Boşanma Nedir? Boşanmanın Anlamı Ne Demektir?

Boşanma Nedirr

Boşanma Kelimesinin Anlamı

Boşanma; Eşlerden boşanma istemekte hakkı olanın kanuni sebeplerine dayanarak dava açması üzerine evlilik bağının hakim tarafından çözülmesi.”

Boşanma; “Eşlerden birinin istemi üzerine yargıcın bu istemi yerinde görerek, eşler arasındaki evlilik ilişkisine son vermesi”dir.

Boşanmak, “Aralarında evlilik birliği, nikah bağı olan iki kimsenin yasalarla belirlenmiş usule göre mahkeme kararıyla nikah ve evlilik bağlarının sona ermesi, kendine hakim olamaz hale gelmek, kontrolünü kaybetmek, titremek, Hayvanın başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulması. Derdini birdenbire anlatıvermek, ağlamak, rahatlamak, deşarj olmak. Birdenbire akmak, dökülmek.”

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte, boşanma evlilik kadar eskidir. Eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.

Boşanma, karşılıklı sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik ilişkisini sona erdirdiği için acı verici bir durumdur. Ana babanın mutsuzluğundan etkilenen çocuklar, boşanma sırasında anne ile baba arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar. Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar. Bundan dolayı boşanma çocuklar için özellikle zordur. Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların davranış bozukluklarına yol açar. Dersleri aksar, arkadaşları ile olan ilişkileri etkilenir.

Ne var ki çocuklar, eşler arasındaki uyumun bozulduğu, karşılıklı suçlamaların ve saygısız davranışların yer aldığı bir ortamda da mutlu olamazlar. Bu türden etkilerin de davranış bozukluklarına yol açtığı bir gerçektir. Gerçeklerin çocuğa ya da çocuklara onların anlayacağı bir biçimde anlatılması, durumu kabullenmelerini kolaylaştırabilir. Evlilik kadar eski olan boşanma, toplumların tarihsel gelişimine göre değişen özellikler gösterir. İlkel bir yaşam süren Pueblo Yerli kabilelerinde kadın, kocasının ayakkabılarını evin eşiğine bıraktığında onu boşamış sayılır. Birçok eski toplumda erkek çocuğun dünyaya gelmesi evliliği kalıcı kılardı. Kadının kısırlığı ise erkek için haklı bir boşanma nedeni sayılırdı.

Boşanma Uygulamaları(Sistemleri)

Boşanmayı Kabul Etmeyen Sistemler

İncilden kaynaklanan ve Katolik Kilisenin yorumuna dayalı bu sistemde boşanma artık evlilik bağından sonra mümkün değildir. Bu sistemin en katı uygulandığı İtalya’da, bu sistemden vazgeçildiği 1978 yılında yoğun bir şekilde boşanma başvurusu olmuştur.

Boşanmanın hukuk tarafından kabul edilmemesi gerektiği görüşünün başlıca temsilciliğini; X. yüzyıldan itibaren Katolik Kilisesi üstlenmiştir. Evlilik bağının; karı-kocanın ruhların birleştirdiğini ve bu birliği artık insanların bozamayacağını kabul eden bu sistem; Hz. İsa’nın “Tann’mn birleştirdiklerini insanlar ayıramaz” sözünü kendisine dayanak yapmış ve bu görüşünü hiç ödün vermeden yüzyıllar boyunca sürdürmekte direnmiştir.

Katolik mezhebine bağlı Hrıstiyanlığı benimsemiş olan bütün ülkelerde bu sistem yüzyıllarca yürürlükte kalmıştır. Bu sistemde; evlilik akdinin yapılmasından sonra ve ancak cinsel birleşmenin gerçekleşmesinden önce evlilikler ancak Papa’nın bir emirnamesiyle bozulabilirlerse de; cinsel birleşmenin gerçekleşmesi halinde bu bağın bozulması artık olanaksız kabul edilmektedir.

O kadar ki; taraflardan birinin zina gibi çok ağır bir suç işleyerek aile sadakatine aykırı davranması halinde bile; boşanma yine de mümkün olmamaktadır. Böyle durumda yapılabilecek tek şey; yalnızca; eşlerin bir süre ya da sonsuza kadar ayrı yaşamalarına karar verilebilmekten ibaret bulunmaktadır.

XVI. yüzyılda gerçekleşen Reform Hareketleri ile XVIII. yüzyılda başlayan büyük Aydınlanma döneminin etkisiyle; Katolik Kilisesinin bu tutumuna karşı başlayan tepkiler sonunda; boşanma konusundaki bu katı anlayış yerini yavaş yavaş, bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak, boşanmanın kabul edilebileceği anlayışına bırakmıştır.

