Farklı Kimlikle Yapılan Evlilik – Evliliğin Butlanı – Yargıtay Kararı

Farklı Kimlikle Yapılan Evlilik – Evliliğin Butlanı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı, davalı S. ile aralarında geçerli bir evliliğin bulunmadığını, kendisi Suriye’de iken evliliğin sahte kimlikle gerçekleştirildiğini, ayrıca nüfus kaydında müşterek çocuklarıymış gibi kayıtlı olan T.’nın da kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek evliliğin “yok hükmünde” olduğunun tespiti ile iptaline, Tuğba ismindeki çocuğun da ana adının tashihine karar verilmesini istemiş, mahkemece; ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davalı, evliliğin yapıldığı tarihlerde davacının akrabası olan E. M. ile birlikte olduğunu, o tarihte bu kişinin kimliğinde isminin “M.” olarak geçtiğini, E. M. ile evlenebilmek için davacının kimliğini kullanarak evliliği gerçekleştirdiğini, Tuğba isimli çocuğun annesinin de davacı değil, E. M. olduğunu ifade etmiş, davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Evlenmenin butlanı davaları, yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümlere tabi olduğundan (TMK m. 160), bu davalarda tarafların ikrarı ve davalının davayı kabul açıklaması tek başına sonuç doğurmaz ve hakimi bağlamaz (TMK m. 184/3). Bu kural evlenmenin yokluğunun tespiti davalarında da geçerlidir.
Davacı ile davalının evlenme tarihlerinin 14.09.2007 olduğu, müşterek çocukları olarak nüfusta kayıtlı olan T.’nın ise 31.08.2007 tarihinde “evlilik dışında” doğduğu, tarafların hanesine baba S.’ın bildirimi üzerine, evlenme tarihinden bir gün önce 13.09.2007 tarihinde tescil edildiği görülmektedir.
Evlendirmenin Konak Eşrefpaşa Evlendirme Memurluğunca gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, evlenme akdine ilişkin defter getirtilmemiş, yetkili evlendirme memuru önünde irade açıklamasında bulunanların taraflar olup olmadığı tespit edilmemiştir. Yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, evlenme akdini yapan Konak Belediyesinden tarafların evlenme akitlerinin kayıtlı olduğu evlenme defterinin istenmesi, defterdeki imzaların taraflara gösterilerek kendilerine ait olup olmadığının sorulması, nikah defterindeki fotoğraflarla taraflara ait fotoğrafların karşılaştırılması, evlenme törenine katılan evlenenlerin irade beyanlarına şahitlik eden nikah tanıklarının davacının huzurunda dinlenmesi, bu tanıklara evlendirme memuru önünde evlenme iradesini açıklayan şahsın davacı olup olmadığının açıkça sorulması, gerektiğinde evlenme defterindeki imzanın davacı tarafından kabul edilmemesi halinde, imza incelemesi yaptırılması, bu suretle evlendirme memuru huzurunda irade beyanında bulunan kişinin davacı olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönlerde araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
2-Davacı, nüfusta davalıyla “müşterek çocukları”ymış gibi kayıtlı olan 31.08.2007 doğumlu T. isimli çocuğun, kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek, bu çocuğun ana adının tashihini de istemiştir. Dosyaya alınan çocuğa ait doğum formunda “evlilik dışı doğum” olduğu yazılıdır. Davacı ile davalının evlenme tarihlerinin 14.09.2007 olduğu, adı geçen çocuğun ise evlenme tarihinden bir gün önce (13.09.2007 tarihinde), baba S.’ın bildirimi üzerine tarafların evlilik hanesine tescil edildiği görülmektedir. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun hukuki durumu, ana ve babasının sonradan evlenmesiyle kendiliğinden “evlilik içinde doğan çocuklara” ilişkin hükümlere (TMK m. 292) tabi çocuklar gibi değildir. Böyle olmakla birlikte çocukla babası arasında bir soybağı ihtilafı da çıkarılmamıştır. Davacı, bu çocuğun kendi çocuğu olmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının bu çocuğun anası olup olmadığı sorununun çözümü, taraflar arasında geçerli bir evliliğin mevcut olup olmadığına bağlı ve sorunun bu bölümünün çözümünde etkili değildir. Başka bir ifade ile taraflar arasındaki evlilik sahih olsa bile, çocuğu doğuran kadın davacı olmayabilir. Öyleyse, öncelikle evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun, anasının kızlık hanesine değil de, hangi sebeple “tarafların evlilik hanesine” üstelik evlilikten önce tescil edildiğinin nüfus müdürlüğünden sorulması, tescilin hukuki dayanağının açık bir şekilde tespiti, bundan sonra, çocuğun ana adının tashihine ilişkin isteğin, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 4/1. maddesi kapsamına giren bir dava olmayıp, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36’ncı maddesine dayanan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu, dolayısıyla, bu isteğin aile mahkemelerinin görevi kapsamında bulunmadığı, asliye hukuk mahkemesinin görevine dahil olduğu nazara alınarak, bu talep bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yönün nazara alınmaması da doğru bulunmamıştır.
3- Kabul şekli bakımından da;
a-Çocuğun menfaati ile yasal temsilcilerinin menfaatinin, bu dava sebebiyle çatıştığı gözetilerek, ana adının tashihi davası bakımından davada çocuğu temsil etmek üzere Türk Medeni Kanununun 426/2. maddesi gereğince çocuğa kayyım tayin edilmesi için yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, kayyım tayinden sonra, buna ilişkin kararın dosyaya alınarak, kayyımın duruşmaya davet edilmesi, göstermesi halinde onun delillerinin de toplanması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca ulaşılması gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
b-Çocuğun ana adının düzeltilmesine ilişkin talep bakımından, nüfus idaresine yasal hasım olarak husumet yöneltilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) ve (2.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.12.2014 (Pzt.)( 2. Hukuk Dairesi 2014/17966 E. , 2014/25724 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Batman Aile Mahkemesi TARİHİ :02.06.2014 NUMARASI :Esas no:2013/348 Karar no:2014/245(

Son düzenleme tarihi 7 Haziran 2020 08:12

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.