Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği -1-

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ADANA 4.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

 

 DOSYA NO                 : 2017/369 E.

MÜŞTEKİ-SANIK     :

MÜDAFİİ                    : Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No:9 K:5 D:41, 01010 Seyhan/ADANA

TEBLİĞ  TARİHİ      : 07/02/2019

KONUSU            : Müşteki sanık ……… hakkında basit yaralama ve hakaret suçlarından, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/369 Esas, 2019/35 Karar, 15/01/2019 tarihli gerekçeli kararına karşı, süresi içerisinde istinaf talebimiz hakkında

AÇIKLAMALAR

 

            Müşteki Sanık ………. aleyhinde, Müşteki sanık ……………… karşı hakaret suçundan verilen 2 Ay 15 Gün hapis cezası ile basit yaralama suçundan verilen 3 Ay 10 Gün hapis cezası hakkında ki itirazlarımız:

            Her ne kadar müvekkil ………….. hakkında Müşteki sanık ………….. karşı basit yaralama ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle hapis cezaları verilmiş olsa da usul ve yasa hükümlerine aykırı olan bu kararın kaldırılması ve müşteki sanık hakkında her iki suçtan da beraat hükmü verilmesi gerekmektedir.

1- Sanık …………. yargılama aşamasındaki her ifadesi çelişkilerle dolu olup, soyut ve çelişkili beyanlar üzerine müvekkil ……………….. ceza verilmesi hatalıdır. …………… hazırlık aşamasında verdiği ifadelerde diğer sanık arkadaşlarının müşteki ………….. ile aralarındaki olaydan haberdar olduğunu, bu yüzden arkadaşlarını ……………. işyerine giderken yanında çağırdığını, mahkeme aşamasındaki ifadelerinde ise arkadaşlarının haberi olmadığını beyan etmiştir. …………… akrabaları ve arkadaşları olan diğer sanıklar da …………. aksine olayı bilmediklerini tesadüfen orada bulunduklarını belirtmişlerdir. Sanık Önder ve arkadaşları hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili ifadelerde bulunmuşlardır.

Kabul anlamına gelmemekle birlikte, sanık Önder’in iddia ettiği gibi, 09.07.2012 tarihinde müşteki Mehmet Ali’nin sanık Önder’i yaralama gibi bir olmuş olsaydı, müşteki hem sanık Önder’le kavga edip hem de 10.000,00 TL parayı sanık Önder’e vermezdi. Bu da sanıkların ifadelerindeki çelişkiyi açıkça göstermektedir. Ayrıca sanık Önder Temür’ün 13.07.2012 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifade de “ertesi gün bu defa paramı almak için yanımda arkadaşlarım ile gittim ” diyerek, müşteki ………. karşı işlemiş olduğu suçu kasten yaptığı, bilerek ve isteyerek Müşteki ……………. bıçak çektiği ve yaraladığı kanıtlanmıştır.

2- Sanık Önder Temür 20.10.2015 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde önce “kapıyı kilitledi, beni dövdü, telefonla eşime haber verdim, sonra da işyerine müşteri geldiğinde fırsat bulup kaçtığını, diğer sanıkların onunla beraber gelmek istediklerini” belirtmiş, aynı günkü savunmasında çelişki üzerine sorulduğunda “Soner ve Taner’in düğün davetiyesi getirmek için oraya geldiğini, Yusuf’un zaten orda işyeri olduğunu, Serkan’a da eşinin haber verdiğini” beyan etmiştir. 25.10.2015 Tarihli duruşmada Sanık Serkan ise “müşteki ile konuşmaya gideceğini söyleyince kavga olur düşüncesiyle gittiğini” beyan etmiştir. Ayrıca sanık olaydan bir gün önce gerçekleştiğini iddia ettiği olayda 12.07.2012 tarihinde verdiği ifadede “lavaboya gideceğini söyleyerek onu kilitlediği yerden kaçtığını” söylemiştir.

Sanık Önder ve Diğer sanıkların ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, ifadelerin kendi içinde bile çelişkilerle dolu olduğu, dava konusu yapılan olayın sanki alacağını tahsil amacıyla olmuş gibi gösterip, cezadan kaçınma amacıyla samimi ve dürüst olmayan ifadeler olduğu açık bir şekilde görülecektir.

