Boşanmada Mal Paylaşımı Davası(Malların Tasfiyesi)

Evlilikte Mal Rejiminin Tasfiyesi(Malların Paylaşımı)

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası(Malların Tasfiyesi)

EMKR’nin en çarpıcı ve esasını oluşturan özellikleri, bu rejiminin tasfiyesi evresinde işlev kazanır. EMKR tasfiye evresine kadar Mal Ayrılığı Rejimine benzer; zira bu rejimde de her eş kendi malı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir. Zira her iki rejimde de; temelde bir mal kime ait ise; rejimin devamı süresince ve tasfiyeden sonra da o mal kural olarak aynı malike ait olmakta devam eder. İki mal rejimi arasındaki fark ancak tasfiye evresinde ortaya çıkar. Adana Boşanma Avukatı Saim İncekaş boşanmada malların paylaşılması ve tasfiye sürecine dair deneyimlerini paylaşıyor.

Evlilikte Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Malların Geri Alınması

“Katılma rejiminde ana kural; emek karşılığı edinilen mallarda hak sahipliği, hak sahipliğinin evlilik süresince veya mal rejiminin devamı süresinde edinilen mallarla sınırlı olması, hak sahibi eşe yine kural olarak ayni değil şahsi hak tanınması” dır .

EMKR’de, eşlerin her biri kişisel ya da edinilmiş olsun, kendisine ait olan malvarlığı değerlerinin sahibidirler. Bu mal rejiminde “Evlilik birliğine özgülenmiş” herhangi bir mal yoktur. Bu bakımdan; EMKR de malların paylaşımı da söz konusu değildir. Mal hangi eşe ait ise, tasfiye sonunda da yine onun malı olarak kalır. Yani, rejimin tasfiyesi esnasında hesaba katılan malların mülkiyeti hangi eş üzerinde kayıtlı ise, o eş yine bu malların maliki olmaya devam eder.

Eşler mal rejiminin devamı sırasında kendilerine ait olan bu mallarını satmak ya da bağışlamak gibi yollarla elden çıkarmak hakkını korurlar. Keza; her eş, diğer eşin zilyetliğinde bulunan kişisel ya da edinilmiş mallarını ondan geri almak hakkına sahiptir. Tasfiye sonucunda da Ayni Değil fakat Parasal bir paylaşım öngörülmüştür. Bir eşin edinilmiş malları üzerinde katılım hakkı sahibi bulunan diğer eşe mülkiyet hakkı verilmemiştir .

Sözlük anlamı; temizleme ve arıtma olan tasfiyenin; yasal mal rejimi yönünden nasıl yapılacağı TMK’nun 212 ve 225-239 maddelerinde düzenlenmiştir. Bu kurallar;

  1. Mal rejiminin sona ermesi,
  2. Eşlerin kendilerine ait malları geri almaları,
  3. Değer Artış Payı’nın tespiti,
  4. Eşlerin paylarının belirlenmesi ve mal rejimine katılan mallarda meydana gelen değer yükselişiyle ortaya çıkan Artık Değer’in saptanarak hak sahiplerine verilmesi işlemlerini kapsarlar.

EMKR’nin sona ermesi halinde yapılacak olan tasfiyede malvarlıklarının paylaşımı söz konusu değildir.

Tasfiyeye her eşin ayrı ayrı kişisel ve edinilmiş mallarının belirlenmesiyle başlanır. Bu arada eşlerin paylı mülkiyetine konu olan mallar da edinilmiş ya da kişisel olmak bakımından ait oldukları gruba konulurlar. Bir eşe ait kişisel mal yine kişisel mal olarak o eşe bırakılır. Eşlere ait edinilmiş mallar ise ayrı ayrı değerlendirilerek parasal karşılıkları hesap edilir. Çünkü tasfiye sürecinde edinilmiş malvarlığı değerlerinin hesaplanarak bunların parasal karşılığının bulunması EMKR’nin tasfiyesinde uygulanacak temel kurallarından biridir.

