Duruşma Talepli Detaylı Boşanma İstinaf Dilekçesi

Duruşma Talepli Detaylı Boşanma İstinaf Dilekçesi

YARGITAY ( ) HUKUK DAİRESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

X AİLE MAHKEMESİ’NE

İCRANIN GERİ BIRAKILMASI TALEPLİDİR

YARGILAMANIN DURUŞMALI YAPILMASI TALEPLİDİR

DOSYA NO:

İSTİNAF KANUN YOLUNA

BAŞVURAN  BİRLEŞEN

DOSYA DAVALISI:

VEKİLİ:

BİRLEŞEN DOSYA

DAVACISI:

VEKİLİ:

KARAR TARİHİ:

KARAR TEBLİĞ TARİHİ:

KONU                       : Adana X Aile Mahkemesi’nin  X sayılı  X Tarihli hukuka ve hakkaniyete aykırı kararının istinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı müvekkil aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesi ile uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğacak olması sebebiyle İCRANIN GERİ BIRAKILMASINA karar verilmesi istemi hakkında.

BAŞVURU SEBEPLERİ VE GEREKÇELERİ        : Başvuru sebep ve gerekçelerimiz aşağıda yer alan açıklamalarımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Adana X Aile Mahkemesi’nin X Aile Mahkemesi’nin  X sayılı  X Tarihli Kararı hukuka ve hakkaniyete aykırı olması sebebiyle istinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı müvekkil aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kaldırılmalıdır ,işbu sebeple yerel mahkeme kararına dair İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNUYORUZ. Şöyle Ki;

USULE DAYALI İTİRAZLAR

1-GEREKÇELİ KARARDA YER ALAN İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNAN MÜVEKKİLİN ALDIĞI TOPLAM MAAŞ TUTARI SEHVEN YANLIŞ YAZILMILŞTIR.

Gerekçeli karar metninde istinaf talebinde bulunan davalı Ahmet’in aldığı maaş ücretinin 3200+1200 olmak üzere toplam 4400TL olarak yazılması gerekirken bu tutar toplam 5400 TL olarak metne geçirilmiştir. Sehven veya esasen yapılan bu hata düzeltilmelidir.

2-2017/155 E. SAYILI BİRLEŞEN DAVA DOSYASININ ‘DAVA ŞARTI NOKSANLIĞI’ NEDENİ İLE USULDEN REDDİ GEREKİRKEN SÖZ KONUSU DOSYA DERDEST OLAN 2016/967 E. SAYILI İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN KÜRŞAD’IN DAVACISI OLDUĞU DOSYA İLE BİRLEŞTİRİLMİŞTİR. BU HUSUS USUL VE YASAYA AYKIRIDIR. İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCUNDA KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

HMK m. 114/1-ı

‘Aynı davanın daha önce açılmamış ve görülmekte olmaması dava şartıdır.’

İstinaf talebinde bulunan X’ın davacısı olduğu ve önceki tarihle açtığı ‘evlilik birliğinin temelinden sarsılması’ çekişmeli davası derdest iken , 2017/155 E. Sayılı ve ‘evlilik birliğinin temelinden sarsılması’ konulu davanın usülden reddedilmemesi hukuka aykırıdır. Yine 2017/155 E. Sayılı davanın , davacısı olduğumuz 2016/967 E. Sayılı dosya ile birleştirilmesi kararı usul ve yasaya ayırıdır, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması gerekmektedir.

3-ASIL DOSYA DAVALISI 2016/967 ESAS SAYILI DOSYA İÇERİSİNDE YER ALAN 29.12.2016 TARİHLİ DİLEKÇESİ İLE DAVAYI KABUL ETMİŞTİR. BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI EVLİLİK BİRLİĞİNİN SONA ERMESİ NEDENİYLE DOĞACAK TÜM HAK VE ALACAKLARINDAN VAZGEÇTİĞİNİ VE BOŞANMAK İSTEDİĞİNİ BEYAN ETMİŞTİR.BUNA RAĞMEN İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN MÜVEKKİL ALEYHİNE TAZMİNAT HÜKMEDİLMESİ USÜL VE HUKUKA AYKIRIDIR.

İstinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı Kürşad’ın açtığı dava TMK m. 166/1 çerçevesinde ‘evlilik birliğinin sarsılması’na dayanarak açılmış ‘çekişmeli’ bir davadır.Yerel mahkemece 24/11/2016 tarihli tensip zaptında da dava türü bu şekilde kaydedilmiştir.

Boşanmada yargılama usülü TMK m. 184’ te  düzenlenmiş, madde hükmünde belirtilen kurallar saklı kalmak üzere yargılama usülü hakkında HMK’ya atıf yapılmıştır. TMK. m. 184’te ‘davayı kabul’ kurumu hakkında ayrık bir usül belirtilmemiş, boşanma davalarında ‘davayı kabul’ HMK genel hükümlere göre değerlendirilmiştir.

HMK madde 308 (Davayı Kabul):

“Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”           

Asıl dosya davalısının dosyaya sunduğu 29.12.2016 tarihli dilekçe açıkça ‘davayı kabul’ hükmündedir.Buna rağmen asıl dosya davalısı tarafın ‘dilekçenin zorla verildiği’ itirazları akla ve mantığa aykırıdır.Asıl dosya davalısı Yağmur Açıkgöz kendi imzası ve beyanlarını taşıyan dilekçeyi mahkeme tevziye kendi elleri ile vermiş, bu esnada dilekçenin üzerinde yer aldığı üzere kimlik doğrulaması yapılmıştır.18 yaşından büyük reşit bir insanın tarafına açılan boşanma davasını kabul etmesindeki irade apaçık ortadadır.Kaldı ki birleşen dosya davacısının sonradan verdikleri beyanda söz konusu ‘davaya kabul’ un ‘ikrah’ korkutma ile zorla gerçekleştirildiğini söylemesi gerçeğe aykırıdır, şöyle ki; birleşen dosya davacısı beyananında ‘kendi adına çekilen kredinin ödenmemesinden korktuğunu’ söylemiştir.Birleşen dosya davacısı söz konusu beyanında herhangi bir ‘korkutma’ olmadığını tam terisine kendi içsel endişeleri olduğunu açıkça kabul etmiş, kendisi ile çelişmiştir.Bu husus hukukta ‘ikrah’ anlamına kesinlikle gelmemektedir.

Birleşen dosya davacısının açıkça davayı kabul dilekçesine rağmen yerel mahkemenin müvekkil Ahmet aleyhine verdiği tazminat usül ve hukuka aykırıdır.İstinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerekmektedir.

4-YEREL MAHKEME DAVACI VE DAVALI ASİLLERİN BEYANLARINI ALMAMIŞ, DAVAYI AYDINLATMA GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR.İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN DAVACIYA SÖZ HAKKI TANINMAMIŞ, SAVUNMA HAKKI ELİNDEN ALINMIŞTIR.

Yerel mahkemece esasa ilişkin hususların re’sen aydınlatılması gerekmektedir.Soyut ve çelişik tanık beyanları ve somutlaşmamış iddialar neticesinde karar veren yerel mahkemenin hükmü hakkaniyete aykırıdır, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması ve hukuka güvenin zedelenmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir.

5-19.09.2017 TARİHLİ DURUŞMANIN ‘GİZLİ YARGILAMA’ İLE YAPILMASI USULE AYKIRIDIR.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut resen mahkemece  karar verilebilir(HMK m. 28/2.) Türk Medeni Kanununun 184/6. maddesinde ise boşanma davalarında taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılabileceği öngörülmüştür.

Söz konusu duruşmada ise tarafların duruşmanın gizli yapılmasına dair talebi bulunmamakla birlikte kamu güvenliği ve genel ahlakın kesin olarak gerekli kıldığı bir hal de mevcut değildir. Hal böyle iken duruşmanın gizli yapılması doğru olmayıp istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılması gerekmektedir.

6-GEREKÇELİ KARARDA BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI YAĞMUR’UN ‘EVLENMEDEN ÖNCEKİ SOYADI’ VE ‘AİLE KÜTÜĞÜNE KAYITLI OLDUĞU YER’ BİLGİLERİ NÜFUS KANUNUN 27. MADDESİ GEREĞİ ZORUNLU OLMASINA RAĞMEN YAZILMAMIŞTIR.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/14685 E. ve 2017/477 K. Sayılı kararında açıklandığı üzere; birleşen dosya davacısı Yağmur’un ‘evlenemden önceki soyadı’ ve ‘ aile kütüğüne kayıtlı olduğu yer’ bilgileri yazılmamış ve bu husus açıkça bozma nedenidir.İstinaf incelemesi neticesinde usule aykırı yazılmış olan gerekçeli kararın kaldırılması gerekmektedir.