3- Müşteki sanık Mehmet Ali ve diğer müşteki Ayşegül Aki yargılamanın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında birbiri ile örtüşen ifadeler ve samimi beyanlarda bulunmuşlardır. Dosyadaki tüm belge ve delillerden de anlaşılacağı üzere, müşteki sanık Mehmet Ali’nin yaralama suçunu işlediğine dair sanıkların çelişkili ifadeleri dışında herhangi bir somut delil olmadığından, Müşteki Mehmet Ali Kamacıoğlu’nun beyanlarına itibar etmeden sadece sanıkların çelişkili ifadeleri ile müvekkil hakkında ceza verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır. Müşteki sanık Mehmet Ali’nin söz konusu suçları işlediğine dair dosyada herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Sadece çelişkili ve soyut ifadelerle müşteki Mehmet Ali cezalandırılmıştır. Müşteki Mehmet Ali’nin şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraati gerekmektedir.

4- Gerekçeli kararda verilen kısa süreli hapis cezaları hakkında, TCK 50. Madde uyarınca; suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilebileceği belirtilmiştir. Her ne kadar TCK 50/2 hükmü gereğince adli para cezası hükmünün uygulanması mümkün görünmese de diğer seçenek yaptırımlara hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Ayrıca Müşteki Sanık Mehmet Ali Hakkında TCK’nın 51.maddesi yönünden ertelenme hükümlerinin uygulanması için her şart oluşmuşken verilen cezaların ertelenmemesi de hatalıdır.

5- Müşteki sanık Mehmet Ali hakkında kısa süreli hapis cezası verilerek, sanığın adli sicilinde bulunan 6.000,00 TL adli para cezası da tekerrüre uğratılmış ve infaza tabi tutulmuştur. Öncelikle verilen kısa süreli hapis cezaları usul ve yasaya aykırı olduğu için verilen cezalar yeniden incelenmeli ve müşteki sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple adli sicil kaydında görülen adli para cezası hakkında da tekerrür hükümleri oluşmamış olacağından infazına geçilmemesi gerekmektedir.

SONUÇ            : Yukarıda açıklanan sebepler ve re’sen tespit edilen diğer nedenlerle;

Müşteki sanık ……….. hakkında basit yaralama ve hakaret suçlarından, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/369 Esas, 2019/35 Karar sayılı kararında yasa hükümlerine aykırı olarak verilen kısa süreli hapis cezalarının yeniden gözden geçirilerek söz konusu kararın kaldırılması ve müşteki sanık Mehmet Ali Hakkında beraat kararı verilmesini, saygıyla arz ve talep ederim. 11/02/2019

                                                                                              MÜŞTEKİ SANIK

                                                                   MÜDAFİİ

                                                                                           AV.

Ceza Mahkemesi Kararı İçin İstinaf Başvuru Dilekçesi Örneği -2-

ANKARA BÖLGE ADLİYE CEZA MAHKEMESİ  BAŞKANLIĞINA

Gönderilmek Üzere

ESKİŞEHİR ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

Dosya no  :

KATILAN              :

VEKİLİ   : Av. Saim İncekaş

SANIK   :

MÜDAFİİ             :

SUÇ       : Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

SUÇ TARİHİ         : 23/03/2018

SUÇ YERİ              : Adana

KARAR TARİHİ   :

Tebliğ tarihi                   :

… yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının yürütülen yargılaması sonucunda verilen karar tarafımıza tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya içeriğini temyiz süresi içerisinde incelememiz neticesinde ise, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu tarafımızca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah ettiğimiz nedenler ve İstinaf Mahkemesince  saptanacak sair sebeplerle zikredilen kararı lehimize hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyoruz.

Suç  Sanık tarafından işlenmiş olduğu  halde mahkeme beraat kararı vermiştir. Dosya kapsamında mevcut olan leyhe  ve aleyhe bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun sanık tarafından işlendiği sabittir. Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat  hükmü kurulmuştur.

