Duygusal Şiddet ve Psikolojik Baskı Nedeniyle Boşanma

Duygusal Şiddet ve Psikolojik Baskı Nedeniyle Boşanma


TMK. m. 185 f. III hükmünde yer alan eşlerin sadakat yükümü duygusal sadakati de içermektedir. Bu sebeple duygusal şiddet içeren davranışlar eşlerin sadakat yükümüne aykırı bir davranış olmakla evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 166 f. I) aynı zamanda bir boşanma sebebi oluşturur.

Eşlerin duygusal şiddetle ilgili davranışları uygulamada çeşitlilik göstermektedir. Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında duygusal şiddet içeren davranışları aşağıdaki gibi ayırabiliriz;

  1. Küçültücü davranmak,
  2. Suçlayıcı davranmak,
  3. Hakaret edici davranmak,
  4. Sevgisiz davranmak,
  5. Baskıcı davranmak,
  6. İlgisiz davranmak,
  7. Dışlayıcı davranmak,
  8. Diğer sebepler.

Duygusal Şiddet Nedeniyle Örnek Boşanma Süreçleri

Çocuğun kendisinden olmadığı ile suçlamak boşanma sebebidir.

“Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşı davacı kadının kusurlu olduğu belirtilerek, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine, davacı- karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin eşinin ailesini arayarak “kızınızı kapı dışarı ediyorum, gelin alın” dediği ve başkalarının yanında “çocuk benden değil” dediği anlaşılmaktadır. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının kabulü gerekirken yetersiz gerekçe ile reddi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” (Y2HD, 20.02.2018, E. 2016/12032, K. 2018/2194)

duygusal ve psikoljik şiddet nedeniyle boşanmaEşlerin birbirlerinin kilosuyla alay etmesi duygusal şiddet sebebiyle boşanma davasında boşanma konusu davranışlardan sayılmaktadır.

“Mahkemece, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek davacı- karşı davalı kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı- karşı davalı erkeğin kadına “oğlum” diye hitap ettiği, eşinin şişmanlığı ile ilgili olarak “popon sepet gibi” şeklinde aşağılayıcı beyanlarda bulunduğu, ters ilişkiye zorladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.” (Y2HD, 24.10.2017, E. 2016/6232, K. 2017/11551)

Toplum içerisinde rencide eden söz ve davranışlarda bulunma boşanma sebebidir.

Davacı erkek tarafından açılan boşanma davası, mahkemece davacı eşin müşterek eve bakmadığı, davayı toplum içerisinde rencide eden söz ve davranışlarda bulunduğu, böylece davacı eşin evlilik birliğini sarsan olaylarda ağır kusurlu bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı kadının da birlik görevlerini yerine getirmemek üzere evden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı, dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.” (Y2HD, 06.02.2017, E. 2016/21107, K. 2017/1019)

Zamanının çoğunu sosyal paylaşım sitesi ve internette geçirerek eşine zaman ayırmamak duygusal şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır.

Mahkemece, “davalıya yüklenebilecek ve davacı için boşanmayı haklı gösterecek herhangi bir kusurlu hareket kanıtlanamadığı” gerekçesiyle dava reddedilmiş, davalının internet ve facebook adlı sosyal paylaşım sitesine sıklıkla girmesi kusur olarak görülmemiş, bu durumun Almanya’da yaşayan kadın için normal olduğu yargısına varılmıştır. Davalının hem mobil telefonundan, hem de bilgisayardan sürekli olarak internete girdiği ve Facebook isimli sosyal paylaşım sitesini kullandığı, bu şekilde kuşku çeken tutum ve davranışlarda bulunduğu, son olarak da Almanya’ya döndükten iki gün sonra “Talat’tan ayrılacağını, boşanmak istediğini” söyleyerek evi terk ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinde eşler, birlikte yaşamak ve birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdürler. Davalının “eşinden boşanacağını” söyleyerek evi terk etmesi, birlikte yaşamaktan kaçınma ve zamanının çoğunu sosyal paylaşım sitesi ve internette geçirmesi, evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama konusundaki özen yükümlülüğüne (TMK.md. 185/2) aykırı olup, diğer taraf için ortak hayatı çekilmez kılar. Gerçekleşen bu duruma göre, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı, dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 11.03.03.2015, E. 2014/19849, K. 2015/4186)

Evlilik birliğini kurtarmak amacıyla eşinin anne babasına gidip özür dileme af kapsamında değildir.

Mahkemece, davalı-karşı davacı kadının davasına dayanak olan iddiaları af kapsamında kabul edilerek, kadının davası reddedilip, erkeğin davası yönünden ise davalı-karşı davacı kadın kusurlu sayılmıştır. Ancak, davalı-karşı davacı kadının, evlilik birliğini kurtarmak amacıyla eşinin anne babasına gidip özür dilemesi ve müşterek evlerine gitmesinin af kapsamında olmadığı, barışma girişimi sayılabileceği zira bu girişim üzerine tarafların bir araya gelip ortak hayata devam etmedikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-karşı davalı erkeğin de, müşterek evin kilidini değiştirdiği, birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 17.09.2015, E. 2015/2468, K. 2015/16244)

En ufak tartışmada evliliğin bittiğini söylemek boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-karşı davacı erkeğin davacı-karşı davalı kadına şiddet uyguladığı ve en ufak tartışmada evliliğin bittiğini söylediği, davacı-karşı davalı kadının da kocasının önceki evliliğinden olan çocuklarını evine istemediği ve kızına hakaret ettiği, boşanmaya neden olan olaylarda kusurun ağırlığı davalı-karşı davacı erkekte olsa da, davacı-karşı davalı kadının az da olsa kusurlu bulunduğu ve erkeğin davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. Ancak davalı-karşı davacı erkek, kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile verilen boşanma hükmünü temyizin kapsamı dışında bırakmış ve boşanma hükmü usulen kesinleşmiştir. Bu durumda erkeğin boşanma davasındaki boşanma talebinin konusu kalmamıştır. O halde, bu husus gözetilerek erkeğin boşanma talebi hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretiyle ilgili olarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 21.10.2015, E. 2015/17671, K. 2015/18950)