‘Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sadece “tarafların davalarının kabulüne Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına” karar verilmiş ise de; gerekçeli kararda tarafların kimlik bilgilerine tam olarak yer verilmemiştir. Boşanmaya karar verilmesi halinde Nüfus Kanununun 27. maddesinde yer alan hükme göre kararda “Tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ile aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin” yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bu husus gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.’

ESASA DAYALI İTİRAZLAR

7-YEREL MAHKEMECE YAPILAN KUSUR ORANI ATFI HUKUKA AYKIRIDIR. SOMUT OLAY YETERİ KADAR AYDINLATILMADAN, BİRLEŞEN DOSYA DAVACISININ TAZMİNAT ALABİLMEK UĞRUNA YARATTIĞI ‘ZORLA CİNSEL İLİŞİKİYE GİRİLDİĞİ’ SENARYOSU VE SOYUT VE DUYUMA DAYALI TANIK BEYANLARI NETİCESİNDE VERİLEN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT HÜKMÜNÜN İSTİNAF İNCELEMESİ NETİCESİNDE KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

İstinaf talebinde bulunan müvekkil Kürşad Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim dalında araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Anatomi derslerinde yeni nesil doktor adaylarına insan vücudu hakkında bilgiler ve dersler vermektedir. Söz konusu ‘zorla birliktelik’ iddiası bir iftiranın ötesinde müvekkilin kişiliğine ve karakterine bir hakaret niteliği taşımaktadır. Bu iddia birleşen dosya davacısı Yağmur’un müvekkil Ahmet’ten tazminat alabilmek uğruna ortaya koyduğu kötüniyetli bir söylemdir. Bu konu hakkında yine kötüniyetli ve gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan Yağmur’un annesi ve öz kardeşinin beyanlarına itibar edilmesi akıl, mantık ve hukuka aykırıdır.

Evliliğin ilk gecesinde ‘zorla cinsel ilişki’de bulunulduğu iddiası hayatın olağan akışı ve mantığına aykırıdır.Yeni evli bir çiftin hayatlarındaki ilk cinsel deneyimin, tabiri caiz ise içinde bulunulan bu heyecan dolu ve gergin ortamın sadece onlara özel bir an olması gerekmektedir. Evliliğin ilk gecesinde cinsel açıdan tarafların birbirinden beklentisi objektif olarak değerlendirildiğinde ortadadır. Bu beklenti daha açıkça belirtilmek gerekir ise ‘cinsel birleşme ve birliktelik’ unsurunu içermektedir. Kadın doğum uzmanları ve cinsel birliktelik üzerine araştırmalar yapan bilim insanlarınca da ortaya koyulduğu üzere ilk gece yaşanılan deneyim ‘kız açısından’ zor olabilmektedir.Bunun nedeni ise anatomik ve fizyolojik açıdan ele alındığında ilk ilişkisi olan bir kızda ‘kızlık zarında oluşan yırtık’ oluşmasıdır.Birleşen dosya davacısının öne sürdüğü ‘ilk gecede zorla birliktelik’ iddiası tamamen kötüniyetli ve asılsızdır.Kaldı ki istinaf talebinde bulunan davalı Ahmet bir anatomi dalı öğretim görevlisi olduğu ve bu konuları tıbben bildiği için ilk gece ilişkisinden hemen sonra çıktıkları balayında Alanya’da, birleşen dosya davacısı ile birlikte doktora gitmişlerdir.Burada yapılan muayene ücretini dahi istinaf talebinde bulunan müvekkil Ahmet karşılamış ve tüm bu süreçte Yağmur’un yanında olmuştur. Alanya’da gidilen doktor ‘cinsel perhiz’ vermiştir ki bu teşhis neredeyse her yeni evli çiftte uygulanan bir prosedürdür. Herhangi bir ilaç kullanımı dahi önerilmemiştir.İstinaf talebinde bulunan davalı Ahmet rutin olarak kontrollere ve tıp denetimine önem verdiği için Yağmur’un her anında yanında olmuştur ancak kötüniyetli birleşen dosya davacısı Yağmur tazminat almak adına müvekkil Ahmet’e ağır itham ve hatta iftiralarda bulunmuştur.’Zorla cinsel birliktelik’ iddiası tamamen gerçeğe aykırı, hayatın olağan akışı ve mantığa aykırı, yeni evli bir çiftin özel hayat sınırlarını adeta afişe eden bir iddiadır ve kabul edilmesi mümkün değildir!