Boşanmaya Serbestlik Tanıyan Sistemler

Bu sistem boşanmayı tarafların iradesine bırakan sistemdir. Amerika Birleşik Devletlerinde “bankamatik” bilgilerini bir bilgisayara yükleyip verilecek karar şeklinde öngörülen tamamen serbestili görüşler ileri sürülse de günümüz çağdaş hukuki düzenlemelerinde pek kabul görmemektedir.

Evliliğin kuruluşunda olduğu gibi; boşanmada da tarafların istençlerinin geçerli olmasının gerektiğini ileri sürenlerce savunulan bu sistem; ilkel toplumlarda olduğu gibi tarihin ünlü ve büyük devletlerinin bazılarında da zaman zaman uygulama alanı bulmuştur.

Nitekim; Roma Hukuku, Cermen Hukuku, Babil ve İbrani Hukukları ile Arap ve İslam Hukuklarında; karı- kocanın karşılıklı anlaşmalarıyla olduğu gibi; erkeğin tek taraflı beyanlarıyla da boşanmanın gerçekleşebileceği kabul edilmişti.

Romalıların: “Uzlaşma evlenmeyi, uzlaşmazlık boşanmayı doğurur” özdeyişiyle savundukları bu sistem; özellikle Aydınlanma Çağıyla birlikte dünyada etkili olmuş ve en geniş uygulamasını da nihayet, Sovyet Rusya’da bulmuştu. Bu ülkede özellikle 1917 devriminden sonra yürürlüğe giren yasalarla; karı-kocadan herhangi birinin nüfus memurluğuna yapacağı bir beyanla boşanmayı gerçekleştirebilmesi olanaklı kılınmıştı.

Ancak; bu uygulamanın giderek yozlaşması ve aile yaşamında büyük karışıklıklara neden olması dolayısıyla 1936 yılında çıkarılan; “Aileyi Koruma Yasası” ile, bir eşin boşanma beyanın diğer eşe bildirilip onun görüşünün alınması ve eğer tarafların çocukları varsa onların velayetleri konusunda da anlaşmalarının sağlanması ya da bu konunun mahkemece çözümlenmesi yoluna gidilmek zorunluluğu konulmuştur.

Zamanımızda, Sovyet Rusya deneyiminin çökmesiyle; boşanmayı tarafların serbest istençlerine terk eden sistem de uygulamadan kalkmış bulunmaktadır. Ne var ki özellikle 1968 yılından itibaren dünyayı saran “Cinsel Devrim” rüzgarları ve gittikçe yoğunlaşan bireysellik eğilimlerinin; boşanma serbestliği isteyenlerin söylemlerini yeniden gündeme taşımış bulunduğu da yadsınamaz.

1968 yılında; “Yasaklamak Yasaktır” sloganlarıyla gençlik devrimi başlamıştı. Bunu ise kısa bir süre sonra; “Boşanma, nikahsız yaşama, evlilik dışı çocuk doğurma” şeklindeki söylem ve uygulamalarla güçlü bir şekilde izleyen “Cinsel Devrim”’in, giderek yaygınlaştığı ve özellikle Avrupa ile ABD’nde yerleştiği yadsınamaz. Ancak bütün bu uygulama ve oluşumların, kadın- erkek ilişkilerinde başlayan bir bunalımı gösterdiği kadar yürürlükteki hukuk sistemlerinin aileyle ilgili bölümlerinin ciddi bir sorgulamadan geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğu da açıktır.

Öyle ki; “Günümüzün rüyası, aşık, sadık ve arzulu çiftlerdir. Bu da evlenmeseler bile, iki kişinin toplumsal bir sözleşme yapması demektir.” “Bu gün, temel birim bireydir. O da bireysel mutluluğunu aile kurumu uğruna feda edemiyor” şeklindeki söylemler gittikçe daha fazla taraftar toplamaktadırlar. Onun içindir ki; bütün bu yeni oluşumlar karşısında, hukuktan bir an önce doyurucu çareler isteyen sessiz çoğunluğun beklentileri gittikçe yoğunluk kazanmaktadır.

Hâkimin Kararı ile Boşanma Sistemi

Gerek 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda bu görüş kabul edilmiştir.

Evliliğin, hiçbir nedene dayanmadan ve taraflardan birinin istemesiyle ya da tarafların gerektirici bir sebep göstermeden boşanma yoluyla sona erdirilmesi; toplumun düzenli ve güvenli olması ilkelerine uymayan bir durumdur.

En küçük bir zorluk ya da sonradan pişman olunabilecek bir tepki veya dengesizlikten doğan bir sorumsuzlukla yıkılabilecek bir ailenin insanlara huzur ve güven veremeyeceği tartışılamaz.

