Evlilik Birliği İçinde Yapılan ve Bağışlama Niteliğinde Olmayan Karşılıksız Kazandırmalar

Ara 22, 2020 | Bağışlama, Boşanmada Mal Paylaşımı

Eşlerin evlilik birliği içinde diğer eşin malvarlığına yaptığı her türlü karşılıksız kazandırma bağışlama sayılmaz. Bir eşin diğer eşin malvarlığına yaptığı karşılıksız kazandırmanın bağışlama sayılıp sayılmayacağı tarafların bağışlama sebebi üzerinde anlaşıp anlaşmamalarına bağlıdır. Evlilik birliğinin gerektirdiği dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün doğal bir sonucu olarak eşler birbirlerinin malvarlıklarına karşılıksız kazandırmada bulunabilirler. İşte eşlerin bağışlama kastı olmaksızın dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde diğer eşe yaptığı bu türden karşılıksız kazandırmalar bağışlama sayılmazlar.(Örnek Karar)

Lâkin bağışlayanın bağışlama iradesini açık olarak ortaya koyduğu ve tarafların kazandırmanın karşılıksızlığı konusunda anlaştığı durumlarda bağışlama sözleşmesinin varlığı kabul edilir. Ancak bağışlama iradesinin açıkça anlaşılamadığı karşılıksız kazandırmalarda bu kazandırmanın eşlerin dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde yapıldığı karine olarak kabul edilmelidir. Örneğin, bir eş doğum gününde eşine onun şahsî kullanımına yönelik bir otomobil hediye etmişse, burada bağışlamanın varlığı kabul edilmelidir. Buna karşılık bir eş, birlikte oturmak amacıyla aldıkları konutu bağışlama kastı olmaksızın diğer eşin adına tescil ettirmişse burada bağışlama değil, eşler arasında mal rejiminden kaynaklı ve yalnızca evliliğin sona ermesi halinde gündeme gelebilecek bir değer artış payı alacağı söz konusudur.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hak kına sahip olur (TMK m. 227). Değer artış payı özünde, dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü kapsamında yapılan karşılıksız kazandırmanın evlilik birliğinin sona ermesiyle sonradan değişen koşullar nedeniyle işlem temelinin çökmesi veya kazandırmayla beklenen amacın boşa çıkmasından ötürü karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesi esaslarına dayanır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde bir eşin diğer eşin malvarlığına yaptığı bağışlama niteliğinde olmayan karşılıksız kazandırmanın talep edilebilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi gerekir (TMK m. 225). Bu değer artış payı alacağı ise ilk olarak mal rejiminin tasfiyesiyle muaccel hale gelir (TMK m. 227). Eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi halinde eş, yaptığı karşılıksız kazandırma karşılığında tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışını katkısı oranında diğer eşten talep edebileceği kişisel bir hakka sahip olur. Üstelik sebepsiz zenginleşme hükümlerinden farklı olarak eş, malda bir değer kaybı olduğunda katkının başlangıçtaki değerini de talep edebilir (TMK m. 227/I) veya mal daha önceden elden çıkarılmışsa hakim karşılıksız kazandırmada bulunan eşe hakkaniyete uygun bir bedelin ödenmesine karar verebilir (TMK m. 227/II).

Bağışlamayı geri alma ve değer artış payı şu özellikleriyle birbirinden ayrılır. Değer artış payının talep edilebilmesi, geri alınması rejiminden farklı olarak eşlerin kusuruna bağlı değildir. Bağışlamayı geri alma hakkı karşı tarafa varması gereken bir irade beyanıyla sebebin öğrenilmesinden itibaren kanunda öngörülen kısa hak düşürücü süreler içinde kullanılabilirken (TBK m. 297), değer artış payı alacağının talep edilebilmesi için karşı tarafa varması gerekli yenilik doğurucu bir irade beyanında bulunulması gerekmez; evlilik birliğinin sona ermiş olması yeterlidir ve bu alacak evliliğinin sona ermesine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on yıllık süre içinde talep edilebilir. İki kurum arasındaki bir diğer fark, geri alma hakkının kullanılması sonucu tasfiye, sözleşme hukukunun kendine özgü rejimi içinde sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında yapılırken ve bu anlamda iyiniyetli bağışlanan zenginleşmenin elde kalmadığı savunmasında bulunabilirken (TBK m. 295/I-TBK m. 79/I), değer artış payı alacağında katkıdan sonra maldaki azalmalar veya malın yok olması alacağın varlığını etkilemez (TMK m. 227/1). Bir başka fark ise bağışlamayı geri alma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak yalnızca bağışlayan tarafından kullanılabilirken, değer artış payı alacağı eşlerden birinin ölümüyle birlikte mirasçılara geçebilir. Son olarak, bağışlamanın geri alınması sonucu açılacak iade davasında görevli mahkeme genel mahkemeler iken, değer artış payı alacağının talep edilmesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4/1 b. 1).

Sonuç olarak eşlerin evlilik birliği içinde dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü kapsamında bağışlama kastı taşımayan karşılıksız kazandırmalara bağışlama hukuku ve bağışlama hukukunun geri alma rejimi değil, mal rejiminden kaynaklı değer artış payı rejimi uygulanmalıdır. Bu değer artış payı da en erken eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi ve evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte talep edilebilir.

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.