Böylece her iki eşin de edinilmiş mallarının parasal değerleri ayrı ayrı bulunup birbirlerinden mahsup edilmek suretiyle; iki edinilmiş mal değeri arasındaki farktan oluşan Artık Değer’in tespitine çalışılır. Eğer yapılan bu hesaplama sonunda gerçekten de bir Artık Değer bulunmuşsa; işte bu Artık Değer iki eş arasında kanunen yarı yarıya ve eğer aralarında başka bir anlaşma yapmış iseler de o anlaşmaya göre paylaştırılarak tasfiyenin hesaplama bölümü sonuçlandırılır.

EMKR nin sona ermesi halinde; eşlerin evlilik süresince elde edilmiş bulunan malları üzerinde diğer eşin, ayni değil fakat şahsi alacak hakları bulunmaktadır. Bu şahsi hak ise; tasfiye hesaplarında eğer bir Artık Değer tespit edilmiş ise; hak sahibi eşin o artık değer üzenindeki parasal talebinden ibaret olabilir.

Özet olarak EMKR’de tasfiye süreci eşin mallarını geri alması işlemiyle başlayıp. Artık Değer adı atında belirtilen, malvarlığı değerlerinin tespit ve paylaşımıyla sona ermektedir.

Malların Geri Alınması Süreci

EMKR’nin sona ermesi üzerine başlayacak olan tasfiye sürecinin ilk evresi; bu mal rejiminin yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkan malvarlığı değerleri kümesinden, eşlerin kendi mallarını geri almasıyla oluşur. Ancak belirtmek gerekir ki, eşlerin mallarını geri almaları olgusunun gerçekleşmesi için, her mal yönünden ve mutlaka mal rejiminin sona ermesi gerekli bulunmamaktadır. İşte bu sebepledir ki malların geri alınması olgusu ile tasfiye işlemine bağlı olan geri çekmek olayının birbirlerinden ayrılığını belirlemek gerekir.

1-) Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası Nasıl Açılır?

Kanununun belirttiği sona erme sebeplerinin herhangi biriyle işlevini kaybeden EMKR nihayetinde, artık eşlerin bu rejim içindeki mal varlıklarını geri alma süreci başlar. TMK nun 226. maddesi bu süreci: “Her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler.” şeklinde düzenlemiştir.

Malların geri alınması evresinde, bu işlemler sözleşmenin taraflarınca kendiliklerinden yapılabileceği gibi; uyuşamadıkları takdirde yargısal yollarla da yapılabilir.

Her zaman Geri Alınabilecek Mal ve Değerler

EMKR’de kişisel ve edinilmiş olmak üzere başlıca iki çeşit mal bulunmaktadır. EMKR nin devam ettiği süre içinde, eşler sahibi bulundukları malın her iki cinsi üzerinde de bir mülk sahibinin haiz olduğu bütün hakları kullanabilirler. İşle EMKR ne dahil edilen malların bu özellikleri göz önüne alındığında; her zaman yani rejiminin tasfiyesi şansına bağlı olmaksızın eşlerin birbirlerinden geri alabilecekleri malvarlığı değerlerini başlıca 4 grupta toplamak mümkündür” Öte yandan yine TMK’nun 226.maddesinde açıklandığı üzere eşlerin; “Diğer eşte bulunan mallarını geri alma” hakkı da bulunmaktadır. Çünkü EMKR, eşlerin mülkiyet hakkına dokunmamaktadır. İşte bu sebepledir ki; eşler EMKR devam ederken, diğer eşte bulunan kişisel mallarını, rejimin sona ermesini beklemeden de geri isteyebilir ve zilyet eşin bu isteği yerine getirmemesi halinde bu konuda o eş hakkında dava açabilirler.

