Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi Nasıl Yapılır?

Gaiplik kararı evliliğe son vermez. Ancak gaibin eşi gaiplik kararı ile beraber ya da bu karardan sonra evliliğin iptalini hakimden isteyebilir (MK.94) (TMK.131). Böyle bir talep vukuunda mahkemece gaiplik durumu tespit edilmek suretiyle evliliğin iptaline karar verilebilir.

Öncelikle Gaiplik Kararının Alınması

Gaiplik kararı verilebilmesi başka bir deyimle gaiplik karan istenebilmesi için gaipliğine karar verilmesi istenilen gerçek kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması (birlikte denize girip de boğulan tüm arkadaşlanın cesetleri bulunmasına rağmen denizden cesedi çıkmayan kişi vb.) kaybolması ve bu şekilde ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu tarihten itibaren en az bir yıl süre geçmiş olması yada kendisinden uzun zamandır haber alınamayan kimsenin öldüğü hakkında kuvvetli ihtimal bulunması ve son haber alma tarihinden itibaren beş yıl ve daha fazla sürenin geçmiş olması gerekir.

Bu durumların varlığı iddia eden tarafından ispatlanacak, mahkeme tarafından sürelerin geçip geçmediği de denetlenecektir. 1-5 yıllık sürelerin dolmadığının anlaşılması halinde davanın reddi yoluna gidilmelidir.

TMK’nın 32 ve 33.maddeleri uyarınca bu iki ihtimalde ancak gaiplik karan verilecek olup başka nedenlerden dolayı gaiplik kararı verilmesi mümkün değildir. Dava kamu düzenini yakından ilgilendirdiğinden mahkemece geniş bir şekilde araştırma yapılması gerekir. Konu ile ilgili olarak ölüm tehlikesi içinde kaybolma nedenine dayalı olarak gaiplik talebi halinde varsa konu ile ilgili olarak hazırlık tahkikatı evrakı da celbedilerek incelenmelidir. Her iki ihtimalde de gaipliğine karar verilmesi istenilene ait nüfus aile akit tabloları da celbedilerek, gerek gaipliğine karar verilmesi istenilenin durumu gerekse talepte bulunanın dava açma sıfatı bulunup bulunmadığı denetlenmelidir.

Talepte bulunanın iddiaları ile yetinilmeyip gaipliğine karar verilmesi istenilenin nüfusa kayıtlı olduğu yerdeki bulunabilecek tüm kurum ve kuruluşlardan adresleri araştırılıp, tespit edilen adreslerden oralarda bulunup bulunmadığı soruşturulmalıdır. Ayrıca, gaipliğine karar verilmesi istenilenin varsa sosyal güvenlik kurumunda bulunan adresi, emekli ise kuruma bildirdiği adres ve maaşını almakta olduğu bankalardan da gerekli araştırmalar yapılmalıdır.

Ancak yukarıda belirtilen araştırmalar tahdidi olmayıp bunların yanında başka surette de araştırmalar yapılması gerektiği(gaipliğine karar verilmesi istenilenin pasaport alıp almadığı, almış ise pasaportla yaptığı yurt dışına çıkış ve diğer eylemler olup olmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü’nden sorulması gibi) gözden uzak tutulmamalıdır. Kanun Koyucu durumun hassasiyetine binaen gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunanların (kişi hakkında hangi gerekçeyle kim tarafından dava açılmışsa bunu da ayrıntılı şekilde belirmek suretiyle Ülke genelinde yayımlanan tirajı en yüksek gazetelerden birisinde) ilan tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde bilgi vermelerini teminden ilan yapılması gerekliliğini de hüküm altına almıştır.

Kanunda öngörülen 6 aylık süre asgari süre olup mahkemece daha uzun ancak talepte bulunanları da mağdur etmeyecek uygun daha fazla bir süreyle ilgililere bilgi vermeleri için süre tanınabilir. Hiç kuşkusuz bu süre önceki kanun (MK*mn 32. maddesi) düzenlemesinde öngörülen 1 yılı da geçmemelidir. Bu nedenle ilan tarihinden itibaren 6 aylık asgari süre dolmadan karar verilmesi usulsüz olacaktır.

Şüphesiz, maddede öngörülen ilan mecburiyeti Tebligat Kanunu hükümlerine göre ifa edilmeli ve maddedeki “ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak” sözünden de anlaşılacağı üzere birden fazla ilanlar yapılmalıdır.İşte bu suretle yapılacak ilanlar üzerine ilk ilan tarihinin üzerinden asgari 6 ay geçmedikçe davanın kabulüne verilmeyecektir, yoksa bir defa ilan yapıp duruşmayı 6 ay sonrasına talik ederek değil.