Eşlerden birinin ihtiyacı olmamasına rağmen çevreden yardım toplaması duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalı erkek eşin mahkemece tespit edilen kusurlu davranışları yanında, davalı davacı kadın eşin de ihtiyacı olmamasına rağmen çevreden yardım toplamak suretiyle davacı-davalı erkek eşi toplum içinde küçük düşürdüğü, taraflar arasındaki en son olayın da bu konuda çıkan tartışmadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 17.03.2015, E. 2014/12619, K. 2015/4647)

Eşiyle evlendiğine pişman olduğuna söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, eşini ve ailesini küçümsediği, “Elazığ’da unutamadığı biri olduğunu” söylediği ve 21.05.2008 tarihli dilekçe ile kendisine ait olduğunu kabul ettiği “günlüğünde” eşiyle evlendiğine pişman olduğuna ve başka bir erkeğe özlem duyduğuna ilişkin ifadeler bulunduğu, bu suretle güven sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 17.01.2012, E. 2010/17024, K. 2012/376.)

“Ömer’e de karı çok!” demek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davacı-davalı kocanın kendi boşanma davasının reddine ilişkin temyizinin incelenmesine gelince; Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının da “bana koca çok, Ömer’e de karı çok” şeklinde ifadede bulunmak suretiyle birlikte yaşamayı devam etmekten kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-karşı davalı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre; davacı-davalı kocanın da boşanma davasının kabulü ile boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verileceği yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru olmamıştır. (Y2HD, 22.02.2010, E. 2010/1266, K. 2010/3174.)

Eşiyle birlikte olmaktan kaçınma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-davalı kadının eşiyle birlikte olmaktan kaçınmasına karşılık, davalı-davacı kocanın da birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşine şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüne (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 29.09.2011, E. 2010/12626, K. 2011/14418.)

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının sekiz yıl önce Amerika’ya gittiği, o tarihten beri ve halen dönmediği, bu suretle eşiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı, eşini ve çocuklarını yalnız bıraktığı, evlilik birliğine ilişkin Türk Medeni Kanununun 185. maddesinde yer alan yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 20.10.2011, E. 2010/15528, K. 2011/16368.)

Eşini eski eşiyle kıyaslayarak aşağılamak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davalı-davacı kadının eşine hakaret ettiği ve eski eşiyle kocasını kıyaslayarak onu aşağıladığı, ev eşyalarına zarar verdiği; buna karşılık, davacı-davalı kocanın da birlik görevlerini yerine getirmediği ve güven sarsıcı davranış içine girdiği, ayrıca her iki tarafın fiilen ayrılmadan önce kavga ederek birbirlerine fiziksel şiddete varan davranışlarda bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, tarafların eşit kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı; Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki boşanma koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı kocanın boşanma davasının kabulüne karar vermek gerekirken, yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 26.09.2011, E. 2010/12945, K. 2011/14051.)

Hasta haldeyken eşini terk etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

-Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, hasta haldeyken eşini terkettiği, “ben onunla parası için evlendim” şeklinde sözler söylediği ve evlilik birliğine ilişkin yasal görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 24.10.2011, E. 2011/18709, K. 2011/16863.)

-Toplanan delillerden boşanmaya neden olan olaylarda böbrek hastası olması sebebiyle eşini istemeyen ve onunla ilgilenmeyen davacı kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK. md. 166/2) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır (Y2HD, 22.09.2011, E. 2010/12068, K. 2011/13931.)

Eşi hakkında gerçeğe aykırı şekilde ölümcül hastalığı bulunduğu iddiasında bulunmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davacı kocamn davalı eşi hakkında gerçeğe aykırı şekilde ölümcül hastalığı bulunduğu iddiasında bulunduğu, böylece eşinin ve yakınlarının moral değerlerinin yıpranmasına yol açacak şekilde eşini aşağıladığı; buna karşılık davalı kadının da davacı kocasına ağır sözlerle hakaret ettiği ve onunla istemeden evlendiğini söylediği anlaşılmaktadır. Davacı kocanın barışma girişimi karşısındaki tavrı ise mahkemenin kabulünün aksine, eşini affetme niteliğinde değildir. Bu durumda, her iki tarafın kusurlu davranışları sonucu evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunun, taraflardan birinin kusurunun diğerinden üstün tutulamayacağının kabulüyle boşanmaya (TMK. 166/1) karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 29.09.2011, E. 2010/12926, K. 2011/14333.)

Evlilik öncesi hastalığını gizlemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalının evlilik öncesi hastalığını gizleyerek güvensizlik yarattığı davacının da kocasını “nereye gidersen git defol” diyerek kovduğu, gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların aynı oranda kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Hal böyleyken davalının “tam kusurlu” kabul edilmesi ve koşulları oluşmadığı halde davacı yararına maddi
tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 10.10.2011, E. 2010/14781, K. 2011/15397)

Eşinin hastalığıyla ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davacı kocanın, davalı eşinin hastalığıyla ilgilenmediği; davalı kadının ise tanık Ali Tanrıverdi’nin anlatımından anlaşıldığı gibi kocasına ağır sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin tarafların eşit kusurlu davranışıyla temelinden sarsılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davanın kabulüne (TMK. md. 166/1) karar vermek gerekirken; hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 06.07.2011, E. 2011/11024, K. 2011/11552.)

Kanser hastası eşiyle ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden davalı kadının güven sarsıcı davranışlar içine girmesine karşılık, davacı kocanın da eşinin kanser hastalığı tedavisiyle ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında her iki tarafın eşit kusurlu davranışlarının neden olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken, mahkemenin sadece davalı kadını kusurlu bulması ve kusur belirlemesine bağlı olarak davacının manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulüne karar vermesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 14.11.2011, E. 2010/17682, K. 2011/18478.)

Eşini doktora götürmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kocanın anne ve kardeşinin eşine müdahale ve kötü davranmasına kayıtsız kaldığı, hastalandığında doktora götürmeyip birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüne (TMK.md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 07.04.2011, E. 2010/5316, K. 2011/6139.)

