Cinsel Taciz Savunma Dilekçesi

T.C.

ADANA ( ) ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

 

Dosya No: 2019/X E.

SANIK                        :

VEKİLİ                      :

 

MÜŞTEKİ                 

 

KONU                        :Davaya karşı kısa savunmalarımızın sunulması (esasa ilişkin ayrıntılı savunmamız daha sonra sunulacaktır) ile söz konusu suçtan müvekkilimin beraatine karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR      :

-OLAYIN ÖZETİ-

Müvekkil, 22 Aralık 2018 tarihinde kim olduğunu bilmediği “XX” numaralı hat sahibi tarafından defalarca aranarak sözlü tacize uğramıştır. Savcılık soruşturmasında adının XX olduğunu öğrendiğimiz hat sahibi, müvekkili arayarak “sen karı mısın” diyerek konuşmaya girmiş, müvekkile ait numarayı kimden aldığını söylemedim kendisine ve eşine yönelik olarak “seni götünden sikeceğim, sonra sıra karına gelecek karını sikeceğim” diyerek telefondan taciz etmeye başlamıştır. Müvekkilin eşi ve yakın çevresinin de çoğu zaman tanıklık ettiği bu telefon konuşmalarından kurtulamayan müvekkil, “XX” numaralı hat sahibine kendisini mutlaka bulacağını ve devamında hakkında şikayetçi olacağını söylemiştir. (Konuya ilişkin olarak müvekkilin eşi ve telefon konuşmaları sırasında yanında olan kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep ederiz.) Müvekkilin sinirlenmesi sonucunda da XX numaralı hat sahibi, müvekkile “beni şikayet etme, sana bir numara atacağım o kişi sana benim kim olduğumu söyleyecek aramızdaki mesele çözülecek” diyerek telefonu kapatmıştır. Devamında müvekkil tarafından XX numaralı hat sahibinin kim olduğunu anlamak amacıyla, XX numaralı şahıs tarafından verilen müştekinin telefonu aranmıştır. Müvekkilin asla taciz kastı olmamakla birlikte, huzurdaki olaydaki tek amacı XX numaralı hat sahibini bulmaktır. Kaldı ki; müşteki tarafından sunulan delillerde de açıkça XXX numaralı hat sahibini tanıyıp, tanımadığı hususu defalarca sorulmuş ve hakikate ulaşılmak istenmiştir.(Müvekkilin telefon görüşmelerinin celbini talep ederiz.) Dolayısıyla müvekkil ile müşteki arasındaki karşılıklı konuşma içeriğinden de anlaşılacağı üzere, müvekkilin cinsel amaçlı olarak taciz etme ve rahatsızlık verme amacı bulunmamaktadır.

DAVANIN ESASINA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ;

Müşteki tarafından verilen 24.12.2018 tarihli dilekçede de açıkça görüleceği üzere, müşteki “numarasını dağıtan şahsın bulunmasını talep etmiş” olup müvekkile yönelik olarak herhangi bir şikayette bulunmamıştır. Savcılık aşamasındaki ifadesinde şikayet dilekçesiyle çelişen müştekinin beyanlarının kabul edilmesi mümkün değildir.

B) MADDİ VAKIALAR;

Huzurdaki davada cinsel taciz suçunun unsurları oluşmamıştır. Şöyle ki;

-MÜVEKKİLİN, CİNSEL AMAÇLA TACİZ ETME KASTI BULUNMAMAKTADIR.-

Cinsel taciz suçu, cinsel arzuları tatmin amacıyla bir kimsenin başka bir kimseyi cinsel amaçlı olarak rahatsız etmesidir. Suçun manevi unsurunu “taciz etme” kastı oluşturmaktadır. Kanun koyucu SUÇUN DÜZENLENMESİNDE ÖZEL SAİK ARANMAKTADIR. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2015 tarihli 2014/14-669-68 sayılı kararında da belirtildiği üzere; cinsel taciz suçunun manevi unsuru, bir kimseyi cinsel amaçlı olarak rahatsız etmektir.

