Boşanmada Kişisel Mallar Nelerdir?

Eşlere Ait Kişisel Mallar Nelerdir?

TMK nun 220. maddesinde aynen:

“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya; Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri; Manevi tazminat alacakları; Kişisel mallar yerine geçen değerler”

Özetle belirtmek gerekirse; kişisel mallar, evlilik birliğine değil fakat sahibi bulunan eşe ait olan mallar şeklinde de tanımlanabilirler. Kanunun sıralamasına göre; kanuni kişisel mallar başlıca altı grup şeklinde toplanabilirler:

1) Eşlerden Birinin Yalnız Kişisel Kullanımına Yarayan Eşyalar

Bu tip eşyaların neler olabileceği; kullanım amacına göre tespit edilebilir. Kişisel kullanım için öngörülmeyen eşya ya da mal değerleri bu gruba giremezler. Örneğin para, hiçbir şekilde eşya olarak kabul edilemez. Ancak bir koleksiyondaki paralar bu sıfatı alabilirler’. Özetle söylemek gerekirse; “eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşya” kişisel eşyadır. Belirtilmesi gerekir ki bu kişisel kullanım ancak malik olan eş tarafından yerine getirildiğinde mezkur eşyaya kişisel olma vasfı kazandırılabilir. Aile fertlerinden herhangi birinin de kullanmakta olduğu eşya kişisel olma vasfını kazanamaz. Bu bakımdan vurgulanmak gerekir ki, aile içindeki işbölümü ya da gelenekler icabı yalnızca bir eş tarafından kullanılan örneğin yemek pişirme gereçleri ya da bulaşık.

Eşlerden birinin mesleğinin icrası için gerekli olan eşyalarının, kişisel mal sayılıp sayılmayacağı hususunda ise, bazı duraksamalar bulunmaktadır. Belirtmek gerekir ki; bir eşin mesleğini icrası için kullanmak durumunda olduğu eşyaların sırf bu sebeple kişisel eşya sayılması mümkün değildir. Ancak; mesleki eşyalar arasında, eşin kişisel kullanımına özgülenmiş eşyalar doğal olarak kişisel eşya sayılacaklardır. Örneğin mesleğin ifası sırasında kullanılan ve standart olmayıp ancak eş için hazırlanmış eşyaların, eşin kişisel kullanım eşyaları sayılması gerekecektir.

Bu arada belirtmek gerekir ki, niteliği ve fiziki yapısı itibariyle belli bir kişiye özgülenecek eşyalardan olmasalar da kanun gereği kişisel olması konumunda olan malvarlıkları da ait oldukları eşlerin kişisel malları sayılırlar. Örneğin; Kooperatifler Kanununun 19. maddesi gereğince kooperatif paylarının kişiye özgü olmaları ve pay üzerinde ortaklık olamayacağı ve yine şirket hisseleri nitelikleri gereği kişisel bulunduklarından bu malvarlıklarının da maliki olan kişilerin kullanımına özgülenmiş oldukları kabul edilmek gerekecektir.

2) Mal Rejiminin Başlangıcında Eşlerden Birine Ait Bulunan Malvarlığı Değerleri

TMK nun 220. maddesinin 2. fıkrasında yer alan bu mal çeşitleri; Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin başlangıcından önce, eşlerden birine ait olan malvarlıklarını ifade etmektedirler. Bu hükme göre; eşler hakkında yasal mal rejiminin yürürlük kazanmasından önce, eşler tarafından edinilmiş olan mal değerlen, eşlerin artık yasal mal rejimine girmelerinden sonra, kişisel mallar konumunu kazanırlar. Bu kural; EMKR nin, evlilik süresince geçerli olduğu ana kuralının da doğal sonucudur.

Nitekim; mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar onun kişisel malıdır. Mal Ayrılığı döneminde edinilmiş olup eşlerden birine ait mallar; EMKR ne geçişte kişisel mal olarak nitelendirilir . TMK nun yürürlüğünden önce alınan ve fakat diğer eşin alımda katkısı ispat edilemeyen meskenin, malikin kişisel malı olduğu kabul edilir.

