Boşanma Davasına Karşı Dava Dilekçesi

Boşanma Davasına Karşı Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Karşı davanın uygulamada en çok rastlandığı alan boşanma davalarıdır. Boşanma davalarında her iki taraf da kusurlu davranışlar adı altında birbirlerine karşı iddia yöneltme hakkına sahiptir. Açılan bir boşanma davasına karşılık olarak bir dava açılmak istenirse bu durum “karşı dava dilekçesi” ile mümkün olabilecektir.

Boşanma Avukatı Saim İncekaş sizler için karşı dava dilekçesinin ne şekilde hazırlanması gerektiğini ve örneklerini bu yazıda açıkladı.

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -1-

ADANA 4. AİLE MAHKEMESİNE

DAVALI-KARŞI DAVACI:

VEKİLİ : Avukat Saim İncekaş

DAVACI-KARŞI DAVALI:

KONU: Davacının davasına cevap dilekçemiz ve karşı dava  Dilekçemiz.

AÇIKLAMALAR:

Davacının yukarıda esas numarası beyan ettiğimiz dava  dilekçesinde öne sürmüş olduğu iddialar gerçek dışıdır. Davaya cevap dilekçemiz ve Karşı dava dilekçemizdeki beyanlarımız aşağıdaki gibidir.

Müvekkil Evlilik Birliği İçerisinde Üzerine Düşen Sorumlulukları Yerine Getirmiş Olup İş Bu Boşanma Davasının Açılmasına Davacı/Karşı Davalının Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılmasına Yol Açan Davranışları Sebep Olmuştur.

Davacı tarafından  açılan huzurdaki boşanma davası davacı tarafın evlilik birliğini temelden sarsan kusurlu davranışları sebebiyle açılmıştır. Bu hususta davacı tarafın müvekkilin tam kusurlu tutum ve davranışlarda bulunması sebebiyle evlilik birliğinin temelden sarsıldığını iddia etmesi, soyut iddiadan öte bir değer taşımamaktadır. Zira müvekkil gerek evlenmeden önce gerekse evlendikten sonra boşanma davasına konu evliliklerinde bir eş ve bir baba olarak üzerine düşen sorumlulukları layıkıyla yerine getirmiştir. Bir baba olarak ise hala sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmektedir. Müvekkil davacı tarafın iddialarının aksine ailesine şefkatle ve merhametle yaklaşmıştır. Davacı-karşı davalının  iddialarının  aksine eşi ve çocuğuna ihtiyaçları için sürekli gerekli parayı vermiş ve müşterek konutun tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır.  Bu hususta müvekkilimiz lehine tanık beyanları mevcuttur. Bilahare sayın mahkemenize sunulacaktır. Bu nedenle müvekkilimiz, maddi ve manevi anlamda eşi ve çocuğuyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiği için davacının iddiaları kabule şayan değildir.

DAVACI DİLEKÇESİNDE ” EVLENMEDEN ÖNCE YAPILAN BİR HATANIN TELAFİSİ OLARAK DAVALININ KENDİSİYLE EVLENDİĞİNİ” BEYAN ETMİŞTİR. ANCAK TARAFIMIZCA BU HUSUSUN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Müvekkilİmiz, davacı-karşı davalı ile 4 yıl süren bir flört döneminden sonra karşılıklı istekle evlilik kararı almıştır. Nitekim davacı evlenmeden önce hamile kalarak zorunlu bir evlilik yaptığını iddia etmiş olsa da, öncelikle bu durum davacı-karşı davalının müvekkilimizi kandırarak korunmasız ilişkiye girmesi nedeniyle meydana gelmiştir. Müvekkil evliliklerinden önce davacıyı kesinlikle birlikte olmaya zorlamamıştır. Aksine davacı- karşı davalı bu noktada müvekkilimizi zorlamıştır. Ayrıca evlenmeden önce davacı-karşı davalı çocuk sahibi olmak istediğini her zaman dile getirmiştir.  Nitekim günümüz teknolojik gelişmeler ışığında istek dışında hamile kalınamayacağı ortadadır. Hatta 6 aylık bir hamilelik sürecinden sonra evlilik kararı alındığı ve bu nedenle de 2018 yılında gerçekleştirilen evlilik hata nedeniyle değil sevgi nedeniyle yapılmıştır. Davacı-karşı davalı müvekkilimizle evlendikten sonra tutum ve davranışlarını değiştirmiş ve müvekkilimiz ile ailesine olan saygısını yitirmiştir. Söz konusu evlilik süresi içerisinde davacının sergilediği tutum ve davranışlar sebebiyle taraflar anlaşamamış ve evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma kararı alınmıştır.  Esasen  evlilikte müvekkilin telafi edeceği bir hatası olmamış, taraflar kendi isteği ile anlaşmalı olarak evlenmişlerdir. Davacı tarafın bu hususa ilişkin iddiaları tamamen hayal ürünüdür.