Birleşen dosya davacısının dava dilekçesinde balayı esnasında oluşan ‘kollarda morluk’ oluşmasının darp sonucu oluştuğu ise somut olayı ve gerçeği yansıtmamakta, istinaf talebinde bulunan davalı Ahmet’a kusur yüklemek adına yapılan soyut bir iddiadır, Şöyle ki:

Balayında tezahur bulan tartışma esnasında birleşen dosya davacısı Yağmur dava dilekçesinde de belirttiği üzere adeta sinir krizi geçirmiştir.Tartışmada sakin kalan taraf müvekkil Ahmet sakinliğini korudukça Yağmur daha da sinirlenmiş ve müvekkil Ahmet’e elleriyle vurmaya, itmeye ve fiziksel güç uygulayarak tartışmayı alevlendirmeye çalışmıştır.İstinaf talebinde bulunan davalı Kürşad ise üzerine gelen darbeleri savuşturmak ve Yağmur’u sakinleştirmek amacı ile Yağmur’un kollarından tutmuş, kendisine ve çevresine zarar vermesini engellemek ve Yağmur’u sakinleştirmek amacıyla kollarından tutarak tartışmayı kontrol altına almaya çalışmıştır.Bu esnada birleşen dosya davacısı Yağmur sinir krizi etkisinde kontrolsüz güç ile müvekkil Ahmet’i beklemediği anda itmiş ve Ahmet otel odasında bulunan avizenin üstüne doğru dengesini kaybederek düşmüştür.Birleşen dosya davacısının dilekçesinde belirttiği hususlar tamamen gerçeğe aykırı ve müvekkil Ahmet’e kusur yüklemeye yönelik iddialardan ibarettir.Müvekkil Ahmet ,birleşen dosya davacısı Yağmur’un dava dilekçesinde kendi beyanlarıyla ikrar ettiği üzere ‘sinir krizi’ geçirmesine ve hararetli kişiliğine alışık olduğu için bu tarz tartışmalarda her zaman alttan alan ve iyiniyetli taraf olmuş ancak karşı tarafın asılsız iddiaları sonucu iyiniyetinin kurbanı olmak üzere hedeflenmiştir.Gerekçeli kararda ‘kollardaki morlukları gören Hikmet’ denilerek hüküm kurulurken göz önüne alınan tanık beyanı ‘morlukları gördüğünü’ ifade etmekte, morlukların ‘şiddet sonucu oluşup oluşmadığını kesinlikle ispatlamamaktadır. Kaldı ki şiddet uygulama sonucu kollarda morluk oluşması hayatın olağan akışına aykırıdır, kollarda oluşan morluk iddiası öğretim görevlisi Kürşad’ın kendisine yönelen darbeleri savuşturma amacıyla tamamiyle kendisine yönelen şiddeti durdurma ve Yağmur’u sakinleştirme çabasını kötüniyetle gerçeğe aykırı şekilde iddia etmekten ibarettir.Söz konusu iddia morluklar herhangi bir doktor raporuna da dayanmamakla birlikte Yağmur’a şiddet uygulandığını değil aksine Kürşad’a Yağmur tarafından uygulanan şiddeti kanıtlar niteliktedir. Yerel mahkemenin bu hususları göz önünde bulundurmadan soyut ve duyuma dayalı iddia ve tanık beyanları ile hükmettiği tazminat hakkaniyete ve hukuka aykırıdır.

Yukarıda açıklanan şiddet iddiaları akabinde, birleşen dosya davacısı X’un tanığı X, Alanya’daki balayından tarafların birlikte dönüş yaptığını beyan etmiştir.Bu şiddet iddiası gerçek olsaydı dahi ‘birlikte dönemleri’ hayatın olağan akışına aykırı bir durum yaratacak idi. Şiddet iddiası kötüniyetle tazminata yönelik ortaya atılmış soyut bir iddiadan ibarettir. İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılmalıdır.