Ama buna karşılık; özgür bir seçim ve serbest bir istençle kurulmuş ailenin, sonradan insanın denetiminden çıkarak, taraflar için katlanılmaz bir zorbalığa dönüşmesi de kabul edilebilir bir hal değildir.

Ünlü hukukçu Kohler’in söylemiyle: “Geçinmelerine imkan olmayan karı-koca arasındaki evlilik sadece bir azap ve işkence kaynağı olmakla kalmaz, ruhi tekamüle de bir mani teşkil edebilir ve büyük istidatları bir hiç menziline indirebilir” Onun içindir ki; sağduyulu bir düşünce ve deneyimlerin ışığında yapılan değerlendirmeler; bo-şanmayı tümüyle yasaklayan sistemlere olduğu kadar, bunu hiçbir kural ve sınırlandırma koymadan serbest bırakan uygulamalara da karşı çıkmışlardır.

Nitekim; Katolik kilisesinin katı ve insan doğasına aykırı yorumlarına karşı çıkan Protestanlığın kazandığı büyük başarıdan da cesaret alan Batı toplundan; boşanmada, ortalama bir sitemi benimsemekte gecikmemişlerdir.

Sonuçta; “Kanunda belirtilmiş bir sebebe dayanması” ve “bu sebebin varlığının da hakim tarafından tespiti halinde” boşanma mümkün sayılmaktadır.

Doğal olarak boşanmaya neden olarak saptanan nedenlerin, nitelik ve tanıları da; o kuralların yürürlükte olacağı toplumun; tarihsel ve kültürel koşulları ile zamanın gereklerine göre belirlenecektir.

Toplumsal zorunluluklar ile bireylerin nesnel ve duygusal yapılarını uzlaştırmaya çalışan bu sistem; halen yeryüzünün bütün uygar ülkelerinin uygulamaya çalıştığı bir anlayışı dile getirmektedir.

Federal Almanya, Fransa, İsviçre, Amerika Birleşik devletlerinin bir çok eyaleti, Rusya, İtalya ve İngiltere gibi devletler; türlü derece ve farklılıklarla da olsa; genelde “Ortalama Yol” olarak belirtilen Boşanma sistemini kabul etmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti de; 1926 yılında yürürlüğe giren Türk Kanunu Medenisi ile bu sistemi benimsemiş olup, halen de aynı grup içinde bulunmaktadır.

Boşanma Nedenlerini Saymacalı Sistem (Görüşü)

Türk Medenî Kanunu boşanma sebeplerini de saymaca (numerus clasus) sistemi benimsenmiş ve boşanma sebepleri tek tek belirlenmiştir.

Boşanma Sebepleri:

  1. Genel Boşanma Sebebi: Evlilik birliğinin temelden sarsılması. (TMK m. 166)
  2. Zina (TMK. m. 161)
  3. Hayata Kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK, m. 162)
  4. Terk, (TMK. m. 164)
  5. Akıl hastalığı, (TMK. m. 165)
  6. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK. m. 163)

Notlar:

  1. Internet, Boşanma Nedenlerinin Başında Geliyor; Ingiltere’de internet yüzünden boşanan çiftlerde büyük oranda artış olduğu belirlenmiş. Bir kamuoyu araştırma şirketinin yaptığı anket, boşanan her 10 kişiden 1’inin (yani, 90 bin kadar) evliliğinin bitmesine interneti neden olarak gösterdiğini ortaya çıkarttı. Anket sonuçlarına göre eşi, internet bağımlısı haline gelen evli erkekler de kadınlar da büyük sıkıntılar yaşıyor. Porno ve kumar siteleri, chat odaları ve eski arkadaşların internet yoluyla yeniden birbirini bulması, interneti evliler için tehdit haline getiren unsurların başında geliyor. En çok boşanma riski taşıyan yaş grubu, bilgisayarlarla daha çok iç içe olan 25-35 yaş arası genç kadınlarla erkekler. Bilgisayar cahili olarak kabul edilen daha ileri yaş gruplarının ise böyle bir sorunu yok. Eğitim düzeyi daha yüksek olan kişilerin, internet yüzünden evliliklerinde sorun yaşama riski de daha fazla. Batı’da artık boşanma başvuruları da internet üzerinden yapılıyor. O yüzden, bilgisayar kullanmayı biliyorsanız ve internet evliliğinizi bitme noktasına getirdiyse hiç üzülmeyin, yine internet üzerinden boşanma için başvurabilir sonra da ileride boşayabileceğiniz yeni birisiyle tanışabilirsiniz!

Kaynak:

  1. Abacı, Şiddetli Geçimsizlik Y. Şahin, Velidedeoğlu- TMK, Akıntürk,Simonnet

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.