Davacı taraf, dilekçesinde MÜVEKKİLİN  DÜĞÜN YAPMADAN VE DAVACININ HİÇBİR HAYALİNİ YERİNE GETİRMEDEN NİKAH KIYDIĞINI VE GENÇ BİR KIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR HUSUS OLDUĞUNU AYRICA EVLENMEDEN ÖNCEKİ  VAATLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİNİ BEYAN ETMİŞTİR.

Bu beyanların tarafımızdan  kabulü mümkün değildir. Nitekim evlenmeden önce müvekkilimiz davacıya hiçbir vaatte bulunmamıştır. Davacı-karşı davalı, müvekkilimize sadece sade bir nikah töreninin kendisi için yeterli olacağını beyan etmiştir. Ayrıca davacı müşterek çocuğu kullanarak adeta müvekkili kıskaca alarak evliliğe zorlamıştır.  Evlilik süresince ise madden de fazlasını isteyen davacının müvekkil tarafından bir sürü vaatlerde bulunduğu sebebiyle söz konusu evliliği maddi kaygılar güderek yaptığı iddiası da izaha muhtaçtır.  Ayrıca davacı müvekkilin vaatleri doğrultusunda değil müvekkili kendine bağlamak için evlilik birliğine evet demiştir. Buna rağmen kandırıldığını beyan ederek büyük bir çelişkiye düşmektedir. Yaptığımız açıklamalar neticesinde görüleceği gibi davacı-karşı davalı soyut ve ispattan yoksun iftira niteliğinde iddialarda bulunmuştur. Bunların tarafımızca kabulü mümkün değildir

Tamamıyla ispattan yoksun ve suç bastırma mantığı ile  hazırlanan ve somut gerçeklikten uzak genel geçer ifadeler ile hazırlanmış dava dilekçesindeki iddiaların hiç birini kabul etmek mümkün değildir. Bununla birlikte karşı tarafın bu iddialarını ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafın iddia ettiği gibi zorla birlikte olan bir kişinin evlenip çocuk sahibi olması ve onunla birlikte 1 yıl beraber hayat sürmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Zaten bununla ilgili de müvekkilimiz hakkında şu ana kadar açılmış herhangi bir  şikayet ya da soruşturma da bulunmamaktadır. Yeni tarihli bir suç duyurusunda bulunulsa dahi bu da iş bu davaya delil üretme  çabasından başka bir şey değildir.

Müvekkil Davalı Eş, davacıya karşı Sadakatsizlik olarak nitelendirilecek herhangi bir davranışta bulunmamıştır. Davacının bu yöndeki iddiaları da tamamen asılsızdır.

Davacı müvekkilimizin kendisini darp ettiğini ve aldattığını da iddia etmiştir. Ancak bu iddiasına delil olarak da herhangi bir darp raporu, mesaj içeriği ya da başkaca herhangi bir delil sunamamıştır. Bu husus bile davacının müvekkilimize sürekli olarak ne kadar şüpheci yaklaştığını ve kendi kafasında yaptığı kurgular ile müvekkilimizin yaşamına müdahalede bulunduğunu gösterir niteliktedir.

Davacı, müvekkil hakkında “evlendikten sonra başka kadınlar ile birlikte olmakta ve tarafıma ihanet etmektedir, Fatmanur  ve Nermin  isimli kadınlar ile  aldatmıştır. ” şeklinde  beyanlarda bulunmuştur. Bu ithamların tarafımızdan kabulü mümkün değildir. Nitekim davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği isimler müvekkilimizin eskiden beri tanıdığı arkadaşlarıdır. Bu iftiralar bu şahısları da ziyadesiyle üzmüştür. Müvekkil ile olan ilişkileri bundan ibaret olup davacı tarafın fazla kıskanç tutum sergilediği ortadır.

DAVACI TARAF MÜVEKKİL TARAFINDAN AİLESİYLE GÖRÜŞTÜRÜLMEDİĞİNİ VE SAYGISIZ BİR TUTUM SERGİLEDİĞİNİ EVLİ KALDIKLARI SÜRE BOYUNCA TELEFON DAHİ KULLANDIRMADIĞINI İDDİA ETMİŞTİR.

Bu beyanların tarafımızdan kabulü mümkün değildir. Davacı tarafın ailesi ahlaksız bir yaşam sürmektedir. Buna ilişkin tanık beyanlarımız mevcut olup bilahare bildirilecektir. Buna rağmen müvekkilimiz davacı-karşı davalının ailesiyle görüşmesi için tüm imkanlarını sefreber etmiştir. Davcı-karşı davalının telefonu bzoulmuş bunun  üzerine müvekkiliizin annesinin telefonu içinde müvekkilimizin babasının adına hat kayıtlı olduğu halde davacı-karşı davalıya verilmiş ve annesi ile görüşmesi sağlanmıştır. Buna ilişkin gerekirse telefon kayıtları celbedilebilir.  Bu nedenle davacı-karşı davalınını iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerle davacının davasının reddi gerekmektedir.

KARŞI DAVAMIZA İLİŞKİN BEYANLARIMIZDIR

DAVACI/KARŞI DAVALI EŞ EVLİ KALDIKLARI SÜRE BOYUNCA BUNALTICI BOYUTTA FAZLA KISKANÇLIK SERGİLEMİŞTİR.