Mahkemece bu suretle kapsamlı şekilde yaptırılacak araştırma ve bilhassa ilandan sonuç alınamadığı takdirde gaipliğe karar verecektir. Kararın kesinleşmesi ile gaipliğine karar verilen kişi hukuken ölmüş sayılacaktır. Gaiplik karan geriye doğru yani ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden itibaren hüküm doğurur (başka bir anlatımla gaibin o tarihte mirası açılmış sayılır.) ve ölüme bağlı haklar bu tarih itibarı ile gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. (TMK’nın 35.maddesi uyarınca) Bu kapsamda gaipliğine karar verilenin mirasçıları mirasın kendilerine geçmesini talep edebilecekler, gaipliğine karar verilen kişi evli ise eşi evliliğin iptalini talep edebilecek, mirasın reddi talebi, ölüme bağlı tasarruflarla ilgili iptal davası açılması v.b.diğer hak ve yetkileri kullanabilecektir.

Gaiplik kararları mahkemelerce on gün içinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirilir ve nüfus memurlarınca aile kütüklerine tescil edilir. (5490 s. Nüfus Hizmetleri Kanunu m.34) Mahkeme tarafından yaptırılan araştırma veya ilan üzerine gaipliğine karar verilmesi talep olunan kişinin ortaya çıkması veya kendisinden haber alınması yada öldüğü tarih her hangi bir şekilde tespit edilir ise artık gaipliğe karar verilmesi mümkün olmayacak davanın reddine karar verilecektir. (TMK. 34)

Mahalle muhtarlığı belgesi malikin öldüğünün kabulü için yeterli değildir.

Gaiplik Davasının Tarafları

DAVACI: TMK’mn 32/l.maddesi uyarınca dava açmaya hakkı olanlar bu karan almakta menfaatleri bulunanlar; öncelikle mirasçılar,son mirasçı sıfatı ile hazine ve haklarının ölüme bağlı olduğunu ispatlayan SSK, Emekli Sandığı, gaipliğine karar verilmesi talep olunanın mirasçısından alacağı olup da borçlu mirasçıdan bu alacağım tahsil edemeyen alacaklılar, gaipliğine karar verilmesi talep olunanın vesayet altında olması halinde vasi, kayyım atanmışsa kayyım v.b.diğer ilgililerdir.

DAVALI: Dava hasımsız açılır. Ancak kanaatimce doğuracağı sonuçlar itibariyle davanın gaipliğine karar verilmesi talep olunanın muhtemel yasal mirasçıları, kanuni mirasçı bulunmadığı takdirde son hak sahibi olan Hazine aleyhine açılmalıdır. Dava basit yargılama usulüne tabidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

GÖREVLİ MAHKEME: Asliye Hukuk Mahkemesi

YETKİLİ MAHKEME: TMK’mn 32/2.maddesi uyarınca gaipliğine karar verilmesi talep olunanın son yerleşim yeri mahkemesi, eğer Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfiıs sicilinde kayıtlı olduğu yer mahkemesi, gaipliğine karar verilmesi talep olunanın nüfiıs kaydı yok ise (Mirasçıların ve eşin,gaiplik karan verilmesi isteminde bulunabilmeleri için, gaip olan kişinin ve kendilerinin nüfiıs kütüğünde kayıtlı olmaları zorunlu değildir. Nüfiıs kaydı dışındaki belge ve tanık ifadeleriyle bu durumun ispatlanması mümkündür.

Anasının veya babasının nüfusa kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir. Buradaki yetki kuralı kesin yetki olup mahkemece re’sen göz önünde tutulacak,yetkili olmadığının anlaşılması durumunda
yetkisizlik karan vererek, talep halinde kararın kesinleşmesini müteakip dava dosyasının yetkili yer mahkemesine gönderilmesine karar verecektir.

Hak Düşürücü ve Zamanaşımı Süreleri

Bu davanın açılması için herhangi bir süre söz konusu değildir.

Yargılama Giderleri

Davanın reddi halinde yapılan yargılama gi-
derleri davacı üzerinde bırakılır. Davamn kabulü halinde ise davalı taraf-
tan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilir.Maktu harca tabidir.

Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi Davası

Davacı eş yukarıda işlenen gaiplik davası neticesinde aldığı gaiplik kararından sonra müstakil olarak gaiplik hukuksal nedenine dayalı olarak evlenmenin feshini dava edebilir. Bunu talep etme hakkı sadece gaibin eşine aittir. Yukarıda işlenen müstakil gaiplik kararında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi iken gaiplik hukuksal nedenine dayalı evlenmenin feshi davasında ise görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Gaiplik kararı menfaati bulunan her ilgili açabilirken, gaiplik nedenine dayalı olarak evlenmenin feshini talebinde sadece diğer eş müstehaktır. Gaiplik karan ile birlikte evlenmenin feshi davası
isteminde öncelikle davalının (gaipliğine karar verilmesi istenen eş) gaiplik durumu halledilip, sonra evlenmenin feshine karar verilecektir.

