CEZA MAHKEMESİ İSTİNAF DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Ceza Mahkemesi Kararı İçin İstinaf Başvuru Dilekçesi Örneği -1-

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ADANA 4.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

 

 DOSYA NO                 : 2017/369 E.

 

MÜŞTEKİ-SANIK     :

 

MÜDAFİİ                    : 

 

TEBLİĞ  TARİHİ      : 07/02/2019

 

KONUSU            : Müşteki sanık ……… hakkında basit yaralama ve hakaret suçlarından, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/369 Esas, 2019/35 Karar, 15/01/2019 tarihli gerekçeli kararına karşı, süresi içerisinde istinaf talebimiz hakkında

 

AÇIKLAMALAR

 

            Müşteki Sanık ………. aleyhinde, Müşteki sanık ……………… karşı hakaret suçundan verilen 2 Ay 15 Gün hapis cezası ile basit yaralama suçundan verilen 3 Ay 10 Gün hapis cezası hakkında ki itirazlarımız:

            Her ne kadar müvekkil ………….. hakkında Müşteki sanık ………….. karşı basit yaralama ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle hapis cezaları verilmiş olsa da usul ve yasa hükümlerine aykırı olan bu kararın kaldırılması ve müşteki sanık hakkında her iki suçtan da beraat hükmü verilmesi gerekmektedir.

1- Sanık …………. yargılama aşamasındaki her ifadesi çelişkilerle dolu olup, soyut ve çelişkili beyanlar üzerine müvekkil ……………….. ceza verilmesi hatalıdır. …………… hazırlık aşamasında verdiği ifadelerde diğer sanık arkadaşlarının müşteki ………….. ile aralarındaki olaydan haberdar olduğunu, bu yüzden arkadaşlarını ……………. işyerine giderken yanında çağırdığını, mahkeme aşamasındaki ifadelerinde ise arkadaşlarının haberi olmadığını beyan etmiştir. …………… akrabaları ve arkadaşları olan diğer sanıklar da …………. aksine olayı bilmediklerini tesadüfen orada bulunduklarını belirtmişlerdir. Sanık Önder ve arkadaşları hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili ifadelerde bulunmuşlardır.

Kabul anlamına gelmemekle birlikte, sanık Önder’in iddia ettiği gibi, 09.07.2012 tarihinde müşteki Mehmet Ali’nin sanık Önder’i yaralama gibi bir olmuş olsaydı, müşteki hem sanık Önder’le kavga edip hem de 10.000,00 TL parayı sanık Önder’e vermezdi. Bu da sanıkların ifadelerindeki çelişkiyi açıkça göstermektedir. Ayrıca sanık Önder Temür’ün 13.07.2012 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifade de “ertesi gün bu defa paramı almak için yanımda arkadaşlarım ile gittim ” diyerek, müşteki ………. karşı işlemiş olduğu suçu kasten yaptığı, bilerek ve isteyerek Müşteki ……………. bıçak çektiği ve yaraladığı kanıtlanmıştır.

2- Sanık Önder Temür 20.10.2015 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde önce “kapıyı kilitledi, beni dövdü, telefonla eşime haber verdim, sonra da işyerine müşteri geldiğinde fırsat bulup kaçtığını, diğer sanıkların onunla beraber gelmek istediklerini” belirtmiş, aynı günkü savunmasında çelişki üzerine sorulduğunda “Soner ve Taner’in düğün davetiyesi getirmek için oraya geldiğini, Yusuf’un zaten orda işyeri olduğunu, Serkan’a da eşinin haber verdiğini” beyan etmiştir. 25.10.2015 Tarihli duruşmada Sanık Serkan ise “müşteki ile konuşmaya gideceğini söyleyince kavga olur düşüncesiyle gittiğini” beyan etmiştir. Ayrıca sanık olaydan bir gün önce gerçekleştiğini iddia ettiği olayda 12.07.2012 tarihinde verdiği ifadede “lavaboya gideceğini söyleyerek onu kilitlediği yerden kaçtığını” söylemiştir.

Sanık Önder ve Diğer sanıkların ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, ifadelerin kendi içinde bile çelişkilerle dolu olduğu, dava konusu yapılan olayın sanki alacağını tahsil amacıyla olmuş gibi gösterip, cezadan kaçınma amacıyla samimi ve dürüst olmayan ifadeler olduğu açık bir şekilde görülecektir.