Nitekim davacı karşı- davalı dava dilekçesinde bahsettiği ve iftira attığı iki bayanla müvekkilin haberi yokken  rızası olmadan konuşmuş, müvekkilimizi insanlara karşı zor durumda bırakmıştır.  Eşlerin müşterek bir yaşamı sürdürmesi için saygının gerekli olduğu gerek toplumsal bir değer olarak, gerekse kanunen kabul görmüş bir gerçektir. Kıskançlık ise eşler tarafından aşırıya kaçıldığında, kıskanılan tarafın sosyal hayatına, duygusal yönüne hatta iş hayatına zarar verebilen bir davranıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, aşırı kıskançlığı kararlarında irdeleyerek evlilik birliğini sarsıcı bir neden olarak değerlendirmiş ve duygusal şiddete yönelik bir davranış olarak uygulamada kabul etmiştir:“davacı-davalı kadının da eşini sürekli azarlayıp küçük düşürücü sözler söylediği, aşırı kıskançlık gösterdiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre erkek de dava açmakta haklıdır. Öyleyse erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” (Y.2.Hukuk Dairesi 2015/7797 E.2015/23163 K.) Karardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay aşırı kıskançlığı bir boşanma sebebi olarak kabul etmektedir.

Yargıtay, aynı zamanda aşırı kıskançlığı kıskanılan tarafın kişilik haklarına saldırı olarak da değerlendirmektedir. “ … davalı erkeğin de eşine karşı aşırı kıskançlık gösterdiği, hakaret ve tehdit ettiği anlaşılmaktadır … Boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin, yukarıda açıklanan sebeple ağır kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir” (2. Hukuk Dairesi 2015/7797 E.,2015/23163 K.)

Tüm bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, aşırı kıskançlık evlilik birliğini sarsacak nitelikte bir davranış olduğundan boşanma sebebi olarak kabul edilebilir.

Müvekkil Davacı/Karşı Davalının Olağan Giyimine Müdahale Etmeyip Olağan Giyim Sınırını Aşan Kıyafetinin Olduğu Fotoğrafın Herkesçe Görülmesinden Rahatsız Olarak Fotoğrafın Kaldırılmasını Talep etmiştir. Kıyafeti Giymemesi Gerektiğine İlişkin Bir Beyanı Söz Konusu Değildir.

Davalının, müvekkil eşinin dekolteli fotoğrafının alenen görünmesinden rahatsız olduğu için davalıdan bunu kaldırmasını istediği sabittir. Bu durumdan müvekkilin davalının olağan giyimine karıştığı ve baskı yaptığı sonucunun çıkarılması davalı tarafın aleyhe olan delilin üzerini kapatma gayesinden başka bir şey değildir. Zira evlilik birliği içerisinde, hayatın olağan akışı gereği, eşlerin birbirlerinden bu tarz istekleri olabilmektedir. Bu hususta yanında dahi olmayan eşinin dekolteli fotoğrafının herkes tarafından görülmesini istememesi müvekkilin eşine olan bağlılığının göstergesidir. Kaldı ki müvekkil eşine karşı evlilik birliğini sarsacak bir kıskançlık tutumu sergilememiştir. Şayet böyle bir kıskançlığı bulunsa idi eşinin çalışmasına dahi müsaade etmezdi. Müvekkil davalı tarafça iddia edildiği üzere eşinin olağan giyimine karışmamıştır. Kaldırılmasını istediği fotoğraftaki kıyafetolağan giyim sınırları dışında dekolteli bir kıyafettir. Müvekkilin namusu olan eşinden bu hususta istekte bulunması kabul edilebilir bir talep olup davalının bu konudaki iddiaları tamamen asılsızdır.

Davacı/Karşı Davalı Eş Müvekkilin Ailesine Hakaret Etmektedir.

Davalı tarafından müvekkilin annesine dava dilekçemiz ekinde bila bildireceğimiz tanık beyanlarımızla da açık bir şekilde görüldüğü üzere “ananın g.. yaşayamam daha ne kadar yapayım bıktım inan, bıktım yeter artık, bu nasıl hayat, bu nasıl ana baba”ifadeleriyle hakaret ettiği ortadadır. Bu ifadenin yanında müvekkilin ailesine sözlü olarakda birçok kez hakaret edilmiştir. Bunlara rağmen davalı tarafından hiçbir zaman müvekkilin ana-babasına hakarette bulunulmadığının iddia edilmesi kabul edilemez. Bu husus evlilik birliğinin temel sarsıldığının  takdiri sayın  Mahkemenizindir. Ayrıca müvekkilin ailesinin ne davalıya ne de davalının ailesine karşı kötü bir davranışı olmamış, iddia edildiği gibi davalının annesini hiçbir şekilde kötülememiştir.  Müvekkilin ailesinin evlilik birliğine herhangi bir müdahalesi olmadığı gibi müvekkil de her durumda eşine destek olmuştur. Bu hususta davalının öne sürdüğü iddiaların hiçbir dayanağı yoktur. Zira davacı/karşı davalıya asla şiddet uygulanmamış ve kendisi tehdit edilmemiştir. Esasen müvekkilin ailesinden ziyade evlilik birliğini çekilmez hale getiren davalının kendi annesidir. Zira kendisi müvekkil ve eşine huzur vermemiştir

Müvekkilimiz evli kaldığı süre boyunca eşine karşı bütün sorumluluklarını yerine getirmiş ve mevcut olan evliliğini devam ettirmek adına her türlü fedakarlıkta bulunmuştur.

