Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Çocukla Kişisel Görüş Sistemindeki Aksaklıklar ile İlgili Bakanlığa Şikayet Metni

Çocukla Kişisel İlişki Düzenleme ve Uygulamadaki Aksaklıklar Hakkında CİMER Şikayeti Neticesinde Verilen Cevap

Başvuru Numaranız :

Sn. ………………., İlgi a)24/09/2015 tarihli BİMER başvurunuz. b)11/10/2015 tarihli dilekçeniz. İlgide kayıtlı dilekçelerinizde; boşanma kararıyla müşterek çocuklarınızın velayetinin eski eşinize verildiği, eski eşinizin mahkemenin belirlediği zamanlarda çocukları göstermek istememesi üzerine her defasında icraya başvurmak zorunda kaldığınız ve her seferinde ödenen icra harç ve masrafları sebebiyle mağdur olduğunuz belirtilmiş ve maddi ve manevi zararlarınızın giderilerek konuya çözüm bulunması istenmiştir. Ana-babanın çocukları üzerinde sahip olduğu velayet hakkı 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda düzenlenmiş olup, boşanma halinde velayetin hangi ebeveyne verileceği ve velayet kendisine verilmeyen tarafın çocuklarla kuracağı kişisel ilişkinin sınırları mahkeme tarafından belirlenmektedir. Velayet kendisine verilmeyen tarafın çocukları ile kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır. Bu hak Türk Medeni Kanununun 323 üncü maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: “Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına haizdir. ” Çocukla kişisel ilişki,. çocuğun velayeti verilmeyen taraf ile çocuk arasında kurulan ilişkidir. Velayet hakkı kendisinde bulunan taraf mahkeme kararında belirtilen şekilde diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurmasına engelolmamakla yükümlüdür. Boşanma sonrasında velayet kendisine verilen ebeveynin çocuğu diğer tarafa göstermemesi halinde icra daireleri yetkili bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun; -“Çocuk teslimi” başlıklı 25 inci maddesi: “Çocuk teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde çocuğun teslimini emreder. Borçlu bu emri tutmazsa çocuk nerede bulunursa bulunsun ilam hükmü zorla icra olunur. Çocuk teslim edildikten sonra diğer taraf haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar alırsa ayrıca hükme hacet kalmadan zorla elinden alınıp öbür tarafa teslim olunur. ” hükmünü, – “Çocukla şahsi münasebet tesisine dair ilamın icrası” başlıklı 25/a maddesi: “Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmünün yerine getirilmesi talebi üzerine icra memuru, küçüğün ilam hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını; aksi halde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri ile tebliğ eder. Bu emirde ilam hükmüne aykırı hareketin 341 inci maddedeki cezayı müstelzim olduğu da yazılır. Borçlu bu emri tutmazsa ilam hükmü zorla yerine getirilir. Borçlu alacaklının şikayeti üzerine ayrıca 341 inci maddeye göre cezalandırılır. ” hükmünü ve -“Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası” başlığı altında yer alan 341 inci maddesi: ” Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikayeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilamın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir. ” hükmünü amirdir. İcra ve İflas Kanununun “Harçlar” başlıklı 15 inci maddesindeki: “İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafi yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur.” düzenlemesi uyarınca; icra takibi yapılırken “Çocuk teslimi, çocukla kişisel ilişki kurulması ve icra takibi masraflarının borçludan tahsili talebidir.” şeklinde talepte bulunulması halinde, icra masraflarının -ayrıca bir hüküm ve takibe gerek kalmaksızın- karşı taraftan tahsilinin istenebileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca, çocukla kişisel ilişki kurulmasını yerine getirmeyen ve engelleyenler hakkında şikayetiniz üzerine altı aya kadar tazyik hapsine karar verileceği Kanunda düzenlenmiştir. Velayet kendisine verilen tarafın diğer ebeveynin çocuklarla kişisel ilişki kurma hakkına riayet etmemesi ve görüşmelerin her defasında icra yoluyla sağlanması halinde, diğer ebeveynin velayet hakkının kötüye kullanıldığını ileri sürerek velayetin değiştirilmesi için dava açma hakkının olduğunu da belirtmek gerekir. Ayrıca, bulunduğunuz ilin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne müracaatınız halinde, meslek elemanlarımızca aile danışmanlığı kapsamında boşanma sonrası danışmanlık hizmeti verilebilecek ve gerekmesi halinde işlem yapılabilecektir. Bilgilerinize sunulur.
________________________________________


AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 323.maddede boşanma sonrası velayet kendisine verilmeyen ebveynin çocukla kuracağı kişisel ilişkiyi düzenler. Kişisel ilişkinin ne şekilde kurulacağı mahkeme kararında yer alır. Aslolan velayet kendisinde bulunanın bu mahkeme kararına uymasıdır. Herhangi bir icra yoluna gerek bırakmadan müşterek çocuğu diğer tarafa teslim etmesidir.

Velayet kendisinde olan ebeveyn bu mahkeme kararına uymadığı takdirde İcra ve İflas Kanunu madde 25 ve 25/A’ya dayanılarak mahkeme kararı icraya konulur. Burada amaç icra emrini alan borçlunun çocuğu mahkeme kararına uygun olarak teslim etmesidir.

Çocukla şahsi münasebet tesisine dair ilamın icrası:

Madde 25/A –
Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmünün yerine getirilmesi talebi üzerine icra memuru, küçüğün ilam hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını; aksi halde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri ile tebliğ eder. Bu emirde ilam hükmüne aykırı hareketin 341 inci maddedeki cezayı müstelzim olduğu da yazılır.

Borçlu bu emri tutmazsa ilam hükmü zorla yerine getirilir. Borçlu alacaklının şikayeti üzerine ayrıca 341 inci maddeye göre cezalandırılır.

Yukarıdaki maddeden açıkça anlaşılacağı üzere çocuğu mahkeme ilamına uygun olarak göstermeyen, teslim etmeyen tarafın bu icra emrini aldığında çocuğu alacaklıya teslim etmesi ihtar olunuyor. İcra emrini alınca çocuğu teslim etmez ise hem çocuk icra kanalı ile zorla alınıyor hem de bu durum 341.madde gereği ceza sebebi oluyor.

Ancak icra dairelerince ve icra mahkemelerince bu hükümler bugüne kadar sürekli yanlış uygulanmıştır. Şöyle ki;
İcra emrini alanın çocuğu teslim etmemesi halinde değil icra kanalı ile gidildiğinde teslim etmez ise 341.maddedeki ceza uygulanmaktadır. İcra kanalı ile gidilince teslim ederse 341.maddedeki ceza uygulanmamaktadır. Bugüne kadar uygulama böyle gelmiştir. Bu tamamen yanlış ve kanun metnine, yasa koyucunun amacına aykırı bir uygulamadır.
Çünkü olması gereken icra emrini aldığında çocuğu icrasız teslim etmeyen borçlu için 341.maddedeki cezanın uygulanması gerekir. Fakat böyle yapılmamaktadır. Bu nedenle de pek çok kişi yıllarca çocuğunu sadece icra kanalı ile görebilmekte, borçlular da sadece icra ile gelirse göstermek zorundalarmış gibi anlamaktadır.

Kanun koyucunun bu düzenlemeleri getirmesinin amacı kişisel ilişki kurulması kararına uymayan borçluyu buna uymaya zorlamaktır. Yani icrasız olarak çocuğu diğer tarafa teslim etmesini sağlamaktır. Aksi takdirde de cezalandırmaktır. Yoksa çocuğun sürekli icra kanalı ile teslim alınması değildir. İcrasız teslimi sürekli hale getirmektir asıl amaç.

Bugüne kadar ki bu yanlış uygulamalar nedeniyle çocuk için bir kere icra takibine başlandığında borçlular çocuğu teslim ederken de teslim alırken de icra kanalını diğer tarafa zorunlu tutmakta ve bu durum yıllarca sürmektedir. Hatta bunu bir hak gibi görmektedirler. Teslim edersem icra ile teslim ederim anlayışı hakim olmaktadır borçlularda. Bu durum uygulayıcıların kanun metnini bugüne kadar yanlış yorumlamasından kaynaklanmaktadır.

