YAĞMA SUÇU İSTİNAF DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Yağma İstinaf Dilekçesi 1

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

İLGİLİ CEZA DAİRESİNE SUNULMAK ÜZERE

ADANA ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Esas No : 2018 /

Karar No : 2018/

Sanık                    :

Müdafii                 : Avukat Saim İNCEKAŞ

Adres                   :

Konu                    :  AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN 2018 /  E. sayılı  kararına karşı başvurduğumuz İSTİNAF kanun yoluna ilişkin sebeplerimizin sunulması ve Yerel mahkemenin E. ve K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak “davanın istinaf mahkemesinde yeniden duruşmalı olarak görülmesi ve müvekkilin beraatına karar verilmesi  ”, davanının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, “hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine” karar verilmesi istemidir.

Tebliğ Tarihi       :

İstinaf Sebeplerimiz

Ağır Ceza Mahkemesi ilgili dosya kapsamında müvekkilim aleyhine süreli hapis cezasına hükmetmiştir.Yerel mahkemenin bu kararı hukuka ve hakkaniyete aykırıdır şöyle ki ;

İlgili dosya incelendiğinde TCK 149 uyarınca verilen cezada suça ilişkin elde edilen bulgular somut şekilde suçun unsurlarının mevcut bulunmadığını göstermektedir. Müştekinin beyanı dikkate alındığında ‘olay anındaki meydana gelen kaza  ve yaşadığım travma sebebiyle olayı biraz abartarak emniyete bildirdim.’ Demiştir Bu husus dahi olay günü yaşanan hadisenin yağma niteliğinde olmadığının bir göstergesidir.

Ayrıca müştekinin ‘zorlama ve tehdidin olmadığı’ ve ‘isteseydim aracımı sürdürmezdim, şahıs alkollüydü’ şeklinde beyanları yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesi konusunda alt sınırdan uzaklaşmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağının kanıtıdır. Nitekim yağma suçunda hüküm açıktır ; malın teslimine veyahut malın alınmasına karşı koymamaya ibaresi yer almaktadır bu bağlamda mevcut durumda hiç bir suretle bu husus gerçekleşmemiştir.Gerekçeli kararda kanaat getirilen ‘aracın yağması’ somut delillerle ispat olunamadığı gibi ilgili beyanlar doğrultusunda söz konusu suç gerçekleşmemiştir. Müşteki ile müvekkilim birbirlerini tanımaktadırlar bu sebepten müvekkilim, tanışıklığın vermiş olduğu güvenle hareket etmiş cebir ya da tehdit suretiyle aracı devralmamıştır.

Gerekçeli karara göre Müvekkilimin ilk ifadesinde çelişiklik bulunması yerel mahkemece kanaatle cezalandırma yoluna gidilmesi sonucunu doğurmuştur ancak 28.01.2018 günü saat 05:53’te Müvekkilime yapılan alkol kontrolünde tespit edilen değer 1.87 promildir. Bu değerin üstüne müvekkilimin kendi içsel ve ailesel problemleri de eklenince ilk ifadesinde ister istemez olaya ilişkin yanlış anımsamalar yaşamış ceza alırım korkusuyla farklı beyanlarda bulunmuştur. Burada hüküm kurulurken esas alınması gereken delil olay anında temyiz kudreti yerinde olan ancak yukarıda da açıkladığımız üzere aracında meydana gelen kaza ve travma sonucu öfkesine yenik düştüğünden yaşanan olayları abartarak ilk ifadesini verenxxx beyanları ve tanık yyyyy beyanlarıdır.

Olay günü hiç bir suretle Cebir ve Tehdit unsurları mevcut değildir. Cebir karinesi dahi dikkate alınsa müştekinin kendini savunamayacak bir konumda olmadığı dosya kapsamında açıktır. Tehdit konusunda ise müşteki özgür iradesiyle olay günü böyle bir durumla karşılaşmadığını samimi beyanında bildirmiştir. 

Sonuç olarak yerel mahkeme müvekkilime TCK 149 çerçevesince vicdani kanaatle hüküm kurmuştur. Oysa ki gerek müvekkilim gerekse müşteki mevcut dosya kapsamındaki beyanlarında samimi bir şekilde olayın bu kanaatin aksine gerçekleştiğini açıkça ortaya koymaktadırlar. Sayın Mahkemenizin yapacağı istinaf incelemesinde yukarıda açıkladığımız sebep ve durumlar gözardı edilirse telafisi imkansız sonuçlar meydana gelecek müvekkilim ile birlikte bakmakla yükümlü olduğu ailesi büyük mağduriyete uğrayacaklardır.

Takdiri indirim sebepleri her ne kadar mahkeme kanaatine bırakılmış olsa da değerlendirme yapılırken failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Ceza hukuku prensiplerinden cezaların şahsiliği, adalet ve kanun önünde eşitlik ilkeleri gereği kişilerin yargılamasında ilgili mevcut duruma ilişkin değerlendirme yapılmalıdır. İnsanların geçmişlerinde yapmış oldukları hatalar yeniden bir suça karıştıklarında ilgili suçla bağdaştırılmamalı birbirlerinden bağımsız değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bu nedenle dosya kapsamında bulunan müvekkilimin geçmiş sicili incelendiğinde Yağma suçuna ilişkin hiç bir kaydı bulunmadığı gibi bu suça ilişkin hiç bir yönelimi, ihtiyacı ya da gayesi yoktur. Gerekçede gösterilen sabıkalı geçmiş bu olayla bağdaştırılmayacak türde bir suç tipine haizdir. Geleceği üzerinde de mevcut suça ilişkin bir kastının bulunmadığı açıktır. Mahkeme sürecince göstermiş olduğu tutum mevcut beyanlar dikkate alındığında kanaatle alt sınırdan uzaklaşılarak verilen bu cezanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu görülecektir.