 TANIK : Konu hakkında evvelce beyanda bulundum, oradaki ifademi aynen tekrar ederim, sanık eski eşim, müşteki ise yeni eşim olur, olay tarihinde eski eşimle görüşmüyordum, oğlum Sercan ile de bir-iki defa görüştüm, ancak daha sonra oğlum beni aramadığı için onunla da görüşmedim, mesaj içeriklerini gördüm, mesajları okuduktan sonra kendisini kötü hissetti, sinirleri bozuldu’’ diye beyanda bulunmuştur. Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere müştekiyi eski eşi ile evlenmesi nedeniyle rahatsız etme kastı içermektedir. Gerekçeli kararda ise :İddia, katılanın ve tanıkların anlatımı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde, sanığın kullanımında bulunan numaralı hattından, boşanmış olduğu eşinin, yeni eşi olan katılanın kullanımında bulunan numaralı hattına, Whatsapp isimli uygulama üzerinden; “baba ile oğlanı görüştürmeyen kadınsın, sen busun işte tmmm bi babayı oğlundan ayıran böyle insansın” şeklinde birden fazla mesaj gönderdiği anlaşılmıştır.TCK 123. maddeye göre kişilerin huzur ve sükununu bozma amacıyla yapılan aşağıdaki üç seçimlik hareketten herhangi birinin yapılması bu suça vücut verir:

Israrla Telefon Edilmesi,

Israrla Gürültü Yapılması,

Israrla Hukuka Aykırı Başka Bir Davranışta Bulunulması.

Israrla Telefon Edilmesi Suretiyle Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

Suçun bu şekline halk arasında ‘telefonla rahatsız etme suçu’ denilmektedir. Bir kimse, istemediği halde telefon edilerek özel alanına girilmesinin hukuka aykırı bir davranış olacağı şüphesizdir. Israrla birden fazla kere bir kimsenin telefon ile aranması, telefon aracılığıyla mesaj atılması halinde kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu oluşur. Failin mağdura ısrarla telefon ettikten sonra, telefonu açık tutarak konuşmaması, müzik veya sesler dinletmesi de suçun meydana gelmesine yol açar. Aynı şekilde mağdura gönderilen mesajların da bir anlam veya içeriği sahip olması veya boş mesaj olmasının hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, mesajların ısrarla gönderilmesidir.

Yargıtay uygulamasında göre telefon etmek veya mesaj göndermek şeklindeki davranışların, hangi aşamadan sonra “ısrarla” yapıldığı konusunda bir sayı vermek doğru değildir. Her olayın somut özelliğine göre ısrarın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir. Ancak, mağdurun en az iki kere telefonla aranması veya mesaj atması şarttır. Örneğin, eski eşini her gün iki kez ve toplamda 4 kez arayan kişinin ‘ısrarla telefon etme’ fiilini işlemediği Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Duruşma sırasında tanıkların ifadelerinden ve telefon kayıtlarında da anlaşılacağı üzere ısrarla arandığı görülmüştür. Sanık tarafından da beyan edilmiştir.

İddianame, mütalaa ve hüküm birbiriyle uyumlu değildir. Cumhuriyet Başsavcılığının sanık hakkındaki iddianamesinde anlatılan olay ve ilgili kanun maddesi ile esas hakkında verilen mütalaa ve kurulan mahkeme hükmü arasında çelişki bulunmaktadır. Bu çelişki hükümde karışıklığa neden olmaktadır. İddianamede anlatılan olay ile talep edilen kanun maddelerinin tamamı karşılanmamıştır. Bu nedenle usul ve yasaya aykırılık oluşmuş olup kararın bozulması gerekmektedir.

               

Buna rağmen mahkeme yerinde olmayan ve yetersiz gerekçelerle sanığa Beraat  kararı vermiştr.

HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Yüksek Yargıtay İçtihatları, Örf ve Adet Hukuku, Yüksek Heyetinizin Takdiri vd…

DELİLLER: Müşteki, Mağdur, Tanık ve Sanık İfadeleri, Bilirkişi, Keşif, Duruşma Tutanakları, Kolluk Tutanakları, Nüfus ve Sabıka Kayıtları, Mahkeme Dosyası, Sair Belge ve Deliller vd.

SONUÇ VE İSTEM   :

İzah ettiğimiz nedenler ve İSTİNAF MAHKEMESİNCE  saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka  kararın kaldırılmasını, sanığın  cezalandırmasına karar verilmesini vekil olarak saygı ile talep ederim..

                                                      MÜŞTEKİ VEKİLİ

                                                     Av.

Katılan Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği -3-

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ADANA 8.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO   : 

KATILAN     : 

VEKİLİ          : Av.

SANIK           : 

SUÇ                : Karşılıksız Yararlanma

 

KONU            : İstinaf kanun yoluna başvurumuzdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR: Yukarıda esas ve karar numarası yazılı dosyada yerel mahkemece nihai karar verilmiş olup, tarafımızca yapılan değerlendirme neticesinde karara ilişkin olarak istinaf başvurusunda bulunmak zorunluluğu hâsıl olmuştur. Şöyle ki;

1-)Gerekçeli kararda sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine dayanak yapılan husus 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesidir. İlgili madde gerekçeli karara dayanak yapılırken bir takım noktalara dikkat edilmemiştir. Buna bağlı olarak verilen karar hukuka aykırı bir niteliğe bürünmüştür. 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesi, zararı yine bu maddede öngörülen sürede tazmin eden sanığa hak tanımaktadır.

2-)Sanığın suçla ilgili ikrarları, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Suça konu fiilin sanık tarafından işlenildiğine dair herhangi bir şüphe mevcut değildir. Yine bunun yanında;  sanığın ortaya çıkan zararı karşılaması da fiilin sanıktan sadır olduğuna ilişkin açık bir işarettir.

3-)Sanık söz konusu zararı 17/06/2016 tarihinde ödemiştir. Buna istinaden sanık hakkında 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesi uygulanarak karar verilmiştir. Fakat ilgili yasa maddesi,  “…bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde..” diyerek zararın giderilmesi için 6 aylık bir süre öngörmüştür. Bu süre 6352 sayılı yasanın yürürlük tarihinden itibaren başlamaktadır. 6352 sayılı yasanın yürürlük tarihi 05/07/2012 dir. Dolayısıyla sanık açısından zararı karşılama ve bu yasa hükmünden yararlanma süresi geçmiştir. Sanık 17/06/2016 tarihinde zarara ilişkin ödeme yapmıştır. Bu açıdan ilgili yasa hükmünden yararlanması mümkün olmadığından bu yönde verilen karar da hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

4-)Nihai hükmün gerekçesinde, sanığın zararı giderdiğinden bahisle böyle bir karar verildiği açıkça yer almaktadır. Fakat açıkladığımız üzere, 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesinde, zararın karşılanması için belirlenmiş süre geçirildiğinden bu maddeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Zira bu açıkça bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

Sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. TCK madde 168/5(son) fıkrasında, sırf bu suç için kovuşturma aşamasında ödeme yapılması durumunda sanığın etkin pişmanlıktan yararlanması öngörülmüştür.

Devamla soruşturma aşamasında zararı tazmine ilişkin ödeme olması durumunda takipsizlik kararı verilebilir, KAMU DAVASI AÇILMAZ denilmektedir.

Soruşturma evresinde zararın karşılanmaması ve kamu davasının açıldıktan, sonra kovuşturma aşamasına geçildikten sonra; süre de geçtiğinden olsa olsa etkin pişmanlıktan yararlanma durumu ortaya çıkabilir.

Sonuç olarak; gerekçeli kararda yer aldığı şekilde hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığı kanısındayız.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-)Şartları oluşmuş ise yerel mahkeme kararının kaldırılarak DAVANIN İSTİNAF MAHKEMESİNDE YENİDEN GÖRÜLEREK TALEBİMİZ GİBİ KARAR VERİLMESİNE,

2-)Davanın İstinaf Mahkemesi’nde görülmesi mümkün değilse DOSYANIN YENİDEN KARAR VERİLMEK ÜZERE YEREL MAHKEMEYE İADESİNE karar verilmesini arz ve talep ederiz. 17/10/2016

                                                                                               Katılan X Vekili

                                                                                    Av.

Ceza Mahkemesi İstinaf Dilekçesi (Katılan) -4-

X BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

X 17. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO                               : 

İSTİNAF KANUN YOLUNA

BAŞVURAN KATILAN          :)

MÜDAFİİ                                  : İ

ADRES                                      :

SANIK                                       :)

VEKİLİ                                     :

ADRESİ                                     :

SUÇ                                            : TCK 86/1, 125/1-4, 53

KONU                                        : X 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin X tarihli X Esas X Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurumuz ile hukuka aykırı kararın kaldırılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesi talebimizdir.