Ortak çocuğun hastalığıyla ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın, eşine şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, müşterek çocuğun hastalığı ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına
imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 03.05.2011, E. 2010/6705, K. 2011/7564.)

Eşinden hoşlanmadığını söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, eşini sevmediğini, hoşlanmadığını söyleyen, birlik görevlerini yerine getirmeyen kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yön nazara
alınmadan tarafların eşit derecede kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak da davacı-davalı kadının manevi tazminat talebinin reddi doğru olmamıştır. (Y2HD, 06.10.2011, E. 2011/15767, K. 2011/15129.)

Eşine sürekli “Kırık” diye hitap etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davalı kocanın eşine sürekli hakaret ve tehdit edip onu kovduğu, “Kırık” diye hitap ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı kadının da taraflarla birlikte oturan kayınvalidesine hakaret edip onu evden kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davalı kocanın daha ağır kusurlu olduğu gözetilerek boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 22.11.2011, E. 2010/13992, K. 2011/19361.)

Eşine lakap takarak hitap etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, güven sarsıcı davranışlarda bulunan, eşinin hastalığıyla ilgilenmeyen ve eşyalarını kapı önüne bırakan davacı-davalı kocanın yanında, eşine sürekli lakap takıp hakaret eden, küçümseyen ve boşanma kararı kesinleşmeden eşlerin sadakat yükümlülüğü devam ederken başka bir erkekle birlikteliğinden bir çocuk sahibi olan davalı-davacı kadın da kusurludur. Bu durumda davacı-davalı kocanın da boşanma davasının kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru değildir. (Y2HD, 28.11.2011, E. 2011/19301, K. 2011/19892.)

Eşini sevmediğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

-Yapılan soruşturma, toplanan delillerden davacının kocasını sevmediğini belirttiği; buna karşılık davalının da eşini babaevine bırakarak birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 30.05.2011, E. 2010/8852, K. 2011/9402.)

-Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, eşini sevmediğini, istemediğini söyleyen, güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı kadın tamamen kusurludur. Tamamen kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminat (TMK.md.174/1-2) ile yoksulluk nafakasına (TMK.md. 175) hükmedilemez. Bu yöndeki isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y2HD, 05.05.2011, E. 2010/5509, K. 2011/7762.)

-Yapılan soruşturma, toplanan delillerden davalı-davacı kadının eşini sevmediğini söylediği, evlilik birliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 28.04.2011, E. 2010/5975, K. 2011/7274.)

Eşine başkası ile evleneceğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden, davalı kadının hakaretlerine karşılık, davacı kocanın da eşini istemediğini, başkası ile evleneceğini söyleyerek ailesinin yanına bıraktığı, birlik görevlerini yerine getirmekten kaçındığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalı
kadın kusurlu olmakla birlikte davacı kocanın daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Öyleyse davalı kadının talep ettiği tazminat miktarının ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminat olduğunun açıklattırılarak lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak davalı kadının tazminat (TMK md 174/1-2) isteklerinin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 17.10.2011, E. 2010/15801, K. 2011/16113.)

Aile mahremiyetine ilişkin olayları başkalarına anlatmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davalı kadının kıskançlık gösterdiği, eşine hakaret ettiği ve aile mahremiyetine ilişkin olayları başkalarına anlattığı, davacı kocanın da şiddet uyguladığı, ailesinin müdahalelerine sessiz kaldığı, eşini istemediğini beyan ettiği, boşanmaya neden olan
olaylarda tarafların eşit kusurlu bulunduklarının anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 17.10.2011, E. 2010/14662, K. 2011/15922.)

Eşinden iğrendiğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle; eşine şiddet uygulayan, ağır hakaretlerde bulunan davalı koca yanında, davacı kadının da, eşine hakaret edip, iğrendiğini söylediği, eski erkek arkadaşıyla görüşmeye devam ederek güven sarsıcı davranışlar içine girdiği, bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit oranda kusurlu olduklarının kabulünün gerektiği anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminat verilemez (TMK md 174). Bu yön gözetilmeden davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 29.09.2011, E. 2010/12931, K. 2011/14342.)

Eşinden tiksindiğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın eşinden tiksindiğini, iğrendiğini, evden gitmesini söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 22.11.2011, E. 2010/18688, K. 2011/19323.)

Eşinin uygun görmemesine rağmen erkek arkadaş ve yakınlarını sıklıkla ortak konuta getirmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, eşinin uygun görmemesine rağmen erkek arkadaş ve yakınlarını sıklıkla ortak konuta getirdiği; buna karşılık, davalı-davacı kadının da sadakat yükümlülüğüne aykırı
davranış içine girdiği görülmektedir. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda her iki taraf da kusurludur. Kusurlu davranışların yoğunluğu ve vardığı aşamaya göre de, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu değerlendirme karşısında, davacı-davalı kocanın davasının da kabulüyle boşanmaya (TMK md 166/1) karar vermek gerekirken; yazılı şekilde sadece kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 29.09.2011, E. 2010/12700, K. 2011/14388.)

Eşini aşağılamak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği ve kocasını aşağıladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 04.07.2011, E. 2010/10874, K. 2011/11373)

Kayınvalideye “Kart oğlunu başına çal” demek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden davacı-karşılık davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği buna karşılık davalı-karşılık davacı kadının da, sürekli olarak “evlendiğine pişman olduğunu, çocuk için evlendiğini” söylediği ve kayınvalidesine hitaben “kart oğlunu başına çal, elimi sallasam ellisi” dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. O halde kocanın davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Y2HD, 03.10.2011, E. 2010/13556, K. 2011/14660.)

Kayınvalideye hakaret etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının davacı ve kayınvalidesine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi
doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 13.06.2011, E. 2010/9609, K. 2011/10277.)

Kayınvalideye tükürmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının, eşine ve annesine hakaret ettiği, eşinin annesine şiddet uyguladığı ve yüzüne tükürdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 03.10.2011, E. 2010/13644, K. 2011/14691.)

Kayınpedere hakaret etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının kocasına sürekli “önce konuşmasını öğren” diyerek eliyle ittiği, ziyaret için ailesi yanına gidip dönmediği, barıştırmak için gelen tanıklara kocasını sevmediğini, istemediğini söyleyerek hakaretler ettiği, kayınpederine de ağır hakarette bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında davacı-karşılık davalı kocanın davasının da kabulüne (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 23.05.2011, E. 2010/8020, K. 2011/8981.)