Gerekçeli kararda TCK 179. Maddesine göre cezalandırmaya gidilmiş ancak tehlike ağırlığının ve tespit edilen promilin cezanın alt sınırdan uzaklaşarak verilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Ancak mevcut olayda meydana gelen fiil tehlike suçunu barındırmaktadır. Tehlike suçlarında ağırlığın saptanması için neticeyi de göz önünde bulundurmak gerekir. Meydana gelen neticenin maddi zarar meydana getirmesi ve sonrasında bu zararın karşılanması gözönüne alındığında hüküm kurulurken alt sınırdan uzaklaşılmasında gerekçe gösterilen tehlikenin ağırlığı somut deliller ışığında ne denli hakkaniyete uygun olacaktır? İlgili dosya kapsamında kayda değer somut delil bulunmaksızın verilen hüküm sayın mahkemenizin yapacağı inceleme sonucunda kanaatimizce bozma sebebi teşkil edecektir.Takdir Sayın Mahkemenizindir.

Sonuç ve İstem         :

Yukarıda açıkladığımız nedenle öncelikle

-Dosya ile ilgili incelemenin duruşmalı yapılmasını

–  Ağır Ceza Mahkemesi’nin E. K. numaralı kararının yeniden yargılama gerektirmesi halinde kaldırılmasını ve ilk derece mahkemesine gönderilmesini,

-Yeniden yargılanmayı gerektirmiyorsa ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini, saygılarımla arz ve talep ederim.

      Sanık Müdafi

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukat ve Hukuk Danışmanlık Bürosu “yağma suçu” davalarında profesyonel danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır. Avukat Saim İNCEKAŞ Adana merkezli çalışmakta olup İncekaş Hukuk Bürosu adresi şu şekildedir: Kayalıbağ Mahallesi, Ziya Algan İş Merkezi K:5 D:41, Seyhan/Adana. Avukatlık ve danışmanlık hizmeti almak için direkt olarak “05349109743” numarasını arayarak iletişime geçebilirsiniz.

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Yağma İstinaf Dilekçesi 2

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAVA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO :

KARAR NO :

İSTİNAF DİLEKÇESİNE CEVAP VEREN SANIK :

Müdafi :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN KATILAN :

Vekili :

KONU : Katılan vekilinin istinaf dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkilimin sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş bulunmaktadır. Katılan vekili tarafından 19.03.2021 tarihli dilekçe ile istinaf talebinde bulunulmuştur.

Her ne kadar müvekkil aleyhine ”diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, suça iştirakının söz konusu olduğu” nedeniyle yapılmış istinaf başvurusu yerinde olmadığından istinaf dilekçesine cevap verilmesi zarureti hâsıl olmuştur.

Müvekkilin ifadesinde de beyan ettiği üzere; diğer sanıklar ve katılan emrivaki yaparak müvekkilin evine gelmişlerdir. Onları misafir olarak ağırlamış fakat daha sonra diğer sanıklar ve katılan arasında gelişen olaylardan şüphelenerek evde yalnız kalmak istemeyerek kuzeninin evine gitmiştir. Daha sonra kuzeni ile sevgilisini alıp evine getirmiştir. Müvekkil, kuzeninin sevgilisi …den kendisine ev sahibi gibi mesaj atıp evdeki misafirlerden rahatsız olduğunu belirtmesini istemiştir. Bunun üzerine diğer sanıklara ve katılana ev sahibi evdeki misafirlerin gitmesini istiyor diyerek sanıkları ve katılanı evden göndermiştir.

Katılan hem emniyette verdiği ifadesi hem de duruşmasındaki beyanları müvekkilin savunmasını doğrular niteliktedir. Katılan ifadesinde, müvekkil, kendisini ve diğer sanıkları ev sahibinin rahatsız olduğu gerekçesiyle evden gönderdiğini beyan etmiştir. Ayrıca katılan duruşmadaki beyanında; …..’in, kendisinin ve diğer sanıklar arasındaki ilişkinin alacak verecek ilişkisi olduğunu düşündüğünü belirtmiştir. Bu beyan müvekkilin işlenen suçlardan haberdar olmadığını kanıtlar niteliktedir. Kaldı ki katılan diğer tüm sanıklardan sikayetçi olurken sadece müvekkil ‘den şikayetçi olmamıştır.

Dosyadaki mevcut delil durumu, müşteki, tanık ve sanık beyanları bir bütün olarak incelendiğinde, müvekkilin üzerine atılı suçu işlediği, her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillerle ispat edilmiş değildir.

Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, suçun sanık tarafından işlendiğinin delillerle sabit olması gerekir. Sanığın suçsuz olduğunu gösteren en ufak bir şüphe dahi sanık lehine yorumlanacak ve sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanarak beraat kararı verilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/723 E. 2018/562 K. “…Bilindiği üzere; ‘…Ceza muhakemesi hukukunun temel prensiplerinden birisi de şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesidir. Her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilgisi olan bu ilkeye göre, yapılan ceza muhakemesi sonunda fiilin sanık tarafından işlendiği, yüzde yüz belliliğe ulaşmadığı takdirde beraat kararı verilecektir.” Görüldüğü üzere Ceza Genel Kurulu, sanığın cezalandırılabilmesi için yüzde yüzlük bir bellilik oranı aramaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/6-126 E. 2011/171 K. “Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re’sen göz önüne alınabilecek sebeplerle; istinaf talebinin reddine karar verilmesini arz ve talep ederim.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURANA CEVAP VEREN

SANIK MÜDAFİ

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir