Değer Artış Payı Hesabında Eşin Yaptığı Katkının İspatı

DAP (= Değer Artış Payı) Hesabında Katkının İspatı

TMK nun 6. maddesinde: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” kuralıyla genel bir ispatlama ilkesi konulmuştur. Aynı husus Eşler Arasındaki Mal Rejimi konusunda da TMK nun 222/1 maddesiyle: “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” kuralıyla yinelenmiştir. Bu bakımdan; eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışını da kapsamak üzere katkısı oranında alacak hakkı iddia ediyorsa; bu katkısını ispat etmek zorundadır. Bu ispat etme zorunluluğunu yerine getirmesinde ise; HUMK nun düzenlediği ispat araçlarını kullanmak durumda kalacağı doğaldır.

İlerde; EMKR ile ilgili muhtemel davaların incelenmesi sırasında bu davaların görülmesinde kullanılacak delillerin neler olabileceği ayrıntılarıyla açıklanacağından, şimdilik DAP sorununda öncelikle ele alınması gereken ispat ilkelerine değinilmesi yeterli olacaktır.

Söylenmesi gerekir ki; TMK nun bu konuda koyduğu genel ilke; mezkur 227. maddede betimlenen bir hakka sahip olduğunu ileri süren eşin bu hakkını ispat etmek zorunda olduğudur. İddia sahibi eş eğer böyle bir hakkının varlığım ispat edemezse kuşkusuz ki onun bu konudaki talebi ret olunacaktır.

Nitekim TMK nun yürürlüğe girmesinden önce TKM nin yürürlüğü sırasında verilen yargı kararlarında da yukarıda açıklanan hususlara yakın sonuçlara varılmıştır. Örneğin; evlilik birliği içinde, davacının da katkısıyla alınan ve fakat davalı adına tescil edilen taşınmazla ilgili olarak açılan tapu iptali ve tazminat davası kabul edilmiştir. Keza; davacının el işi yaparak elde ettiği kazancı ve ayrıca bileziklerini satarak temin ettiği parayla alman ev yönünden katkı payı hakkı bulunduğu onaylanmıştır. Ancak TKM’nin yürürlüğü sırasında vuku bulan bu olaylarda, katkı payının miktarının tespiti bakımından, TKM nin 152. maddesinde öngörülen, kocanın eş vc çocukların münasip veçhiyle iaşesinin sağlanması yükümlülüğüne ilişkin giderlerin katkı payından düşülmesi gereği vurgulanmıştır.

Keza yine TMK nin uygulanması dönemine ilişkin yargı kararlarında da; TKM nin kendine özgü olup şimdi yürürlükten kaldırılmış hükümleri dışında kalan ve yeni kanunda yenilenmiş hükümlerine göre; benzer hususların tekrarlandığı görülmektedir. Örneğin; Davacının eşine ait dükkanda dondurma ve pasta imalatında çalıştığı ve eşine alınacak mallar için maddi katkıda bulunduğu ancak alınan taşınmazın kocasının üzerine tescil edildiği anlaşılmakla katkının kabulüne karar verildiği gibi;” Eşlerin kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlamak için aralarında akdi bir ilişki sağlayıp dava konusu malı bu sebeple edindiklerinde, kadının katkısının bir bağışlama sayılamayacağı ve bu sebeple kocanın, bu katkıyı karısına iade borcu bulunduğu kabul edilmiştir.

Buna karşılık, yine yargı karalarında örneğin; Evlenmeden önce yapılan ve diğer eşin katılmadığı hukuki muamelelerin katkı payı alacağına kaynak gösterilemeyeceği; Kadının ev işleri yani yemek pişirmek ya da temizlik işlerini yapmış olmasının TMK nun 227. maddesi anlamında katkı sayılamayacağı Kadının ziynetlerini evin ihtiyaçlarında kullanmak üzere kendi izniyle kocasına vermiş olmasının katkı bedeli oluşturmayacağı; Davacının zaman zaman davalının dükkanında çalışmış ise de aralarında bir ortaklık bulunmadığından bu çalışmaların aileye yardım niteliğinde olup 227. madde anlamında bir katkı oluşturmadığı; Keza çalışmayan ve geliri olmayan eşin, malların edinilmesinde katkısının bulunduğunun somut delilerle ispat etmesi gerektiği içtihat olunmuştur.

Binaenaleyh TMK nun düzenlemelerine göre; yalnızca eşlerin bir aile yaşamı içinde bulunmuş olmaları yani salt bu ilişki onların, edindikleri mallarda birbirlerinin katkısının bulunduğunun kabulüne yeterli olmamaktadır. İşte bu sebepledir ki; bir malda katkı hakkı bulunduğunu ileri süren eşin, bu iddiasını ispat etmesi gerekli görülmüştür. Kaldı ki eşlerin, diğer eşin herhangi bir malının edinilmesi, iyileştirilmesi yada korunmasında bir miktar katkısının bulunmuş olmasının da. o mal üzerinde DAP elde etmesi için her zaman yeterli bir neden oluşturamayacağı kabul edilmektedir.

Bir katkının, DAP yaratabilmesi ya da böyle bir hak yarattığı ileri sürülen katkının kanunun aradığı ölçü ve nitelikte olup olmadığının tespiti; katkı olgusunun gerçekleşmesinde sahip bulunması gereken özgün bir “Katkı Oranı” sorununu oluşmaktadır.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.