Bir Sayfa Seçin

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği -1-

ADANA AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE;

Davacı  :

T.C. Kimlik Numarası :

Adres :

Vekili : Adana – Avukat Saim İNCEKAŞ

Vekil Adresi :

Davalı :

Davalı Adresi :

Konu : Adli yardımdan yararlandırılmamız ile tarafların boşanmalarına ve tazminat, nafaka istemlerimize ilişkin dilekçemizdir.

Açıklamalar :

1) Müvekkilem ile davalı taraf, …. yılından bu yana evli olup, evliliklerinden …. isimli … yaşında müşterek çocukları bulunmaktadır. Aile nüfus kaydı, dilekçemiz ekinde (EK 1) sunulmuştur.

2) Evlilik süresince evine ve ailesine yeterince ilgili davranmayan davalı taraf, şehirlerarası muavinlik yapmaktadır. Davalı son dönemlerde sürekli ve haddinden fazla alkol almaya başlamış, evini ciddi şekilde ihmal etmiştir. Evliliklerinin baştan beri mutsuz süregelmesine rağmen, müvekkilem, bir eş olarak üzerine düşeni yerine getirmeye gayret etmiş, davalı tarafa yardımcı olmaya, davalı tarafın sıkıntılarını paylaşmaya çalışmıştır. Buna rağmen davalı taraf, müvekkilemin kendisine yardımcı olma çabalarına, her defasında müvekkileme şiddet kullanarak karşılık vermiştir. Evliliklerinin son 3 yılında müvekkilem davalı tarafından çeşitli zamanlarda şiddet görmüş, kendisi öldürülmekle tehdit edilmiştir. Müvekkilem görmüş olduğu şiddeti ispatlamak amacıyla darp raporu almış ve polise şikayette bulunmuştur. Müvekkilemin şikayeti neticesinde davalı taraf yaklaşık bir ay tutuklu kalmış ancak müvekkilemin şikayetini geri çekmesi neticesinde serbest bırakılmıştır. Bu hususlar, yaşanılanlara yakından şahit olmuş tanıkların (EK 2) anlatımları, polis olay tespit tutanağı (EK 3) ve darp raporu (EK 4) ile yargılama aşamasında açıkça ortaya konacaktır.

3) Uzunca bir süredir devam edegelen mevcut durum artık müvekkilem için katlanılamaz hale geldiğinden, işbu boşanma davasını açma zorunluluğu doğmuştur. Taraflar arasındaki evlilik birliği, sözü edilen ve uzunca bir süredir şiddetini arttırarak devam edegelen nedenlerle temelinden sarsılmıştır. Tarafların barışma veya sulh olma imkanı bulunmamaktadır.

4) Müvekkilem, ev hanımı olup, hiçbir gelir ve desteğe sahip değildir. Bu nedenler Diyarbakır Barosuna …/…/… tarihinde yapmış olduğu adli yardım talebine ilişkin belgeler ile bu talep karşılığında kendisinden istenen durumu tevsik edici belgeler (EK 5) dilekçe ekinde mahkemenizin  tetkiklerine sunulmuştur. Bu belgelerin incelenmesi ile de açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkilemin yargılama giderlerini karşılayacak durumu yoktur. Bu nedenle öncelikle, müvekkilem yararına adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz.

5) Adli yardımdan yararlandırılma talebimizin yanı sıra, müvekkilemin oldukça incitici ve küçük düşürücü muamelelere  maruz kalmış olması ve bu nedenle, uzunca bir süredir manevi açıdan çok sıkıntılı bir yaşam sürmek zorunda bırakılması nedeniyle ‘’manevi tazminat zenginleşmeye neden olmamalıdır.’’ ilkesini de gözeterek, müvekkilem yararına …. TL manevi tazminat ile dava süresince, kendisi için …. TL ve müşterek çocukları için …. TL olmak üzere tedbir nafakasına, tedbir nafakasının davadan sonra yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına, müşterek çocuklarının velayetinin müvekkileme verilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz.

Hukuki Nedenler : 4721 S. K. md. 166, 174, 175, 184; 4784 S. K. md. 4 ve                                                                                  6100 S. K. md. 334-340

Hukuki Deliller : Aile nüfus kaydı, tanık listesi, doktor raporu, polis olay tespit tutanağı

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, öncelikle müvekkilemin adli yardım kurumundan yararlandırılmasına, tarafların ilk duruşmada boşanmalarına karar verilmesine, müvekkilemin evlilik içi şiddete ve tehditlere maruz kalması sebebiyle boşanma davası süresince gerekli koruma tedbirlerinin alınmasına, müvekkilemin yararına … TL manevi tazminat, kendisi için …. TL ve müşterek çocukları için …. TL olmak üzere toplam …. TL tedbir nafakasına, tedbir nafakasının davadan sonra yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına, müşterek çocuklarının velayetinin müvekkileme verilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz.                                                 …./…./…..

Ekler :

1) Aile Nüfus Kayıt Örneği

2) Tanıkların isimleri, adresleri ve tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi

3) Polis Olay Tespit Tutanağı

4) Darp Raporu

5) Baro Tarafından Adli Yardım Talebinin Kabul Edildiğine Dair Belgeler

6) Bir Adet Onaylı Vekaletname Örneği

                                                                                                          Davacı Vekili

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği -2-

ADANA AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI                      :

VEKİLİ                        :

DAVALI                      :

KONU                         :Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma  

AÇIKLAMALAR         :

Davacı-müvekkil ile davalı iş yerlerinin birbirine yakın olması dolayısıyla tanışmış olup, altı-yedi aylık bir nişanlılık sürecinden sonra 01.06.2013 yılında evlenmişlerdir. Tarafların evlilik birliği içerisinde ……………. Tarihinde dünyaya gelmiş……………. isimli bir de müşterek çocukları bulunmaktadır.

Evliliğin ilk yıllarında, taraflar arasında küçük çaplı tartışmalar yaşanmış olup, söz konusu tartışmalar davacının sağduyulu ve yapıcı tavırları neticesinde çözümlenmiştir. Davacı-müvekkil evliliğin ilk zamanlarında meydana gelen bu tartışmaların her ilişkide meydana gelebilecek sürtüşmeler olduğunu düşünmüş dolayısıyla her fırsatta evlilik birliğinin korunması adına yapıcı ve sağduyulu tavrını korumuştur.

Evliliğin ilk zamanlarında davalının, davacı ve ailesine karşı olan soğuk, ilgisiz, samimiyetten uzak ve saygısız tavırları tartışmaların ana gündemini oluşturmuştur. Davacı-müvekkil, davalıya kendisine ve ailesine karşı daha saygılı ve samimi davranması konusunda salık vermiş ve fakat bu yaklaşımların da hiçbir etkisi olmamıştır.