Eşinin ailesine hakaret etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşılık davacı (kadın) da kocasına “eşek” diyerek hakaret ettiği, kocaya ve ailesine “geberin” şeklinde sözler sarfettiği ve iteklediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-davalı daha fazla kusurlu ise de, davalı-davacı da az da olsa kusurludur. Davalı da karşılık dava ile boşanma talep ettiğine göre, kocanın davasına itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında kadın bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2.maddesi koşullan oluşmuştur. Bu duruma göre kocanın boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK. md. 166/2) karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 02.05.2011, E. 2010/6917, K. 2011/7448.)

Eşe hakaret etmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacının eşine fiziki şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği, davalının da kocasına sürekli olarak ve tepkiyi aşan mahiyette hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı ziyade kusurlu ise de davalı da az da olsa kusurludur. Davalının, açılan davaya itirazı, hakkın kötüye kullanılması, niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında davalı bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre boşanmaya (TMK. md. 166/2) karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 26.09.2011, E. 2010/12531, K. 2011/13956.)

Eşinden habersiz kürtaj girişiminde bulunma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; birlik görevlerini yapmayan, güven sarsıcı davranışlar sergileyen, eşine ve eşinin annesine ağır hakaretler eden, eşinden habersiz kürtaj girişiminde bulunan davalı kadın ile eşine şiddet uygulayıp istemediğini söyleyerek müşterek konuttan kovan, müşterek çocuğun kendisinden olmadığına dair soybağının reddi davası açan davacı kocanın eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 17.10.2011, E. 2011/17972, K. 2011/16009.)

Hısımlıkla bağdaşmayacak şekilde ilgisiz davranmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalı (koca)’nın eşinin babası ağır hasta olduğu halde hastanede eşine “… tam hasta olacak zamanı buldu, en güzel günümüzü zehretti” şeklinde sözler sarfettiği ve hısımlıkla bağdaşmayacak şekilde ilgisiz davrandığı gerçekleşmiş olup, boşanmaya sebep olan olaylarda koca da davalı-davacıyla aynı oranda kusurludur. Eşit kusurlu olan eş yararına da maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Hal böyleyken davalı-davacının boşanmada daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bunun sonucu koca yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 16.06.2011, E. 2010/9937, K. 2011/10748.)

Ailesi tarafından babaevine bırakılan eşini bir daha aramamak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kocanın ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı, ailesi tarafından babaevine bırakılan eşini bir daha aramadığı ve birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında kocanın kusurlu davranışlarıyla oluşan ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların gelişimi karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu durumda, davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüne (TMK md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 15.06.2011, E. 2010/9784, K. 2011/10636.)

Eşe sevgi ve ilgiyi aşan aşırı kıskanç davranışlar sergilemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davacı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği ve hakaret ettiği; davalı kadının ise eşe sevgi ve ilgiyi aşan aşın kıskanç davranışlar sergilediği, eşine hakaret ettiği ve birlik
görevlerini yerine getirmediği; böylece boşanmaya neden olan olaylarda davacı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre; davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 16.06.2011, E. 2010/10393, K. 2011/10768.)

Kalp hastası eşine “Yarım adam, hasta” şeklinde söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının, eşine fiziki şiddet kullandığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davalının da sürekli olarak eşi için “onu beğenmediğini” söylediği, kalp hastası olması nedeniyle “yarım adam, hasta” şeklinde sözler sarf ettiği ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu duruma göre davacı, dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davanın kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 21.06.2011, E. 2010/9990, K. 2011/11066.)

Emekli olunca ayrılacağını söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle, davalı-davacı kadının eşine kötü davranmasına, sevmediğini, yaşlandığında bakamayacağını, emekli olunca ayrılacağını söylemesine, evlilik birliğinin üzerine yüklediği yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmemesine ve son olayda da darp etmesine karşılık davacı-davalı kocanın da son olayda eşini darp ettiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu bulunduğu ve Türk Medeni Kanunu 166/2. madde koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davalı-davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. (Y2HD, 18.05.2011, E. 2010/7565, K. 2011/8741.)

Evin kilidini değiştirerek kadının eve dönmesini engelleme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Kocanın kadını ve ailesini tehdit ettiği, kürtajın zorla yaptırıldığı iddiaları sabit değil ise de kocanın eşine şüphe ile yaklaşıp birlik görevlerini yerine getirmediği, müşterek evin kilidini değiştirerek kadının eve dönmesini engellediği anlaşılmakla davacı-karşılık davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 06.06.2011, E. 2010/9300, K. 2011/9782.)

Babasının eşini tehdidine sessiz kalmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davacı-davalı kocanın eşine şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, davalı-davacı kadının ise güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği, eşine hakaret ettiği, babasının eşini tehdidine sessiz kaldığı, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 16.06.2011, E. 2010/10405, K. 2011/10772.)

Ailesinin eşini aşağılamasına kayıtsız kalma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davacının da, ailesinin evliliğe müdahalesine ve annesinin davalı için sarfettiği hakaret ve aşağılamalara kayıtsız kaldığı gerçekleşmiş olup, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalıyla birlikte ve aynı oranda kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 18.05.2011, E. 2010/8029, K. 2011/8751.)

İntihara kalkışmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Davalı-davacı kadının hakaretlerine ve intihara kalkışmasına karşılık, eşine şiddet uygulayan, eşini istemeyip müşterek konuta girmesine izin vermeyerek birlikte yaşamaktan kaçınan, birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı-davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 02.05.2011, E. 2010/6627, K. 2011/7471.)

Üvey çocuğa kötü davranma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşlik görevlerini yerine getirmeyen davalı-davacı kadının yanında, eşinin ilk evliliğinden olma çocuğuna kötü davranan davacı-davalı koca eşit kusurludurlar. Eşit kusurlu olan davalı-
davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde manevi tazminata karar verilmesi doğru değildir. (Y2HD, 21.03.2011, E. 2010/4060, K. 2011/4967.)