Bu toplumsal yara için mevzuatta gerekli düzenlemelerin mevcut olmasına karşın yukarıda açıkladığımız şekildeki yanlış uygulama nedeniyle kanunun amacına aykırı durum süreklilik kazanmıştır.

Bu mağduriyet ülkemizde tahmin edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Çünkü milyonlarca çocuk sürekli icra teslim alınmakta, milyonlarca ebveyn de sürekli icra ile çocuğunu almaya gitmek mecburiyetinde bırakılmaktadır. Bu bir travmadır.

İcra yoluyla çocuk tesliminin özellikle çocuk için faydalı değil zararlı olduğu ise İnsan Hakları Kurulları tarafından karar bağlanmış olup bunun bir insan hakkı ihlali olduğu,
a-4320 sayılı kanunda sayılan PSİKOLOJİK şiddet olduğu,
b-Velayet hakkını elinde bulunduran tarafın karşı taraftan intikam almak amacıyla çocukları kullanması sonucunda ÇOCUK İSTİSMARI olduğu,
c-AİHS 8.madde ve 14.madde ihlalinden dolayı İNSAN HAKKI İHALALİ olduğu,
Denizli Çivril İlçe İnsan Hakları kurulunca 24.11.2010 tarihli kararla belirtilmiştir.
6-Yine İzmir İl İnsan Hakları Kuruluna başvurmam üzerine düzenlenen raporda da “Medeni Kanun 182 ve 336/3 hükümleri gereğince takdir yetkisi kullanılarak boşanma sonrası velayet düzenlenirken Kanun koyucunun amacı boşanma sonrasında ana babadan birine velayet hakkının erilmemesi yoluyla o tarafı cezalandırmak olmadığı gibi, ana babanın analık ve babalık duygularını korumak da değildir. Amaç çocuğun yararını korumaktır. Boşanma sonrasında genellikle çocuğun velayetinin anneye verilmesi, babanın sadece kısıtlı olarak tayin edilen zamanlarda çocuğunu görebilmesini sağlayan kişisel ilişki hakkına sahip olması, çocuğunun gelişimi, eğitimi hususunda söz sahibi olamaması, sadece çocuğunun gereksinimleri için maddi katkıda bulunmak zorunda olması, baba için yeterli olmamaktadır. Bu husus BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3 ve 9/3. Maddesine aykırılık teşkil etmektedir.” tespiti yapılmıştır. Bu durumun psikolojik ve ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve AİHS’de yer alan kişinin özel hayat ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının ihlaline sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Tüm bu tespitler sonunda da mevcut yasal düzenlemelerin ve uygulamaların insan hakkı ihlaline yol açtığı, bu konuda somut, çağdaş düzenlemelerin yapılması için raporun Türkiye İnsan Hakları Kurumuna, Adalet Bakanlığına ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına iletilmesi için rapor İzmir Valiliği’ne gönderilmiştir.

Mevcut kanuni düzenlemelerin yanlış uygulanmasından dolayı ortaya çıkan tablo oldukça vahimdir.

Bu yanlış uygulamanın düzeltilmesi için Adalet Bakanlığı ile de irtibat kurularak bu konuda İcra dairelerine ve İcra Ceza Mahkemelerine kanunun doğru şekilde uygulanması konusunda yazılı bildirimde bulunulmasını, uygulamaların bakanlığınızca takip edilmesini ayrıca bu konuda sosyal çalışma başlatılarak özellikle borçluların kendilerine bu konuda icraya sebebiyet vermemeleri gerektiği, icra emrini almaları halinde de çocuğu diğer tarafa icrasız teslim etmedikleri takdirde 341.madde gereğince cezalandırılacakları ayrıca velayeti kötüye kullanmaları nedeniyle çocuğun velayetini diğer tarafın dava açması halinde kaybedecekleri konusunda bilgilendirilmelerini talep ederim.


İnsan Hakları Kurulunun İhlal Kararı

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 19:43

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.