KARARIN ÖZETİ                    : X 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin X tarihli 2X Esas 2X Karar sayılı ilamı ile sanığın üzerine atılı hakaret suçu hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.

İSTİNAF GEREKÇELERİ VE AÇIKLAMALAR:

X  17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin X tarihli 2019/ Esas 2019/ Karar sayılı ilamı ile sanığın üzerine atılı hakaret suçu hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Suçun TCK m. 129/1 kapsamında değerlendirilmiş olması hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

İlk müvekkilin hakaret ettiği iddiası asılsızdır. Bu konuda sanığın gösterdiği tanık, kendi taksici arkadaşı …’dir. Bu hususu yerel mahkemede izah ettiğimiz için mahkeme de tanığın beyanlarına itibar etmemiştir. Dolayısıyla TCK 129/1 hükmünün uygulanmasını mümkün kılacak bir bilgi, belge, herhangi bir delil bulunmamaktadır.

Karşılıklı hakaret de oluşmamıştır, zira olay sadece tek taraflı şiddet uygulama şeklinde gerçekleşmiştir. Müvekkil o esnada sadece kendisini korumaya çalışmaktadır. Sözle karşılık verebilecek bir hali de yoktur.

SONUÇ ve TALEP: Açıklanan sebeplerle istinaf başvurumuzun kabulü ile X 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin X tarihli 2019/30 Esas 2019/X Karar sayılı ilamının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak sanığın hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına ve Yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

                                                                                                                                                        Av. 

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği (Katılan) -5-

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE

SUNULMAK ÜZERE

SİLİFKE 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO                  : 2017/ Esas

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN SANIK     :

KONU                         : X 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ….. tarih, 2017/….. Esas ve 2019/…….Karar sayılı kararının lehime bozulması talebine dair istinaf itiraz dilekçemin sunulması hakkındadır.

AÇIKLAMALAR           :

1-) Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesi …… tarih, ……… K. sayılı dosyasından verilen karar yasaya ve usule uygun olmayıp, kaldırılarak istinaf incelemesi çerçevesinde yeniden tesis edilmesini gerektirir.

2-) Davaya konu olan suçu oluşturan eylemler şöyle gerçekleşmiştir;

Ben ve diğer sanık …. say alkollüydük ve karşılıklı hakarette bulunduk ve birbirimizi darp ettik. Olay sebebiyle ikimiz de hafif şekilde yaralandık. Olayın yaşandığı tarihlerde, olayın sıcaklığı sebebiyle her ne kadar şikayetçi olmuş olsak da olaydan sonra barıştık ve şikayetimiz geri almak istemişsek da mahkemeye gittiğimizde daha önce ifade vermiştiniz artık geri dönemezsiniz ve merak etmeyin bir sorun olmaz denilerek bizi geri gönderdiler. Olaydan sonra her ne kadar yüzümde kalıcı hasar kalındığına ilişkin rapor düzenlenmişse de, yüzüm olaydan hemen sonra tam olarak iyileşti ve şuan iyidir ve her hangi bir iz kalmış değildir. Ben ceza alacak bir şey yapmadım. Olaydan sonra her ne kadar şikayetçi olmuş olsam da şikayetimi geri almak istedim ve dosyanın kapanmasını istedim. Benim isteğim dışında dosya devam etmiş ve bana ceza verilmiştir.

3-) Bu sebeple, ilk derece mahkemesinin bu kararının kaldırılarak, yeniden tesis edilmesi ve bu orantısızlığın giderilmesi gerektiğinden, söz konusu kararı istinaf incelemesine taşımak zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ VE TALEP       : Yukarı da belirtilen sebeplerle ve yüksek mahkemenizin re’sen göz önünde bulunduracağı sair nedenlerle, Yasaya ve usule aykırı olarak yukarı da esas, karar ve tarihi yazılı yerel mahkeme kararının kaldırılarak, istinaf mahkemesinde BOZULARAK yeniden görülmesine,

Ceza davasının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün kaldırılarak, dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine, karar verilmesini saygılarımla arz ederim. tarih

                                                                                                                          KATILAN SANIK

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği(Çocuk Ceza) -6-

X BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ İSTİNAF CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

 X 2. ÇOCUK AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO                          : 

KARAR NO                          : 

İSTİNAF EDEN SSÇ            :

VEKİLİ                   :

KONUSU                            : X 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08/11/2019 tarih 2018/…………. 2019/……………….. Sayılı kararın istinaf istemi.