3- Müşteki sanık Mehmet Ali ve diğer müşteki Ayşegül Aki yargılamanın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında birbiri ile örtüşen ifadeler ve samimi beyanlarda bulunmuşlardır. Dosyadaki tüm belge ve delillerden de anlaşılacağı üzere, müşteki sanık Mehmet Ali’nin yaralama suçunu işlediğine dair sanıkların çelişkili ifadeleri dışında herhangi bir somut delil olmadığından, Müşteki Mehmet Ali Kamacıoğlu’nun beyanlarına itibar etmeden sadece sanıkların çelişkili ifadeleri ile müvekkil hakkında ceza verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır. Müşteki sanık Mehmet Ali’nin söz konusu suçları işlediğine dair dosyada herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Sadece çelişkili ve soyut ifadelerle müşteki Mehmet Ali cezalandırılmıştır. Müşteki Mehmet Ali’nin şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraati gerekmektedir.

            4- Gerekçeli kararda verilen kısa süreli hapis cezaları hakkında, TCK 50. Madde uyarınca; suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilebileceği belirtilmiştir. Her ne kadar TCK 50/2 hükmü gereğince adli para cezası hükmünün uygulanması mümkün görünmese de diğer seçenek yaptırımlara hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

 

            Ayrıca Müşteki Sanık Mehmet Ali Hakkında TCK’nın 51.maddesi yönünden ertelenme hükümlerinin uygulanması için her şart oluşmuşken verilen cezaların ertelenmemesi de hatalıdır.

           

            5- Müşteki sanık Mehmet Ali hakkında kısa süreli hapis cezası verilerek, sanığın adli sicilinde bulunan 6.000,00 TL adli para cezası da tekerrüre uğratılmış ve infaza tabi tutulmuştur. Öncelikle verilen kısa süreli hapis cezaları usul ve yasaya aykırı olduğu için verilen cezalar yeniden incelenmeli ve müşteki sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple adli sicil kaydında görülen adli para cezası hakkında da tekerrür hükümleri oluşmamış olacağından infazına geçilmemesi gerekmektedir.

SONUÇ            : Yukarıda açıklanan sebepler ve re’sen tespit edilen diğer nedenlerle;

Müşteki sanık ……….. hakkında basit yaralama ve hakaret suçlarından, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/369 Esas, 2019/35 Karar sayılı kararında yasa hükümlerine aykırı olarak verilen kısa süreli hapis cezalarının yeniden gözden geçirilerek söz konusu kararın kaldırılması ve müşteki sanık Mehmet Ali Hakkında beraat kararı verilmesini, saygıyla arz ve talep ederim. 11/02/2019

 

 

                                                                                              MÜŞTEKİ SANIK

                                                                   MÜDAFİİ

                                                                                           AV.

Ceza Mahkemesi Kararı İçin İstinaf Başvuru Dilekçesi Örneği -2-

ANKARA BÖLGE ADLİYE CEZA MAHKEMESİ  BAŞKANLIĞINA

Gönderilmek Üzere

ESKİŞEHİR ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

 

Dosya no  :

 

KATILAN              :

VEKİLİ   : Av. Saim İncekaş

SANIK   :

MÜDAFİİ             :

SUÇ       : Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

SUÇ TARİHİ         : 23/03/2018

SUÇ YERİ              : Adana

KARAR TARİHİ   :

Tebliğ tarihi                   :

… yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının yürütülen yargılaması sonucunda verilen karar tarafımıza tebliğ edilmiştir. Gerekçeli karar ile dosya içeriğini temyiz süresi içerisinde incelememiz neticesinde ise, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu tarafımızca anlaşılmıştır. Bu nedenle izah ettiğimiz nedenler ve İstinaf Mahkemesince  saptanacak sair sebeplerle zikredilen kararı lehimize hüküm ifade etmek üzere temyiz ediyoruz.

Suç  Sanık tarafından işlenmiş olduğu  halde mahkeme beraat kararı vermiştir. Dosya kapsamında mevcut olan leyhe  ve aleyhe bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun sanık tarafından işlendiği sabittir. Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat  hükmü kurulmuştur.