Ancak müvekkilimizin bunca çaba ve gayretine rağmen davalı tarafın mevcut kıskançlığı, savurgan hayatı müvekkilimiz ve müşterek çocuk açısından çekilmez bir hal almıştır.

Davacı-karşı davalı taraf bu hususta eksik kalmasın mantığı ile atılabilecek ne kadar iftira varsa hepsini müvekkilimiz aleyhine sıralamış ancak hiç birine ilişkin somut bir vaka ve ispat sunamamıştır. Davacının dava dilekçesi tamamen kusur bastırmaya yönelik bir girişim olarak ikame edilmiştir. Yargılama aşamasında bu durum net olarak ortaya çıkacaktır.

SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davamızın kabulüne, karşı dava yönünden davanın reddi ile,davacı/karşı davalı ile müvekkilin boşanmalarına, davacı/karşı davalının velayet talebinin kabulüne, davacı/Karşı davalı aleyhine, müvekkilimiz lehine 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. tarih

Davalı/Karşı Davacı Vekil

Av

Boşanma Davasına Karşı Dava Dilekçesi

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -2-

ADANA 8. AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVALI – KARŞI DAVACI   :

VEKİLLERİ                            :

DAVACI – KARŞI DAVALI   :

VEKİLİ                                    :Avukat Saim İncekaş; Kayalıbağ Mahallesi, Ziya Algan İş Merkezi K:5 D:41, Seyhan/Adana

KONU                                       : Davaya cevaplarımızın ve karşı davamızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR                    :

DAVAYA CEVAPLARIMIZ   :

1-)Müvekkilim ile davalı tanışmalarının üzerinden yaklaşık 1 ay geçtikten sonra … tarihinde evlenmişlerdir. Evlendikten sonra müvekkil ve eşi yaklaşık 5 ay müvekkilin ailesi ile birlikte … mahallesinde bulunan evde yaşamışlar daha sonra ayrı evlerine çıkmışlardır. Aile ile ortak yaşanan bu 5 ay süresince evlilik içinde  hiçbir anlaşmazlık yaşanmamıştır. Tanışmalarının üzerinden bir ay geçtikten sonra davacının müvekkile kaçmasıyla gerçekleşen bu evlilikte ev bulma, hayatlarını düzenleme amacıyla bir süre müvekkilin ailesinin yanında yaşamışlar daha sonra davacının da isteği üzerine aynı mahallede … TL kirayla ayrı eve taşınmışlardır. Müvekkil ve eş bu evde 3 ay yaşamıştır. Sonrasında … TL kira ile yine aynı mahallede başka bir eve taşınmışlardır. Bu süreçte tüm ev kiraları, taşınma masrafları, faturalar müvekkilim tarafından ödenmiş, evin ve eşinin tüm ihtiyaçları müvekkilim tarafından karşılanmıştır. Zaten evlilik birliği süresince müvekkilim düzenli bir işte çalışırken, … hanım ev hanımı olup maddi bir geliri de bulunmamakta idi.

2-)Bu konutta yaşamaya başlamalarından 3 ay sonra davacı …’ın babası vefat etmiş, bunun üzerine davacı … bir süreliğine annesinin yanında kalmaya gitmiştir. 10-15 gün kadar annesiyle kaldıktan sonra … müvekkile …’dan ev tutup bu evde müvekkil kendisi ve annesinin üçünün birlikte yaşamasını teklif etmiştir. Bunun üzerine müvekkil babasının ölüm acısını yaşayan eşinin ve kayınvalidesinin iyiliği için … da aylık … TL kira ile bir ev tutmuştur ve üçü birlikte yaşamaya başlamıştır.

Davacı yan evliliğin başından itibaren her akşam 2-3 saat süren tartışmalar yaşandığını söylemişse de müvekkilin ailesi kendi evlerinde yaşadığı süreçte bir tartışma yaşanmadığına tanıktır. Müvekkilin babasının tanıklığı da bu hususu kanıtlayacaktır.  Davalının annesiyle birlikte yaşamaya başladıktan sonra yani … yılı … ayında taraflar arasında tartışmalar yaşanmaya başlamıştır. Ancak bu tartışmalarda aşağılanan, hem eşi hem annesi tarafından hakarete uğrayan müvekkilim olmuştur. Bu husus da tanık beyanlarıyla ispatlanacaktır. Bu kavgalar sonunda annesinden de destek alan davalı müvekkilimi ortak konuttan kovmuştur.

