Eşin Evlenirken Çocuk Yapma Yetisinin Olmadığını Saklaması Mahkeme Kararı

-KARAR-

Yukarıda açık adresi yazılı taraflarla ilgili olarak mahkememizde görülen BOŞANMA, NAFAKA VE MANEVİ TAZMİNAT davasının açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili özetle; tarafların 19.12.2000 tarihinde evlendiklerini ve bu evlilikten müşterek çocuklarının bulunmadığını, müvekkilinin Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü mezunu olduğunu, ekonomik krizden dolayı 11 yıl süreyle çalışmış olduğu çok uluslu bir firmada 2.000.000.000-TL maaş almasına rağmen ekonomik krizden dolayı işine son verildiğini, 01.03.2004 tarihinden itibaren de emekliliği esas olmak üzere abisi İ.A yanında sigortalı olarak asgari ücretten çalışmakta bulunduğunu, davalının ise üniversitenin bir bölümünü terk edip İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olduğunu, 11.06.2003 tarihine kadar bir şirketin ticaret müdürü olarak 1.000.000-TL maaşla çalıştığını ancak daha sonra işten çıkartılan davalının her hangi bir işte çalışmadığını, davalının doğuştan itibaren testislerinden bir tanesinin bulunmadığını, diğerinin ise geçirdiği kabakulak hastalığı nedeni ile faaliyetinin tatil olduğunu bilmesine rağmen bu evliliği yaptığını, müvekkilden saklamak suretiyle evlendiğini, evliliğin temel amaçlarından birisi olan çocuk yapma duygusunu yaşamak isteyen müvekkilinin bunu sağlamak istemesini ise gene davalının bunu sakladığı ve niteceten davalının çocuk yapma yeteneğinden yoksun olduğunun anlaşılması neticesinde taraflar arasında geçimsizlik yaşandığından bahisle tarafların boşanmalarına, 50.000.000.000-TL manevi tazminat ile 500.000.000-TL tedbir-yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle, iddiaların asılsız olduğunu davacının müvekkilinin özel durumunu bilmesine rağmen söz konusu evliliği gerçekleştirdiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.

Tarafların nüfus aile akit tablosunun tetkikinde 19.11.2000 tarihinde evlendikleri ve bu evlilikten müşterek çocuklarının bulunmadığı görülmüştür.

Dava TMK’nın 166/1 maddesi uyarınca şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma talebinden ibarettir.

Yüksek Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere evlendikten sonra eşlerden birisinin kısır hale gelmesi (semavi afet başlı başına bir boşanma nedeni değildir. Ancak tarafların iddia ve savunmaları, sosyal ve ekonomik durumlarına ait araştırmalar, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına binaen; davalının evlenmeden çok önce çocuk yapma gücüne tıbben sahip bulunmadığını bildiği halde söz konusu evliliği gerçekleştirdiği, davacının bu durumu bile bile evlendiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı, her ne kadar söz konusu husus başlı başına boşanma sebebi teşkil etmez ise de davalının bu durumunu gizlemesinden dolayı taraflar arasında huzursuzluk ve geçimsizlik baş gösterdiği ve geçimsizlikte davacının hiçbir kusurunun bulunmadığı anlaşılmış olmakla aşağıdaki şekilde tarafların boşanmalarına ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmesi vicdani kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere;

1-  Davamn KABULÜ ile; İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Cilt no:…, Hane no:../de nüfusa kayıtlı bulunan … ve ../ten olma, … doğumlu DAVACI … ile yine aynı yerde nüfusa kayıtlı bulunan … ve .. /dan olma, … doğumlu DAVALI ../in TMK’nın 166/1 maddesi uyarınca şiddetli geçimsizlik nedeni ile BOŞANMALARINA.

2-  Taraflarca ileri sürülen ve toplanan deliller kapsamında tarafların sosyal ve ekonomik durumları da göz önünde tutularak birbirlerine yakın gelir sahipleri olmaları ve davacının ülkemiz şartlarında yoksulluk sınırının üstünde gelir sahibi olduğu anlaşılmakla taraflar lehine tedbir veya yoksulluk nafakasına hükmedilmesine yer olmadığına. Davacı yanın bu taleplerinin reddine, safahatta davacı için hükmedilen tedbir nafakasının yukarıda belirtilen gerekçelerle ve 4721 sayılı yasanın genel ilkeleri kapsamında artık kocanın karasının geçimini sağlamak mecburiyetinin bulunmaması karşısında ortadan kaldırılmasına.

3-  Boşanmaya neden olan olayların davacımn kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğinden, yasal şartlar oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine.

4-  Alınması gereken 11,20-YTL ilam harcından peşin alman harcın mahsubu ile bakiye 1,10-YTL daha harcın davalıdan alınarak hâzineye irad kaydına.

5-  Yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanan 350,-YTL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.

6-  Davacı tarafından sarfedilen 34,20-YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.

Dair gerekçeli kararın taraflara tebliği edildiği tarihten itibaren 15 günlük yasal süresi içerisinde mahkememize sunulacak temyiz dilekçesi ile Yüksek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar taraflar ve vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 13.06.2005

Katip

Hakim

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.