 TANIK : Konu hakkında evvelce beyanda bulundum, oradaki ifademi aynen tekrar ederim, sanık eski eşim, müşteki ise yeni eşim olur, olay tarihinde eski eşimle görüşmüyordum, oğlum Sercan ile de bir-iki defa görüştüm, ancak daha sonra oğlum beni aramadığı için onunla da görüşmedim, mesaj içeriklerini gördüm, mesajları okuduktan sonra kendisini kötü hissetti, sinirleri bozuldu’’ diye beyanda bulunmuştur. Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere müştekiyi eski eşi ile evlenmesi nedeniyle rahatsız etme kastı içermektedir. Gerekçeli kararda ise :İddia, katılanın ve tanıkların anlatımı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde, sanığın kullanımında bulunan numaralı hattından, boşanmış olduğu eşinin, yeni eşi olan katılanın kullanımında bulunan numaralı hattına, Whatsapp isimli uygulama üzerinden; “baba ile oğlanı görüştürmeyen kadınsın, sen busun işte tmmm bi babayı oğlundan ayıran böyle insansın” şeklinde birden fazla mesaj gönderdiği anlaşılmıştır.TCK 123. maddeye göre kişilerin huzur ve sükununu bozma amacıyla yapılan aşağıdaki üç seçimlik hareketten herhangi birinin yapılması bu suça vücut verir:

Israrla Telefon Edilmesi,

Israrla Gürültü Yapılması,

Israrla Hukuka Aykırı Başka Bir Davranışta Bulunulması.

Israrla Telefon Edilmesi Suretiyle Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

Suçun bu şekline halk arasında ‘telefonla rahatsız etme suçu’ denilmektedir. Bir kimse, istemediği halde telefon edilerek özel alanına girilmesinin hukuka aykırı bir davranış olacağı şüphesizdir. Israrla birden fazla kere bir kimsenin telefon ile aranması, telefon aracılığıyla mesaj atılması halinde kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu oluşur. Failin mağdura ısrarla telefon ettikten sonra, telefonu açık tutarak konuşmaması, müzik veya sesler dinletmesi de suçun meydana gelmesine yol açar. Aynı şekilde mağdura gönderilen mesajların da bir anlam veya içeriği sahip olması veya boş mesaj olmasının hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, mesajların ısrarla gönderilmesidir.

Yargıtay uygulamasında göre telefon etmek veya mesaj göndermek şeklindeki davranışların, hangi aşamadan sonra “ısrarla” yapıldığı konusunda bir sayı vermek doğru değildir. Her olayın somut özelliğine göre ısrarın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir. Ancak, mağdurun en az iki kere telefonla aranması veya mesaj atması şarttır. Örneğin, eski eşini her gün iki kez ve toplamda 4 kez arayan kişinin ‘ısrarla telefon etme’ fiilini işlemediği Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Duruşma sırasında tanıkların ifadelerinden ve telefon kayıtlarında da anlaşılacağı üzere ısrarla arandığı görülmüştür. Sanık tarafından da beyan edilmiştir.

İddianame, mütalaa ve hüküm birbiriyle uyumlu değildir. Cumhuriyet Başsavcılığının sanık hakkındaki iddianamesinde anlatılan olay ve ilgili kanun maddesi ile esas hakkında verilen mütalaa ve kurulan mahkeme hükmü arasında çelişki bulunmaktadır. Bu çelişki hükümde karışıklığa neden olmaktadır. İddianamede anlatılan olay ile talep edilen kanun maddelerinin tamamı karşılanmamıştır. Bu nedenle usul ve yasaya aykırılık oluşmuş olup kararın bozulması gerekmektedir.

               

Buna rağmen mahkeme yerinde olmayan ve yetersiz gerekçelerle sanığa Beraat  kararı vermiştr.

HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Yüksek Yargıtay İçtihatları, Örf ve Adet Hukuku, Yüksek Heyetinizin Takdiri vd…

DELİLLER: Müşteki, Mağdur, Tanık ve Sanık İfadeleri, Bilirkişi, Keşif, Duruşma Tutanakları, Kolluk Tutanakları, Nüfus ve Sabıka Kayıtları, Mahkeme Dosyası, Sair Belge ve Deliller vd.

