Davacının Tamamen Kusurlu Olması Nedeniyle Davanın Reddi Mahkeme Kararı

-KARAR-

Davacı vekili tarafından mahkememizde açılan BOŞANMA, VELAYET, NAFAKA, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT davasının yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile, tarafların 1991 yılında evlendiklerini, bu evlilikten tarafların bir müşterek çocukları bulunduğunu, taraflar arasında evliliğin başından itibaren geçimsizlik olduğunu, davalının evlilik öncesinden itibaren epilepsi hastalığı bulunduğu bu nedenle müşterek çocuğa ve eve zarar verdiğini, bu nedenle evlilik birliğinin devamında taraflar açısından bir fayda kalmadığın, bu nedenlerle tarafların boşanmalarına karar verilmesini, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesini yapılan yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmişlerdir.

Karşı dava dilekçesinde; tarafların evlilik birliği içindeki kusurun davacıya ait olduğunu bu nedenle davacının davasının reddine, müvekkilinin de evlilik birliğinin sona ermesini istediğinden karşılık davanın kabulüne çocuk için 200,00 YTL eş için 200,00 YTL toplam 400,00 YTL tedbir nafakasına ayrıca 10.000 YTL manevi 20.000 YTL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Davacı ve karşı davalı vekili duruşmadaki beyanlarında; dava dilekçesini tekrar ettiklerini, evlilik birliğinin devamının mümkün olmadığını, rapor ile epilepsi hastalığının tespit edildiğini, çocuğun velayeti konusunda müvekkiline bırakılmasını, müvekkilinin işten ayrıldığını, nafakanın indirilmesi veya kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.

Davalı ve karşı davacı vekili duruşmadaki beyanlarında; tarafların anlaşmasının mümkün olmadığını, davanın esasına geçilerek nafaka hususunda karar verilmesini, davacının davasının reddine karara verilmesini, karşılık davalarının kabulüne karar verilmesini, davacının maaş durumunun dikkate alınarak nafakanın yükseltilmesini, davacının davasını ispat edemediğini, davacının davasının reddini, kendi davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yapılmış, nüfus kayıtları celp edilmiş, tüm deliller toplanmış,duruşmada dinlenen davacı tanıklarının genel beyanlarında; tarafların evlilik birliği içinde bir problemlerine rastlamadıklarını davacının eşinin bayılmasından şikayet ettiğinin ve yeterince eşlerine ilgilenemediğini problemli olduğunu beyan ettiğini bunun dışında evlilik birliği ile ilgili bilgileri bulunmadığına söylemişlerdir.

Duruşmada dinlenen karşılık davacı tanıklarının talimatla alınan ifadelerinde: Tarafların evlilik birliği içinde davalının eşi tarafından şiddet uyguladığını bunu evlerine gittiğinde yüzündeki morluk ve şişliklerden anladıklarını, kendisini dövdüğünü söylediğini, tarafların müşterek çocukları Fulya’nın da babasının annesini dövdüğünü, ifade ettiğini davalının evinden kovduğunu kendisinin evlendiğinde bir rahatsızlığı olmadığını, müşterek çocuğu şimdiye kadar annesinin büyüttüğünü beyan etmişlerdir.

Mahkememiz bünyesinde bulunan bilirkişi raporunda; davalının konuşma kendisini ifade edemediğini onun dışında anormal bir durumun olmadığını beyan etmiş, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin raporunda davalının epilepsi denilen nörolojik hastalığının bulunduğu ancak hukuki ehliyeti engelleyecek bir durumunun olmadığını beyan etmişlerdir. Raporda dikkate alınarak hükümde dayanak yapılmıştır.

Celp edilen nüfus aile kayıt tablosu, sosyal ekonomik durum araştırması dinlenen tanık beyanları ve tüm delillere göre dava M.Y’nın 166/1 maddesine dayalı açılmış boşanma davası olup, evlilik
birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir, Hakim tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, çevre koşullarını dikkate alarak temelinden sarsılma olayını takdir edecektir.