3-)Müvekkilin psikiyatrik veya nörolojik hiçbir hastalığı bulunmamaktadır. Müvekkil eşini çok sevdiği için bu kadar kısa sürede evlenmiş ve hemen bir çocukları olmasını istemiştir. Eşine hamileyken veya değilken kesinlikle fiziksel şiddet uygulamamıştır. Davacı yan kusurlu olduğu için tazminat talebini desteklemek amacıyla bu iddialarda bulunmaktadır.

4-)Davalının müvekkilin sağlığıyla ilgili iddiaları gerçek dışıdır. Müvekkilimin ne denli sakin ve anlayışlı bir insan olduğu dilekçemiz ekinde sunduğumuz taraflar arasındaki mesajlaşmalarda sergilediği tavırdan ve ifadelerden de açıkça anlaşılacaktır.  Aksine öfke kontrolünü sağlayamayan, sinirli ve fevri tavırlar gösteren, müvekkilimi sürekli tahrik eden, kişiliğini rencide eden davacıdır. Müvekkile sürekli aşağılayıcı sözler sarf eden ve hakaret eden davacıdır. Ancak müvekkilim kesinlikle eşine şiddet uygulamamıştır. Davacı müvekkile hakaretlerde bulunmuştur.

5-)Müvekkilin davacının dış görünüşüyle alay ettiği iddiası da gerçek dışıdır. .Hem davacı da bulunan çikolata kisti hastalığının tedavisi için hem de hamile kalabilmesi için kilo vermesinin gerekli olduğunu davacının kendi kadın doğum doktoru söylemiştir. Müvekkil de bunun üzerine senin sağlığın için gerekliyse kilo vermen iyi olur demiştir. Kesinlikle bu konuda alay söz konusu değildir.

6-) Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, öncelikle, eldeki asılsız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.

7-) Belirtilen koşullar altında, sözü edilen şahıs üzerinden müvekkilemize yöneltilen iddiaların, asılsız olmalarının yanı sıra, son derece çirkin ve önyargılarla dolu olmaları nedeniyle, davacı eşe karşı aşağıda ayrıntılarını sunduğumuz karşılık davayı açmak zorunlu hale gelmiştir.

KARŞI DAVAMIZ                   :

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİMİZ HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARIMIZ:

Haksız yere yöneltilen bu suçlamalar, müvekkilimizin kişilik haklarına alenen saldırı oluşturmaktadır. Bunun yanında çocuğunun annesi olan .. yıllık eşinin kendisine yalanlar söylemesi, kendisini uzun süredir bir başkasıyla aldatması ve müvekkilimize sokak ortasında anlamsızca suçlamalarda bulunup tokat atarak rezil etmesi gibi olaylar neticesinde müvekkilimiz duygusal bir çöküntü yaşamıştır. Bu nedenle, müvekkilimiz lehine … manevi tazminat talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER           :4721 S. K. m. 166, 174, 4787 S. K. m. 4, 6100 S. K. m. 132, 133, 134, 240, 266.

HUKUKİ DELİLLER             :

1-)Nüfus kayıtları

2-)Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması

3-)Müvekkile ait banka kayıtları, kredi ödeme planı

4-)Tanık anlatımları

5-)İbrazı mümkün her tür yasal delil

SONUÇ VE İSTEM                 :

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-)Müvekkilimize karşı açılmış bulunan asıl davanın reddi ile bu dava sebebiyle doğacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,

2-)Müşterek çocuğun velayetinin çok küçük olması sebebiyle davacıya verilmesine, müvekkilimizle münasebetinin mahkemenizce düzenlenmesine,

3-)Karşı davamızda Müvekkilimiz lehine … TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine,

4-)Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla dileriz. (tarihi belirtiniz)

DAVALI – KARŞI DAVACI

VEKİLİ

AD SOYAD

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -3-

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,4″ ihc_mb_template=”1″ ]

ADANA ( ) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE      

    

Dosya No                               :

Cevaba Cevap Veren

Davacı (Karşı Davalı)         :

Vekili                                      :

Davalı (Karşı Davacı)         :

Vekili                                      :

Konu                                      :Cevaba cevaplarımızın ve açılmış olan Karşı davaya ilişkin cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

Açıklamalar               :

Davalı (karşı davacı) tarafın dilekçesindeki asılsız iddia ve beyanları kabul etmediğimizi bildirerek açmış olduğumuz davaya ilişkin cevaba cevap dilekçemiz ile karşı tarafın davasına ilişkin cevap dilekçemizi süresi içinde sunuyoruz.

Şöyle ki; Davalıya karşı açmış olduğumuz boşanma davasının temel dayanağı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle şiddetli geçimsizliktir. Buna yönelik iddialarımızı içeren ispatlarımızı aşağıda belirteceğiz. Bununla beraber davalı müvekkil aleyhine sadakat yükümlülüğünü ihlal konulu karşı dava açmıştır ancak bu asılsız ve çirkin iftiraya varan iddiaları için hiç bir delile dayanmamıştır bu sebeple karşı dava dilekçesi gerek usul gerek esas yönünden hukuka aykırıdır, buna ilişkin açıklamalarımız ise dilekçemizin ikinci bölümünde yer alacaktır.

