Bozmaya uymakla taraflar lehine ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğacağından bu kazanılmış hakların bertaraf edilmesi doğru değildir- Yargıtay Kararı

Bozmaya uymakla taraflar lehine ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğacağından bu kazanılmış hakların bertaraf edilmesi doğru değildir

Davacı Emel Çelik vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen 204 ada 12 parseldeki 7 numaralı bağımsız bölüm ile 4030 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan binaya katkısı sebebiyle 100.000 Euro karşılığı 176.707,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Mehmet Ali Çelik, davacının katkısı olmadığını davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemenin, tarafların halen evli oldukları, mal rejiminin sona ermediği, bu nedenle katkı payı alacağının doğmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin ilk hükmü davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 01.11.2010 tarihli kararı ile bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme isteği de 31.03.2011 tarihli ilamımız ile reddedilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkeme tarafından davacının davasının kabulü ile 176.707 TL’nin 24.08.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, Mahkemenin bu ikinci kararı da davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 12.06.2012 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında dava konusu taşınmazların alımında davacının 40.000 Euro katkıda bulunduğunun kabulü gerektiği, ancak öncelikle davacıya her iki taşınmazın alımında bu 40.000 Euro’nun ne kadarı ile katkıda bulunduğunun sorulması ve istek açıklattırıldıktan, somutlaştırıldıktan sonra usulüne göre yapılacak hesaplama ile hüküm kurulması gerektiği açıklanmış, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.

Mahkemece, ikinci bozma ilamına da uyulmuş, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmeyle kararlaştırılan 100.000 Euro cezai şartın % 20’ye indirilmesi suretiyle 60.000 Euro’nun, Hatay 2. Noterliği aracılığıyla davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile tanınan sürenin bitim tarihi olan 14.08.2007 günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden karşılığı olan 105.600 TL’sınm 14.08.2007 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar 31.12.1992 tarihinde evlenmiş, Bremerhaven Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.2007 tarihinde kesinleşen 23.10.2007 tarih 153 F 0665/06 sayılı boşanma hükmünün Hatay Aile Mahkemesinin 2008/315 Esas, 2008/1050 Karar sayılı hükmü ile tenfızini takiben 11.03.2009 tarihinde kesinleşmesi ile evlilik birliği sona ermiştir.

Başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.202, 4722.s.Yürürlük K. m. 10/1)

Dava konusu 4030 parsel 23.08.1996, 204 ada 12 parselde 7 numaralı bağımsız bölüm ise 02.09.1997 tarihinde satın alınarak davalı adına tapuya tescil edilmiş, her iki taşınmaz da davalı tarafından sırasıyla 09.09.2005 ve 11.10.2005 tarihlerinde dava dışı üçüncü kişilere satılarak tapuda devredilmiştir. Malların edinme tarihi itibariyle taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerlidir.

Bozma ilamlarımızda da açıklandığı üzere dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. İkinci bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili 23.09.2013 ve 10.10.2013 havale tarihli dilekçelerinde, dayandıkları taahhütnamede belirtilen 40.000 Euro’nun 4030 parsel üzerindeki evin inşası sırasında kullanıldığının taahhütnamede açıkça yazılı olduğunu bildirmiştir.

Bu durumda 40.000 Euro katkının 204 ada 12 parselde 7 numaralı meskenle ilgili alım bakımından dikkate alınamayacağı ve bu mesken yönünden davacının katkı payı alacağı olmadığı açıktır. Ancak bozma ilamındaki açıklamalar ile davacı vekilinin ifadesi karşısında 4030 parselle ilgili davacının katkı payı alacağının hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda davacı vekilinin açıklamasın

dan sonra mahallinde keşif yapılarak 4030 parselin ve üzerindeki evin bedeli bilirkişi aracılığı ile tespit edilmiş, 23.08.1996 alım tarihi itibarıyla 2.226.000.000 TL (eski), dava konusu 4030 parselin ve üzerindeki evin ise boşanma dava tarihi öncesi 09.09.2005 tarihi itibarıyla dava dışı üçüncü kişiye satıldığı tarihte 80.850 TL değerde olduğu belirlenmiş, bilirkişi hesabında 40.000 Euro ile katkının oranı ise %202 olarak belirlenmiştir.

Mahkeme ise bozma ilamlarında açıkça davanın niteliğinin belirlenmesine ve hesaplama usulü de gösterilmesine rağmen yine ilk hükümdeki gibi dayanılan taahhütnamenin bir sözleşme olduğu, sözleşmedeki edimin 40.000 Euro, ceza-i şartın ise hakkaniyete göre 20.000 Euro olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurmuştur.

Davanın, bozma ilamlarında da belirtildiği gibi mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payı alacağına ilişkin olduğu, bu nitelendirmeye göre katkı payı alacağının hesaplama yöntemi de bozma ilamında gösterildiği halde, Mahkeme tarafından bozulan hükümdeki nitelendirmeden hareketle katkı payı alacağına uygun düşmeyen açıklamalar ve hesaplamalarla hüküm kurulması, yazılı şekilde 40.000 Euro ve cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Bozmaya uymakla taraflar lehine ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Mahkeme tarafından bu kazanılmış hakların bertaraf edilmesi ve yeniden bozulan hükümdeki şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Bu durumda bozma ilamındaki açıklamalar doğrultusunda 40.000 Euro karşılığı ile 4030 parsel ve üzerindeki evin edinilmesinde katkıda bulunulduğu, bu hususun bozma ilamı sonrası kesinleştiği gözetilerek, Mahkemece yapılması gereken iş; ikinci bozma ilamı sonrası az yukarıda alınan bilirkişi raporundaki açıklama ve hesaplamalardan hareketle, rapordaki hesaplama yöntemi davanın niteliğine uygun görülmekle beraber, 40.000 Euro ile yapılacak katkı %100’den daha fazla olamayacağından, dayanak taahhütnamedeki açıklamalar ile dava konusu 4030 parseldeki evin yapım süreci, davalının da Almanya’da çalışarak gelir elde etmesi nedeniyle davacının %100 katkıda bulunduğu da kabul edilemeyeceğinden, bu tür davalarda uygulanması gereken hukuka ve hakkaniyete uygun karar verme (TMK.m.4) ilkesinden hareketle katkı payı alacağı olarak davacının yaptığı katkıdan daha az bir miktara da hükmedilemeyeceğinden davacının katkı payı alacağı olarak, 40.000 Euro katkı bedelinin dava tarihi itibarıyla Türk Lirası karşılığının dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar vermek olmalıdır.

Bu açıklamalara göre katkı payı alacağı ile ilgili hüküm kurulması gerekirken davanın niteliğine uygun düşmeyen bir takım gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. (Y8HD, 03.03.2015, E. 2014/17692, K. 2015/5365)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 1 Mayıs 2020 12:28

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.