Eşler, sebep ne olursa olsun her türlü ayrılık ve boşanmalarında; daha önce aralarında düzenledikleri senette yazlı ziynetler ile eşyaların kadında kalacağı hususunda anlaşmışlardır. Bu sözleşmenin BK nun 19 – 31. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Bu sebeple de geçerlidir. (1)

Eşler Diğer Eşte Bulunan Ayni Hak Sahibi Oldukları Edinilmiş Mallarını Her Zaman İçin Geri Alabilirler

Her ne kadar edinilmiş mallar; EMKR nin sona ermesi aşamasında yapılacak tasfiyenin hesaplanmasında en önemli öğeler iseler de; bu malvarlıkları da tasfiye beklenmeden tıpkı kişisel mallarda olduğu gibi malikleri tarafından, kendilerinde bulunan eşlerden istenebilirler . Bu kural da EMKR’nin eşlerin mülkiyet hakkına dokunmayan bir sistem olmasının doğal sonucudur.
Ancak; TMK’nın 223. maddesi bağlamında, paylı mülkiyetlerinde bulunan mallarıyla ilgili olarak paydaş eşlerden birinin böyle bir hakkı kullanmasının mümkün olamayacağı açıktır. Keza Edinilmiş Mallar üzerinde yalnızca nispi bir hakka sahip olan eşlerin de mezkur haklarını, örneğin alacaklarını isteyebilmek için, mal rejiminin sona ermesini beklemeleri gerekecektir. Mamafih Yargıtay’ın mal rejiminin devamı süresince, Edinilmiş Malların herhangi bir ayrım yapmaksızın diğer eşten istenemeyeceğine ilişkin bazı kararlarının bulunduğu da vurgulanmalıdır.

Mal Rejimi Kapsamına Girmeyen Akdi İlişkiler ve Diğer Hukuki Sebeplere Dayanan Haklarla İlgili Mal Değerleri Her Zaman Geri Alınabilir

TMK’nun 193. maddesinde: “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilirler” hükmü konulmuştur. Yani yürürlükte bulunan mevzuatımıza göre EMKR’nin devamı sırasında da halen eşler, birbirleri arasında hukuki işlemler yapma konusunda serbest bulunmaktadır. Bu bakımdan evlilik ve mal rejiminin devamı süresince mülkiyet hakkının sahip olup; kendi mallarından yaralanma, yönetim ve muhafaza haklarına sahip bulunan eşlerin, bu haklarını ihlal eden diğer eşe karşı davalar açabileceği kuşkusuzdur.

Öte yandan TMK’nun 226/3 maddesinde, eşlerin karşılıklı borçları ile ilgili düzenlemeler yapabileceğini de hükme bağlanmıştır. Bu hükmün bir anlamının da; yapılacak söz konusu düzenlemelerin ihlali halinde eşlerin diğeri aleyhinde dava ikame hakkının bulunmakta olduğu açıktır. Keza eşler arasında vuku bulan ve BK’nun Haksız Fiil ve Sebepsiz İktisap kurallarının kapsamı alanında kalan ilişkilerden ortaya çıkan davalar sonunda elde edilen kazanımlar sebebiyle de; hak sahibi eşin diğer eşten malvarlığı talebinde bulunmasının mümkün olduğu kuşkusuzdur.

Örneğin; Bankadaki müşterek hesaptan davalı tarafından çekilen paranın geri istenebilmesine ilişkin dava, mal rejimi dışında akdi bir ilişkiye dayandığından; bu davanın görülebilmesi için EMKR’nin sona ermesi gerekmemektedir. Keza aralarında yapılan bir sözleşmeye aykırı davranan eş hakkında, diğer mağdur eşin açacağı dava ve bu dava sonunda hak edilen tazminatın tahsili için EMKR’nin tasfiyesinin beklenmesi de zorunlu bulunmayacaktır.

Ancak Mal Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiye Sonucunda Alınabilecek Malvarlığı Değerleri

EMKR’de, rejiminin devamı süresinde olduğu gibi bu rejiminin sona ermesi durumunda da eşlerin malları üzerindeki mülkiyet hakları devam eder. Eşler kendilerin ait malvarlığı değerlerini yönetme, kullanma ve onlar üzerinde tasarrufta bulunma haklarına sahiptirler. Bu bakımdan eşlerin, mal rejimi içindeki kişisel ya da edinilmiş nitelikteki mallarını birbirlerinden talep ve geri alma hakları bulunmaktadır.

