi” ve “giderlerin ödenmesi” koşullarının bir arada bulunması aranır.

  • Durumda Değişim Nedeniyle Ciddi Hak Kaybı ve Zarar Endişesinin Varlığı Şartı

İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan şartların birincisinde “endişe duyma(kaygı duyma) hali” önemli bir unsurdur.

Gerek çekişmeli yargıya gerekse (niteliğe uygun düştüğü ölçüde) çekişmesiz yargıya konu olan ve yargıya taşınan bir hak ihlâli ile ilgili olarak mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişim nedeniyle:

  1. Hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlanacağından endişe ediliyorsa;
  2. Hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale geleceğinden endişe ediliyorsa;
  3. Hakkın elde edilmesinde gecikme sebebiyle bir sakınca doğacağından endişe ediliyorsa;
  4. Hakkın elde edilmesinde gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe ediliyorsa;

ihtiyati tedbir istemenin de, ihtiyati tedbir kararı verilmesin de ilk koşulu var demektir. (HMK. md. 389/1-2).

“Zorlanma”, ” imkânsızlaşma”, “”sakınca”, ve “zarar” olgularını mahkeme serbestçe (ve kanımca geniş yorumla) takdir etmelidir.

  • Haklılığın yaklaşık olarak ispatı şartı

İhtiyati tedbir kararı verilmesini isteyen taraf, dayandığı delilleri ve özellikle de davasının esası yönünden kendisinin haklı durumda bulunduğunu “yaklaşık olarak” ispat etmek zorundadır (HMK. md. 390/3).

  • Dava ehliyeti ve hukuki yarar bulunması şartı

Tedbir Kararı verilmesini isteyen tarafın dava ehliyeti (dava açma ve talep etme ehliyeti) olmalı ve hukuki yararı bulunmalıdır.

Hukuki menfaati olan her kişi, ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunabilir.

Zorunlu dava arkadaşlığında hepsi, ihtiyari dava arkadaşlığında o(dava arkadaşlarından) biri tedbir talebinde bulunabilir. Asli müdahil de tedbir kararı verilmesini isteyebilir. Fakat fer’i müdahil bu talepte bulunamaz. Tüzel kişiler de (yetkili organları vasıtasıyla) ihtiyati tedbir isteminde bulunabilir.

  • Teminat gösterilmesi şartı

İhtiyati tedbir kararı verilmesini talep eden taraf, haksız çıktığı takdirde, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel (ve mutasavver) zararlara karşılık teminat göstermek
zorundadır (HMK. md. 392/1).

Şayet talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyorsa, yahut durum ve şartlar gerektiriyorsa, mahkeme, gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adlî yardımdan yararlandırılan kimse, teminat göstermekten muaftır (HMK. md. 392/2).

  • Giderlerin ödenmesi şartı

Talep, dava açılmadan evvel yapılmış ise, başvuran kişi, başvurma harcı ile maktu karar harcını peşin olarak yatırmalıdır. Kişi, açtığı dava ile birlikte tedbir talebinde de bulunmuş ise, bu durumda başvurma harcı ile (dava açılırken) yatırılması gereken karar ve ilam harcı yatırtılır.

İhtiyati Tedbir Talebine Konu Olmayan Durumlar

  1. Takip Hukukuna göre, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında kural olarak ihtiyati tedbir kararı verilemez (İİK. md. 72/3).
  2. Devlet İhale Kanunu’na göre, idarece alınan teminatlar üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve bu teminatlar haczedilemez (Devlet İhale md. 26/3).
  3. İdari makamlarca verilmiş Müdahalenin Men’i kararı varken, taraflarca taşınmaz mal anlaşmazlığına dair dava açılmadan Adlî Mahkemelerce ihtiyati tedbir kararı verilemez ( Kn. md. 14/2).
  4. Orman Kanunu’nu 2/A maddesi kapsamına giren taşınmazlar için orman sınırları dışına çıkarma ile Orman tahdidi ve tespit, tefrik ve ihtiyati tedbir kararı verilemez (2924 S. Kn. md. 3/2).
  5. Kamulaştırma Kanununa binaen idare adına tescil edilen taşınmazın tahliyesini önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilemez (Kamulaştırma Kn. md. 20).
  6. Konkordato mühletinin bitiminden sonraki dönem içinde borçlu hakkındaki takibin durdurulması ya da borçluya karşı yeni bir takip yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemez (İİK. 2871son).
  7. Maden İşletme Mevzuatı’na göre, maden işletme alet ve tesisleriyle bir yıllık işletme malzemesinin üzerine münferiden ihtiyati tedbir ya da haciz konulamaz (Maden Kn. md. 40/1)
  8. Bir ihtilafın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı; Söz gelimi, taşkın inşaatın ihtiyati tedbir yoluyla yıkılması kararı verilemez.