Davacı-müvekkilin sağduyulu tavırları ve çabası yaşanan tartışmaların önüne geçememiş olup, evlilik birliği içerisinde yaşanan tartışmalar günler geçtikçe daha da artmıştır. Artan tartışmalara rağmen davacı-müvekkil sağduyulu ve yapıcı tavrını korumuştur. Ve Fakat yaşanan tartışmaların temel sorumlusu olan davalı taraf, yaşanan tartışmalardan hiç ders çıkarmamış, eş olmanın bilinci ile davranan davacıya ve ailesine karşı genellikle hakaret içeren sinkaflı sözler kullanmış, evlilik birliğinin devamı için hiçbir çaba sarf etmemiştir.

Davalı taraf genel olarak neyi niçin yaptığını davacı-müvekkil ile paylaşmamış, değişken ruh hali sebebiyle anlaşılmaktan uzak tavırlar ortaya koymuştur. Davacı-müvekkil davalının bu tavırları karşısında evlilik birliğinin devamı için göstermiş olduğu çabayı sürdürmüştür. Ve fakat günler geçtikçe davacı-müvekkilin göstermiş olduğu çaba anlamını yitirmiş, sağduyulu davranmaya çalışan davacı-müvekkil bu tavrını sürdürememeye başlamış ve söz konusu tartışmaların bir tarafı olmaya zorlanmıştır.

Söz konusu tartışmaların ve davalının anlaşılmaktan uzak tavırlarının neticesinde taraflar arasında şiddetli geçimsizlik baş göstermiştir. Şiddetli geçimsizliğin doğal bir sonucu olarak davacı-müvekkil evlilik birliğinin devamına karşı duyduğu inancı yitirmiş ve bunu davalı tarafla paylaşmıştır. Bu durum karşısında davacı-müvekkil, davalı taraf, abisi, annesi ve yakın akrabaları olmak üzere birtakım şahıslar tarafından çeşitli tehditlere maruz bırakılmıştır. Müvekkil bu süreçte davalı taraf ve yakınları tarafından ölüm tehditleri ile karşı karşıya kalmış, neticede söz konusu evliliğin devamına mecbur bırakılmıştır.

Tüm bu olaylar neticesinde evlilik birliği temelinden sarsılmıştır. Buna rağmen davacı-müvekkil, davalı eşinin normalleşebileceğine dair bir inanç barındırmış fakat davalı tarafın tavırları daha da keskinleşmiş, ailesi ve yakınlarının tehditler ile davacı-müvekkil üzerinde kurduğu baskıdan faydalanmaya çalışmıştır.

Evlilik birliği içerisinde eş olmanın yükümlülüklerini hiçbir zaman yerine getirmeyen davalı taraf, söz konusu olaylardan sonra eşine kapıyı dahi açmaz olmuş, temiz bir evde yemek yeme düşüncesi davacı-müvekkil için hayal olmuştur. Davalı taraf yakınlarının davacı-müvekkil üzerinde kurmuş olduğu baskı neticesinde, daha da anlaşılmaz ve uzlaşılmaz tavırlar geliştirmiş ve davacı-müvekkile her fırsatta ihtiyacı olmadığı beyan etmiştir.

Bu süreçte ruhsal sağlığı zarar gören davacı-müvekkil evlilik birliğini sonlandırmak istemiş ve fakat bu ilişkiye mahkum edilmiştir. Davalı taraf ise günden güne daha anlaşılmaz ve saygıdan uzak tavırlar sergilemeye devam etmiştir. Davacı-müvekkil ve ailesi ile her fırsatta tartışan davalı, bu kişilere karşı hakaret içeren sinkaflı sözler kullanmaktan kaçınmamıştır. Davalı, davacının annesine karşı “orospusun sen” ifadesini kullanmış ve bulduğu her fırsatta davacının annesi ve babasını aşağılamaktan imtina etmemiştir.

Davalı tarafın, davacı ve ailesi ile sürekli bir biçimde tartışması ve hakaret içeren sinkaflı konuşmaları davacı ile davalının ikameti içerisinde  sınırlı kalmamış komşular, arkadaşlar ve akrabaları nazarında davacı ve ailesinin şeref ve itibarı lekelenmiştir.

Davalı taraf ve ailesi ayrıca davacının fakir olduğunu, ikametin oluşturulması konusunda davacı tarafın hiçbir maddi katkısının olmadığını ayrıca aile yaşamının sürdürülmesi konusunda davacıya ekonomik destek sağladıklarını her sosyal ortamda belirtmişler, gerçeği yansıtmayan bu beyanlar ile davacının ve ailesinin onur, şeref ve haysiyetine leke sürmüşlerdir.

Onur, şeref ve haysiyetleri zedelenen her gün yaşanan tartışmalar ve maruz kaldıkları tehdit ve hakaretler karşısında ruhsal sağlıkları bozulan davacı ve ailesi toplum içerisine çıkamaz bir hale gelmişlerdir. Toplum nazarında şeref ve itibarları lekelenen davacının, davalı ve yakınları tarafından işyerinde çıkarılan tartışmaların da etkisiyle, işleri olumsuz etkilenmiş davacı iflasın eşiğine gelmiştir.

Bu süreçte davalı, müşterek çocuklarını babası olan davacı-müvekkile karşı doldurmaktan imtina etmemiştir. Müşterek çocuklarını babasına karşı kötülemiş henüz … yaşında olan ve gelişim çağında bulunan müşterek çocuğa davalı ve ailesi tarafından küfür öğretilmiş ve çocuğun psikolojik durumu hiç  önemsememiştir.Davacı-müvekkil henüz gelişim çağında olan ve sağlıklı bir yaşam çevresine ihtiyaç duyan ….. yaşındaki çocuğunu da düşünerek, var olan tehditlere rağmen, evlilik birliğini sonlandırmak konusunda yeniden bir karara varmıştır.

Taraflar arasında davalının bu hareketlerinden ve sevgisizliğinden ötürü sevgi ve saygı ilişkisi bitmiş, tarafların fiili birliktelikleri de sona ermiştir. Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere tarafların tekrar bir araya gelmelerinin kendilerinden beklenemeyecek kadar evlilik birliği sarsılmış olması durumunda boşanmaya karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkilimizin, evli biri gibi hareket etmeyen, eşini tehdit ve hakaretlerin odağı haline getiren, eş olmanın yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve aralarında şiddetli geçimsizlik bulunan davalı ile yaşaması beklenmeyeceğinden iş bu boşanma davasını açmak gereği hasıl olmuştur.