Ne var ki; EMKR’ne özgü olup, Edinilmiş Mallar Üzerindeki Nispi Haklar, Değer Artışı Payı ve Artık Değere Katılma Payı ya da Katılım Payı adları altında toplanmış bulunan malvarlığı değerleri; rejimin başlangıcında mevcut olmadıkları gibi; rejimin devamı süresi içinde de ancak bir beklenti durumundadırlar. Bu malvarlığı hakları, rejimin sona ermesiyle ortaya çıkar. Bu bakımdan ancak rejimin sona ermesi ve tasfiyenin bitiminde belirgin bir şekilde oraya çıkmakla talep edilme olanağına sahip olurlar.

Edinilmiş Mallar Üzerindeki Nispi Haklardan Kaynaklanan Malvarlığı Değerleri

Edinilmiş Mal niteliğinde olmakla birlikte, halen eşlerden birinin mülkiyetinde olan malvarlığı değerleriyle ilgili olarak, mal rejiminin devam ettiği süre içinde, diğer eşin haiz olduğu nispi haklarına dayanarak o malı istemesi mümkün değildir. Diğer eş böyle bir hakka dayanarak ancak mal rejiminin sona ermesi üzerine ve tasfiye aşamasında dava hakkını kullanabilir, (çünkü diğer
eşin mezkur hakkı, rejimin devamı süresince ancak beklenti niteliğinde ve tahakkuk etmemiş bir alacak durumundadır. Bu nev’i uyuşmazlıklarda, mal rejiminin sona ermiş olması bir dava şartı sayılır.

Mahkeme Tarafından Mal Tasfiyesi Süreci

Eşlerin kendi aralarında mal paylaşımı işlemlerini anlaşarak çözümleyememeleri halinde, tasfiye işlemlerinin görevli ve yetkili mahkemelerce yapılır. Eşlerden biri ya da onun yerine geçen mirasçılarının istemi üzerine yargısal tasfiye süreci başlayacaktır. Bu süreç ise; 7 aşama halinde ele alınabilir.

Malvarlıklarının Gruplara Ayrılması ve Malvarlıklarının Tespiti Evresi

Bu evrede mahkemece; edinilmiş mallar ve kişisel mallar belirlenecek ve bu belirlemede eşlerin aralarında yaptıkları bu mallara ilişkin sözleşmeler varsa onlar da göz önünde bulundurularak EMKR içinde halen mevcut olan bütün mallar kişisel ve edinilmiş mal gruplarından birinin içine yerleştirilerek bu aşama tamamlanacaktır.

Mal rejiminde eşlerin paylı mülkiyet esasına göre sahip oldukları mallar üzerindeki haklarının da; yine bu edinilmiş ya da kişisel mal gruplarından birine sokulmasının zorunlu olduğudur. Çünkü EMKR’de malların tasfiyesi, eşlerin edinilmiş ve kişisel malları temel alınarak yapılacağından, tüm malların mutlaka bu gruplardan birine sokulması gerekecektir. Bu bakımdan müşterek mülk konumunda olan malvarlıkları üzerinde eşlere ait bulunan payların mutlaka; “İki mal grubundan birine özgülenmesi gerekmektedir.”

Ancak belirtilmek gerekir ki; her ne kadar kanunda “Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmede kendisine verilmesini isteyebilir” hükmüyle, eşlere mal rejimine özgü bir yasal hak tanınmış ise de bu hak, malların tasfiyesi sırasında, malvarlıklarının öncelikle edinilmiş ve kişisel olarak gruplandırılmasını önleyici bir hüküm niteliğinde bulunmamaktadır.

İncelenmekte olan konunun başlığından da anlaşılacağı üzere; mal rejiminin tasfiye sürecinin bu ilk evresi; eşlere ait malvarlıklarının hepsinin edinilmiş ya da kişisel mal gruplanndan hangisine girdiğinin belirlenmesi çalışmaları dışında; bu malvarlığı değerlerinin maliklerinin saptanması hususunu da içermektedir. Yani tasfiye sürecinin bu ilk evresinin sonunda; EMKR ne dahil olan malvarlığı değerlerinin hem malvarlıklarının niteliği ve hem de bu malvarlığı değerlerinin mülkiyeti ya da haklarının hangi eşe ait olduğu hususların belirlenmiş olmak gerekmektedir.