Balayı dönüşünde, birleşen dosya davacısının dava dilekçesinde yer alan ‘aileni ararsan seni öldürürüm’ iddiası asılsız olduğu gibi akıl ve mantığın almadığı derecede kendisiyle çelişmekte, müvekkil X’e kusur atfetme amacından ibarettir.Öyle ki balayında yaşanan bu hususlar birleşen dosya davacısı X’un X’da yaşayan kuzeni tarafından bilinmekte dolayısı ile kuzeninin zaten bu durumları ailesine anlatacak olduğu apaçık ortadadır. X’ın buna rağmen bu şekilde bir tehditte bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır.

‘Zorla cinsel birliktelik’ iddiasını bir şekilde gerçekmiş gibi göstermek isteyen birleşen dosya davacısı ‘X Kadın Doğum Hastanesi’nden balayı dönüşünde rapor almıştır. Raporda ‘saat 6-7 yönünde yırtık’ teşhisi yapılmıştır. Bu raporu dava dosyasına delil olarak sunmak adeta yerel mahkemeyi yanıltma amacını taşımaktadır. Kaldı ki bu hastaneye dahi isitnaf talebinde bulunan X, X ile birlikte gitmiş ve ödemeyi yine kendisi yapmıştır. Hayatın olağan akışı çerçevesinde zorla birlikte olunup hastaneye de birlikte gidilmesi tamamen mantık dışıdır. Birleşen dosya davacısı Yağmur tazminat alabilmek uğuruna ‘iftira’ ve ‘ hakaret’ boyutuna varan isnatlarda bulunmaktadır. Şöyle ki;

Her yeni evli kızın başına gelen ‘kızlık zarında(hymen) yırtık’ bir yara çeşididir. İlk kez cinsel birliktelik yaşayan yetişkin bir kızda tezahur etmesi beklenen ve tamamen doğal olan bu ‘yırtık’ teşhisini içeren raporun dosyaya delil olarak sunulması ve ‘zorla birliktelik’ adı altında sunulması akıl ve mantığa aykırıdır! Dosya içerisinde yer alan raporda görüleceği üzere herhangi bir ‘zorlama’ teşhisi yoktur, olması da mümkün değildir.Tüm bu suni süreç müvekkil X’e kusur atfına yönelik hazırlanmış ancak hukuken geçersiz ve asılsız delillerle ortaya konulmuş bir kurgudan ibarettir.Yerel mahkeme olayı yeteri kadar aydınlatmamıştır. Kaldi ki müvekkil X yine bu özel hastane masrafını kendisi ödemiş ve X’un yanında giderek kontrol sırasında ona eşlik etmiştir.(EK-1- X Hastanesine Müvekkil X tarafından yapılan ödeme bilgisi) Tüm iyiniyeti ile hareket eden müvekkil Ahmet’e yerel mahkemece yüklenen ağır kusur atfı kabul edilemez. Ayrıca özel bir hastaneden alınan ve bir tanıdık vasıtası ile gidilen doktorun vereceği bir rapora itibar edilemez.Yerel Mahkemenin soyut delil ve iddialar çerçevesinde müvekkil Ahmet’e atfettiği ‘ağır kusur’ hukuka ve hakkeniyete aykırı, hukuka güveni suiistimal edici niteliktedir.Yerel mahkemenin kararı istinaf incelemesi sonucu kaldırılmalıdır.

8-İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN MÜVEKKİL EVLİLİK ÖNCESİ VE SONRASINDA MADDİ ANLAMDA TÜM HARCAMALARI KENDİSİ YAPMIŞ VE HATTA BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI’NIN AİLESİNE AİT KİRA BEDELLERİNİ EVLİLİK BOYUNCA ÖDEMİŞTİR.MÜVEKKİL X EVLİLİK İÇİN ÇEKTİĞİ TOPLAM X TL BANKA KREDİSİNİ HALA ÖDEMEKTE VE 3 SENE BOYUNCA DA ÖDEMEYE DEVAM EDECEKTİR.YEREL MAHKEMENİN HAKKANİYETE AYKIRI OLARAK HÜKMETTİĞİ TAZMİNAT İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCU KALDIRILMALIDIR.