Üvey çocuğu istememek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-davalı kadının, eşinin hastalığı ile yeterince ilgilenmediği, davalı-davacı kocanın da kadının önceki evliliğinden olan çocuklarını istemediği (TMK md 338/1) anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın
artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı kadının boşanma davası ile nafaka istemine ilişkin davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde her iki davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Y2HD, 10.05.2011, E. 2010/7125, K. 2011/8131.)

Üvey çocuğu hırsızlıkla suçlamak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın davacı kadın ve onun ilk eşinden olan çocuklarım hırsızlıkla itham ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 02.05.2011, E. 2010/6809, K. 2011/7430.)

Üvey çocuğu bakımsız halde bırakmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacının mahkemece sabit kabul edilen kusurları yanında davalının da, ev işlerini yapmadığı, kocasının ilk evliliğinden olma 2001 doğumlu çocuğuna fiziki şiddet uyguladığı ve onu bakımsız halde bıraktığı, bu suretle üvey çocuğuna özen gösterme yükümlülüğünü (TMK.md.338/1) ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya yol açan olaylarda davalı da, davacıyla aynı oranda kusurludur. Eşit kusurlu taraf yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Hal böyleyken boşanmada davacının tam kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak davalı yararına maddi (TMK md 174/1) ve manevi (TMK md 174/2) tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 31.03.2011, E. 2010/5208, K. 2011/5736.)

Hamile olmadığı halde, kocasını hamile olduğuna inandırmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalının gerçekte hamile olmadığı halde, kocasını hamile olduğuna inandırdığı ve köyde başkalarından kocasından habersiz para aldığı davacının da evlilik birliğinin devamı için özen göstermediği ve hamile olmadığını öğrenince eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların aynı oranda kusurlu oldukları sabittir. Hal böyleyken davacının davalıya göre daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bunun sonucu davalı yararına maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 23.05.2011, E. 2010/8066, K. 2011/8951.)

Eşinin hamileliğinde ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin hamileliğinde ve doğumunda ilgilenmediği ve müşterek konutun eşyalarını boşalttığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 12.05.2010, E. 2009/8217, K. 2010/9584.)

Doğumdan sonra çocukla ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kocanın karısının hamileliği ve doğumdan sonra da eşi ve çocuğuyla ilgilenmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 11.07.2011, E. 2010/11048, K. 2011/11962.)

Müşterek haneyi sık sık terk etme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Müşterek haneyi sık sık terk edip eşine hakaret eden davalı-karşılık davacı kadın yanında, aşırı borçlanıp eve haciz gelmesine neden olan ve eşini evden kovan davacı karşılık davalı koca da boşanmaya neden olan olaylarda kusurludur. O halde kadının
boşanma davasının da kabulü gerekirken, yetersiz gerekçe ile karşılık davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 22.02.2011, E. 2010/1991, K. 2011/3023.)

Uzun yıllar birbiri ile küs olmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; tarafların karşılıklı olarak evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak için çaba göstermedikleri ve uzun yıllar evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmedikleri birbirleri ile küs oldukları anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında taraflar aynı oranda kusurlu olup, davalı-karşı davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri
birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, karşılık davanın kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 29.11.2010, E. 2009/17262, K. 2010/19751.)

Eşini haksız yere itham ederek ceza mahkemesinde yargılanmasına sebebiyet vermek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerle, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda, davalı-karşı davacı kadının aşırı kıskanç tavırlar sergileyip, eşini haksız yere itham ederek ceza mahkemesinde yargılanmasına sebebiyet vermesine karşılık,
davacı-karşı davalı kocanın da eşine ve ailesine yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında davalı-davacı kadının boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2.madde koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu
halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının davasının da kabulüne karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 03.10.2011, E. 2010/13631, K. 2011/14696.)

Eşine sahte bilezik alarak onu aldatma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacının maddi isteklerde bulunduğu ve bu istekleri yerine gelmeyince eşiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı, davacı-davalının da, eşine sahte bilezik alarak onu aldattığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında taraflar aynı oranda kusurludur. Hal böyleyken davalı-davacının daha fazla kusurlu kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, Türk Medeni Kanununun 175. maddesi şartları davalı-davacı yararına
gerçekleştiği halde, uygun miktarda yoksulluk nafakası taktiri gerekirken, bu isteğin reddi de doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 11.11.2010, E. 2009/17751, K. 2010/19083.)

Babaannesinin cenazesine katılmasına izin vermemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, davacı karısının ailesiyle ilişkisini engellediği, babaannesinin cenazesine katılmasına izin vermediği, annesinin hastalığı nedeniyle yanına giden eşine “hemen dönmezsen anne ve babana söyle boşanma davası açsınlar, gelmene gerek yok” şeklinde konuştuğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 09.11.2010, E. 2009/14790, K. 2010/18755.)

Hayvanlara gösterilen ilginin eşine karşı görevlerini ihmal boyutlarına ulaşması duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kocanın, kardeşinin boşandığı eşi ve onun hayvanlarına gösterdiği ilginin, eşine karşı görevlerini ihmal boyutlarına ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olaylann akışı karşısında davacı-davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalı kadının davasının kabulü ile boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davacı-davalı kadının davasının reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 12.07.2010, E. 2009/12709, K. 2010/13992.)

Eşini eve almamak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle kocanın eşine şiddet uyguladığı, sadakatsiz davranışlar içine girdiği, eşini eve almadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 07.07.2010, E. 2009/11915, K. 2010/13670.)

Geceleyin eşyaları ile birlikte baba evine bırakmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerden davalı kocanın evlilik birliğine son vermek için davacı kadını geceleyin eşyaları ile birlikte baba evine bıraktığı birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olaylann akışı karşısmda davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altmda eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 28.06.2010, E. 2009/11794, K. 2010/12842.)

Eşine sert ve emredici şekilde davranmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle; davalı kocanın davacı kadına sürekli olarak “ben evli insan olacak biri değilim” dediği, bazen gidip kaldığı ve eşine anahtarını dahi vermediği ayrı bir ev edindiği, kadını “evde fazlasın, gitmesi gereken insan şensin” diyerek evden kovduğu, ona sert ve emredici şekilde davrandığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olaylann akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altmda eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 22.06.2010, E. 2009/11348, K. 2010/12355.)