 

SUBUT DELİLLER     :

Nüfus Kayıtları, Sosyal Ekonomik Araştırma, Tanık, Yasal ve Takdiri Diğer Deliller, vs. her türlü delil

HUKUKİ SEBEPLER  :4721 sayılı TMK

TALEP SONUCU        :Yukarıda kısaca ettiğimiz nedenlerden ötürü davalının kusurlu davranışları, davalının davacı ve ailesinin şeref ve haysiyetini lekelemiş olması, taraflar arasında şiddetli geçimsizliğin baş göstermesi nedenleriyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı açık olup, tarafların yeniden bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün olmadığından Tarafların Boşanmalarına karar verilmesini,

Dava süresince müşterek çocuğun velayetinin geçici olarak davacıya verilmesini, dava sonucunda ise müşterek çocuğun velayetinin kalıcı olarak davacıya verilmesini,

Davalını yarattığı maddi zararlar bakımından 50.000,00 TL , aile birliği mahvolan davacı-müvekkilin manevi zararlarının az da olsa giderilmesi adına 50.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı-müvekkile verilmesini,

Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını Davacı adına vekaleten saygı ile arz ve talep ederim

                       DAVACI VEKİLİ

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği -3-

( TEDBİR NAFAKASI VE ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.)

(E-İMZALIDIR.)

ADANA (….) AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI            : ………………………….

ADRES             : …………………………..

VEKİLİ             :……………………………….

ADRES              : ……………………………….

DAVALI             : …………………………..

ADRES            : MERNİS ADRESİ.

KONU              : Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması sebebi ile sona erdirilmesinden ibarettir.

TALEP            : Müvekkile ait Ziynet Eşyası Bilirkişi incelemesi sonucu tam tespiti ile ıslah hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 70.000,00-TL, 250.000,00-TL Maddi, 500.000,00-TL Manevi Tazminat bedeli.

OLAYLAR VE AÇIKLAMALAR:

TEDBİR NAFAKASI TALEBİMİZE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

Müvekkil ile davalı 17.05.2008 tarihinde evlenmiş olup, 07.03.2009 tarihinde Gözde isminde müşterek çocuk dünyaya gelmiştir. Davalı ile müvekkilin evliliklerinin ilk günününden bu yana devam eden ekonomik, psikolojik ve fiziki şiddet sonucu ve davalının talebi ile de işbu boşanma davası açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Davalı, müvekkil ile evlendiği günden bugüne kadar müvekkilin çalışmasına izin vermemiştir. Müvekkilin evlilikten önce mevcut olan çalışma hayatını engellemek suretiyle emekliliğine engel olan davalı, müvekkili ekonomik olarak bağlı hale getirmiştir. Çalışmasına izin verilmemesinden kaynaklı maddi açıdan zor durumda olan ve müşterek bir çocuğa sahip olan müvekkilin söz konusu boşanma davası süresince kendi ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak ekonomik yeterliliği bulunmamaktadır. Mevcut ekonomik kriz ve uzun süredir çalışmamasından kaynaklı iş arayışında olan müvekkil iş bulmakta zorlanmaktadır. Kaldı ki iş bulmuş olsa dahi müşterek çocuk giderleri, barınma ve sair giderler müvekkilin tek başına kaldırabileceği bir yük değildir. İşbu sebeple müvekkil lehine tedbir nafakası bağlanması talebimiz mevcuttur. T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/15519 K. 2016/15566 T. 5.12.2016 “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK m. 186/1 ), geçimine ( TMK m. 185/3 ), malların yönetimine ( TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK m. 185/2 ) dair geçici önlemleri kendiliğinden ( re’sen ) almak zorundadır ( TMK m. 169 ). O halde; Türk Medeni Kanunu’nun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.” Denmektedir.

2- DAVAYI ÇEKİŞMELİ OLARAK AÇMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

Türk Medeni Kanun Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir, şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre evlilik birliğinin devamını sağlama imkanının kalmaması sebebiyle taraflardan en az birinden ortak hayatı devam ettirmesi beklenemeyecek bir hal doğdu ise işbu maddeye dayanarak boşanma davası açabilecektir. Müvekkil ile davalı arasında gerçekleşen davaya konu evlilik müvekkil açısından aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız sebepler nedeniyle davalı tarafın pek ağır kusuru sebebi le çekilmez hale gelmiştir. Bu nedenle evlilik birliğinin sonlandırılarak müvekkil lehine tazminat talebine mahkum edilmesi talebimizi bulunmaktadır.

Müvekkil  ile davalı  arasında 17.05.2008 tarihinde resmi nikah kıyılmıştır. Ardından gerçekleşen düğün ile sorunlar başlamış ve bugüne kadar da devam etmiştir. Henüz daha düğün günü müvekkile takılan ziynet eşyalarına ilişkin davalının ailesi söz konusu ziynet eşyalarını uhdelerine almak istemişler buna rıza göstermeyen müvekkile karşı ise davalı ve ailesi düğün pek kötü muamele göstermek suretiyle düğün gününü adeta berbat etmişlerdir. Ertesi gün ise davalı müvekkilin, kendi ailesinden özür dilemesini talep etmiş ve bu sebeple bir sene boyunca sürekli sorun yaşamışlardır. Ardından dünyaya gelen müşterek çocuk ve davalının annesi ile alışverişe gittiği gün davalının annesi tarafından çocuk alıp götürmüş nerede olduğunu bulamayan müvekkil davalıdan yardım istemiştir. Panik halde olan müvekkile, bu panik hali sebebi ile davalı darp etmiştir.

Müşterek çocuğun doğumu ile meydana gelen ihtiyaçlar ve hayatın devamı için gerekli ihtiyaçları karşılamaktan imtina eden sadece oldukça zorunlu ihtiyaçları alan davalı, müşterek çocuğu son raddeye kadar doktora götürmekten dahi imtina eden bir babadır. Tüm bunları sineye çeken müvekkil davalının aşırı tutumlu hareketlerine uyum sağlamak adına elinden gelen her şeyi yapmıştır. Öyle ki günümüz koşullarında dahi haftalık yüz lira ile evin günlük ihtiyaçları, müvekkilin özel ihtiyaçları ve müşterek çocuğun harçlıkları da bu miktar ile karşılanmak üzere davalı tarafından verilen bir miktardır. 

Müşterek çocuk henüz çok küçük iken müvekkil, davalının aşırı tutumlu tavrından ve eşyalara verdiği kıymeti bildiğinden, müşterek çocuk ile dışarıdan eve geldiğinde önce çocuğu çıkarıp eve bırakmakmış sonrasında ise inip çocuk arabasını yukarı çıkarıp duvara yaslamıştır. Bu yaslanmadan kaynaklı duvarda bir iz meydana gelmiştir. Gece işten gelen davalı söz konusu izi görünce müvekkil ile şiddetli tartışmaya girmiş ve müvekkili evden kovmuştur. Bu tartışma sebebi ile ailesinin yanına giden müvekkili 3 gün sonra almaya giden davalı, müvekkilin gönlünü almıştır. Ancak eve dönen müvekkil tüm ziynet eşyalarının alındığını görmüştür. Davalıya nerede olduklarını sorduğunda ise borç sebebi ile sattığını söylemiştir. Ancak müvekkil davalının annesi ile bu borç sebebi ile görüştüğünde böyle bir borcun kesinlikle olmadığını evlenirken herhangi bir borç ile evlenmediğini bildirmişlerdir. Davalı ise o günden bu güne kadar bu borcun kaynağı hakkında müvekkile herhangi bir açıklama yapmamıştır.