İhtiyati Tedbirde Yetkili ve Görevli Mahkeme

Yetkili Mahkeme

Dava açılmadan önce talep edilebilecek ihtiyati tedbirler, davanın esası hakkında yetkili olan mahkemeden istenir. Dava açıldıktan sonra ise, ihtiyati tedbir ancak, asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep olunur (HMK. md. 390/1).

Davaya bakan mahkemeden başka bir mahkemenin verebileceği ihtiyati tedbir kararları geçersizdir.

Dava açılmadan önce talep edilen ihtiyati tedbir kararmm verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde tedbir kararının uygulanmasının istenilmesi zorunludur. Bu kurala uyulmazsa, -süresinde dava açılsa dahi- tedbir kararı kendiliğinden kalkar (HMK. md. 393/1).

Görevli Mahkeme

Davanın esası bakımından, davaya bakmaya hangi mahkeme görevli ise, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir de o mahkemeden talep olunur. Dava açıldıktan sonra ise, tedbir, ancak davanın görülmekte olduğu mahkemeden istenebilir (HMK. md. 390/1).

“İç Tahkim Yargısı”nda Hakemler de ihtiyati tedbir kararı verebilirler. Ancak Hakemlerce alınabilecek ihtiyati tedbir kararlarının yerine getirilebilirliğine ancak mahkeme karar verir (HMK. md. 414/1-2).

Milletlerarası Tahkim Mevzuatı’nda da ihtiyati tedbir kararı verilmesi hüküm altına alınmıştır (Milletlerarası Tahkim Kn. md. 6).

İhtiyati Tedbir Prosedürü

Talep, yetkili ve görevli mahkemeye dilekçe ile yapılır. Dilekçede talebin dayanakları, hangi uyuşmazlık konusuna ilişkin bulunduğu ve talebi haklı gösteren nedenler açıkça belirtir (HMK. 390/3).

Dilekçenin sunumuyla birlikte başvurma ve karar harcı peşin olarak ödenir. Eğer davacı, dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir isteminde de bulunmuş ise, bu durumda davacı tek bir başvuru harcı yatırır, ayrıca (dava açılırken ödenmesi gereken) karar ve ilam harcı da öder. İhtiyati tedbir talebini, mahkeme, kural olarak iki tarafı dinleyerek verir.

Müstacel hallerde mahkeme (taraflar ihtiyati tedbir duruşmasına gelmeseler dahi) karar verebilir. Talep edenin haklarının fılhâl (çok ivedi) korunması gereken hallerde de duruşma yapılmaksızın karar verilebilir (HMK. md. 390/2).

Tedbir isteyen, isteminin haklılığını kanıtlamak zorundadır. Diğer bir deyişle, hâkim, ihtiyati tedbir talebinde, talebin haklılığını kuvvetle muhtemel görmelidir (HMK. md. 390/3).

Mahkeme, kural olarak, ihtiyati tedbir kararını teminat karşılığında verir. Çünkü haksız çıkması halinde karşı tarafın muhtemel zararlarının telafisi gerekebilir.

Tedbir isteyenin talebi resmi belgeye ya da kesin bir delile dayanıyorsa yahut durum ve şartlar gerektiriyorsa, mahkeme, gerekçesini açıkça belirtmek kaydıyla teminatsız da karar verebilir.

Adlî Yardımdan yararlanan kişiden teminat istenmez (HMK. md. 392/1).

Tedbir, teminat karşılığı verilmiş ise, verilen teminat, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde Tazminat Davasının açılması
üzerine iade edilir (HMK. md. 392/2). İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasınm eki sayılır (HMK. md. 397/4)

İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanması

İhtiyati tedbir kararının uygulanmasıyla ilgili dikkat edilmesi gereken bir husus var. O da, tedbir kararının verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde uygulanmasının talep edilmesi zorunluluğudur.

Bir hafta içinde uygulanma talebi olmazsa, -dava yasal sürede açılmış bulunsa dahi- tedbir kararı kendiliğinden kalkmış olur (HMK. md. 393/1).

Bu bakımdan, tedbir kararının verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde “uygulamayı istemek” önemlidir. Tedbir kararının uygulanması ilgili icra dairesinden istenir. İlgili icra dairesi, genelde ihtiyati tedbir kararını veren mahkemenin yargı çevresi içindeki icra dairesidir.