Eşini evden kovma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının davacı eşini müteaddit defalar evden kovduğu, davacı kocanın ise davalı eşine sürekli hakaret ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 17.06.2010, E. 2009/10464, K. 2010/12108.)

Müşterek çocuğun kendisinden olmadığını söyleme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerden davalı kocanın eşinin ailesiyle görüştürmediği ve müşterek çocuğun kendisinden olmadığını söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 14.06.2010, E. 2009/10681, K. 2010/11641.)

Eşini ailesine teslim edilmek üzere muhtara bırakmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının geçinemiyoruz diyerek davacı eşini ailesine teslim edilmek üzere muhtara bıraktığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak
derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 09.06.2011, E. 2010/8842, K. 2011/10192.)

Eşine “Koca göbek” diyerek hitap etme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-karşılık davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine koca göbek diyerek hitap ettiği anlaşılmaktadır. Davacı-davalı kadının kusurlu bir davranışının varlığı da kanıtlanamamıştır. Boşanmaya yol açan olaylarda davalı-karşılık davacı koca tamamen kusurludur. Tamamen kusurlu eşin dava hakkı bulunmamaktadır. O halde kocanın davasının reddine, kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm
kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y2HD, 10.06.2010, E. 2009/10257, K. 2010/11510.)

Sürekli olarak eşini terslemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşılık davacımn da sürekli olarak kocasını terslediği ve evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşılık davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 25.05.2010, E. 2009/5025, K. 2010/10107.)

Dedikodu yapmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının davacı kocasını istemediğini, beni zorla evlendirdiler sevmiyorum dediği, eşine ve ailesine sürekli hakaret ettiği, dedikodu yaptığı, birlik görevlerini yerine getirmediği ve müşterek çocuğun bakımını yapmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 03.05.2010, E. 2009/7128, K. 2010/8788.)

Birlikte yaşama konusunda gerekli çabayı göstermeme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının bağımsız konut sağlama ve birlikte yaşama konusunda gerekli çabayı göstermediği ve davacı kadını kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 13.04.2010, E. 2009/5414, K. 2010/7282.)

Vücut fonksiyonlarını büyük oranda kaybeden eşini terk etme duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle rahatsızlık geçiren, bu yüzden vücut fonksiyonlarını büyük oranda kaybeden eşini davadan beş yıl önce terk eden, ona yardımcı olmayan (TMK. md. 185/3), bu suretle evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği gerçekleşen davacının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda daha ziyade kusurlu olduğunun anlaşılmasına, yazdığı mektupla kocasına ve yakınlarına hakaret eden bu nedenle az da olsa kusurlu bulunan davalının davaya itirazının haklan kötüye kullanılması niteliğinde olup Türk Medeni Kanununun 166/2 .maddesi koşullarının oluşmuş bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına… (Y2HD, 18.03.2010, E. 2009/3069, K. 2010/5200)

Kocanın soyadını taşımaktan rahatsız olduğunu söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; tarafların birbirlerine “şerefsiz” şeklinde sözler söyleyerek karşılıklı hakaret ettikleri, davacının eşine “ben sana bu saatten sonra kocalık yapamam” dediği, davalının da kocasının yüzüne tükürdüğü ve kocasının soyadını taşımak istemediğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede ve ortak hayatın devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı, dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru görülmemiştir. (Y2HD, 27.12.2011, E. 2010/23322, K. 2011/23647.)

“Bıraksın yakamı” diyerek birlikte yaşamaktan kaçınma duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Koca, eşinin ortak haneye dönmesi için 29.12.2003 tarihinde ihtar talebinde bulunmuş, bu ihtara dayanarak 12.05.2004 tarihinde açtığı “terk sebebine dayanan boşanma” davası ile bununla birleşen kadının 05.02.2004 tarihinde açtığı Türk Medeni
Kanununun 197/2.maddesine dayanan nafaka davası reddedilmiş, her iki karar da kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Tarafların, sözü edilen bu davalardan sonra biraya gelmedikleri anlaşılmaktadır. Koca tanıklarının, kadınla ilgili beyanları başkalarından duyduklarına dayanmakta olup, sabit kabul edilemez. Bu nedenle, davalı- karşı davacı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi, ihtar isteğinden sonra başkaca kusurlu bir davranışı da ispatlanamamıştır. Davacı-karşı davalı (koca)’nm ise, Almanya’daki evin kilidini değiştirerek eşini eve kabul etmediği ve “…bıraksın yakamı” diyerek birlikte yaşamaktan kaçındığı toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Bu halde, koca tamamen kusurlu olup, dava açmakta haklı değildir. Öyleyse kocanın boşanma davasının reddine, kadının karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK md 166/1) karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 05.07.2011, E. 2011/10789, K. 2011/11466.)

Çocuk yapma konusunda tedaviden kaçınmaya ilişkin olarak bir delil bulunmamakta ise boşanmaya bu sebeple karar verilemez.

Toplanan delillerden, davalı kadının çocuk yapma yeteneğinin olmadığını evlenmeden önce gizlediği kanıtlanamadığı gibi; çocuk yapma konusunda tedaviden kaçındığına ilişkin olarak da bir delil bulunmamaktadır. Boşanma davalarında boşanma isteğinin davalı tarafından kabul edilmiş olması da tek başına sonuç doğurmaz; (TMK. md. 184/3). Türk Medeni Kanunu 166/1-2. maddesi gereğince boşanmaya karar verebilmek için, davalının en azından az bile olsa birliğin temelinden sarsılmasına etken olan kusurlu davranışı kanıtlanmış olmalıdır. Açıklandığı gibi, davalı kadının herhangi bir kusurlu davranışı kanıtlanamamıştır. Aksine, toplanan delillerden eşine fiziksel şiddet uygulayan, onu aşağılayan davacı koca evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tamamen kusurludur. O halde davanın reddine karar vermek gerekirken; yazılı şekilde boşanma ve fer’ilerine hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 19.07.2011, E. 2010/12049, K. 2011/12655.)