Huzurdaki somut olayda müvekkilin müştekiyi cinsel amaçlı olarak rahatsız etme amacı yoktur. Nitekim müşteki tarafından sunulan konuşma içeriğinde de görüleceği üzere müvekkilin tek amacı “kendisini rahatsız eden XX numaralı şahsa ulaşmaktır.”

Yukarıda da ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere müvekkil XX numaralı hat sahibi tarafından defalarca aranarak kışkırtılmış, onuru ve gururu zedelenmiştir. Müvekkilin eşi, çocukları ve kendisini hedef alan bu kişiyi bulmak amacıyla elinden gelen her şeyi yapma amacıyla hareket etmiştir. Sanığın suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir.

İzah edilen bu nedenle huzurdaki olayda suçun manevi unsuru oluşmadığı sabit olduğundan ve müvekkilin müştekiyi cinsel amaçla taciz etme kastı bulunmadığından üzerine atılı suçtan beraatini talep etmekteyiz.

-MÜŞTEKİNİN RIZASI OLDUĞU DOSYADA MÜBREZ DELİLLERDEN ANLAŞILMAKTADIR.-

Cinsel taciz eylemlerinin suç olarak kabul edilebilmesi için bu eylemlerin hukuka aykırı olarak, başka bir ifadeyle mağdurun rızası hilafına gerçekleştirilmiş olması zorunludur. Rıza açıklama ehliyetine sahip bulunan bir kişinin, cinsel taciz eylemlerine TCK’nun 26. maddesi kapsamında göstereceği rıza eylemi hukuka uygun hale getirecek ve eylem suç teşkil etmeyecektir.

Sayın Mahkemece de takdir olunacağı üzere mağdurun rızası bir hukuka uygunluk nedeni olup rıza varsa suç oluşmaz. Huzurdaki olayda müşteki, konuşma boyunca olumsuz hiçbir tepki göstermemiş kendisini rahatsız ettiğine yazılı ya da sözlü olarak hiçbir beyanda bulunmamıştır. Müşteki gerek telefon konuşmalarında gerekse de yazılı mesajlaşmada müvekkile “nerede oturuyorsun”, “kaç yaşındasın”, “beni daha sonra ara”, “profildeki sen misin” tarzında sorular yönelterek adeta sohbete yön vermiştir.  Olağan hayat akışında cinsel amaçlı olarak rahatsız edilen bir kişiden beklenen duyduğu rahatsızlığı belli etmesi ve sanığa bu durumu tekrar etmemesini söylemektir. Ancak huzurdaki olaydaki yazışmalara bakıldığında da görüleceği üzere müşteki tarafından müvekkile sohbet havası içerisinde yaşadığı yere, tipine dair çok yönlü diyalog kurmaya yönelik sorular sorulmuştur. Nitekim müştekinin bu eylemleri rahatsız edilen bir kişinin beklenmeyecek hareketlerdir. Mağdurun hiçbir tepki göstermemesi, karşılık vermesi örtülü rızadır. Anılan sebeple eylem suç teşkil etmemektedir.

-MÜŞTEKİ İLE MÜVEKKİL ARASINDAKİ KONUŞMA “KARŞILIKLI DİYALOG” ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR.

Sayın Mahkemeniz nezdinde müşteki tarafından sunulan deliller incelendiğinde görüleceği üzere yazışmalar karşılıklı diyalog şeklinde, olağan sayılmayacak nitelikte uzunluktadır. Müşteki tarafından konuşma süresince sohbette olumsuz hiçbir şekilde karşılık verilmediğine de dikkat çekmek isteriz. Hatta bu konuşmalarda müvekkilimi yönlendirdiği de açıktır. Dolayısıyla müştekinin cinsel anlamda rahatsız olduğu bir durum oluşmamıştır. Nitekim konuşmaların uzunluğu, sayısı, rahatsız olduğuna ilişkin olumsuz hiçbirşey söylememesi ve devamında müvekkilimin kendisini aramasını söylemesi de bu durumun ispatıdır.

Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi’nin 2016/112 Esas, Karar No 2016/94 numaralı kararı incelendiğinde de görüleceği üzere Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/146 (E) ve 2016/407 (K) kararının hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Huzurdaki davada da emsal niteliğinde sayılabilecek karar olması sebebiyle işbu dilekçemiz ekinde ilgili kararı Sayın Mahkemenize sunuyoruz.

Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/146 E ve 2016/407 K;

“bilirkişi incelemesi ve iletişim kayıtlarından sanık ve katılan arasında OLAĞAN SAYILMAYACAK NİTELİKTE VE UZUNLUKLUKTA GÖRÜŞMELER YAPILDIĞI ANLAŞILMIŞ ise de, taraflar arasındaki tespit edilen DİALOGLARDA KATILANIN SANIK İLE YAPMIŞ OLDUĞU SOHBETE OLUMSUZ BİR KARŞILIK VERMEDİĞİ ,mahkememizce, bir kısım diyaloglarda katılanın, sanığın iradesini suç işlemeye yönlendirmek amaçlı hareket ettiği şüphesinin uyandığı,GÖRÜŞME KAYITLARININ O SAYISININ ÇOKLUĞU,UZUNLUĞU VE ZAMAN ARALIĞI DİKKATE ALINDIĞINDA KATILANIN RIZASI DOĞRULTUSUNDA İDDİAYA KONU GÖRÜŞMELERİN GERÇEKLEŞTİĞİ KANAATİNE VARILMIŞTIR.Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir.Tüm dosya kapsamından toplanan ( delillerden sanığın katılana yönelik cinsel taciz sunu işlediğine ilişkin soyut beyan dışında hertürlü şüpheden uzak,kesin ve yeterli bir delil de elde edilmemiş olmakla atılı suçun unsurunun oluşmaması sebebiyle sanığın CMK.nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/1498 E., 2014/188K. Sayılı kararında da;

Müştekinin kendisini arayan sanıkla şikâyet konusuyla telif edilemeyecek ve olağan sayılamayacak şekilde uzun görüşmeler yapması, sanığın yüklenen suçu işlediği konusunda şüphe oluştuğu, bu şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği, dolayısıyla sanığın beraatine ilişkin yerel mahkeme hükmünü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmelidir.

İzah edilen nedenlerden dolayı müvekkilin üzerine atılı suçu işlemediği ortadadır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda delillerle ilişkilendirmek suretiyle izah etmeye çalıştığımız savunmalar doğrultusunda;

a) Öncelikli olarak, olayın oluşum ve gelişiminden çıkan sonuca göre müvekkil sanık X’un üzerine atılı suçlamaları işlemediği açık ve anlaşılır olduğundan müvekkil sanığın üzerine atılı suçlamalardan dolayı 5271 sayılı CMK’ nın 223/2 (c) maddesi gereğince BERAATINA,

Müvekkil sanığın beraatına karar verilmesi talebimiz baki kalmak kaydı ile mahkemece aksi kanaat hâsıl olacak ise öncelikle LEHE OLAN KANUN HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA karar verilmesini,

b) Aksi halde yargılama sefahatinde sanıkça uygulanması açıkça kabul edilmesi üzerine 5271 sayılı CMK’ nın 231/5. maddesi uyarınca tesis edilecek HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,

c) Aksi durumda müvekkil sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi uyarınca ERTELENMESİNE,

d) Erteleme talebimizin kabul görmemesi halinde müvekkil sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi uyarınca PARAYA ÇEVRİLMESİNE,

e) Sanık hakkında TCK’nın 61. maddesi çerçevesinde alt sınırdan ceza tayinine,

f) Yine sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin tatbikine karar verilmesini vekâletten arz ve talep ederim. 27.11.2018

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.