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ: 

 AÇIKLAMALAR :

X 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi X tarihli 2018/………… ve 2019/………………. Sayılı kararı tarafımıza 25/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya içeriğini istinaf süresi içerisinde incelememiz neticesinde ise, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu tarafımızca anlaşılmıştır. Söyle ki;

1-Yerel mahkeme tarafından müvekkil ………………’ın Parada Sahtecilik suçundan 2 yıl 9 ay 10 gün ertelemeli hapis ve 66 gün Adli Para Cezası  ile  cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2- Müvekkilin 12.11.2018 tarihli dilekçesinde ve 07/02/2019 tarihli duruşmada savunmasında  belirttiği üzere sahte paraların kendisine ait olmadığını, bu paranın sahte olduğundan haberinin olmadığını beyan etmiştir. Bu beyanlarını ve samimi itiraflarını kavuşturma başlamadan önce tutuklama kararından hemen sonra yazılı dilekçe ile Savcılık makamına sunmuştur. Dilekçe dosyada mübrezdir.

3-Müvekkilim Gaziantep sebze meyve halinde hamallık işi yapmaktadır. Burada işini yaptığı  sebze meyve tüccarlarının çocukları olan ……………. ve Hasan …………………… isimli şahıslar ile arkadaşlık ilişkisi kurmuştur. Bu kişilerin babaları hem müvekkilin hem de müvekkilin babasının işverenleridir. Bu kişiler müvekkilimden kendisine borç para bulup bulamayacağını ve borç para bulma hususunda kendilerine yardım etmelerini istemesi üzerine, müvekkilim daha önce İstanbul’da tanıştığı ve tefecilik işi ile uğraştığını bildiği ……………. isimli bir şahısa yönlendirebileceğini söylemiştir. Bunun üzerine  …………….. ve …………….. isimli şahıslar müvekkilimin aracılığı ile tefecilik işi yapan bu Şanlıurfa Bilecik nüfusuna kayıtlı İ…………. isimli şahıs ile sosyal medya üzerinden görüşmüşlerdir. Bu kişinin sosyal medya hesabı, müvekkilim tarafından daha önce mahkemeye ibraz ettiği dilekçede “………………..” olduğu beyan edilmiştir. Bu tefeci diye tabir edilen …………… isimli şahıs ile müvekkilin arkadaşları olan  …………… ve …………… arasında faiz karşılığı borç para alınacağı saikiyle müvekkilim, kendisine yapılan ısrarlar üzerine bunlara refakat etmiştir. Olay tarihinde …………. ve ……………… tarafından müvekkilimin İstanbul’a geliş uçak biletlerini keserek İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan taksi ile alarak tefeci olarak bilene …………. isimli kişinin yanına gitmişlerdir.    Daha sonra bu kişiler kendi aralarında sahte para alışverişi hususunda anlaşarak müvekkilim saf dışı bırakılmış ve kendisinin tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden yararlanarak çantası kullanılmak üzere suç müvekkilim üzerine yıkılmıştır. Müvekkilim paraların sahte olduğundan haberi olmaksızın faiz karşılığı gerçek para alındığı saikiyle paraların çantasına konulmasına rıza göstermiştir. Müvekkilim ve diğer şahıslar kolluk güçleri tarafından yakalanıp üst ve çanta araması yapıldıktan sonra bulunan paraların gene kolluk kuvvetleri tarafından sahte olduğu beyan edildikten sonra müvekkilim sahte olduğunu anlamıştır. Müvekkilim paraların sahte olduğunu bilmeden kabul etmiştir ve tedavüle koymadan yakalanmıştır. Bu yönüyle suçun sabit görülmesi hukuk ve yasalara aykırıdır. Bu yönüyle hükmün bozulması gerekmektedir.