Uygulama, tedbir kararının konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden de talep edilebilir.

Mahkeme, -kararında belirtmek suretiyle- ihtiyati tedbir kararının uygulanmasında Yazı İşleri Müdürü nü de görevlendirebilir (HMK. md. 393/2).

Kararın usulünce uygulanabilmesi için, gerekirse, zor kullanılabilir. Uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, bütün kolluk güçleri ile (köylerde) muhtarlar
yardımcı olmakla ve memurun emirlerine uymakla yükümlüdürler (HMK. md. 393/3).

Tedbire aykırı davranan bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır (HMK. md. 398). Tedbir uygulamasını yapan görevli memur, bir “İhtiyati Tedbir Uygulama Tutanağı” düzenler. Tutanağın birer örneği tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara (ve varsa üçüncü kişilere) tebliğ olunur (HMK. md. 393/4).

İhtiyati tedbir kararları hakkında “Kanun Yolu” na başvurulması durumunda, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.

İhtiyati Tedbir Kararının Kalkması Yolları

İhtiyati Tedbir Kararı, nitelik itibariyle geçici bir karardır. Bu geçici karar, aşağıda belirtilen yollardan biriyle kalkabilir.

İtiraz Yoluyla İhtiyati Tedbiri Kaldırma

İhtiyati tedbire itiraz edilebilir. İtiraz, aksine karar verilmedikçe tedbirin uygulanmasını durdurmaz (HMK. 394/1).

Tedbir, karşı tarafın huzuruyla verilmişse, verilme tarihinden itibaren; karşı tarafın yokluğunda verilmişse uygulama tutanağının tebliğinden itibaren 1 hafta içinde itiraz hakkı kullanılabilir. Üçüncü
kişiler, öğrenmeden itibaren aynı süre içinde itirazda bulunabilirler (HMK. md. 394/3).

Gerek dilekçe, gerekse karar veren mahkemeye yapılan itiraz harca tabi değildir. İtiraz, tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olabilir.

Mahkeme, itirazı yerinde görürse, tedbiri değiştirebileceği gibi tümüyle kaldırabilir.

Mahkeme, itirazı reddederse, itiraz eden “İstinaf Kanun Yolu” na başvurabilir (HMK. md. 341/1). Bu başvuru, icrayı durdurmaz. Ancak, başvuru, ivedilikle ve kesin surette karara bağlanır (HMK. md. 394/5).

Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf başvurusu üzerine ihtiyati tedbirle ilgili verdiği kararlara karşı ” Temyiz Yolu” na gidilemez (HMK. md. 362/1).

İki Hafta İçinde Esas Davanın Açılmaması Yoluyla

Şayet, ihtiyati tedbir kararı, esas dava açılmadan önce verilir ise, tedbir isteyen, kararın uygulanmasmı talep ettiği tarihten itibaren 2 hafta içinde esas davasını açmak zorundadır (HMK. md. 397/1). Kararın uygulanmasını ise, bir hafta zarfında istemek mecburiyetindedir. Lehine tedbir kararı verilen, bu gereklilikleri yerine getirmezse, ihtiyati tedbir kararı kalkar (HMK. md. 393/1; 397/1).

Teminat Göstermek Yoluyla

Aleyhine tedbir kararı verilen taraf veya tedbir kararından olumsuz etkilenen kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı (HMK. md. 87) gösterirse, tedbir değiştirilebilir veya kaldırılabilir (HMK. md. 395/1).

Durum ve Şartların Değişmesi Yoluyla

Dava sırasında tedbir kararı verilmesini gerektiren durum veşartlar değişmiş olursa, mahkeme, talep üzerine ihtiyati tedbiri değiştirebilir veya kaldırabilir (HMK. md. 396).

Esas Davada Nihai Kararın Kesinleşmesi Yoluyla

İhtiyati tedbir kararı, kararda aksi belirtilmiş bulunmadıkça, nihai kararın kesinleşmesine kadar etkisini sürdürür (HMK. md. 397/2).

İhtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkmış (HMK. md. 393/1, 397/3) veya mahkemenin kararıyla kaldırılmış ise, bu husus ilgili yerlere bildirilir.

Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan Tazminat Davası

Verilen ve uygulanan ihtiyati tedbir kararından dolayı zarara uğrayan karşı taraf ya da üçüncü kişi, uğradıkları zararın karşılanması amacıyla 1 yıllık dava açma süresi içinde tazminat davası açabilirler (HMK. md. 399/3).

