DEVREMÜLK SÖZLEŞMENİN İPTALİ DAVA DİLEKÇESİ

NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

DAVACI          : 

VEKİLİ           : 

ADRES             : 

DAVALI          : 

ADRES             : 

KONU              : Müvekkil ile davalı arasında 23.10.2011 tarihinde akdedilen sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile iptaline ve müvekkilin ödemiş olduğu 14.004,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tarafımıza iadesine  karar verilmesi istemlidir.

AÇIKLAMALAR            :

            Müvekkil davalı şirket elemanları tarafından davalının Beypazarında düzenlediği yemek davetine katılmış, davalı tarafından tahsis edilen bir otobüsle Beypazarına getirilmiş, burada sabah saat 10:00 dan akşam saat 19:00 a kadar ağırlanmış kendilerine orada bulunan örnek daireler gezdirilmiş, oluşturulan atmosferin etkisiyle ve devre mülk satış bedelinin sadece o güne has olarak indirimli olduğu, bu bedelden tekrar alınmasının mümkün olmayacağı belirtilerek, müvekkilin sağlıklı düşünme fırsatı engellenerek müvekkil ile davalı arasında 23.10.2011 tarihinde devre mülk sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu gayrimenkulün 31.12.2013 tarihinde teslim edileceği taahhüt edilmiştir. Müvekkil sözleşmeye ilişkin edimini ifa etmiş, fakat davalı şirket ne taahhüdünü yerine getirerek devre mülk inşaatını yapmış, ne de gayrimenkulü müvekkilin yıllık kullanımına tahsis etmiştir. Edimini   ifa hususunda temerrüde düşen davalı şirket ile yapılan bu devre mülk sözleşmesinin kapıdan satış sözleşmesi niteliğinde olduğu ve tüketici tarafından ilk kullanımında muayene edildiği ve bu suretle ilk kullanımından itibaren cayma hakkının kullanılabileceği Tüketicinin Korunması hakkındaki kanunu ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.

            Bu konuya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/27680 E., 2015/29186 K. ve 08.10.2015 karar tarihli kararında; “Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan, cayma hakkı ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olup, bu süre içinde sözleşme askıdadır. Davacı devre mülk hakkını kullanmadığını belirtmekte olup, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olduğundan, davacının cayma hakkını kullanması mümkündür.” diyerek; devre mülk satışlarında, cayma süresinin sözleşme imza tarihinde başlaması, tüketicinin haklarını zedeleyeceğinden ötürü sürenin tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlaması gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Bu yüzden müvekkilin cayma bildirimi için süreyi geçirdiğini iddia etmek yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırılık teşkil eder.

            Tüketicilerin bu tarz alışverişlerinde, teslim edilmemiş mal veya ürünlerden dolayı sadece sözleşmede belirtilen sürelerde cayma hakkını kullanacağını düzenleyen hükümler doktrin ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yok hükmündedir. Devre mülk satışının, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğu kuşkusuzdur. Bu yüzden cayma hakkının da hizmetin ifasından sonra başlayacağını kabul etmek, buna karşılık aksi yönde düzenlenmiş olan sözleşmede ise sözleşme imza tarihinden itibaren başladığını belirten maddeleri yok hükmünde kabul edilmelidir. Bu surette sözleşmenin gereğini yerine getirmeyen borçlu şirketin ileri sürdüğü tüm iddia ve savunmalar geçersizdir. 

            Diğer taraftan Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 15. maddesinin 3. bendin de “Devir ve teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren otuz altı ayı geçemez.” hükmüne yer verildiği dikkate alındığında davalı şirketin yönetmelik hükmünü de ihlal ettiği çok açık ortadadır. Bu nedenle müvekkilin cayma hakkı dahi henüz sona ermemiştir. Davalı şirket yükümlülüklerini yerine getirmemeş olup müvekkilin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı da bulunmaktadır.

            Öte yandan; yapılan devre mülk sözleşmesi ayni bir hak olup, resmi şekilde yapılmadığından geçersizdir. Devre mülk hakkı 634 sayılı KMK’nun 57-60. Maddeleri ile TMK’nın 780 ve 781. maddelerinde düzenlenmiştir. TMK’nın ilgili maddelerinde irtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescilinin şart olduğu ve irtifak hakkına ilişkin sözleşmenin ancak resmi şekilde yapılması halinde geçerli olduğu açıkça belirtilmiştir. Yasal düzenlemeler karşısında müvekkil ve davalı arasında imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır. YANİ MÜVEKKİL İLİ SAĞLAYICININ İMZALAMIŞ OLDUĞU SÖZLEŞME ADİ YAZILI SÖZLEŞME NİTELİĞİNDE OLUP, RESMİ ŞEKİLDE YAPILMADIĞINDAN VE TAPU KAYITLARINA İŞLENMEMİŞ VE MÜŞTEREK MÜLKİYET TESİS EDİLMEDİĞİNDEN GEÇERSİZDİR. Satış sözleşmesinin geçersiz olmasının yanında sözleşme ve sözleşme imzalanırken yerine getirileceği söylenin hiçbir yükümlülük yerine getirilmemiştir. Benzer konuda Yargıtay 13 HD.’nin 04.07.2013 tarih ve 2013/4117-18427 esas karar sayılı kararda “Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK nun 706 , BK 213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. Bu nedenle taraflar arasındaki devre mülk satış sözleşmesi de tapulu taşınmazın satışına ilişkin olup geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye dayanarak davacının fesih ve ödediği bedelin iadesini her zaman talep hakkına sahiptir. Bu nedenle davacının ödediği bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ” şeklinde kararı ile konuya açıklık getirilmiştir.

            Devre mülk sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle sözleşmenin iptalini ve müvekkil tarafından bu güne kadar davalıya ödenen toplam 14.004,00 TL’nin ödenme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte iadesiyle isteme zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER    : TKHK, TBK, HMK, ilgili mevzuat hükümleri ve Yargıtay içitihatları

DELİLLERİMİZ :  23.10.2011 tarihli taraflar arasında imzalanan sözleşme, Sözleşme konusu gayrimenkule ait tapu kayıtları, bilirkişi, tanık, keşif ve her türlü yasal delil

SONUÇ                               : Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle:

            1-Müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin geçersizliğinin TESPİTİ ve İPTALİNE,

            2-Müvekkil tarafından davalıya yapılmış olan toplam 14.004,00 TL’nin ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ÖDENMESİNE,

            3-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına,

 

            Karar verilmesini müvekkil adına talep ederim.

 

                                                                                                                                 Davacı Vekili                                                                     

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
TürkçeEnglishFrançaisItalianoPolski