4- Ayrıca müvekkil gerek soruşturma aşamasında gerek  mahkemede beyan ettiği yazılı ve duruşmadaki sözlü savunmalarında beyan ettiği üzere müvekkilimin sahte para alışverişi ile hiçbir ilgi ve alakası bulunmamaktadır. Müvekkilim bu şahısların aralarında sahte para alışverişi yaptıklarını, yakalanmalarından sonra karakol nezaretinde tutuldukları sırada öğrenmiştir. Burada ……..T………… ve …………………… tarafından müvekkilimin suçu üstlenmesi için kendisine tehditler edilmiştir. Gene bu sırada müvekkilimin öğrenmesi ile aslında bu kişilerin aralarında sahte 100.000,00(YüzBin) TL karşılığında 36.000,00(OtuzAltıBin) TL gerçek Türk Parasına anlaştıklarını ve bunun da ………….’nın abisi tarafından banka havale kanalı ile gönderildiğini ilk defa gözaltında iken  anlamıştır. Ancak savcılıktaki ilk ifadesinde diğer şahıslar tarafından babasının ve kendisinin işlerine engel olabileceklerini ve suçu kabul etmediği takdirde tüm zararı kendisinin karşılaması gerekeceği tehdidinden dolayı suçu kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu hususlar mahkeme tarafından araştırılmadan eksik inceleme ve delillere dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmektedir. Müvekkilin beraati yerine ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

 5- Mahkemeye 07/02/2019 tarihli duruşmada sunulan 25/09/2018 tarihli Türkiye İş Bankası bankamatik fişinin esas alınarak ilgili bankasından istenilen hesap hareketlerinden de anlaşılacağı üzere …………. ile akrabalık ilişkisi olduğunu nufus kayıtlarından da tespit edilen (müvekkil, abisi olarak bilinmektedir) …………….. tarafından …………….. isimli şahısa para gönderildiği görülmüştür. Bu hususun müvekkil açısından suçun işlenmediğine karine teşkil ettiği ya da suçun işlenişinin şüphede kaldığı tespiti karşısında şüpheden sanık yaralanır ilkesi gereği müvekkilin beraat etmesi gerekirken aksi kanaat hasıl olsa bile en azından bu hususların müvekkil tarafından mahkeme ile paylaşılmasının etkin pişmanlık göstergesi olarak kabulü gerekirken müvekkilin cezalandırılması kararın bozulmasını gerektirmektedir.

6- 12/06/2019 tarihinde sunduğumuz tevsi tahkikat taleplerimizin dahi araştırılmaması ve mahkemenin hüküm kurması, yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu göstermeketdir. Tevsi tahkikat taleplerimiz şöyledir;

Dinlenilmeyen tanık ……………’un dinlenilmek üzere tekrar bulunduğu yer mahkemesine müzekkere yazılmasına, kişinin bulunamaması ya da sayın mahkemenizin yeniden dinlenilmesi yönünde aksi kanaati hasıl olursa bu kişinin yurt dışına çıkış yapıp yapılmadığının araştırılmasını,

Olay tarihinde dosyada tanık sıfatı ile bulunan ……………’dan ele geçirilen bankamatik fişinin esas alınarak ilgili bankadan gönderilen hesap hareketlerinde havale çıkaran …………… isimli şahısın ……………. ile akrabalık ilişkisinin araştırılarak, para havale eden ve parayı havale alan taraflar olarak ……………. ve ………………….. isimli şahısların havalenin konusunun ne olduğu husunda dinlenilmesini,

………………. ve ……………….. isimli şahısların adına kayıtlı ya da dosyaya beyan edilmiş telefon numaralarının BTK dan HTS kayıtları istenerek olay tarihinde kimler ile görüşüldüğü ve sinyal alınan baz istasyonlarının tespit edilerek gelecek cevaba göre kovuşturmanın bu hususta genişletilmesini talep etmiş bulunmaktaydık ancak bu taleplerimiz yerel mahkeme tarafından hukuka aykırı olarak red edilmiştir.

SONUÇ VE TALEP : Yukarıda izah ettiğimiz gerekçe ve resen gözetilecek nedenler birlikte değerlendirilerek;

  • Tarafımızca yapılan istinaf başvurusunun esastan kabulüne,
  • Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine,
  • Ceza davasının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini müvekkil adına saygı ile arz ve talep ederiz. tarih

                                                                SSÇ VEKİLİ

AV. 

CEZA MAHKEMESİ İSTİNAF DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.