Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Cevap ve Düzeltme Hakkı(Tekzip) Ne Demektir?

Cevap ve Düzeltme hakkı, uygulamada yaygın olarak kullanılan diğer adıyla tekzip hakkı, terminolojik anlamıyla “bir kişinin saygınlığına ve onuruna dokunan veya kendi yararlarını çiğneyen gerçeğe aykırı bir yayın yapılması durumunda, aleyhine yayın yapılan kimsenin, bu yayına cevap vermek ve düzeltmeyi istemek hakkı, yalanlama hakkı” şeklinde tanımlanmıştır.

Bireylerin kişilik haklarının kitle iletişim özgürlüğü ile çatışması neticesinde ortaya çıkacak hak kayıplarını en seri ve en etkili şekilde giderme yöntemi cevap ve düzeltme hakkı ile mümkündür. Tekzip hakkı, bireyin aleyhinde yer alan bir yayına karşı aynı vasıtayla savunma imkânı vermektedir. Bu bireyler karşısında güçlü konumda olan yayın kuruluşları ile birey arasında eşitlik tesis eden önemli bir müessesedir.

Tekzip hakkına yapılan en önemli eleştiri ise İfade ve Basın Özgürlüğünü kısıtlamasıdır. Yalnız her özgürlüğün bir sınırı olduğu gibi İfade ve Basın Özgürlüğü ’nünde bir sınırı vardır. Bu özgürlük bireylerin kişilik haklarına ihlalin başlamasıyla son bulmaktadır. Aslında tekzip bir müdahaleden çok kişilik haklarına yönelik bir müdahalenin aynı vasıtalar kullanılarak kaldırılması veya önlenmesi olarak kabul edilmektedir. Mevcut Basın Yasamız da basın özgürlüğünden yana tavır almakta, cevap ve düzeltme hakkını belirli usulî ve şekli şartlarla sınırlamakta, hak düşürücü sürelere tabi tutmaktadır.

Tekzip hakkının kökeni ise 1789 Fransız İhtilaline dayanmaktadır. Ülkemiz de ise bu hak Osmanlı Döneminde 1864 Matbuat Nizamnamesi ile başlamıştır. Cumhuriyet döneminde ise bu hak 1931 tarihli Matbuat Yasası ile tanınırken, ilk Anayasal düzenleme ise 1961 Anayasa’sında yerini almıştır.

Tekzip hakkına ilişkin uygulamada ve Yasa da katı usul ve şekil şartları vardır. Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde 2004 yılında yürürlüğe konmuş olan 5187 sayılı Basın Yasası 14. ve 18. Maddeleri ile tekzip hakkının kullanılış biçimini göstermektedir.

Yasaya göre, kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayın yapılması halinde, zarar gören kişi yayın tarihinden başlamak üzere iki aylık süre zarfında göndereceği Cevap ve Düzeltme Metnini ilgili yayın kuruluşu, günlük yayınlanan yayın ise üç gün içinde değil ise üç günden sonra ki ilk yayında yayınlamak zorundadır. İlgili yayın kuruluşu, zarar görenin bu ihtarına uymaması halinde zarar gören bu üç günlük sürenin bitiminden itibaren on beş gün için de Sulh Ceza Hâkiminden bu yayının yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Hâkim söz konusu yayını ve talep edenin isteğini değerlendirerek üç gün içinde karar verir. Hâkimin bu kararına yedi gün içinde itiraz edilebilir. Bu itiraz üzerine verilecek karar ise kesindir. Kanunen gidilecek başka yol yoktur. Fakat 2010 Anayasa Değişikliği ile bireylere Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Bu değişiklikle kişilik hakkı zedelenen ve Cevap ve Düzeltme hakkı da kullandırılmayan kişiler, Anayasal bir hak ihlaline uğradığı düşüncesinde iseler Bireysel Başvuru yapabileceklerdir. Aynı şekilde yayın kuruluşları da bu Bireysel Başvuru yolunu kullanabilmektedirler.