Medeni Yasa’nın 185. maddesine göre evlenme ile eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler birlikte yaşamak,birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar, ayrıca eşler evlilik birliği mutluluğunun el birliği ile sağlamak, çocukların bakımı eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler Somut olayda, tarafların evlilik birliği içinde davalının baştan beri rahatsızlığı bulunduğu ancak 14 yıldır evliliğini sürdürdüğünü ve çocuğunu büyüttüğünü, kendisine yüklenebilecek bir kusur olmadığını davacının ise eşine şiddet uygulayarak kusurlu olduğu davalının sağlık durumunun geçen zaman dikkate alınarak evlilik birliğinin yürümesinde bir engel teşkil etmediği kanaatine varılmış bu nedenle davacı taraf kusurlu olup dava açma hakkı bulunmadığından davasının reddine, karşılık davacı tarafsa davasını ispat ettiğinden tarafların boşanmalarına karar vermek gerekli ve yerinde görülmüştür.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, müşterek çocuğun anne yanında yaşayıp herhangi bir problemi olmaması ve annenin velayet görevini yapmasına bir engel bulunmadığından ve çocukla daha iyi ilgilenmesi söz konusu olduğundan müşterek çocuğun velayetinin davalı ve karşılık davacı anneye bırakılmasına çocuğun ihtiyaçlarını karşılaması için karar kesinleştikten sonra 175, YTL iştirak nafakasının davacıdan tahsili ile karşılık davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Somut olayda; karşılık davacının boşanma ile koca desteğini kaybetmesi gelecek ekonomik haklardan mahrum kalması ayrıca tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında 8.000,- YTL maddi tazminatın karar kesinleştikten sonra karşılık davalıdan tahsili, karşılık davacıya ödenmesine karar vermek gerekli görülmüştür.

Medeni Yasa 174/2 boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf kusurlu olan taraftan manevi tazminat adı ile uygun bir miktar tazminat ödenmesini isteyebilir. Somut olayda; karşılık davalı tarafın eşine karşı şiddet uyguladığı bu durum kişilik haklarına saldın teşkil ettiğinden tarafların sosyal ve ekonomik durumu hakkaniyet gereği 5.000,- YTL manevi tazminatın karar kesinleştikten sonra karşılık davalıdan tahsili ile karşılık davacıya ödenmesin fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekli ve yerinde görülmüştür.

HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-  Açılan asıl davada davacı taraf tamamen kusurlu olduğundan açtığı davanın reddine, karşılık boşanma davasının kabulü ile karşı davacının davasının kabulüne taraflar arasında geçimsizlik sabit olduğundan …İLİ, …İLÇESİ, …KÖYÜ Cilt No:35 Hane No:133’de nüfusa kayıtlı bulunan … ile …’den olma … doğumlu DAVACI …ile aynı yer nüfusuna kayıtlı bulunan eşi… ile …’ den olma … doğumlu DAVALI …’in 166/1 maddesi gereğince BOŞANMALARINA,

2- Tarafların müşterek çocukları …nın velayetinin uzun sürede annesinde kalıp annenin çocuğa olan ilgisi dikkate alınarak velayetinin annesine bırakılmasına,

3- Velayeti anneye verilen çocuk ile babası arasında, her ayın 1 .ve 3. Pazar günü saat sabah 09.00 ‘dan akşam 19.00 ‘a kadar, dini bayramların 2.Günü sabah saat sabah 09.00’dan akşam 19.00’a kadar, her yıl Ağustos ayının 1 ‘den 30’una kadar babanın çocuğu yanma almak kaydı ile şahsi münasebet tesisine

4- Karar kesinleştikten sonra çocuk için aylık 175,00 YTL iştirak nafakasının davacı ve karşı davalıdan tahsili ile davacı ve karşı davalı tarafa ödenmesine,

6- Medeni Yasa 174/1 madde gereği boşanma ile karşı davacı taraf gelecek eş desteğini ve bir takım ekonomik beklentileri kaybedeceğinden 8.000,00 YTL maddi tazminatın hüküm kesinleştikten sonra karşı davalıdan tahsili ile karşı davacı tarafa ödenmesine,

7- Medeni Yasa 174/2 madde gereği evlilik birliği içinde geçen olaylarda karşı davacı taraf, eşinin haksız eylemlerine maruz kalıp kişilik haklarına saldırı olduğundan 5.000,00 YTL manevi kesinleştikten sonra karşı davalıdan tahsili ile karşı davacı tarafa ödenmesine,

8- Fazlaya ilişkin nafaka ve tazminat taleplerinin REDDİNE,

9- Tarafların başkaca talepleri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına

10- Bakiye 1,10 YTL harem davalıdan tahsiline,

11- Davacı ve karşı davalı tarafın yapmış olduğu mahkeme masrafları ve Avukatlık ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına,davalı ve karşı davacı tarafın yapmış olduğu ve aşağıda belirtilen mahkeme masraflarının davacı ve karşı davalıdan tahsili ile davalı ve karşı davacı tarafa ödenmesine,

12- Avukatlık ücreti olan 350,00 YTL’nin davacı ve karşı davalıdan tahsili ile davalı ve karşı davacı tarafa ödenmesine Dair iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz yolu açık olmak üze davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tarafların yokluğunda verilen okunup, usulen anlatıldı. 27.06.2005

Katip

Hakim

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.