Bu evrede yapılacak bir uygulama yanlışı; eşler yönünden büyük mağduriyetlere sebep olabileceği gibi; kurulan sistemin işleyişini de aksatacak olumsuzluklara sebep olabilecektir. İşte bu bakımdandır ki; kanun koyucu, yapılacak uygulamaların konulan hükümlerin amaca ulaşmasının aksatmaması için, eşleri malvarlıklarının cinsi ve bunların maliklerinin tespitinin isabeti bakımından bazı kurallar da koymuştur.

Yasal Mal Rejimindeki Malların Nitelik ve Maliklerinin Tespitine İlişkin Kurallar

EMKR’ne tabi olan eşlerin malvarlıklarının niteliklerinin ve maliklerinin tespitine ilişkin kuralların; hukukun genel ispat ilkelerine uygun olması gerekeceği yadsınamaz. Ancak bazı özel ispat kuralları da mevcuttur.

1-) Mal Rejimi Tasfiyesinde Genel İspat Kuralları

2-) Yasal Mal Rejimine Özgü İspat Kuralları

Paylaşıma Tabi Malvarlıklarının Değerlerinin Tespiti

EMKR nin tasfiyesi işlemlerinde rejime tabi malların edinilmiş ya da kişisel mal gruplarından hangisine gireceği tespit edildikten sonra, kişisel mallar sahiplerine oldukları gibi terk edileceğinden, bu aşamayı müteakip edinilmiş malların değerlerinin saptanması işlemlerine geçilir.

Edinilmiş Malların (EM) değerlerinin tespiti işlemlerinin başlıca iki başlık içinde incelenmesi gerekir. Çünkü burada önemli olan, bu işlemlerin hangi tarih esas alınarak yapılacağı ile değerlerin hangi usullere göre belirleneceği hususlarıdır.

1-) Mal Rejimi Tasfiyesinde Malların Değerinin Esas Alınacağı Tarih

2-) Malların Tasfiyesinde Değer Tespit Usulü

Değer Artış Paylarının Belirlenmesi

Değer artış paylarının ve parasal karşılığının belirlenmesi süreci şu şekilde başlıklardan oluşur;

1-) Değer Artış Payı Hesabında Eşin Yaptığı Katkının İspatı

2-) Değer Artış Payında Katkı Oranı Belirlemesi

3-) Değer Artış Payında Katkının Değer Karşılığı

4-) Değer Artış Payının Parasal Karşılığının Belirlenmesi

Eşler aralarında yapacakları mal rejimi sözleşmelerinde; Değer Artış Payı ve Katılma Alacağına faiz uygulanmayacağı hususunu kararlaştırabilirler. Bu konudaki anlaşmalar geçerlidir. Uyulmak gerekir. (2)

Eklenecek Değerler

EMKR’de, DAP’ın tespiti işlemlerinin bitirilmesinden sonra, edinilmiş mallara değer olarak eklenecek diğer malvarlıklarının belirlenmesi işlemlerine geçilir.

Bu konuda TMK nun koyduğu kural ise 229. maddede: “Aşağıda sayılanlar. edinilmiş mallara değer olarak eklenir: Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir” şeklinde ifade edilmiştir.

Mezkur maddenin bu yazılış şeklinden, hükümlerinin; temliklerin irdelenmesi ve üçüncü kişilerden talep yolu durumları olmak üzere iki başlık altında incelenebileceği anlaşılmaktadır.

1-) Temliklerin İrdelenmesi Yoluyla Ekleme

2-) Üçüncü Kişilerden Talep Yoluyla Ekleme

Artık Değerin Hesaplanması

Artık Değer; EMKR nin tasfiyesi sonunda her eşin edinilmiş malvarlığı değerinde meydana gelen artışların karşılıklı olarak mahsubundan sonra geriye kalan ve kanunen eşler arasında paylaşılması gereken “Net Değer” olarak tanımlanabilir. Bu tanımın, yapılan hesap ve mahsup işlemi sonunda ortaya bir değerin çıkmaması ya da bir değer eksilmesi çıkması halinde Artık Değer’e ilişkin işlemlerin yapılamayacağını kapsadığı da ortadadır.