Müvekkil X evlilikte yeterli ekonomik yetkinliğe ulaşmak ve birleşen dosya davacısı Yağmur’a güzel bir ortam sağlamak için toplam 83.000 TL ihtiyaç kredisi kullanmıştır.Bu husus yerel mahkemenin yaptığı sosyal ve ekonomik inceleme raporunda belirtilmesine karşın müvekkil Ahmet aleyhine hükmedilen tazminat hukuka ve hakkaniyete aykırıdır.Yerel mahkemece istinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı Kürşad’ın, sosyal ve ekonomik durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınmadan birleşen dosya davacısı kadın lehine hükmettiği tazminat hukuka aykırıdır. Müvekkil Ahmet yerel mahkeme sosyal ve ekonomik inceleme raporunda da belirtildiği üzere her ay 600 lira lojman kirası, 2845 lira aylık kredi borcunu ödemekte, netice olarak aylık eline geçen bakiye 955 TL’dir. (EK-2- X’ın halen ödemekte olduğu ve önümüzdeki 3 yıl boyunca ödemekle yükümlü olduğu evlilik nedeniyle çekilmiş olan kredi borcu bakiyeleri )

Müvekkil Xtüm bu maddi zorluklarla evlilik birliğini ayakta tutmaya çalışır iken birleşen dosya davacısı Yağmur kendi anne ve babasının ev kirasının ödenmesi için X’a baskı yapmıştır. İyiniyetli ve tek amacı evlilik birliğindeki gereksiz tartışmaları ortadan kaldırmak olan Kürşad evlilikten öncesinde 1 ay ve sonrasında ise evli kalınan 2 ay boyunca Yağmur’un anne ve babasına ait ev kirasını kendi hesabından ödemiştir. ( EK-3- İstinaf talebinde bulunan müvekkil Kürşad tarafından, birleşen dosya davacısı X’un anne ve babasının kirada oturduğu evin sahibi hesabına gönderilen 2 aylık kira bakiyesi)

İstinaf talebinde bulunan müvekkil Kürşad nişan harcamasını, düğün harcamasını, tutulan fotoğrafçıların harcamalarını kendisi karşılamıştır. ( EK-4- Nişan Salonu, Düğün Salonu ve Fotoğrafçılara verilen ücretler )

Yukarıda belirtilen ve yerel mahkemenin göz önünde bulundurmadığı tüm bu hususlar neticesinde istinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı Kürşad X tarihli X tarihli X tarihli kredileri nişan ve evlilik için çekmiş olduğu ortadadır ve bu krediler an itibariyle hala ödenmeye devam etmekte, gelecek 2 yıl boyunca da vadeleri devam etmektedir.Birleşen dosya davacısının Kürşad’ın ’Yapı Kredi Bankasına olan 20.000 TL kredi borcunu ödediği’ne dair iddiası gerçeğe aykırıdır. Kürşad bugüne kadar Yapı ve Kredi bankasından hiçbir kredi dahi kullanmamıştır. Birleşen dosya davacısı kötüniyetli ve tazminat alabilmeye yönelik gerçeğe aykırı iddialarla evlilik nedeniyle maddi olarak çöküntüye uğramış Kürşad’ın durumunun daha da kötüye gitmesi gayesi içerisindedir.

Ekonomik olarak tüm gücünü evlilik nedeniyle kaybeden ve hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ağır kusurlu bulunan Kürşad’ın aleyhine hükmedilen tazminat ve ağır kusur derecesi istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmalıdır.

9-ZİYNET EŞYALARI VE TAKILAR HUKUKEN DE AİT OLDUĞU ÜZERE BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI YAĞMUR’DA KALMIŞTIR.ÖYLE Kİ  BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI TARAFINDAN YEREL MAHKEME DOSYASINDA BU KONU HAKKINDA AYRICA DAVA AÇILIP YEREL MAHKEME DOSYASINA BİLDİRİLECEĞİ SÖYLENMESİNE RAĞMEN HERHANGİ BİR DAVA DAHİ AÇILMAMIŞTIR.