Davalının geliri belli olmasına karşın, kadın ve müşterek çocuğun geçimi için haftalık 100,00-TL ayırdığı düşünüldüğünde ekonomik şiddetin boyutları görülmektedir. Davalı yıllar içerisinde müvekkili ve müşterek çocuğu zor durumda bırakmak için, para, mal, mülk biriktirmemiştir. Edindiği malları evlilik içerisinde tutmamak adına akrabalarının üzerine yapmıştır. Bekarken alıp babasının üzerine yaptığı arabayı, evlilik süresi boyunca kullanmış, aracı kullanabilmek adına gerekli olan tüm masrafları, kasko, vergi ve sair tüm harcamaları aile bütçesinden karşılamıştır. Fakat araba satıldığında, davalı arabanın 20.000 tl ettiğini, bu paranın yarısını annesine ve kız kardeşine verdiğini, yarısı ile de müvekkilin de haberi olmadığı bir borcunun olduğunu ve o borcu kapatmak için kullandığını söylemiştir.

Devam eden tüm şiddet türlerini barındıran evlilik son dönemde davalının müvekkile gelerek, 60.000,00-TL yeni bir borcu borcu olduğunu bildirmesi ve bu borcun kaynağının ise iddia adlı bahisten kaynaklandığını belirtmesi ile de müvekkilin evliliği sürdürme imkanı kalmamıştır. Tüm ziynet eşyasını müvekkilin rızası olmadan nereden doğduğunu bilmediği bir borç sebebi ile satan davalının bu defa ise kumar olarak tabir edilen bahis nedeniyle 60.000,00-TL’lik bir borçla karşı karşıya kalması ve ödeme konusunda davalının kurduğu plan ve akla yatmayan tavırları sebebi ile müvekkil söz konusu evliliği bitirme kararı almıştır.

Davalı, müvekkilin kız kardeşine ekte sunduğumuz Facebook sosyal medya aracılığı ile mesajlar atarak, müvekkilin kadınlık gururunu incitecek tarzda ifadeler kullanmış ve müvekkilin kız kardeşine açıkça müvekkili aldatmak istediğini ve bunun için kendisinin müvekkile yardımcı olup olmayacağını sormuştur. Yine söz konusu mesajlaşmalarda esasında müvekkile karşı nasıl bir tavır ve üslup ile yaklaştığı görülecektir.

Müvekkil 10 yıldan fazla  süren bu evliliği anlaşmalı olarak bitirmek istese de davalı tarafın müvekkile ziynet eşyasını vermemesi, nafaka ve sair taleplerine karşı olumsuz bir yaklaşım sergilemesi sebebi ile çekişmeli dava yoluna gitmek dışında bir çare kalmamıştır. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız sebeplerle müvekkilin davalı taraftan tüm ziynet eşyalarını, 250.000,00-TL Maddi ve 500.000,00-TL manevi tazminat miktarının davalıdan alınarak müvekkile verilmesi talebimiz bulunmaktadır.

3- DAVALI İLE MÜVEKKİLN EVLİLİK SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

Müvekkil  ile davalı evlenmeden önce davalı taraf adeta müvekkilin peşinde koşmuş ve müvekkil ile evlenebilmek için 7 sene çaba sarf etmiştir. Evlenmeden önce çalışan müvekkile işten çıkmasını zaten evlenmeden önce zor olan hayatını bundan sonra rahat yaşamasını istediğini belirtmiş ve emeklilik için kalan günlerini dışarıdan isteğe bağlı sigortalılık yolu ile kendisinin ödeyeceğini belirtmiştir. Davalı kendisinin kazandığı paranın her ikisine de fazlası ile yeteceğini belirtmiştir Ancak evlendikten sonra hayat hiç de davalının bahsettiği gibi olmamıştır. Aşırı tutumlu tavırlar sergileyen davalı, müvekkilin ailesinin dahi müşterek konuta gelmesine izin vermemiştir. Zira misafirler gelince belirli hazırlıkların yapılması gerektiğini ve bunların da masraf artışına sebep olacağını belirtmiştir. Bu nedenle müvekkil ailesini davalı evde yokken çağırmak zorunda kalmış ancak çoğunlukla kendisi ailesinin yanına gitmiştir.

Müvekkil ve müşterek çocuk, davalının evde olduğu saatlerde rahat bir şekilde oturamaz durumdalar. Öyle ki davalı evde en ufak bir ses olması halinde dahi müvekkil ile kavga edip, müşterek çocuk Gözde’yi azarlamaktadır. Bu sebeple davalının evde olduğu saatlerde müvekkil ve müşterek çocuk , davalıdan en uzak yerde tüm kapıları kapatarak oturmak zorunda kalmaktadırlar. Müşterek çocuk müvekkile “Anne  sessiz olalım babam yine seninle kavga etmesin.” demektedir. Oysa müvekkil tüm bu yaşanan olumsuzluklara kendisi babasız büyüdüğü için çocuğunun da babasız kalmaması için katlanmaktaydı. Ancak müşterek çocuk büyüdükçe ve davalının yaptıklarından kaynaklı, müşterek çocuğun nasıl etkilendiğini gördükçe düşüncesinin ne kadar etkisiz olduğunu görmekteydi.

4- ZİYNET EŞYALARA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

 Müvekkil ile davalı yukarıda açıkladığımız şekilde, davalının müvekkil ile evin duvarında çocuk pusetinin yaslanmasından dolayı oluşan iz için kavga etmiş ve evden kovmuş olduğu dönemde müvekkile ve müşterek çocuğa ait tüm ziynet eşyalarını almıştır.

Müvekkile düğünde takılan gerdanlık takımı, 2 adet Ankara burması, 2 adet burma bilezik, 10 adet normal bilezik, 3 adet tam, 8 adet yarım, 32 adet çeyrek altından ibarettir.  Yerleşik Yargıtay kararları gereğince müvekkile ait olan söz konusu ziynet eşyalarının iadesi zorunluluğu vardır. Müvekkilce tüm altınlar bu kadar olarak hatırlanmakla Bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek miktarın günümüz değeri ile aynen iadesi aynen iadenin mümkün olmaması durumunda bedelinin iade edilmesi talebimiz mevcuttur.

5- MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİMİZE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

Manevi Tazminat; Boşanmaya sebep olan olaylar nedeni ile kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir miktar talep edilebilir, şeklinde tanımlanmaktadır. Şöyleki;

  • Davalı, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmek için gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Hayatın devamı için zorunlu olan ihtiyaçlar dışında herhangi bir katkı koymayan davalının geliri gayet iyi olmasına karşılık evin önünde duran arabanın bile kullanılmasına izin vermemesi, HAFTALIK 100,00-TL ile bir kadın ve bir çocuğun geçimini sağlamasını beklemesi, babalık ve eşlik görevlerinin hiçbirini yerine getirmemesi müvekkilin kadınlık gururunu ve annelik görevini yerine getirmesini ekonomik şiddeti ile engel olan davalının salt bu nedenle dahi tazminat talebimizin tamamına mahkum edilmesi gerekirken maalesef tek neden bu değildir.
  • Düğün gününden başlayan para kavgası malesef müvekkilin evlilik birliğinin bitirilmesine kadar varan bir süreç yaşatmıştır. Davalının paraya olan düşkünlüğü sebebi ile müvekkilin aile içerisindeki konumu ve evlenmeden önceki yaşam biçimi, daha zorlu olmasına rağmen, evlendikten sonra periyodik şiddet haline gelmiştir.
  • Müvekkil davalı ile olan evliliğini her ne olursa olsun devam ettirmek için çaba sarf etmekte idi. Sebebi ise kendisinin babası olmamasından kaynaklı yaşadığı büyük zorlukları müşterek çocuk Gözde’nin de yaşamasını istememesiydi. Ancak davalı bu durumu bildiği için mevcut evlilik içerisinde göstermesi gereken özeni bir tarafa bırakalım evlilik birliğinin devamı için gerekli asgari düzeyde bir çaba dahi göstermemiştir. Müvekkili komşuları ve çevresi içinde mütemadiyen küçük düşürmeye çalışmış, eve vakit ayırmamış, müşterek çocuk ile bir hafta sonu dahi ilgilenmemiştir. Öyle ki müvekkil çocuğu adeta tek başına büyütmüştür. Davalı, müvekkili tüm bu sebeplerle çocuk üzerinden defalarca tehdit etmiştir. Davalının taleplerinin yerine getirilmemesi halinde müşterek çocuğa kötü davranmadan tutun da ilgiyi tamamen kesmeye kadar varan tavırlar sergilemiştir. Davalının müştekiye kızdığı bir gün, müşterek çocuğun kreş kaydını sildirmiş ve ilk defa kreşe giden, kreş çağında olan bir çocuğun burada kurduğu ilişkiden sırf kişisel hırsı sebebi ile arkadaşları ve kreş ile çocuğun kurduğu duygusal bağı önemsemeden tekrar yazılmasını yasaklama tavrına girmiştir. Müşterek çocuğun ağlamalarına dayanamayan müvekkil kreş ile görüşmüş kaydın tekrar yapılmasını talep etmiş ise de davalının kreşe bulunduğu telkinlerden kaynaklı müşterek çocuğun kaydını yapmamışlardır.

Evliliğin 3. Yılında müvekkil evlilik içerisinde ikinci kere hamile kalmıştır. Davalının müvekkilimize ve müşterek çocuğa dönük ilgisizliği ve sorumsuzluğu sebebiyle müvekkil çocuğu doğurmak istememiştir. Davalının onayı ve iştiraki ile müvekkil hastaneye giderek kürtaj olmuştur. O andan itibaren davalı, müvekkile yoğun bir psikolojik şiddet uygulamaya başlamıştır. Davalı, müvekkilin kendi çocuğunu öldüren bir katil olduğunu ileri sürmüştür. O andan itibaren müvekkile dönük sürekli bir psikolojik şiddet söz konusudur. Bu durum sebebiyle müvekkilimiz müşterek çocuklarına dair ve gördüğü psikolojik şiddet sebebiyle derin bir buhran yaşamıştır. Süreç içerisinde psikiyatra giderek bir yıl boyunca ilaç tedavisi görmüştür.

Maddi tazminat; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Yargıtay’ın yerleşik bu tanımına göre maddi tazminat istemine ilişkin talep değerlendirmesi tarafların kusur oranını incelemeyi gerektirmektedir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız şekilde Yargıtay kararları davalıyı tam kusurlu atfetmektedir manevi tazminata ilişkin kusur açıklamalarımızı aynen tekrar ederek, davalının müvekkilin kişilik haklarına saldırıları ile ilgili açıklamalarımız aşağıdaki gibidir;

  • Davalı müvekkil ile evlilik birliği kurulmadan müvekkilin çalışmaması karşılığında emeklilik için gerekli prim gün sayısını isteğe bağlı sigortalılık kolundan tamamlayacağını belirtmiş ancak böyle bir girişimi kesinlikle olmamıştır. Evlilik birliği içerinde iken de müvekkil tarafından çalışma talebi kesinlikle kabul edilmemiş ve çocuğun bakımı için müvekkil tarafından yardımcı tutulmasına veya müvekkilin kendi ailesinden yardım talebi olması halinde hepsini evden kovacağı tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Müvekkilin evlilikten önce uzun bir çalışma hayatı olduğundan ve ekonomik özgürlüğü elinde olan bir kadın olduğundan, davalı atrafından müvekkile uygulanan kısıtlamalar oldukça ağır olmuştur. Bu sebeple müvekkil birçok gelirden mahrum kalmış ve şuanda da 10 seneden fazla bir süre ara vermiş olaması ve yaşından kaynaklı iş bulmakta zorlanmaktadır. Bir çok iş başvurusu yapmış olmasına rağmen söz konusu başvuruya olumlu yanıt veren olmamıştır. İşiverenler nezdinde söz konusu hususun oldukça önemli olduğu aşikardır. Evlilik birliğinden sonra çalışma hayatının içerisinde aktif olmaya devam etmiş olsa idi müvekkilin şuan kazanacağı aylık gelir kıdem vesair sebeplerden kaynaklı oldukça fazla olabilecekken şuan işsiz ve en ufak bir geliri olmadan ortada kalmıştır.
  • müvekkilin şuan gidecek hiçbir yeri bulunmamakla birlikte geçimini sağlayabileceği herhangi bir geliri de bulunmamaktadır. Davalı müvekkile aylardır ne bir harçlık vermektedir ne de evin giderlerine katkı sağlamaktadırlar. Kasıtlı olarak ekonomik olarak bağlı halde bırakılan ve birçok kazançtan mahrum bırakılan müvekkilin bundan sonraki hayatını idame noktasında imkansızlık bulunmaktadır.
  • Davalı, müvekkil ile kurulan evlilik birliği içinde iken kazancı hakkında müvekkile kesinlikle bilgi vermemiş yaptığı yatırımları kendi üstüne yapmamıştır. Alınan her bir şeyi davalı ailesinin üzerine yapmış olmakla 10 seneden fazla evli kalan ve bu süreç içerisinde yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığım şekilde herhangi bir harcama yapmayan davalının herhangi bir birikim yapmamış olması veya bir taşınmaz almamış olması hayatın olağanına uygun değildir. Davalı tam tersi olarak müştekinin kız kardeşine atılan mesajlardan da görüleceği üzere müvekkil ile olan evliliğini sorguladığı bir dönemde birden büyük miktarda borç çıkarmıştır Bunu ödeme yolu olarak da mevcut işinden çıkarak alacağı tazminat ile ödemeyi teklif etmesi müvekkili ve müşterek çocuğu buradan gelmesi muhtemel paradan da yoksun bırakmak gayesi dışında bir durum taşımamaktadır.

6- VELAYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

Müşterek çocuk Gözde’nin velayetinin müvekkil anneye verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Öyle ki evlilik birliği içinde dahi müvekkil aleyhine olarak kullanılan müşterek çocuk bu süreç içerisinde de davalı tarafından müvekkile acı verme amacıyla kullanılacağı apaçık ortada olmakla birlikte müşterek çocuğun bakım ve gözetimini yerine getirecek yetiye sahip değildir.

Müvekkil, davalıya boşanma talebini bildirdiği an davalı müşterek çocuk ile bir ilişki kurmayacağını bildirmiştir. Zira müvekkilin bu konuda hassas olduğunu ve çocuğunun babasız büyümesini ve baba sevgisinden mahrum kalmasını istemediğini bildirmiştir. Bunu bildiği için bu tür söylemler kullanan bir babanın velayetinin kendisine verilmesi durumunda yapacaklarını tahayyül etmek imkansızdır.

İşbu sebeplerle ve yukarıda açıkladığımız sebeplerle müşterek çocuğun vekayetinin müvekkile verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

7- TEDBİR TALEBİMİZE İLİKİN BEYANLARIMIZ:

Davalı müvekkil ile evlilik birliği süresinde müvekkili ekonomik olarak bağlı kılmak adına ziynet eşyaları dahil birçok geliri ortadan kaldırmıştır. Söz konusu dava ile de davalıya miras olarak kaldığını bildiğimiz ve yapımı süren ev ve sair menkul ve gayrimenkullere, söz konusu dava sonucunda kazanılması muhtemel tazminatların tahsil kabiliyetinden yoksun kılmak amacıyla satacağı apaçık ortadır. Müvekkilin ve müşterek çocuğun bu nedenle zor durumda kalmaması için söz konusu taşınmaz ve belirlenecek diğer taşınmazlara tedbir talebimiz bulunmaktadır.

HUKUKİ DELİLLER       : TMK, TBK, HMK ve ilgili mevzuat hükümleri..

DELİLLER                     :

Karşı tarafın sunduğu delil ve tanık beyanlarına karşı yeni delil ve tanık bildirme hakkımız saklı kalmak üzere;

1-) Whatsapp  ve SMS ekran görüntüleri,

2-) Bilirkişi incelemesi

3-) Tanıklar

4-) Yemin

5-) Sair tüm deliller…

SONUÇ VE TALEP       :

Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve Sayın Mahkemece resen dikkate alınacak sair nedenlerle;

1-) Huzurda açılmış olan davamızın KABULÜNE, dosyada gerekli inceleme ve hesaplar yapıldığı takdirde HMK m. 115 ve 119/2 gereğince eksikliğin tamamlanması için tarafımıza süre verilmesine,

2-) Bilirkişi incelemesi sonrası ıslah hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 70.000.00-TL değerinde ziynet eşyasının müvekkile iadesine, 250.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL Manevi Tazminata karar verilmesine,

3-) Müvekkil lehine  dava sonuçlanıncaya kadar tedbir ve iştirak nafakasına, dava sonunda ise yoksulluk  ve iştirak nafakası bağlanmasına karar verilmesine,

4-) müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesine,

5-) Tedbir talebimizin kabulüne,

6-) Söz konusu evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebi ile boşanma kararını verilmesine,

5-) Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine,

Karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

DAVACI VEKİLİ

Çekişmeli Boşanma Dava Dilekçesi Örneği -4-

 ASLİYE (AİLE) HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI                    :

DAVALI                     :

        

KONU                        : Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanma                   

                                 talebimi ihtiva eder.

 

AÇIKLAMALAR     

  • Ben davalı eşim olan X ile …. tarihinden beri evli bulunmaktayız. ( Ek-1 Nüfus Kaydı )
  • Evlenirken, büyük bir mutluluk duyarak evliliğe adım atım, eşime büyük bir değer verdim ve evliliğin bir ömür boyu mutlu ve huzurlu bir biçimde süreceği inancı ve hayalini beslemiştim. Ancak evliliğin 3. Ayından sonra eşimin ailesine ziyaret amacıyla gittiği İstanbul ilinden aile konutuna tüm telkinlerime rağmen bir daha gelmemiştir. Bu durum bende hayal kırıklığına neden olmuş, üzüntü içinde psikolojik çöküntüye girmiş bulunmaktayım.
  • Evlilik birlikteliğinin bana yüklediği görev ve gereklerine büyük bir titizlikle uymama rağmen, eşim evlilik bilincine varamadığı gibi annesinin yönlendirmesi ile hareket edip evlilikten beklenen uyumu sağlayamamıştır.
  • Eşimin küçükken ciddi bir rahatsızlık geçirdiğini ve hala da bu hastalığa bağlı olarak psikolojik sorunlar yaşadığını ben evlilikten yaklaşık iki ay sonra ailesinden öğrenmiş oldum. Ayrıca bu durum beni son derece rahatsız ettiği gibi güvenimi de zedelemiş oldu.
  • Tüm bu olumsuzluklara rağmen, ilk zamanlarda belki düzelir düşüncesi ile eşime zaman ve şans vermenin doğru olacağı ve muhakkak evine geri gelir düşüncesi ile bu güne kadar yani yaklaşık 7 aydır fiili bir ayrılık şeklindeki bu birlikteliğe katlanmış bulunmaktayım.
  • Evlilik karşılıklı sevgi, saygı, güven ve anlayışa dayanır. Bizim evliliğimizde ise bu temel taşların kalmadığı aşikâr olup, karı-koca hayatını ve evlilik birlikteliğini sürdürmenin imkânı ve faydası kalmamıştır. Artık müşterek evlilik hayatını idame edemediğimiz gibi aramızda yalnızca soyut bir akit kalmış olduğu aşikârdır. Bu evliliğin gerek bizler gerek toplum için yararlı bir durumu kalmamıştır. Ben artık bu evliliği sürdüremeyeceğimi, uzun ve sağlıklı bir evlilik ortamını kuramayacağımı ve eşimle de artık bir araya gelemeyeceğimi sayın mahkemenize önemle belirtmek istiyorum.