Bilindiği üzere evlenmenin sona erme nedenlerinden biri de ölümdür ve gaiplik karan ölümün hukuksal sonucunu doğurur. Gaipliğe karar verilenin eşi buna dayanarak evlenmenin feshini talep ettiğinde kesinleşmiş gaiplik kararı, nüfus aile akit tablosuna binaen mahkemece başka bir delil aranmadan evlenmenin feshine karar verilecektir. Henüz gaiplik kararı bulunmaksızın gaiplik hukuksal nedenine dayalı olarak evlenmemin feshinin talep edilmesi halinde, dava hasımlı olduğundan öncelikle mahkemece gaiplik talebi çözülecek, daha sonra şartları varsa gaiplik nedeniyle evlenmemenin feshi yoluna gidilecektir.

Davanın Tarafları

Kaybolanın eşi tarafından hasımsız olarak açılır. Ancak yukarıda da belirtilen şekilde doğuracağı sonuçlar itibariyle davanın muhtemel yasal mirasçılar hasım gösterilerek açılması gerekir. Davanın niteliği 1587 sayılı Kanunun 46. maddesi kapsamı dışında kaldığı için Nüfus İdaresine husumet düşmez.

Görevli Mahkeme

Aile mahkemesidir.(Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise bu sıfatla HSYK tarafından görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi) Gaiplik karan için görevli mahkeme asliye hukuk mah- kemesi iken gaiplik karan ile birlikte yani davacının elinde henüz gaiplik kararı bulunmaksızın gaiplik karan ve gaiplik karanna istinaden evlenmenin feshi talebi halinde ise görevli mahkeme aile mahkemesidir. (TMK. 131) Aynı şekilde gaiplik karanndan sonra gaiplik nedenine dayalı evlenmenin feshi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Yetkili Mahkeme

TMK’nın 131/son maddesi uyarınca davacı eşin yerleşim yeri mahkemesidir.

Zamanaşımı

Dava açmak için her hangi bir süre söz konusu değildir.

Yargılama Giderleri

Dava maktu harca tabi olup her türlü kararda yargılama gideri davanın niteliği nedeni ile davacı eş uhdesinde bırakılacaktır.

Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshine Dair Yargıtay Kararları

  • GAİPLİK KARARI VERİLMESİNDE GÖREVLİ MAHKEME NİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞU

Gaiplik kararının verilmesini düzenleyen Türk Kanunu Medenisinde (m.31 ve devamı) ve yeni Türk Medeni Kanununda (4721 s.kanun md.32 ve devamı) görevli mahkeme açıkça belirtilmemiş bulunmakla birlikte; “hakim” ve “mahkeme” ifadeleri kullanılmıştır. Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi asıl, Sulh Mahkemelerinin görevi ise istisnadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve başka kanunlarda özel olarak Sulh Hukuk Mahkemesine bir görev verilmedikçe görev, Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Gaiplik konusunda yeni Türk Medeni Kanunumuzda ve diğer yasalarımızda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı halde davaya bakılacak yerde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. (Y. 2. HD’nin 06.05.2002 gün ve 5114-5960 s. karan)

  • HÜKÜM TARİHİ İTİBARİYLE ALTI AYLIK İLAN SÜRESİ DOLMADAN GAİPLİĞE İLİŞKİN HÜKÜM KURULMAYACAĞI

İncelenen dosyadan, hüküm tarihi itibanyla altı aylık ilan süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 33. maddesinde öngörülen ikinci bir ilanın yapılmaması ve ilan süresi dolmadan gaipliğe ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (24.09.2003 tarihinde hasımsız olarak açtığı davada, 1968 doğumlu oğlu İbrahim Şekerin 1995 yılında hiçbir sebep yokken ortadan kaybolduğunu ve o günden beri haber alamadığını, araştırmalarının sonuçsuz kaldığım belirterek gaipliğine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 32. maddesi;

“Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine, mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verileceğini, aynı Kanunun 33. maddesinde ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması ve mahkemece, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimselerin belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırılması ve bu sürenin ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı ay olduğunu hükme bağlamıştır.

İncelenen dosyadan, söz konusu ilamın 29/6/2004 tarihinde yapıldığı, hüküm tarihi itibarıyla altı aylık ilan süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 33. maddesinde öngörülen ikinci bir ilanın yapılmaması ve ilan süresi dolmadan İbrahim Şeker’in gaipliğine ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 22.05.2006 gün ve 1221-7986 s. karan)

  • GAİPLİĞİNE KARAR VERİLMESİ TALEP OLUNAN KİŞİNİN NÜFUS KAYDININ BULUNAMAMASI VEYA OLMAMASININ KARAR VERİLMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEDİĞİ

Dava konusu pay Temmuz 1307 tarih ve 34 numaralı kayıtlı Hacı Müminoğlu Ahmet Şerif adına hakkı karar yoluyla tescil edildiği tapu sicili üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşılmaktadır. Şu halde söz konusu kişi 1307 tarihinde vardır ve sağdır. Ancak nüfus kaydının bulunamaması veya olmaması Medeni Kanunun 31 ve 530. maddeleri çerçevesinde gaipliğinin hüküm altına alınmasını engellemez.

1307 tarihinden beri 100 seneyi aşkın zamanda geçmiştir. Şu halde istek çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir. (Y. 2. HD’nin 29.01.2002 gün ve 80-787 s. kararı)

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.