3) Bir Eşin Sonradan Miras Yoluyla Elde Ettiği Malvarlığı Değerleri

TMK nun 220. maddesinin 2. fıkrasına göre: eşlerden birinin, EMKR nin devam ettiği sırada kanuni ya da mahsup mirasçı sıfatıyla herhangi bir miras bırakandan karşılıksız elde ettiği malvarlığı değerleri o eşin kişisel malı sayılır. Ancak kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere; miras yoluyla vuku bulacak bu kazanımlann karşılıksız olması gerekir. Nitekim örneğin, TMK nun 527. maddesinde belirtildiği şekilde: ‘”Miras bırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belir bir malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü alıma girebilir.” İşte. “Böyle bir ölüme bağlı tasarrufla, eşin mirasçı sıfatını kazanması, eğer karşılık vererek gerçekleşti ise miras yoluyla karşılıksız kazandırmadan ve dolayısıyla kişisel maldan söz edilemez”

4) Bir Eşin Herhangi Bir Şekilde Karşılıksız Kazanma Yoluyla Elde Ettiği Malvarlığı Değerleri

TMK nun 220. maddesinin 2. fıkrasında yazılı olduğu üzere; “Bir eşin sonradan herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri de kişisel mal sayılırlar. Örneğin; “Tüm bağışlar, piyangodan, spor totodan, sayısal lotodan, çekilişlerden kazanılan mallar ve paralar” kişisel mal kabul edilirler. Keza; TMK nun 767. maddesi uyarınca sahipsiz bir malın mülkiyetinin elde edilmesi; TMK nun 771.ci maddesi gereği bulunan bir şeyin sahiplenilmesi; TMK nun 776. maddesinde tanımlanan karışma ve birleşme ya da TMKnun 777 maddesi icabınca zamanaşımıyla olan kazanımlar, TMK nun 772 maddesi uyarınca define bulunması ve nihayet hayat sigortası uygulamasında risk ya da sürenin gerçekleşmesi sonucu lehtara yapılan ödemeler; karşılıksız kazanım niteliklerinde olup kişisel mal sayılırlar”.

Özet olarak yinelemek gerekirse; karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlıklan, kişisel maldır”. Buna örnek olarak: evlilik sırasında kayınpeder tarafından kadına bağış olarak verilen para, evlenme sebebiyle kadına bağışlanan altınlar, evlenilirken kocanın karısına vaki bağışları, kadının getirdiği çeyiz mehir senedinde yazılı eşyalar ’ gösterilebilir.
Vurgulamak gerekir ki; EMKR bağlamında; kazanımlarında diğer eşin herhangi bir katkısının bulunmadığı mal değerleri kişisel mal sayılmaktadır.

Karşılık; bir davranışın karşı tarafla uyandırdığı, gerektirdiği başka bir davranış, mukabele anlamındadır . Bu kelimenin hukuk dilindeki özdeşi ise İvaz ya da ödün veya Bedel kelimeleridir. Karşılıksız olmaktan ise; “maddi neticelerine göre değil, tipik muhtevalarına nazaran ancak fayda temin eden ve kasır için hiçbir külfet tevlit etmeyen hukuki muamele ve hukuki fiiller anlaşılır”’  İşte eğer bir hukuki muamele ya da fiil; bir kazanımın elde edilmesi için hiçbir borçlanmayı ve buna bağlı olarak bir ifayı gerektirmiyorsa bu hukuki muamele ya da hukuki fiil karşılıksız demektir. Buna örnek olarak; hiçbir çaba gösterilmediği halde yalnızca konjektürel sebeplerle, mesela imar durumunun değişmesi sebebiyle, değeri artan bir arsanın sağladığı pozitif edinimlerdir. Keza yine TMK nun 186, 196 ve 177. maddeleri gereğince eşlere verilen nafakalar da eşin kişisel malvarlığı değerleri arasında olmak gerekir . İşte; bunlar gibi “kişisel olarak veya malvarlıksal bir değerle karşılığı verilmeksizin edinilen mallar, bu gruba girerler”‘ Onun içindir ki; bir malın kişisel sayılıp sayılmayacağı hususunda en iyi ölçü, ediniminde bir karşılık verilip verilmemiş olma olgusudur. Ancak miras kazanından önceki bölümde söz konusu olduğundan;TMK nun 220/2 maddesinde düzenlenen “Karşılıksız Kazanımlar” kavramına bu bölümde, yalnızca, sağ kimseler arasındaki hukuki işlemlerden kaynaklananların alındığı da vurgulanmalıdır.