Yukarıda arz edilen sebeplerden ötürü davalı ile boşanmamıza karar verilebilmesi için iş bu davayı açmak zorunluluğu hâsıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER         : TMK, HUMK ve sair yasal deliller.

DELİLLER                           : Nüfus Kayıtları, tanık ve her türlü yasal delil.

Dinlenmesini isteğimiz tanıkları sunuyoruz:

  • Sibel ….

                                

  • Yasin ..

                        

NETİCE VE TALEP            :

Öncelikle, yukarıda arz edilen sebeplerden ötürü haklı davamızın KABULÜNE,

Boşanma kararı ile birlikte yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.  (tarih)                                                        

        Davacı  vekili

EK:
1 – Nüfus Kayıt Örneği

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanma (adli yardım talepli çekişmeli) dilekçe -5-

(ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.)

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI       :

VEKİLİ          :

DAVALI         :

KONU         : Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma(ÇEKİŞMELİ), dava tarihten başlamak üzere dava süresince aylık 1000 TL tedbir nafakası, 1000 TL İştirak ve 1000 TL yoksulluk nafakası, 50.000 TL manevi tazminat, 25.000 TL maddi tazminat, ziynet eşyalarının aynen iadesi ve çocukların velayetinin müvekkilime bırakılması talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

  • Müvekkilim …………… yaklaşık 25 yıldır davacı olduğu kocasıyla evlilik birliğini sürdürmüştür. Bu evlilikten altı müşterek çocukları olmuştur. Çocuklarından en küçüğü 11 yaşında olup şuan için eğitimini maddi imkansızlık yüzünden zor şartlar altında sürdürmektedir. Müvekkilim evlilik birliği sürdüğü zaman içerisinde evin geçimini çocuklarının ve davacı olduğu kocasının maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını gereği gibi yerine getirmiş olup evin huzurunun bozulmaması için elinden gelen bütün gayreti göstermiştir.

 

  • Müvekkilim ev hanımı olup maddi imkanı bulunmamaktadır. Evin ihtiyaçlarını çocukların bakımını sağlamak için evlere gündelik temizliğe gitmektedir. Müvekkilimin şuan için kaldığı evin durumu yapısı itibariyle yaşanabilir durumda değildir. Aşırı yağışlardan etkilenen evi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığından kolluk güçleri tarafından müvekkilin ailesinin zarar görmemesi için boşaltılması istenmiştir. Müvekkilimde bu talebe karşılık çocuklarıyla beraber yurtta bir hafta süre ile kalmışlardır. Ancak yurtta daha fazla kalamayacak olan müvekkilim maddi imkansızlığından dolayı tekrar yıkılma tehlikesi olan evine çocuklarıyla birlikte geri dönmüştür.

 

  • Müvekkilimin davacı olduğu kocası seyyar sebze satıcısıdır. Yaklaşık 25 yıllık süren evlilik birliğinde ilk zamanlar evin ihtiyaçlarına masraf ve giderlerini karşılamasına karşılık yaklaşık 10-15 yıldır evden uzaklaşmış evin ihtiyaç ve giderlerine kısacası evlilik birliği içerisinde kocanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiştir. Müvekkilimin davacı olduğu eşi kumar ve bahis oyunlarına ilgi duymakta ve çoğu zamanda oynamaktadır. Evine bakması gereken koca evine, ailesine bakmamakta üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemektedir. Müvekkilimin davacı olduğu kocası son 10 yıldır evinden uzaklaşmış ve evine gelmemeye başlamıştır. Belli zamanlarda evine gelen koca evden para istemekte ve ayrıca çocuklarını dövmektedir. Müvekkilimde kocasının para istemesine karşılık kendine ait olan düğününde takılan 4 ( dört ) adet Cumhuriyet altınını vererek evin huzurunun bozulmaması için elinden gelen bütün gayreti göstermiştir. Zira müvekkilimin vermiş olduğu altınlar son 2 yıl içerisinde gerçekleşen olaydır.

 

  • Müvekkilim eşinin eve gelmemelerine karşılık kocasından şüphelenerek neden eve gelmediğini kocasına sormuşsa da kocası tarafından cevap verilmemiştir. Son 5 yıldır da davacı olunan koca evine hiç gelmemeye başlamıştır. Davacı olunan kocanın eve gelmemesinin sebebi ise 2 yıl önce başka bir bayanla dini nikah kıymış olması ve onunla birlikte yaşamasından kaynaklıdır. Bu sebepten dolayıdır ki evlilik birliği temelden sarsılmış olup, evin düzeni, maddi kazanımları, çocukların bakım ve giderleri eksilerek tüm yük müvekkilimin üzerine kalmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki, evlilik birliği demek bir kişiye sadece yetki verilmesi ve hiçbir sorumluluğun olmaması kabul edilemeyeceği gibi; eşlerin de sadece haklara sahip olup, evlilik birliğine ilişkin hiçbir yükümlülüklerinin olmaması kabul edilemez. Dolayısıyla birazda eşlerin evlilik birliği içerisinde ki ortak yükümlülüklerine bakmak gerekir. Eşlerin;
  • Evlilik birliğinde mutluluğun elbirliğiyle sağlanması ve sadakat yükümlülüğünün bulunması gerekir.
  • Birbirlerine yardım ve dayanışma içerisinde bulunmaları gerekir.
  • Çocuklara bakma ve yetiştirme ile evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü bulunmalıdır.

Zira bunların dışında ayrıca eşlerin ortak konutu seçme, birlikte yaşama, evlilik birliğini yönetme ve temsil hakları vardır. Müvekkilim ve kocası arasında ki yaklaşık 25yıllık evliliğin son 15 yılında yaşanan koca tarafından başka bir bayanla arasında ki evlilik durumu kanuni hükümlerimize uymamakla birlikte boşanma ve ağır kusur sebebidir. Yukarıda izahta bulunduğumuz işbu sebeplerden dolayı evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olup, evlilik birliğinin devam etmesi halinde müvekkilimin kendisi, kocası ve çocukları bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığından boşanmaya karar verilmesi gerekmektedir.