Cevaba Karşı Cevaplarımızın Sunulması

Öncelikle belirtmek isterim ki; Müvekkilin evlendiği günden bugüne evliliğinin hayatın olağan akışına uygun bir evlilik olmadığını, eşinin kendisini eş olarak görmediğini eşinin ailesinin kendisine aile olamadığını dava dilekçemizde de ifade etmiştik. Davacı akraba evliliği yapmış,eşinin kendisini beğenmediğini istemediğini farkettiğinde eşiyle el ele verip bu sorunu çözmek için mücadele etmiş ancak tüm çabalarının sonuçsuz kaldığı yetmezmiş gibi gerek eşinden gerek onun ailesinden şiddete maruz kalmıştır.Müvekkil eşinin ailesiyle beraber aynı evde evliliğini yürütmeye çalışmıştır. Yeri gelmiş eşinin kız kardeşlerinden oklavayla dayak yemiş yeri gelmiş kayın pederinden traktörün arkasına bağlanıp sürükleneceğinin tehdidini işitmiştir. Erken yaşta evlendiği sebebiyle yaş küçüklüğünü fırsat bilen davalı, müvekkile psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayarak adeta ailesinin de bulunduğu evin hizmetçisi konumuna getirmiştir.

Davalı ve ailesi müvekkilin akrabası ve bulundukları yer küçük bir yer olduğu için ailesine laf gelmesin bakış açısıyla müvekkilim tüm bu zulümlere sessiz kalmıştır suç duyurusunda bulunmamıştır. Zamanla alışması gerektiğini düşünerek davalının düzeleceğine inanarak ailesinin de desteğiyle evlilik birliğini devam ettirmeye çalışmıştır.

Davalı (karşı davacı) tarafın alkol kullandığına dair ve kötü muamelede bulunup  hakaret ettiği hususundaki beyanlarımız davalı eş ile geçinmenin zor olduğunu ve arkadaş çevresi ile vakit geçirdiği ortamların aile hayatına uygun olmayışı nedeniyledir. Herkes istediği gibi yaşamakta istediğini içmekte özgürdür. Ancak müvekkil ile davalı evlilik birliği içindeyken birbirlerine saygı ve ortak hayat sözü vererek hayatlarını birleştirmişlerdir. Davalı(karşı davacı) özellikle alkol kullandığı zamanlarda  öfkesini kontrol edemediği için müvekkile hakaretlerde bulunup şiddet uygulamış ve eve geç saatlerde geldiği için ailesiyle ve çocuklarıyla ilgilenmemiştir. Davalı artık Alkol kullanmadığını, geçmişte kullandığını ancak artık içmediğini belirtmişse de bu hastalığından dolayı tedavi olduğuna dair herhangi bişey delil olarak tarafımıza sunulmamıştır. Alkol kullandığına ve bu ortamının sıradan alkol kullanan medeni insanların ortamlarından farklı bir hayat tarzı olduğuna ve alkol kullanımına ilişkin ölçülülüğün olasılıkla kaçırılacağına delil hususlar ise müvekkilimizde bulunan fotoğraflar ve facebook kayıtları ile sayın mahkememize sunulacaktır.( DELİL -1 fotoğraflar ve facebook gönderileri ekran görüntüsü)

3 yıl önce gerçekleşen ayrılık sebebi ise tamamen davalı (karşı davacı) ve ailesinin sebep olduğu hususlar nedeniyledir. Şöyleki; davalı (karşı davacı) taraf çalışmak için sürekli şehir dışına giden (İstanbul, Antalya, İzmir ) ve gittiği yerlerde aylarca duran hatta bu süre zarfında başka kadınlarla beraber olan ve sadakat yükümlülüğüne asıl aykırı davranan taraf olup müvekkilimizin tahammül sınırlarını zorlamaya başlamıştır.Müvekkil artık eşinden gördüğü şiddete ve ailesinden gördüğü baskıya sessiz kalmadıkça davalı üzerine daha da çok gitmeye başlamıştır.Yine bir gün müvekkil, davalıya başka kadınlarla konuştuğunu ailesine söyleyeceğini ifade etmesi üzerine davalının kendi ailesini arayarak müvekkili evden kovmalarını istemiştir. Davalının kızkardeşleri müvekkili döverek evden kovmuşlardır.Davalının amcaoğulları Hasan Garip eve çağırılarak müvekkili kendi evlerine götürmeleri istenmiştir. ÇÜNKÜ MÜVEKKİLİN EVİ TERK ETTİĞİ İDDİA EDİLEN X TARİHİNDE, KENDİ AİLESİ X OLAN MÜVEKKİL “KOVMAYIN” DESE DE ONLAR “AİLEN YOKSA DA GİT NERDE KALIRSAN KAL” DEMEK SURETİYLE MÜVEKKİLİ AİLE KONUTU OLAN KENDİ EVLERİNDEN AİLEDEN BİRİNİN EŞLİK DE ETMESİYLE KOVMUŞLARDIR. Müvekkil bir süre davalının ailesinin zoruyla davalının amcasının evinde tutulmuştur. Bir süre sonra müvekkili zorla davacının dayısının kızı olan x evine bırakmışlardır. Burada zorla kalan müvekkil ailesi Bursadan döndüğünde ailesinin yanına gitmiştir. (Delil: 2 Tanık beyanı)