Böyle bir davada, davalı taraf konumunda bulunacak olan (haksız ihtiyati tedbir koydurtan) tarafın sorumluluğu, Borçlar Kanunu’ndaki haksız fiil sorumluluğuna benzer (BK. md. 49).

Tazminat davasının açılabilme ve görülebilme şartlarını şöyle sıralayabiliriz;

  1. İhtiyati tedbir kararı uygulanmış bulunmalıdır.
  2. İhtiyati tedbir kararmm haksız olduğu anlaşılmış olmalıdır.
  3. Uygulanan haksız ihtiyati tedbir kararı bir zarara yol açmış bulunmaktadır.
  4. Oluşan zararla haksız ihtiyati tedbir kararı arasında uygun bir nedensellik bağı bulunmalıdır.

Haksız ihtiyati tedbirin uygulanmasından kaynaklanan zararın tazmin sorumluluğu nitelik olarak kusursuzluğa dayalı tazmin sorumluluğudur.

Açılacak dava, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren 1 yıl içinde, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır (HMK. md. 399/2-3).

İHTİYATİ HACİZ

“İhtiyati Haciz”, bir kimsenin başkasından olan alacağına karşılık malının ya da parasının ihtiyaten ve temkînen üzerine engel konulması anlamına gelir.

Hukuk terimi olarak ihtiyati haciz, sadece para alacaklarına ilişkin olarak alacağının tahsilatının güvence altına alınması amacıyla borçlunun malı ya da parası üzerine mahkeme kararıyla konulan
“hukuksal önlem” i ifade eder.

İhtiyati Haciz, “Hukuksal Koruma” olarak, ihtiyati tedbirin özel bir türüdür.

“İhtiyati haciz”, yalnız para alacaklarına ilişkin icra takipleri öncesinde söz konusu olabilir.

İhtiyati haciz kararı, alacaklı tarafa, henüz kesin haciz isteme hakkı doğmadan önce borçlunun mallarına geçici olarak el koyma yetkisi verir.

İhtiyati haciz talebinde bulunabilmek için şu iki şarttan birinin bulunması gerekir:

  1. Vadesi gelmiş (yani muaccel hale gelmiş) bir para borcu olmalı ve fakat bu borç rehinle garanti altına alınmamış bulunmalı.
  2. Vadesi gelmemiş bir alacak hakkı olmalı; ancak borçlunun ikametgâhı olmamalı, hacizden kurtulmak için kaçmış olmalı ya da malını kaçırmak veya malını gizlemek için hileli işlemlere tevessül etmiş bulunmalı.

İşte bu gibi hallerde mahkeme, teminat karşılığında borçlunun malları üzerine (borcu karşılayacak kadarı üzerine) ihtiyati haciz koyar. Alacaklı taraf, ihtiyati haciz kararının verilmesinin akabinde ve 10 gün içinde “İhtiyati Haciz Karan” nın uygulanmasını talep etmelidir. Aksi halde, verilen karar hükümsüz kalır.

Şayet mahkeme, ihtiyati haciz talebini reddederse, alacaklı “İstinaf Kanun Yolu” na başvurabilir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin inceleme sonunda vereceği karar kesindir.

İhtiyati haciz kararma karşı borçlu ya da üçüncü kişilerin mahkemeye itirazları üzerine verilecek karara karşı da Bölge Adliye Mahkemesi’nde “İstinaf Yolu” na müracaat edilebilir. Bölge Adliye
Mahkemesi’nin vereceği karar kesindir.

Davacı/alacaklı ihtiyati haczin konulmasından itibaren 7 gün içinde takibini başlatmazsa, ihtiyati haciz kararı hükümsüz kalır.

Borçlu aleyhine başlaülan takipte alacaklının haksız olduğu anlaşılırsa, alacaklı, borçluya karşı tazminat ödemeye mahkûm edilebilir.

DELİLLERİN TESPİTİ

“Delillerin Tespiti” ile “Tespit Davası” karıştırılmamalıdır. Bunlar, birbirinden tamamen farklıdır. Delillerin tespiti, bir Hukuksal Korumadır. Tespit Davası ise, apayrı ve başlı başına bir dava türüdür.

Örneğin, kendi levazımatıyla bir başkasının arsasının üzerine arsa sahibinin rızasıyla inşaat yapan kişinin daha sonra o taşınmazla ilgili olarak açacağı “Aidiyet Tespiti Davası” tipik bir tespit davasıdır.

Açmak üzere bulunduğu bir davada dinletmek istediği önemli bir tanığının ağır ve ölümcül bir hastalığa yakalanmış olmasından ve yakın zamanda yaşamını yitirmesinden endişe duyan bir kişinin, tanığın beyanlarının tespiti için mahkemeye “Tanık Beyanı Tespiti” talebiyle yapacağı başvuru bir “Delil Tespiti” başvurusudur.

Delil Tespitinin konusu maddi vâkıalardır.

Delillerin Tespitini Talep Şartları

HMK’nın 400. maddesi içeriğinden çıkartılabilecek başlıca koşullar şunlardır:

  1. Delil tespit talebi, açılmış ya da ileride açılacak bir dava ile ilgili bulunmalıdır.
  2. Delil tespiti talebine konu delillerin, henüz inceleme sırası gelmemiş olmalıdır.
  3. Delil tespiti talebinde bulunanın, talebinde hukuksal menfaati bulunmalıdır (HMK. md. 400).
  4. Delil tespiti isteminin konusu genel olarak “Keşif’, “Bilirkişi İncelemesi” ya da “Tanık İfadelerinin Alınması” gibi işlemlerin yapılmasına münhasırdır.
  5. Delil tespitinde hukuksal yarar: delilin, hemen tespit edilmemesi halinde kaybolabileceği yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşabileceğinin muhtemel bulunduğu hallerde varsayılır (HMK. md. 400/2).

Delil Tespiti Talep Prosedürü

Delil tespiti bir dilekçe ile talep olunur.

Henüz dava açılmamış olan hallerde delil tespiti, esas davaya bakacak olan mahkemeden veya (üzerinde keşif yahut) bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenecek olan kişinin oturduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesinden talep olunur.

Davacı aynı dilekçe ile hem esas hakkındaki davasını açar, hem de delil tespitini isteyebilir.

Esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez. Talebin niteliği buna engel teşkil eder (HMK. md. 401/3).

Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespit talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir (HMK. md. 401/4).

Delil tespiti başvurularında; talep, “Esas” a değil “D. İş” e kaydedilir.

Tespit giderleri avans olarak yatırılmadıkça mütebaki işlemler yapılmaz (HMK. md. 402/2). Delil tespiti talebinde maktu başvurma harcı ile karar hara alınır.

Tespit talebi, mahkemece haklı ve yerinde görülürse, tespit kararı, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ olunur. Tebliğ edilen kararda ayrıca, delil tespitinin ne zaman, nerede ve
nasıl yapılacağı belirtilerek, tespitin yerine getirilmesi esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, bu sebeple varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği özellikle belirtilir (HMK. md.
402/3).

Noterler de sınırlı olarak bazı vâkıa ve olgulann (örneğin bir şeyin veya bir yerin durum ve şeklini, ilgili kişilerin kimlik ve ifadelerini) tespit altına alabilirler (1512 s. Kn. md. 61).

Delil tespiti kararı -nihai karar olmadığından- ” götürülemez. Ancak, tebellüğünden itibaren 1 hafta içinde itiraza konu yapılabilir. Bu durumda, tespit kararını veren mahkeme, itirazı inceleyip karara bağlar (HMK. md. 403).

Talep sahibinin haklarının korunması bakımından acil hallerde ve zorunluluk bulunan durumlarda, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir.

Böyle durumlarda, tespit yapıldıktan sonra, tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporu örneği mahkemece re’sen diğer tarafa tebliğ olunur. Diğer taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde “Delil Tespiti Karart” na itiraz edebilir (HMK. md. 403).

Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir (HMK. md. 405).

Diğer Geçici Hukuki Korumalar

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’muz, “İhtiyati Tedbir” ve “Delil Tespiti”ne açık ve ayrıntılı yer vermiş, diğer geçici hukuksal korumalarla ilgili olarak ise, “Defter Tutulması” ve “Mühürleme” işlemine kısaca temas etmekle yetinmiştir.

Mahkemece, gerekli hallerde, mal veya haklarla ilgili “Defter Tutulması” na ya da “Mühürleme Yapılması’na karar verilebilir (HMK. md. 406/1).

Yasa Koyucu, HMK. md. 406/2 de “İhtiyati Haciz, Muhafaza Tedbirler ve Geçici Düzenleme Niteliğindeki Kararlar gibi geçici hukuksal korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler
saklıdır” biçiminde bir düzenleme yaparak, başkaca hukuki koruma yollarının da varlığına işaret etmiştir.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Soru Sor
Danışma Formu
WhatsApp
Telefon Görüşmesi