Düğünden elde edilen ziynet eşyaları ve paraları birleşen dosya davacısı Yağmur kendisi işyerinden maaşını alamadığı için, ailesine yardım etmekte kullanmış, ailesinin borçlarını ödemiş, ayrıca iş mahkemesinde söz konusu dönemde derdest olan Yağmur’a ait işçi alacağı davasının açılmasınde gereken harç ve giderler olarak kullanmış, öyle ki nişanlılık ve evlilik sürecinde Yağmur’un ailesinin kiracı olarak yaşadığı evin kira ücreti dahi ziynet eşyaları ve takılardan karşılanmıştır. Ayrıca yine aynı dönemde Yağmur’un erkek kardeşi nişanlanmış ve bu nişan için söz konusu ziynet eşyalarından harcama yaparak Yağmur kardeşinin masraflarına yardım etmiştir.Görüleceği üzere iddia konusu olan ziynet eşyaları ve paralar Yağmur’un ailesi tarafından kullanılmış, istinaf talebinde bulunan birleşen dosya davalısı Kürşad iyiniyeti çerçevesinde ziynet eşyaları ve paralardan hiçbir şekilde yararlanmamıştır.

10-BİRLEŞEN DOSYA DAVACISI YAĞMUR’UN ALDIĞI MAAŞ 1300 TL OLMAYIP, YEREL MAHKEMEDE TANIK OLARAK DİNLENEN ÖZ ANNESİNİN DAHİ BEYANLARINDA BAHSETTİĞİ ÜZERE 3000 TL’DİR.

X tarihli celsede birleşen dosya davacısı Yağmur’un annesi tanık olarak dinlenmiş ve şu beyanlarda bulunmuştur:

‘Kızım fizyoterapisttir, çalıştığı dönemde aylık 3800 TL kazanıyordu , şu anda o işten ayrıldı halen deneme süreli çalışıyor ancak 3.000 TL civarında maaş alacağını söylüyor’

Birleşen dosya davacısı Yağmur’un öz annesinin beyanlarından da görüleceği üzere Yağmur’un sosyal-ekonomik raporuna yansıyan an itibariyle aldığı 1500 TL maaş gerçeği yansıtmamaktadır.Özel sektörde çalışan Yağmur’un maaşı 1500 TL gösterilse de 1500 TL kadarını da ‘elden nakden ‘ almaktadır.Yerel mahkemenin hakkaniyete aykırı tazminat kararı istinaf incelemesi neticesinde tamamen ortadan kaldırılmalıdır.

11-İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN ASIL DOSYA DAVACISI MÜVEKKİL ALEYHİNE HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT HUKUKA VE HAKKANİYETE AYKIRIDIR.MÜVEKKİL TAMAMEN İYİNİYETİNİN KURBANI OLMUŞ, ASIL KİŞİLİK HAKLARI ZEDELENEN KİŞİ MÜVEKKİL OLMUŞTUR.

Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırmaktadır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır.Yerel mahkemece kadının hukuka aykırı olarak ‘az kusurlu’ kabul edilmesi hakkaniyete aykırı, ‘az kusurlu’ kabul edilse dahi 2 ay süren evliliğin sonucunda ortaya çıkan söz konusu tazminat ‘ölçülülük’ ilkesine de aykırıdır.

İstinaf talebinde bulunan müvekkil Ahmet Kürşad ile birleşen dosya davacısı Yağmur yaklaşık 2 ay evli kalmışlar ve aynı konutta hayatlarını sürdürmüşlerdir.Henüz yeni evli bir çift bu yeni hayat tarzına ayak uydurmak ve birlikte yaşamanın ve evliliğin yüklediği sorumlulukları yerine getirebilmek için çaba sarfetmelidir.Ancak birleşen dosya davacısı Yağmur evlilik süresi boyunca haftanın en az 5 günü ailesi ile vakit geçirmek istemiştir.Bu husus 25.05.2017 Tarihli celsede Yağmur’un öz annesi tarfından bizzat tanık beyanı olarak somutlaştırılmıştır ve şu beyanlarda bulunulmuştur.

‘Ben tarafların evlendikten sonra evlerine gidip geliyordum…Taraflar en az haftada 3 kez geliyorlardı…’

Akademisyen olan ve işi başından aşkın olan müvekkil Ahmet ise tüm bu iş yoğunluğuna rağmen iyiniyetli ve olgun bir şekilde Yağmur’un ailesiyle vakit geçirmeyi reddetmemiş, kendisinden büyük ödünler vermiştir. Yeni evli bir çiftin ilişkilerini sağlam temeller üzerine kurması gerekirken birleşen dosya davacısı Yağmur evlilik ortamına uyum sağlamak ve kendisinden beklenen hassasiyeti ve özeni göstermek yerine sürekli ailesi ile birlikte olmak istemiş ve bu durum müvekkil Ahmet’in manevi olarak çöküntü içerisine girmesiyle sonuçlanmıştır. Öyle ki 2 aylık evlilik süreci içerisinde istinaf talebinde bulunan müvekkil Ahmet’in öz ailesi bir kereliğine evli çifti ziyarete gelmek istemiş ancak bu ziyaret birleşen dosya davacısı Yağmur tarafından reddedilmiş ve müvekkil Ahmet’in tüm iyiniyeti suistimal edilmiştir.