Eşlerin birbirlerine karşılıklı olarak hakareti varsa tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile boşanma davasının kabulü gerekir.

Toplanan delillerden, tarafların birbirlerine karşılıklı olarak hakaret ettikleri ve her iki tarafında birlikte yaşamaktan kaçındıkları (TMK md 185/3) anlaşılmaktadır. Bu durumda, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde davacı-davalı kocanın boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken (TMK md 166/1); yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup; bozmaya gerektirmiştir. (Y2HD, 26.04.2011, E. 2010/5998, K. 2011/7118)

Birlik görevlerini yerine getirmeyerek evi terk etmeye karşılık tartışmalarda eşine hakaret etme eşit kusur sayılır.

Toplanan delillerden davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, evi terk ettiği davalı kadının ise tartışmalarında, kocasına hakaret ettiği, bu suretle evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmış bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 13.06.2011, E. 2010/9870, K. 2011/10355.)

Eşinin eşyalarını baba evine göndererek birlikte yaşamaktan kaçınmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-davalı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı, babasının eşine ve evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı eşinin eşyalarını baba evine göndererek birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altmda eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacının boşanma davasının kabulüne (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 02.06.2011, E. 2010/9507, K. 2011/9723.)

Eşine sürekli hakaret eden davalı eşe karşılık birlik görevlerini yerine getirmeyen ve güven sarsıcı davranışlar içerisine giren davacı eş daha ağır kusurlu ise de boşanma koşulları gerçekleşmiş sayılır.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının eşine sürekli hakaret ettiği; buna karşılık davacı kocanın da birlik görevlerini yerine getirmediği, güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği; böylece boşanmaya neden olan olaylarda davacı kocanın daha ziyade kusurlu olduğu; Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/2)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 31.05.2011, E. 2011/8953, K. 2011/9591.)

Kadının ara sıra müşterek çocuklarını ziyaret amacıyla evden ayrılması kusur olarak kabul edilemez.

Davalı kadının zaman zaman tarafların müşterek çocuklarını ziyaret amacıyla evden ayrılması kusur olarak kabul edilemez.  (Y2HD, 30.05.2011, E. 2010/8543, K. 2011/9443.)

Eşini istemediğini söyleyerek ailesine “Alın götürün!” demek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının eşini istemediğini söylediği, ailesine “alın götürün” diyerek birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 30.05.2011, E. 2010/8861, K. 2011/9409.)

Eşini çocuğu olmadığını söyleyerek baba evine göndermek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-davalının (koca) evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği; eşini “çocuğu olmadığını” bahane ederek baba evine gönderdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, boşanmaya sebep olan olaylarda
davacı-davalı daha fazla kusurlu olup, kadın yararına maddi ve manevi tazminat verilmesinin koşullan (TMK.m.174/1-2) gerçekleşmiştir. Hal böyleyken, davalı-davacının, diğer tarafla aynı oranda kusurlu kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 30.05.2011, E. 2010/8854, K. 2011/9404.)

Eşine suç atmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davalının, kocasına ağır sonuçlu bir suç işlediğini ileri sürerek suç attığı (iftirada bulunduğu); yapılan soruşturmayla suç atmamn gerçek olmadığının anlaşıldığı görülmektedir. Mahkemenin kabulünün aksine, kocanın kadının bu
kusurlu davranışını affettiğine ilişkin yeterli delil yoktur. Davacının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır. Evlilik birliğini temelinden sarsan olaylarda, kusur bütünüyle davalı kadına aittir. Davalının belirtilen kusurlu davranışı, aynı zamanda davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir (TMK.md. 174/2). Tamamen kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez (TMK md 175). Açıklanan nedenlerle davalı kadının yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verilmesi ve koşulları oluştuğundan davacı koca lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken; yoksulluk nafakası ile manevi tazminat konusunda yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 26.05.2011, E. 2010/7947, K. 2011/9207)

Kocasıyla karşılaşan kadınlara kocası ile ilişkide bulunduğu yönünde yersiz ithamda bulunmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden davalı kocanın karısına fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve eşini istemediğini söylediği; buna karşılık davacı kadının ise eşine hakaret ettiği, kocasının üzerine bıçakla saldırı girişiminde bulunduğu, kocasının yüzünü tırmaladığı ve kocasıyla karşılaşan kadınlara kocası ile ilişkide bulunduğu yönünde yersiz ithamda bulunduğu; böylece boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK.md. 174/1-2) isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y2HD, 15.03.2011, E. 2010/1157, K 2011/4612.)

Eşine başkalarının yanında yüksek sesle bağırmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, eşine başkalarının yanında yüksek sesle bağırıp, agresif davranışlarda bulunan davacı-davalı kadının az kusurlu hareketine karşılık, eşine şiddet uygulayıp, hakaret eden ve yakınlarıyla görüşmesini engelleyen davalı-davacı kocanın daha ziyade kusurlu olduğunun ve kocanın davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2.maddesi koşullarının da gerçekleştiğinin anlaşılmasına göre, davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. (Y2HD, 26.05.2011, E. 2010/7195, K. 2011/9182.)

Eşinin ailesi ile görüşmek istememek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının 1.12.2008 tarihinde açmış olduğu boşanma davasından 28.1.2009 tarihinde feragat ederek, kocadan kaynaklanan kusurlu davranışları affettiği en azından hoşgörü ile karşıladığı, kocadan kaynaklanan başkaca kusurlu bir davranışın da kanıtlanamadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşine sürekli hakaret eden, eşinin ailesi ile görüşmek istemeyen ve müşterek çocuğa şiddet uygulayan davalı-davacı kadının tamamen kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı koca dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1) ve ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlayamayan davalı-davacı kadının nafaka davasının (TMK.md.197) reddine karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi ve nafaka davasının yazılı şekilde kabulü doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 24.05.2011, E. 2010/8111, K. 2011/9115.)

Eşi küçümsemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, davacıyı “o bize yakışmıyor, yatağı ıslatıyor” diyerek küçümsediğinin anlaşılmış bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına (Y2HD, 16.05.2011, E. 2010/7454, K. 2011/8376.)

