Erişimin Engellenmesi Red Kararına İtiraz Dilekçesi

Erişimin engellenmesi talebiniz Sulh Ceza Hakimliği tarafından ret mi edildi? Bu durumda erişimin engellenmesi kararının reddini talep etmeli, bu yönde yüksek mahkeme kararları kullanmalı ve hakimliğe itiraz etmelisiniz. Bu yazımızda ceza avukatı Saim İNCEKAŞ tarafından erişimin engellenmesi kararının reddedilmesi durumuna nasıl bir yol izleneceği paylaşılmıştır.

ADANA …. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ’NE

Gönderilmek Üzere

ADANA …. SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO:

İTİRAZ EDEN                           :    

……………. (T.C Kimlik No: ………….)

VEKİLİ                                       :

…………………….

………………………..

KONU                                       :

İstanbul Anadolu ….. Sulh Ceza Hakimliği’nin …….. tarih ….. Değişik İş sayılı hukuka aykırı kararının incelenerek ortadan kaldırılması talepli itiraz dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR

…………. tarihinde müvekkilim …………. hakkında haber sitesi konumunda yer alan http://www………………………com/ adresli internet sitesinde yayınlanan ………… tarafından yazılmış  ‘……………………………..’’ başlıklı kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan köşe yazısının kaldırılması için tarafımızdan 5651 sayılı yasanın 9. Maddesi gereğince erişimin engellenmesi talebinde bulunulmuştur. Ancak 05.10.2017 tarihinde tebliğ alınan … Sulh Ceza Hakimliği’nin … D. İş sayılı kararından görüldüğü üzere talebimiz reddedilmiştir.

Sayın Hakimliğin red gerekçelerine bakıldığında, her ikisi de anayasal haklar çerçevesinde olan kişilik hakları (AY m.17 ve m.20 ) ve basın özgürlüğünün (AY m.26 ve m.28) çatışması neticesinde basın özgürlüğünün öncelikli olarak korunarak talebimizin reddedildiği görülmektedir. Basın özgürlüğü korunurken somut olayın niteliğine ve köşe yazısının ilgili kısmına odaklanmadan kararda yer alan ilkeler ön plana çıkarılarak hürriyetler dengesi sağlanmaya çalışılmıştır. Kararda yer alan basın özgürlüğünü koruyan ilkelerden bahsederken öncelikli olarak ilgili içerikte ‘’toplumun ilgisini çeken güncel bir konuda kamu yararının bulunduğu’’ kabul edilmiştir ve devamında ise yazının eleştiri içerikli olduğu, görünür gerçekliğe uygun olduğu, içerik biçim dengesinin korunduğu belirtilmiştir. Mevcut yazının müvekkille ilgili kısmının ise basın hürriyeti kapsamında kalarak ağır eleştiri ve kışkırtma içerdiği kabul edilmiştir.

Belirtmiş olduğumuz internet sitesinde yer alan köşe yazısının müvekkille ile ilgili kişilik haklarına saldırı teşkil eden kısmı talep dilekçemizde de yer verdiğimiz üzere aşağıdaki gibidir.

Verilen kararda yer alan red gerekçeleri ile yukarıda yer alan içerik değerlendirildiğinde müvekkilin başta kendisinin olmak üzere, ailesinin şerefi ve onurunu zedeler nitelikteki gerçek dışı matuf iddiaların kamuoyu tarafından okunmasında ve bilinmesinde nasıl bir kamu yararı olacağı hususu tarafımızdan anlaşılamamıştır. Çünkü her özgürlük gibi Basın Özgürlüğü de sınırsız değildir. Bizzat Anayasada ve Basın Yasasında basın özgürlüğünü sınırlayan bazı hükümler yer almıştır. Bu sınırlamalar arasında özel hukuk açısından en önemlisi, kişilik hakkı yönünden getirilen sınırlamadır. Basın özgürlüğü gibi, kişilik hakkı da bir temel hak olarak Anayasada birçok hükümle güvence altına alınmıştır. Esasen Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin birçoğu, kişilik hakkının kapsamına giren değerleri koruyan düzenlemeler içermektedir. Basın, demokratik toplumun vazgeçilmez şartı, zorunlu unsuru; kişi ise, kurucu hücresi, varlık sebebidir. Basının hukuki sorumluğu, bu iki değer arasındaki hassas denge bozulmadan kurulmalıdır.

Basın özgürlüğünün ve basında kullanılan araçların kötüye kullanıldığı takdirde, kişilerin maddi ve manevi varlıklarında uğrayabilecekleri zarar, diğer faaliyet, işletme ve araçlarla kıyaslanamayacak kadar ağır ve etkili olabilmektedir. Bu kapsamda burada basın özgürlüğü çerçevesinde gerçek dışı beyanların öğrenilmesinde bir kamu yararı bulunması mümkün olmadığı gibi, müvekkile yöneltilen gerçek dışı bu beyanların eleştiri niteliğinde olmadığı görülmektedir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte Müvekkilin sosyal konumu, unvan, makam ve bulunduğu görevi itibariyle daha geniş bir eleştiri potansiyeline sahip olması gerektiği düşünüldüğünde dahi mevcut içeriğin makul ve kabul edilebilir eleştiri sınırları dâhilinde olduğunun kabulü mümkün değildir.