İstinaf talebinde bulunan Kürşad’ın tanığı Gamze beyanlarında:

‘…Sen insan değilsin beni mutlu edemiyorsun, şeklinde sözler söyledi.Taraflar birlikte beni eve bırakıyorlardı. Arabada kavga başladı, bu kavga sırasında davalı Yağmur’un davacı Ahmet’i yumrukladığını gördüm…’ demiştir.

Bahsi geçen arabada gerçekleşen olay aynı zamanda arabadaki yol kamerasının kayıtları arasında yer almaktadır. İstinaf talebinde bulunan asıl dosya davacısı Kürşad, söz konusu kamera kaydının aracın kamerasının hafıza kartında bulunduğunu sonradan farketmiş dolayısıyla bu delili yerel mahkemede sunma fırsatını bulamamıştır. Kayıtlardan da anlaşılacağı üzere Kürşad uslübunu bozmadan Yağmur’a karşı medeni bir koca olarak hitap ederken, Yağmur Kürşad’ı burada, kuzeni Gamze önünde dahi aşşağılamış, kayıtlardan da anlaşıalcağı üzere arabanın ön bölgesini tekmelemiş, direksiyona müdahale ederek aracın kaza tehlikesi geçirmesine yol açmıştır.(EK-5- Arabanın yol kamerasının hafızasında bulunan video kayıdı )

Birleşen dosya davacısı Yağmur’un öfkeli ve hırçın davranışları ile evlilik birliğine ağır kusurlu olarak zarar veren taraf olduğu ortadadır. Bu husus Yağmur’un ‘anksiyete bozukluğu’ hastalığı nedeniyle kaynaklanmaktadır. (EK-6- Anksiyete Bozukluğu Tanısına Ait Reçete )

Yine birleşen dosya davacısı Yağmur boşanma sürecinde Kürşad’la samimi şekilde mesajlaşmış, ancak diğer yandan açtığı birleşen dosya davasında hakkaniyete tamamen aykırı tazminat taleplerinde bulunmuştur. Birleşen dosya davacısının kötüniyeti ve iddialarının soyutluğu buradan da anlaşılabilecektir. ( EK-7-Whatsapp ve İnstagram mesajlaşma kayıt ve tarihleri )

SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda ve Yerel Mahkeme dosyasında arz ve izah ettiğimiz ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle;

  • X Aile Mahkemesi’ninX E. ve X K. sayılı  X tarihli kararının maddi ve manevi tazminat yönünden istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması veyahut istinaf yargılaması neticesinde maddi ve manevi tazminatın kaldırılması,
  • Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin birleşen dosya davacısı olan karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini bilvekale saygılarımızla arz ve talep ederiz. tarih

                    İstinaf İsteminde Bulunan

   Birleşen Dosya Davalısı Vekili

            Av.

EK-1- X Hastanesine Müvekkil X tarafından yapılan ödeme bilgisi

EK-2- X’ın halen ödemekte olduğu ve önümüzdeki 3 yıl boyunca ödemekle yükümlü olduğu evlilik nedeniyle çekilmiş olan kredi borcu bakiyeleri.

EK-3- İstinaf talebinde bulunan müvekkil X tarafından, birleşen dosya davacısı Yağmur’un anne ve babasının kirada oturduğu evin sahibi hesabına gönderilen 2 aylık kira bakiyesi

EK-4- Nişan Salonu, Düğün Salonu ve Fotoğrafçılara verilen ücretler

EK-5- Arabanın yol kamerasının hafızasında bulunan video kaydı

EK-6- Anksiyete Bozukluğu Tanısına Ait Reçete

EK-7-Whatsapp ve İnstagram mesajlaşma kayıt ve tarihleri

Son düzenleme tarihi 6 Mayıs 2020 10:30

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.