Davalı, müvekkilin çocuklarıyla ilgilenmediğini evi terkettiğini çocuklarına sevgi göstermediğini beyan etmişse de tüm bunlar gerçekten uzaktır. Müvekkil çocuklarının doğumgünlerinde bile onlarla gizlice görüşmüş ve pasta alıp kutlama yapmıştır. Davalı altı ay şehir dışında , altı ay evinde yaşayan bir işte çalışırken çocuklarıyla ilgilenen müvekkildir. Ancak evden kovulduğunda çocuklarının da kendisine gösterilmeyeceği babannenin çocuklarla ilgileneceği çocuklarına hasret kalacağı yönünde davranılmıştır. Çocuklar anneleriyle görüşebilmek için evden kaçarak anneannelerinin evine gelip oradan akşamları tekrar babalarının evlerine dönerek hayatlarını devam ettirmişlerdir.Davalı , evliliğinin daha henüz başlarındayken İzmir’de çalıştığı dönemde ….. isminde bir kadınla beraber yaşadığı ve kadının da kendi evlilik birliğini bozup boşanmalarına sebep olduğu,kadının eşinin davalıya ulaşıp hakaretlerde bulunduğunu ailesi ve arkadaşları tarafından bilinmektedir.Davalı bu sebeple numarasını bile değiştirmiştir.Ancak müvekkile karşı şiddeti bu dönemlerde ortaya çıkmıştır.Uzak kaldığı döenmlerde eşini aldatan davalı müvekkilin de kendisi gibi bir hayat sürdüğünü düşünerek yanılmış ve iftira atmıştır. Davalı eve döndükten sonra eşine daha kötü davranarak onu beğenmediğini dile getirmiş ve ettiği hakaretlerle de sınırlı kalmayan davalı(karşı davacı) taraf müvekkile sinirlendiği için onu kendi evinde başka bir odaya kilitleyerek müşterek kullandıkları eve başka bir kadını getirmiştir üstelik bu durumu kimseye söylememesi konusunda tehditte bulunmuştur. Ancak bu olayı kaldıramayan müvekkil durumu abilerine anlatmıştır. Ve bu sebeple aralarında çıkan kavga büyümüştür.Ailesi bu şekilde hor görülen ve sevgi gösterilmeyen müvekkili eşi gelip özür dileyinceye kadar beklemesi yönünde ikaz etmiştir.Ancak geçen süre boyunca bir kez bile özür dilemeyip davalı daha da kötü bir hayat sürüp çocuklardan da uzak tutmuştur müvekkili ( DELİL-3 Tanık Beyanları)

Tüm bunların yanında ayrıca müvekkilimiz davalı (karşı davacı) tarafın ailesiyle yaşamak zorunda bırakılan müvekkilim, davalı (karşı davacı) tarafın kız kardeşleri tarafından oklavayla dövülmüş ve kayınbabası tarafından ‘traktörün arkasına bağlayıp süründürmeli’ tarzında tehdit ve hakaretlere maruz bırakılması sebepleriyle müvekkilimizin dayanamayıp evi terk etmesine tüm bu olaylar sebep olmuştur.(DELİL-4 Tanık Beyanları)

Müvekkilimizin 3 yıl ayrı durup bu süre zarfında boşanma davası açmama sebebi bunu dile getirdiğinde karşı tarafın “anlaşmalı boşanalım sana bir şey vermek istemiyorum.” Tarzındaki sözleri olup müvekkil ile  akraba olmaları sebebiyle husumetin daha fazla büyümesine engel olmaktır. Müvekkil karşı tarafın önerisini kabul etmiş ancak müvekkilimizin 3 yıldır beklemesine rağmen karşı taraf dava açmamış ve müvekkilimizde evlilik devamının mümkün olmamasına gün geçtikçe daha çok inanması sebebiyle davayı açmaya karar vermiştir.

Davalının iddia ettiği gibi olmayarak müvekkilimizin İstanbul’a gitme sebebi ailevi nedenler olup, ablasının hasta olması dolayısıyla onu ziyaret etmek amacıyladır. Müşterek çocuklarına sahip çıkmadığı hususları da davalı(karşı davacı) tarafından müvekkilimiz üzerine atılmış bir iftiradır. Karşı taraf müsaade ettiği takdirde müvekkilim her zaman çocuklarıyla ilgilenmiş hatta çocukların okul harçlıklarını dahi müvekkil anne, kendi anne ve abisinden para isteyerek karşılamaya çalışmıştır. Ve müşterek çocuklar babadan çok babaanneyle zaman geçirmekte hatta babalarını çok az görmektedirler ve gördüğü zamanlarda da çocuklarıyla iletişim kurmayan, onlarla ilgilenmeyen sorumsuz bir baba figürü görmektedirler.Bu sebeplerle çocukların velayeti anneye verilmelidir.Yaşları henüz küçük olan çocukların okul çağında olmalarıyla beraber, ödevlerine yardım edilmesi gereken, anne şefkatine ihitiyaç duyulan,kıyafetlerini dahi kendi kendilerine giyemedikleri bir çağda babalarının da uzun zaman şehir dışında çalıştığı bir evde bulunmalarındansa anneleriyle yaşamaları daha hukuka uygun olacaktır.Müvekkilin çocuklarını görmesine izin verilmediği sebebiyle, daha iyi koşullarda yetişmeleri için ve baba sevgisi görmeyen çocukların anne sevgisinden de mahrum edilmemesi için gerekli bir husustur velayetin anneye verilmesi.