Bireyin başvurusu sonucu talebi kabul edilen kişinin tekzip hakkına saygı duymayan yayın kuruluşu hakkında da ağır yaptırımlar bulunmaktadır. Kişinin kesinleşen tekzip kararı üzerine, söz konusu yayın kuruluşu kesinleşme tarihinden itibaren üç gün içinde bu Cevap ve Düzeltme Metnini, kişilik haklarını ihlal eden ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Bu hakkı yerine getirmeyen veya kanunda aranan şekil şartlarına uygun olarak yerine getirmeyen yayın kuruluşu hakkında 10 Bin Liradan 150 Bin Liraya kadar adli para cezası verilir. Ayrıca kişinin bu zedelenen hakkını kamuoyu nezdinde temin edilmesi adına ilgili yayın kuruluşuna, masrafları bu yayın kuruluşuna ait olmak üzere söz konusu Cevap ve Düzeltme Metnini baskı sayısı 100 Binin üzerinde olan iki ayrı gazete de ilan şeklinde yayınlanması kararı verilir.

Ülkemizde yazılı basına karşı tanınan Tekzip Hakkına ilişkin yasal düzenlemeler bu şekildedir. 5187 Sayılı Basın Yasamız bu hususta Avrupa ülkelerinde ki müktesebata uyumlu şekilde hazırlanmıştır. Yalnız yasal düzenlemelerden ziyade sorunlar uygulamada çıkmaktadır. Uzun zamandır tartışıla gelen önemli bir husus İfade ve Basın Özgürlüğü ile Kişilik Haklarının arasında ki ince çizgidir. Hangi ifadeleri ve eleştirileri içeren haberlerin Basın Özgürlüğü kapsamında kalacağı tamamıyla Hâkimlerin inisiyatifinde ki bir konudur. Ülkemiz de ne yazık ki Basın Hukuku ve Kişilik Hakları ile ilgili uyuşmazlıkları karara bağlayacak yetkili ve yetkin bir mahkeme olmadığından, bu konulara yeni kurulan Sulh Ceza Hâkimlikleri bakmaktadır. Bu yeni kurulan Sulh Ceza Hâkimlikleri ise de çoğu zaman güçlü iktidarların etkisinde kalmakta ve çıkan kararlar bu yönde olmaktadır.

Aslında yayınlanan gerçek dışı ve kişilik haklarını ihlal eden yayınlara karşı Yargı yolu kullanılmadan, bu hassasiyeti doğrudan basın mensupları ve yayın kuruluşlarının göstermesi gerekmektedir. Nitekim bu doğrultu da Basın Meslek İlkleri hazırlanmış ve ülkemizde birçok yayın kuruluşu da bu ilkelere uymayı taahhüt etmiştir. Bu ilkelere uymamanın herhangi bir yaptırımı ise bulunmamaktadır. Fakat bu doğrultuda çok dikkat çeken ve benzerlerine oranla en kapsamlı Yasa olarak kabul edilen Belçika Ahlak Yasası “Yanlış olduğunu bildiği şeyi yazan ya da yanlış olduğunu fark ettikten sonra, en kısa sürede yanlışını düzeltmeyi reddeden gazeteci, tamamen haysiyetsiz bir insandır.” Şeklinde hüküm ihtiva etmektedir. Bu ise cevap ve düzeltme hakkına verilen önemi ifade etmektedir.

Cevap ve Düzeltme hakkına ilişkin düzenlemeler ve uygulamalar bu yöndedir. Kitle iletişim araçları olduğu müddetçe bireylerin hakkında çıkan haber, yorum ve eleştirilere cevap verme gereksinimi bulunacaktır. Bu günümüzde gazete yoluyla yaygın olarak kullanılmakta, ilerleyen günlerde ise yaygın olarak internette ve farklı kitle iletişim araçlarında kullanılmaya başlayacaktır.

Son düzenleme tarihi 9 Kasım 2020 08:30

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.