5) Manevi Tazminat Alacakları

TMK’nun 220. maddesinin 3. fıkrasında manevi tazminat alacakları da, hak eden eşin kişisel malvarlığından sayılmıştır. “Manevi zarar; manevi varlığımızda uğradığımız bir tecavüz dolayısıyla  duyduğumuz derin elem ve teessürdür. Mesela isme tecavüz, nişanın bozulması dolayısıyla duyulan acı, hakaret, hürriyetin tahdidi gibi hallerde vukua gelen zarardır. Yani şahsiyet haklarına vaki tecavüzün meydana getirdiği manevi sarsıntıdır.” İşte manevi tazminat bu zararın parayla giderilmesini hedefleyen bir tatmin biçimidir.

Manevi tazminat talep etme, şahsa bağlı bir haktır. Onun içindir ki bu hak başkasına devredilemeyeceği gibi, mirasçılara da geçmez. Ancak hak sahibi murisin açtığı manevi tazminat davalarına, ölümünden sonra TMK nun 25/4 maddesine göre mirasçıları devam edebilirler. Manevi tazminata BK nun 47. maddesine dayanarak cismani zarar ya da ölüm sebebiyle hükmcdilcbilcceği gibi; BK nun 49. maddesine istinaden şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi yaranına da hükmedilebilir. Veya TMK nun 26. maddesi gereğince kendi adı başkası tarafından haksız olarak kullanılan kişiler yararına ya da yine TMK nun 121. maddesi uyarınca nişanın bozulması veya TMK nun 174. maddesi uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişlik hakları saldırıya uğrayanlar lehine karalaştırılabilecek ödenceler ve yine Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunun 70. maddesi ile Türk Ticaret Kanununun 58. maddesinde yazılı haksız rekabete ilişkin manevi tazminat kazanından da manevi tazminata örnek olarak gösterilebilirler.

6) Kişisel Mallar Verine Geçen Değerler

TMK nun 220. maddesinin 4. fıkrasında yer alan bu kişisel mal nevileri; kişisel mallardan yapılan ödemelerle elde edilen malları kapsamaktadır. Yani kişisel malvarlığı kullanılarak elde edilen yeni bir malvarlığının da kişisel mal olacağı kabul edilmektedir.

Ancak burada vurgulanması gereken çok önemli bir husus da: “Kişisel malların yerine geçen değerler” kavramının; kişisel mal gelirleriyle elde edilen malları değil fakat kişisel bir malvarlığının kendisinin kullanılmasıyla elde edilmiş malvarlıklarını anlattığı hususudur. Çünkü kişisel mallarının gelirleriyle elde edilen malvarlıklan, kişisel bir mal değil fakat edinilmiş mal sınıfına girmektedirler. Kişisel malların yerine yine kişisel mal olarak geçebilecek mallar ise; kişisel malların o yeni mallarla değiştirilmesi şeklinde sağlanmış olmak gerekirler. Örneğin bağışlanan parayla alınan ev de kişisel mal sayılırken; o evin kira gelirleriyle alınan mallar edinilmiş mal niteliğinde olurlar.

7) Sosyal Güvenlik Kurullarınca Yapılan Ya Da Çalışına Gücünün Kaybı Sebebiyle Verilen Toptan Ödemelerin, Mal Rejiminin Tasfiyesinden Sonraya Kalan bölümü

TMK nun 228. maddesinde; mezkur ödemeler hakkında: “Toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kumullarınca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktar kişisel mal olarak hesaba katılır”
hükmü konulmuştur.