Fiziksel şiddet uygulayan eşini aşağılayan eş eşit kusurludur.

Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan davalı koca ile eşini aşağılayan davacı kadının eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek davacı kadının tamamen kusurlu olarak kabul edilmesi ve buna bağlı olarak da boşanmakla yoksul duruma düşeceği sabit olan davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına (TMK md 175) hükmedilmemesi doğru olmamıştır. (Y2HD, 17.10.2011, E. 2010/15643, K. 2011/15987)

Eşinin yüzünü görmek istemediğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kadının evlilik birliğinin devamından kaçındığı, kocasının yüzünü görmek istemediğini söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalının boşanma davasının kabulüne (TMK md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 11.05.2011, E. 2010/6985, K. 2011/8174.)

Yüzüğünü çıkartıp evden ayrılmak duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı-davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine kayıtsız kaldığı, yüzüğünü çıkartıp evden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-davalınm boşanma davasının kabulüne (TMK md 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davacı-davalının davasının reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 16.02.2011, E. 2010/1144, K. 2011/2535.)

Eşin itibarını zedeleyici sözler sarfetmek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının eşine şiddet uygulamaya kalkıştığı, “beynine iki kurşun lazım” diyerek öldürmekle tehdit ettiği, davacının da kocasını ablasıyla birlikte yaşamaya zorladığı, işyerinde ona “bize bakmak zorundasın, oğlumu okutmuyor” gibi itibarını zedeleyici sözler sarfettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 21.02.2011, E. 2010/1946, K. 2011/2792.)

Eşinin ailesini istememek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden eşine karşı fiziksel şiddet uygulayan, eşini evden kovan, ailesinin evliliğe müdahalesine kayıtsız kalan, evin kilidini değiştiren davacı-davalı kocanın eylemlerine karşı, davalı-davacı kadının da eşinin ailesini istemediği, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın, kadına göre daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. (Y2HD, 17.10.2011, E. 2010/15804, K. 2011/16116.)

Eşinin mesleğinden utandığım söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma ve delillerle davacı-karşılık davalı kocanın eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret edip kovduğu, ortak konuta geç gelmeyi alışkanlık edindiği; buna karşılık davalı-davacı kadının ise eşine hakaret edip onun mesleğinden utandığını söylediği, eşinin ailesini istemediği, gerçeğe aykırı olarak eşinin akıl sağlığının bozuk olduğunu söylediği böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda, her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte davacı-davalı kocanın daha kusurlu olduğu ve davacı-davalı kocanın davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının da gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı- davalı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davacı-davalı kocanın boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde; yetersiz gerekçe ile davacı-davalı kocanın davasının reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 22.02.2011, E. 2009/21937, K. 2011/3001.)

Zorla evlendirildiğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Boşanmaya neden olan olaylarda kocasına sevmediğini, babasının kendisini zorla evlendirdiğini söyleyen kadın da eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmolunamaz. (TMK.m. 174/2) Davalı kadının manevi tazminat isteminin reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir. (Y2HD, 03.12.2008, E. 2007/17514, K. 2008/16600.)

Baskı ile evlendirildiğini söylemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, ailesinin baskısıyla evlendiğini ve davacıyı istemediğini söylediği ve ona fiziki şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md 166/l)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 04.10.2010, E. 2009/14225, K. 2010/15956.)

Doğan çocuğunu görme çabası göstermemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Toplanan delillerden; davalı-davacı kadının iki aylık hamileyken babaevine geldiği ve orada yaşamaya başladığı, davacı-davalı kocanın eşinin hamileliğiyle ilgilenmediği, bu tutumunun devamı olarak dava açıldıktan sonra doğan çocuğunu da görme çabası göstermediği, böylece birlik görevini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanma koşullarının gerçekleştiği (TMK.md. 166/1); kusurun tamamının davacı-davalı kocada olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davalı-davacı kadının boşanma davasının kabul edilerek, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 20.10.2011, E. 2010/15215, K. 2011/16453.)

Özürlü olan ortak çocuk ile ilgilenmemek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Mahkemece de kabul edildiği üzere davalı kocanın özürlü olan ortak çocuğu ve eşiyle ilgilenmediği, onları istemediğini söylediği, yakınlarının evlilik birliğini müdahalesine tepki göstermediği anlaşılmaktadır. Davalı kocanın ayrıca ev eşyalarına zarar verdiği, eşine hakaret ettiği de sabit olmuştur. Davacı kadının kusurlu davranışı kanıtlanamamış; mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olaylarda kusurun tamamen davalı kocada olduğu kabul edilmiştir. Açılanan olaylardan, eşini istemediğini söyleme ve hakaret etme davranışı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmasına ve bu nedenle Türk Medeni Kanununun 172/2. maddesindeki manevi tazminat verilmesi koşulları oluştuğu halde; yazılı şekilde davacı kadının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir. (Y2HD, 24.10.2011, E. 2010/15317, K. 2011/16633.)

Eşine “Aç köpek, karnını ben doyuruyorum” demek duygusal şiddet oluşturmakla boşanma sebebidir.

Yapılan soruşturma, toplanan delillerden; davalı-karşılık davacı (koca)’nm eşine fiziki şiddet uyguladığı “aç köpek, kamını ben doyuruyorum, orospu” şeklinde sözler sarfettiği, davacı-karşılık davalı (kadın)’m ise, “ben bu adamı sevmiyorum, bu adama çocuk doğurmam, ya ben onu, ya da o beni bıçaklayacak” dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşılık davacı (koca) daha fazla kusurlu ise de, kadın da kusurludur. Davacı-karşılık davalı (kadın) da, boşanmayı talep ettiğine göre, kocanın boşanma davasına karşı çıkması, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında davacı-karşılık davalı (kadm) bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullanmn oluştuğu görülmektedir. Bu durumda koca tarafından açılan karşılık boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK md 166/2) karar verilmesi gerekirken karşılık davanın reddi doğru bulunmamıştır. (Y2HD, 31.10.2011, E. 2010/16357, K. 2011/17681.)

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.