Sayın Hakimliğin kararında değinilen A.İ.H.M’in  ‘’Castells v. İspanya’’ kararında bahsedilen husus hükümeti eleştirmenin hoşgörülebilir sınırlarının, şahısları ve hatta siyasetçileri eleştirmenin sınırlarından daha geniş olduğudur. Bu karar ile müvekkile dair somut olayın ilgisi bulunmamaktadır.  Belirtilen karar da olduğu gibi müvekkilin siyasetçiler gibi geniş anlamda kabul edilebilir eleştiri sınırları çizeceği bir sosyal konumu yoktur. Bu nedenle müvekkile yönetilen ithamlarda ne bir kamu yararı bulunmakta ne de makul eleştiri yer almaktadır. A.İ.H.M basın özgürlüğüne ilişkin olayları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi kapsamında incelemekte ve sınırları da yine bu kapsamda çizmektedir. Öyle ki, Prager ve Obershlick / Avusturya davasında A.İ.H.M, Avusturya’da bir dergide yayınlanan ve Avusturya ceza mahkemelerinde görev yapan yargıçlar hakkında ağır ithamlar içeren bir eleştirel yazıdan dolayı yargıca hakaretten dolayı bir gazetecinin ve yayıncının mahkûmiyetinin 10. maddenin ihlalini oluşturmadığına karar vermiştir. Mahkeme söz konusu kararda, basının bir hukuk devletinde oynadığı önemli işleve rağmen bazı sınırlamalara uyması gerektiğini belirterek, yayınlanan makalede yargıcın kişisel ve mesleki hayatına dair yapılan çok sert eleştirilerin iyi niyetten yoksun olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi’de yine kişinin şeref ve haysiyetine yönelik olarak söylenenlerin basın aracığıyla dahi söylense hukuka aykırılık teşkil edeceğini şu kararı ile dile getirmiştir.

“Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Üçüncü kişilerin şeref ve itibara müdahalesi, birçok ihtimalin yanında, görsel ve işitsel yayınlar yoluyla da olabilir. Bir kişi görsel ve işitsel yayın yoluyla bir kamuoyu tartışması çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o kişinin şeref ve itibarı manevi bütünlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir.” (Anayasa Mahkemesi (Emin Aydın Başvurusu: 2013/2602, Karar Tarihi: 23/1/2014)

Diğer yandan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2002/14497 esas ve 16.04.2003 tarihli kararında, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2007/4191-8563 esas ve 31.10.2007 tarihli kararında kişilik haklarına saldırı konusunda basın özgürlüğünün sınırsız olmadığı belirtilmektedir.

Yayın kuruluşları veya yazıyı yazan kişiler, yayıncılık ve özellikle gazetecilik mesleğinin bir gereği olarak olayı en ince noktasına kadar araştırmalı, incelemeli, tüm gerçekleri saptadıktan sonra yazmalıdır. Gazetecilik mesleğinin kuralları, yazılı olanlardan daha geniştir. Gazeteci hiçbir ticari, kişisel ya da toplum çıkarına aykırı olan konularda gerçekleri saptırma yoluna gitmemelidir. Ancak, internet siteleri incelendiğinde görüleceği üzere hiçbir araştırma, inceleme, sorgulama ürünü olmayan haberler yapılmaktadır. Mesnetsiz iddialar gerçekmiş gibi sunularak, müvekkili küçük düşürücü değer yargıları içerdiği ve eleştiri sınırlarını aşarak kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu gözetilmeden haksız şekilde saldırılmaktadır. Bu durum hukuka aykırılığı ortaya koymaktadır.

Mevcut kararla Anayasa’nın 17. Ve 20. Maddesi , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 8. Maddesi ile güvence altına alınan kişinin manevi varlığına ve özel hayatına saygı hakkı ihlal edildiğinden  ve yukarıda açıklanan diğer tüm nedenlerle verilen bu karara itiraz etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER    :    AİHS m.8, AY m.17 ve m.20, TMK m.24, 5651 sayılı kanun m.9

DELİLLER                       : http://www…………..com/ adresinde yer alan köşe yazısı

İSTEM Ve SONUÇ        : Yukarıda arz edilen nedenlerle, İstanbul Anadolu …. Sulh Ceza Hakimliği ……. D. İş sayılı kararına itiraz eder; öncelikle kararın kaldırılmasını ve sonrasında da söz konusu içeriğe erişimin engellenmesi kararı verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz.

İtiraz Eden Vekili

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.