Bu hüküm gereği olarak; mal rejiminin tasfiyesi halinde, söz konusu toptan ödemeler, hak sahibinin ortalama yaşam süresi ve aktueryal hesap esaslarına göre aylık ödemeler şeklinde yeniden belirlenecektir. Belirlenen bu aylık ödemelerin evlilik süresine rastlayan kısmı edinilmiş mal olarak kabul edilerek hesaba katılacak ve hak sahibine evliliğin sona ermesinden ölünceye kadar verilmesi gereken diğer bölümü ise, kişisel mal değeri olarak kabul edilecektir. Ne var ki burada; evliliğin ancak boşanma ya da iptal gibi sebeplerle sona ermesi ve hak sahibi eşin yaşamakta devam ediyor olması durumlarında yapılacak ödemelerin kişisel mal değeri olabileceğini belirtilmek gerekir. Çünkü, evlilik eğer hak sahibi eşin ölümüyle sona ermişse artık kendisine aylık bağlanması da söz konusu olamayacağından; bu sebeple yapılacak tasfiyelerde; mezkur toptan ödemenin kişisel mal şeklinde betimlenmesinin anlamı olamayacağı açıktır.

Kişisel Malların Özellikleri

Kişisel Malların Genel Özellikleri
Kişisel Malların özelliklerinden birinin karşılıksız bir kazanım sonunda elde edilmiş olmaları şeklinde betimlenebileceğine yukarıda değinilmişti. Ancak bu belirgin özellik dışında, mezkur malvarlığı değerlerinin iki önemli özelliğinin daha vurgulanması gerekir.

1) Kişisel Mallar Üzerinde Malik Olmayan Eşin Genel Hukuk Kurallarının Sağladıkları Dışında Rejim Sebebiyle Hiçbir Hakları Bulunmamaktadır
Kuşkusuz ki hukukun kamu düzenini ilgilendiren ilkeleri ya da insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyene temel kuralları nasıl bütün hukuki işlem ve eylemler üzerinde etkili oluyor ise; eşler arasındaki mal rejimlerinde de öylesine düzenleyici bir işleve sahiptirler. Keza Kişiler Hukuku, Aile Hukuku, Miras Hukuku ve nihayet Eşya Hukukunun olduğu gibi diğer ilgili hukuk kuralları da diğer bazı ilişkilerinde olduğu gibi mal ilişkilerinde de eşleri; türlü haklarla donatırken onları bir takım yükümlülüklere de tabi tutmuştur. Ama bu sayılanlar dışında ve sırf aralarındaki mal rejimi ve EMKR sistemi yönünden; malik olmayan eşin, diğer eşe ait kişisel mallar üzerinde hiçbir etkisi ve hakkı bulunmamaktadır.

2) Eşler Kişisel Mallarını, Mal Rejiminin Tasfiyesine Gidilmeden De Diğer Eşten İsteyebilirler
EMKR ni devamı sırasında eşler, kural olarak, birbirlerinden katkıları sebebiyle oluşmuş Değer Artış Payı ve Katılım Alacaklarını talep edemezler. Yani edinilmiş mallardan doğan “Değer Artış Payı” ve “Artık Değer Alacakları’ ancak eşler arasındaki mal rejiminin sonra ermesi halinde istenebilir.

Halbuki EMKR, eşlerin, diğer eşte kaldığını veya diğer eş tarafından kullanıldığını ileri sürdüğü kişisel malının aynen iadesini veya bedelinin ödenmesini isteme hakkını engellemez. Eşler, kişisel mallarıyla ilgili istemlerini rejim sora ermeden, tasfiye söz konusu olmadan da ileri sürebilirler.

Yargıtay’a göre: “Davacı, kişisel eşyalarını ve gönderdiği para ile alınan altınların mevcutsa aynen değilse bedellerinin yasal faizleriyle davacıdan tahsilini istemiştir. 0.01.2002 tarihinden sonra gönderilen para ile alınan altınlar varsa bu altınların edinilmiş mal olduğu açıktır. O halde mahkemece yapılacak iş, kişisel eşyalarla, edinilmiş malları belirlemek. Kanıtlanan kişisel eşyalar yönünden davayı kabul etmek, dava konusu edinilmiş mallar varsa bu mallarla ilgili açılan boşanma davasının sonucunu beklemek, buna göre bir karar vermekten ibarettir. kabule göre de. mal rejimi sona ermediği takdirde bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurmaktır.”

Kişisel malların belirlenmesi konusu boşanma davalarında önem arz etmektedir. Kişisel malların belirlenmesinde mutlaka Adana Boşanma Avukatı Av. Saim İncekaş’tan tavsiye almanız önerilir.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.