Edinilmiş Malların Tasfiyesinde Eşlerin Paylı Mülkiyetleri

EMKR’nın Tasfiye Sürecinde Eşlerin Paylı Mülkiyetine İlişkin Kurallar

TMK nun 688. maddesinde paylı mülkiyet betimlenirken; “Paylı mülkyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarda maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, relmedilebilir ve alacaklıları tarafından haczedilebilir’ kuralını da koymuştur.

TMK nun paylı mülkiyetle ilgili olarak koyduğu bu ilke; bir çok hükmiyle EMKR’de de geçerli bulunmaktadır. Ancak; TMK nun 223. maddesinde konulan: Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz” hükmüyle.

EMKR ne ilişkin paylı mülkiyet kuralları bu genel kuraldan ba/ı hususlarda ayrılmıştır. Bu husus maddenin gerekçesinde de: “Taraflar arasında mal rejimi sözleşmesinde aksi kararlaştınlmamışsa, eşlerden her biri diğerinin rızası ve katılımı olmaksızın paylı mülkiyet konusu mal üzerindeki payda tasarrufla bulunamayacağı öngörülmüştür. Burada paylı mülkiyette paydaşlardan her birinin kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf kuralından sapma söz konusu- dur.” şeklinde açıklanmıştır.

Demek oluyor ki EMKR de de; maddi olarak bölünmüş olmayan ve birden çok kimsenin belli paylarla tamamına sahip olduğu bir şey. paylı mülkiyet olarak kabul edilmiştir. İşte EMKR de, diğer eşle birlikte böyle bir mülkiyete sahip olan eşlerden birinin, diğer eşin rızası olmadan kendi payı üzerinde tasarruf edebilme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak eşler eğer kendi arlarında anlaşabilirlerse yapacakları bir ayrıntı sözleşmesiyle; paylarıyla ilgili olarak diğerinin rızası olmadan da tasarrufta bulunabilme olanağını elde edebileceklerdir.

Paylı mülkiyetle ilgili olarak TMK nun 227/1 maddesinde konulan diğer bir kural gereğince dc: “Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılırlar.” Maddenin gerekçesinde dc: “Maddenin ikinci fıkrası paylı mülkiyet lehine bir karine öngörmüştür. Buna göre bir malın eşlerden birinin mülkiyetinde olduğu iddia edilir fakat bu husus ispat edilemezse. bu malın eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu kabul edilecektir. Burada getirilen karine kesin olmayıp diğer eş bu karineyi çürüterek, çelişme konusu malın paylı mal değil, kendi mülkiyetinde olduğunu kanıtlayabilir” açıklaması vardır. Yani EMKR de kime ait olduğu tespit edilemeyen bir mal eşlerin paylı malı sayılmak durumundadır.

EMKR de; bir malın paylı mülkiyet halinde bulunup bulunmaması; bu malın sahipliliğinin tespiti yönünden olduğu kadar; paylaşım sırasında eşlere tanınan bazı özel haklar yönünden de önemli bulunmaktadır.

Nitekim TMK nun 22611 maddesi gereğince: “Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yaran olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşler karşılıklı borçlarıyla ilgili düzenleme yapabilirler.” Bu maddenin gerekçesinde yapılan açıklamada ise: “Eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan bir malın belli koşullar altında taksim edilmeden eşlerden birine verilmesi öngörülmüştür. Buna göre daha üstün bir yarar sahibi olduğunu kanıtlayan ve diğer eşin payını ödeyen eş. taksimi önleyebilecek, paylı mülkün kendisine verilmesini sağlayabilecektir. Üçüncü fıkrada, eşlerin karşılıklı borçlarını tasfiye etmek için kendi aralarında düzenleme yapabilecekleri kabul edilmiştir” denilmiştir. Yani TMK nun 226/11 maddesinden yararlanmayı talep eden bir eşin; paylı mülkiyetin bölünmeden kendisine verilmesinde üstün bir yaranının olduğunu ispat etmesi ve diğer eşin bu mala ilişkin payının bedelini ödemesi halinde müstakil mülkiyetini elde etmesi mümkün olabilecektir. Mezkur malın mülkiyetinin devrinin yapılması sırasında ise; eşlerden bu devri, kanun istediği şekil şartlarına uygun bir sözleşmeyle yapmaları gerekeceği de doğaldır*’. Belirtmek gerekir ki; bir eş paylı mülkün kendisine verilmesini ancak, mal rejiminin sona ermesi üzerine ve tasfiye sırasında isteyebilir. Kişiye bağlı bu hak mirasçılara geçmeyeceği gibi; mal rejimi devam ederken ve elbirliği mülkiyetine tabi malar üzerinde de kullanılamaz.

Bu arada eşlerin aralarında yapacakları yine şekil şartlarına uygun bir anlaşmayla bu haklarından vazgeçebilecekleri hususunun da vurgulanması yerinde olacaktır91, belirtmek gerekir ki TMK nun 226/11 de; eşe tanınan bu hak. kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu için, başkalarına devri mümkün olmayan bir kazanım durumundadır. Ancak buna rağmen, eğer bir eş sağlığında bu hakkı ileri sürmüş ve bu iddia diğer eş tarafından kabul edilmiş ise; mezkur hakkın daha önce bunu ileri süren eşin mirasçılarına geçeceğinin kabul edilmesi gerektiği de ileri sürülmektedir.

Vurgulanması gerekir ki: TMK nun 226/11 maddesinde, paylı mülkiyetin tasfiyesi aşamasında: “Eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceğinden, bu mallar konusu da TMK nun 699. maddesinde yazılı; “paylaşma, malın aynen bölünmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölünmesi” paylaşma biçimlerinden de yararlanabilecektir.

Keza yine TMK nun 226/11 maddesi gereğince; “Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenlemeler yapabilirler” Yani : borçlarını ödeyebilecekleri gibi, erteleyebilir veya vazgeçebilirler. Bu her türlü borç için geçerlidir.”

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.