Artık değerin hesaplanması süreci şu başlıklar halinde ilerler;

1-) Artık Değerin Miktar Olarak Belirlenmesi

2-) Artık Değer Miktarının Paylaştırılması

3-) Artık Değer Alacağını Etkileyen Olgular

Artık Değerin (AD) Ödenmesi

EMKR’nin tasfiyesinin son evresini, kuşkusuz ki bu tasfiye işlemleri sonunda belirlenen AD in hak sahibi eşlere hak ettikleri oranda ödenmesi olgusu teşkil etmektedir. Bu ödemelerin miktarlarının ne olacağı TMK nun 236. maddesinde; “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar” şeklinde gösterilmiştir. Ancak yine TMK nun 237. maddesi hükmüne göre, AD’e katılmada eşlerin başka türlü bir paylaşım şekli kabul edebilecekleri ve dolayısıyla eşlerden birinin ya da her ikisinin AD hakkından peşinen vazgeçebileceklerinin mümkün bulunduğu öngörülmüştür. Ancak mal rejimi sözleşmesinin haiz olduğu şekil şartına uygun bir sözleşmeyle yapılabilecek böyle bir anlaşmanın varlığı halinde; eşlerin bu anlaşmaya uygun olarak hak sahibi olabilecekleri açıktır.

Eşler AD haklarından vazgeçtiklerine ilişkin mal rejimi kurallarına uygun bir anlaşma yapmamış ve bu sebeple tasfiye sonunda yararlarına AD tahakkuk etmiş olsa bile; mal rejiminin sona ermesinden sonra da dilerlerse, basit bir yazılı anlaşma ya da yalnızca sözlü olarak ortaya koyacakları bir irade ile, tahakkuk eden mezkur AD den vazgeçebileceklerdir.

Bu özgün hükümler dışında, tıpkı DAP(Değer Artış Payı) gibi AD alacakları da sonuçta Borçlar Hukukundan doğan diğer alacakların tabi oldukları ödeme kurallarına uygun olarak ödenmek durumunda bulundukları kuşkusuzdur. Bu borçlar, mal rejiminin sona ermesiyle ortaya çıkmakla birlikte, boşanmanın eki niteliğinde bir alacak olmadıkları için, boşanma davasından ayrı olarak da dava ve takip edilebileceklerdir.

Mal rejiminde, katılma alacağından doğan borçlar, para borcu niteliğinde yükümlülüklerdir. Ancak; TMK nun 239. maddesinde: “Katılma alacağı ve değer artış payının ayın ve ya para olarak ödenebileceği” de hükme bağlanmıştır.

1-) Artık Değerin Ayın Olarak Ödenmesi

2-) Artık Değerin Nakit Olarak Ödenmesi

3-) Artık Değer ve Katılma Alacağı Borçlarının Ertelenmesi

Mal Rejimi Eşlerin Birbirine Karşı İstihkak Davası Açmasına Engel Değildir

Karı koca arasında Mal Birliği veya Mal Ortaklığı usulünün mevcut olması; karının, koca ile birlikte çalışarak edindikleri mallan hakkında istihkak davası açmasına mani değildir.3

Mal Paylaşımında(Tasfiyede) Edinilmiş Malların Değerinin Tespiti

Mal rejiminin sona ermesi üzerine, mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki ya da başka bir anlatımla karar tarihindeki değerleri itibariyle hesaba katılmalıdırlar.(4)

Mal Paylaşımı Esnasında Eşin Malı Elinden Çıkarması

Malların koca tarafından elden çıkarıldığı iddia edilmiştir. TMK’nun 227/2 maddesinde; böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakimin, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirleneceğini hükme bağlamıştır.(5)

Kaynak:

  1. Yargıtay 2. II D, Tarih ve E.2009/7339 K. 2009/11785 Sayılı
  2. Yargıtay 2. HD,  ve E.2006/20180 K. 2006/17687 Sayılı
  3. Yargıtay Hukuk Genel kurulu 16.05.1951 Tarih ve E. 1951/2-84 K. 1951/60 Sayılı
  4. Yargıtay 2. HD, 2008 tarih ve E. 2008/896 K. 2008/2616 Sayılı
  5. Yargıtay 2. HD, 20.07.2005 Tarih vc E. 2005/9326 K. 2005/11652 Sayılı

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.