MADDİ, MANEVİ TAZMİNAT VE ZİYNET EŞYASININ İADESİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

Boşanmada tazminat ve nafaka

Maddi ve manevi tazminat

MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Madde hükmü dikkate alınaraktan;

Müvekkil davalı ile evlenirken büyük bir mutluluk duyarak evlenmiş, eşine büyük bir değer vermiş ve evliliğinin bir ömür boyu mutlu ve huzurlu bir biçimde süreceği inancı ve hayalini beslemiştir. Ancak davalının yapmış olduğu olumsuz hareketler, müvekkilin toplum içerisinde küçük düşürülmesi, müvekkilin tüm gayretlerine karşın davalının habersiz ve sebepsiz olarak evi terki, müvekkilde büyük bir hayal kırıklığına neden olmuş, müvekkil üzüntü içinde psikolojik çöküntüye girmiştir. Davalı tarafından oluşturulan ve müvekkilde oluşan manevi keder, üzüntü, moral bozukluğunu kısmen de hafifletmesi amacıyla tamamen kusurlu olan davalıdan 50.000 TL manevi tazminat talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Ayrıca müvekkilim tarafından evin ihtiyaç ve gereksinimleri kendi kişisel eşyası ve çocuklarının kişisel eşyaları( eğitim masrafı, giyim masrafı vs.) giderlerine katılmamasından dolayı maddi olarak zararı olmuştur. Bu zarar miktarı bir nebzede olsa kendisinin maddi sıkıntısını rahatlatacak olacağından 25.000 TL maddi tazminat talebimiz vardır.

  • Yüksek mahkeme kararlarında da belirtildiği gibi, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Müvekkilime ait olan 4 adet Cumhuriyet altını kendisinin kişisel malı sayılması gerekeceği, buna karşılık aynen iadesinin yapılmasını aynen iadesi yapılmadığı takdir de nakden ödenmesini talep etmekteyiz.

NAFAKA TALEBİMİZ VE ÇOCUKLARIN VELAYETİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ

197.maddesinde düzenlenen tedbir nafakası, boşanma ve ayrılık davası açılmadan önceki dönemde evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin taraflarca yerine getirilmemesi, birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde ve reşit olmayan çocuklar yararına hükmedilen nafakadır. TMK’nın 175. Maddesin de düzenlenen yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydı ile geçimi için diğer taraftan talep edebileceği; iştirak nafakası ise, TMK’nın 182/2. maddesinde düzenlenen velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve giderlerine gücü oranında katıldığı nafakadır.

Yukarıda da izah etmiş olduğumuz şekilde müvekkilimin hiçbir geliri bulunmamaktadır. Çocuklarının bakım ve giderlerini, evin ihtiyaçlarını kendisi karşılamaktadır. Bu sebeptendir ki; dava tarihinden başlamak üzere 1000 TL olarak tedbir nafakasına daha sonrası içinse 1000 TL iştirak ve 1000 TL yoksulluk nafakasına madde hükmü uyarınca talep etmekteyiz.

  • Dava dilekçemizde de belirttiğimiz gibi çocukların bakımı ve giderlerini müvekkilim kendi hesabından karşılamaktadır. Ve şuan içinde çocukların hepsi müvekkilimin kendi yanında kalmaktadır. Müvekkilim çocukların doğumlarından bu zamana kadar geçen sürede tüm masraflarını ve giderlerini kendisi karşıladığından çocukların velayetinin de müvekkilimde yani annesin de bırakılmasını talep etmekteyiz. Ayrıca çocuklarında kendi beyanları dikkate alınması halinde kendilerinin annelerinin yanlarında kalmalarını istemektedirler. Bu sebeptendir ki çocukların velayetinin anne üzerine bırakılmasını talep etmekteyiz.

ADLİ YARDIM TALEBİMİZ HAKKINDA

Müvekkilim, ev hanımı olup, hiçbir gelir ve desteğe sahip değildir. Bu nedenle Van Barosunun yapmış olduğu adli yardım talebine ilişkin belgeler ile bu talep karşılığında kendisinden istenen durumu teşvik edici belgeler, dilekçemiz ekinde sayın mahkemenizin tetkiklerine sunulmuştur. Bu belgelerin incelenmesi halinde açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkilimin yargılama masraflarını karşılayacak durumu yoktur. Bu nedenle, öncelikle, müvekkilimin yararına adli yardım talebinin kabulune karar verilmesini talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK, ilgili hükümler ve tüm sair mevzuat

DELİLLER: Nüfus Kayıt Örneği, Tanık Beyanları, Yasal Ve Takdiri Diğer Deliller

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izahı olunan nedenlerle, öncelikle, müvekkilimin adli yardım kurumundan YARARLANDIRILMASINA, yanı sıra evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün olmadığından BOŞANMALARINA, müvekkilem yararına dava tarihinden başlamak üzere dava süresince aylık 1000 TL tedbir nafakasına, 1000 TL İştirak ve 1000 TL yoksulluk nafakası, 50.000 TL manevi tazminat, 25.000 TL maddi tazminat, ziynet eşyalarının aynen iadesi aynen iade edilemediği taktirde nakden iadesine, çocukların velayetinin müvekkilime bırakılmasına ve ayrıca yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini bilvekale saygılarımla talep ederim. tarih

EKLER:

  • Vekalet Sureti
  • Nüfus Kayıt Örneği  DAVACI VEKİLİ
  • Fakirlik Belgesi
  • Yerleşim Yeri Belgesi

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Eki 20, 2018 | Dava Dilekçesi | 0 yorum

Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş

Adana İncekaş Hukuk Bürosu

Avukat Saim İncekaş. Adana’da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Yazı içi yorum
Tüm yorumları göster

Şanslı Söz

“İnsan; Avukatı, tutacağı herhangi bir işin istikbalini gösteren ışığı, düştüğü herhangi bir felaketin kurtarıcısı, bir hayatı karanlık görmekten doğan ümitsizlik buhranlarının gidericisi; yaralanan yüreğinin dermanı, kırılan izzeti nefsinin tamircisi, tehlikede gördüğü hayatının koruyucusu tanır”.
(Refik İnce, Avukat, İzmir Barosu Dergisi, Y. 1935, S. sh. 19)

Dünya Dilleri

Sitedeki Metinlerin Renk Kodlaması

İddia, davacı beyanı, öne sürülen argüman rengi = kırmızı

Savunma, itiraz, davalı beyanları = bordo

Yüksek mahkeme lafzı, içtihat niteliğindeki bilgi ve tanım içeren beyanlar = turuncu

Yüksek mahkeme tarafından bozulan yerel mahkemenin verdiği karar = kahverengi

Makale yazarının kişisel yorumu = zeytin rengi

Yüksek Mahkemenin somut vakıa tespiti = indigo

BİR YORUM-SORU-CEVAP BIRAKIN!

Sayfanın alt kısmından konu ile alakalı yorum-soru-cevap-düzeltmelerinizi iletiniz.

AvukatBirlik.Com’a katılın!

Kolektif bir mecra olan avukatbirlik.com yeni nesil sosyal medya, makale, forum ve hatta ticaret konularında avukatların kendisini ifade edebileceği ve bir parçası olabileceği dinamik bir alan.

avukatbirlik.com – Tıklayınız