Elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğiyle açılan davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 35. maddesi uyarınca tüm kat maliklerine karşı yöneltilmesi gerekir- Yargıtay Kararı

Elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğiyle açılan davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 35. maddesi uyarınca tüm kat maliklerine karşı yöneltilmesi gerekir

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar-karşı davalılar vekili tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine 11.11.2013 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat, karşı dava ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve karşı davanın kabulüne dair verilen 12.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar-karşı davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Asıl ve karşı dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat isteklerine ilişkindir.

Davacılar-karşı davalılar vekili; müvekkillerinin 16017 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduklarını, davalıya ait 347 ada 12 parsel üzerinde yapılan inşaatın çekme mesafesine uyulmadığını, dış merdivenin kaldırımı işgal edecek şekilde yapılarak yayaların geçişinin engellediğini ve müvekkillere ait binanın değerinin düşmesine sebebiyet verildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğinde bulunmuş, karşı davanın reddini savunmuştur.

Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini savunmuş, karşı davasında; davalılara ait 16017 parsel üzerinde yapılan binada çekme mesafesine uyulmadığını, müvekkile ait taşınmaza ışığın daha az girdiğini, binaya ait balkonların müvekkilin taşınmazını işgal ettiğini ve müvekkile ait binanın değerinin düşmesine sebebiyet verildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece, asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davacılar-karşı davalılar vekili temyiz etmiştir.

Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2. maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu kuralın istisnalarından birisi de 3194 sayılı İmar Kanununun 18/9. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde; “Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içerisinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur” şeklinde düzenlenmiştir.

Getirilen bu özel hüküm ile mütemmim cüz (ayrılmaz parça) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerince kullanma imkânı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmış olup böylesi bir durumda temliken tescilin koşullarının varlığından da söz edilemeyeceği açıktır.

2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi ile de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.

Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile bir kimse kendi taşınmazı üzerine mütemmim cüz (ayrılmaz parça) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu 16017 parsel sayılı taşınmazda 09.07.1998 tarihinde kat mülkiyeti kurulduğu, yalnızca asıl davanın …, …, …, … ve … tarafından, karşı davanın da anılan isimler hasım gösterilerek açıldığı; dava konusu taşınmazda zemin kat 1 no’lu bağımsız bölüm, zemin kat 2 no’lu bağımsız bölüm, zemin kat 3 no’lu bağımsız bölüm ve zemin kat 4 no’lu bağımsız bölüm’de davacılar-karşı davalıların hissedar, 2. normal kat 7 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’nin, 2. normal kat 8 no’lu bağımsız bölüm ile 3. normal kat 10 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’ın, 3. normal kat 9 no’lu bağımsız bölüm ile 6. normal kat 16 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’ın, 4. normal kat 12 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’ın, 5. normal kat 13 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’in oldukları diğer kat maliklerine davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 35. maddesi uyarınca yöneltilmediği anlaşılmıştır.

Elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteğiyle açılan davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 35. maddesi uyarınca tüm kat maliklerine karşı yöneltilmesi gerekir.

Dava konusu 16017 parsel sayılı taşınmazda zemin kat 1 no’lu bağımsız bölüm, zemin kat 2 no’lu bağımsız bölüm, zemin kat 3 no’lu bağımsız bölüm ve zemin kat 4 no’lu bağımsız bölüm’de hissedar ve 6. normal kat 15 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki İsa Kaya’nın, 1. normal kat 5 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki …’ın, 1. normal kat 6 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki…’un ve 5. normal kat 14 no’lu bağımsız bölüm tapu kayıt maliki…’ın davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (14HD Esas : 2016/3170 Karar : 2019/3)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 12:21

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.