SONUÇ VE İSTEM   :

İzah ettiğimiz nedenler ve İSTİNAF MAHKEMESİNCE  saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka  kararın kaldırılmasını, sanığın  cezalandırmasına karar verilmesini vekil olarak saygı ile talep ederim..

 

                                                      MÜŞTEKİ VEKİLİ

                                                     Av.

Katılan Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği -3-

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ADANA 8.ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO   : 

KATILAN     : 

VEKİLİ          : Av.

SANIK           : 

SUÇ                : Karşılıksız Yararlanma

 

KONU            : İstinaf kanun yoluna başvurumuzdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR: Yukarıda esas ve karar numarası yazılı dosyada yerel mahkemece nihai karar verilmiş olup, tarafımızca yapılan değerlendirme neticesinde karara ilişkin olarak istinaf başvurusunda bulunmak zorunluluğu hâsıl olmuştur. Şöyle ki;

1-)Gerekçeli kararda sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine dayanak yapılan husus 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesidir. İlgili madde gerekçeli karara dayanak yapılırken bir takım noktalara dikkat edilmemiştir. Buna bağlı olarak verilen karar hukuka aykırı bir niteliğe bürünmüştür. 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesi, zararı yine bu maddede öngörülen sürede tazmin eden sanığa hak tanımaktadır.

2-)Sanığın suçla ilgili ikrarları, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Suça konu fiilin sanık tarafından işlenildiğine dair herhangi bir şüphe mevcut değildir. Yine bunun yanında;  sanığın ortaya çıkan zararı karşılaması da fiilin sanıktan sadır olduğuna ilişkin açık bir işarettir.

3-)Sanık söz konusu zararı 17/06/2016 tarihinde ödemiştir. Buna istinaden sanık hakkında 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesi uygulanarak karar verilmiştir. Fakat ilgili yasa maddesi,  “…bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde..” diyerek zararın giderilmesi için 6 aylık bir süre öngörmüştür. Bu süre 6352 sayılı yasanın yürürlük tarihinden itibaren başlamaktadır. 6352 sayılı yasanın yürürlük tarihi 05/07/2012 dir. Dolayısıyla sanık açısından zararı karşılama ve bu yasa hükmünden yararlanma süresi geçmiştir. Sanık 17/06/2016 tarihinde zarara ilişkin ödeme yapmıştır. Bu açıdan ilgili yasa hükmünden yararlanması mümkün olmadığından bu yönde verilen karar da hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

4-)Nihai hükmün gerekçesinde, sanığın zararı giderdiğinden bahisle böyle bir karar verildiği açıkça yer almaktadır. Fakat açıkladığımız üzere, 6352 sayılı yasanın geçici 2.maddesinde, zararın karşılanması için belirlenmiş süre geçirildiğinden bu maddeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Zira bu açıkça bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

Sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. TCK madde 168/5(son) fıkrasında, sırf bu suç için kovuşturma aşamasında ödeme yapılması durumunda sanığın etkin pişmanlıktan yararlanması öngörülmüştür.

Devamla soruşturma aşamasında zararı tazmine ilişkin ödeme olması durumunda takipsizlik kararı verilebilir, KAMU DAVASI AÇILMAZ denilmektedir.

Soruşturma evresinde zararın karşılanmaması ve kamu davasının açıldıktan, sonra kovuşturma aşamasına geçildikten sonra; süre de geçtiğinden olsa olsa etkin pişmanlıktan yararlanma durumu ortaya çıkabilir.

Sonuç olarak; gerekçeli kararda yer aldığı şekilde hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığı kanısındayız.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-)Şartları oluşmuş ise yerel mahkeme kararının kaldırılarak DAVANIN İSTİNAF MAHKEMESİNDE YENİDEN GÖRÜLEREK TALEBİMİZ GİBİ KARAR VERİLMESİNE,

2-)Davanın İstinaf Mahkemesi’nde görülmesi mümkün değilse DOSYANIN YENİDEN KARAR VERİLMEK ÜZERE YEREL MAHKEMEYE İADESİNE karar verilmesini arz ve talep ederiz. 17/10/2016

 

                                                                                               Katılan UEDAŞ Vekili

                                                                                    Av. 

 

CEZA MAHKEMESİ İSTİNAF DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.