Karşı taraf daha önce de belirttiğimiz gibi 5.000 TL aylık maaş almaktadır fakat bir kısmını elden alması sebebiyle bu hususu inkar etmektedir. Üstelik aldığı paraları alkole yatırması dolayısıyla istediğimiz tutarlar fahiş tutarlar olmayıp gayet makuldur.

Karşı Davaya Cevaplarımızın Sunulması

Öncelikle belirtmek isteriz ki , davalı (karşı davacı) tarafın karşı dava dilekçesinde sunmuş olduğu asılsız ve mesnetsiz hususların tarafımızca kabulü mümkün değildir.  Önemle belirtmek isterim ki davalı (karşı davacı)nın, müvekkilin kendisini aldattığı ve eski erkek arkadaşlarıyla görüşmeye devam ettiği iddiası tamamen hayal ürünü olup müvekkilimize atılmış iftiralardan ibarettir. Somut hiçbir dayanağı bulunmayan hususlardır. Karşı dava adeta iftira niteliğinde olup ispat edilmesini talep ediyoruz.

Üstelik evliliğin asıl bitme sebepleri yukarıda saydığımız gibi tamamen davalı(karşı davacı) tarafın kusurundan kaynaklanmaktadır. Hem sadakatsiz davranmış hem kendisi hakaretlerde bulunmuş, hem de müvekkilimin tüm istemlerine ragmen müvekkilimi ayrı bir eve çıkarmaması dolayısıyla davalı(karşı davacı) tarafın ailesinin kötü söz ve hakaretlere maruz kalmasına sebebiyet vermiştir. Mahkemenizce de bilindiği üzere Yargıtay eşe bağımsız konut sağlanmamasını boşanma sebebi olarak görmektedir. Bu konuda Hukuk Genel Kurulunun 2012/2-1159 E ve 2013/471 K sayılı 10.04.2013 tarihli kararı emsal teşkil edecek niteliktedir.

Son olarak davalı(karşı davacı) müvekkilimiz boşanma davası açtıktan sonra mobil cihazından eski eşinin numarasına erişimi engellediği sebebiyle müvekkilime; arayıp ulaşamadığı için mesaj atarak “kiminle konuşuyorsun saatlerdir şerefsiz” diyerek rahatsız etmekte ve aynı akşam alkol alıp “Handan’ı kaçıracağım” şeklinde mahallelerinde konuşmalar yapmaktadır.( DELİL-5 Davalı(karşı davacı) tarafın müvekkilimize telefondan gönderdiği mesaj içeriği )

Hukuki Nedenler                  : HMK, TMK, Yargıtay İçtihatları ve diğer yasal mevzuatlar.

Hukuki Deliller                     : Nüfus Kayıtları, Tanık, Bilirkişi, Keşif, Yemin vs bütün hukuki deliller.

Sonuç ve İstek                       : Başlangıçtan itibaren yapmış olduğum açıklamalar ve sayın             mahkemece resen tetkik edilecek sebepler muvacehesinde;

1- Davamızın kabulüyle, taraflar arasında fiilen son bulan evlilik birliğinin hukuken sonlandırılmasına; tarafların boşanmalarına

2- Müvekkil lehine boşanma kararından sonra yoksulluk nafakasına dönüştürülmek üzere tensiple birlikte aylık kendisi için 500 TL tedbir nafakasına;

3- Müşterek çocuklar …..’nin velayetlerinin müvekkilimize verilmesine ve  müşterek çocuklar için tensiple birlikte ayrı ayrı 350 TL tedbir nafakası, karar kesinleşmesi sonrası için ise her ay iştirak nafakası olarak davalı(karşı davacı)dan tahsiline

4- Müvekkil lehine 20.000TL maddi 20.000TL manevi tazminata;

5- Davalının taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesine

6- Yargılama ücretlerinin davalıya(karşı davacıya) bırakılmasına ve lehimize ücreti vekalete hükmedilmesine; karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim…./…./….

Davacı Vekili

Av.

[/ihc-hide-content]

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -5-

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,4″ ihc_mb_template=”1″ ]

ADANA 1. AİLE MAHKEMESİNE

DOSYA NO  :

CEVAP VEREN DAVALI/

KARŞI DAVACI :

VEKİLİ  :

DAVACI / KARŞI

DAVALI  :

KONU  :

Davaya cevaplarımızın ve karşı davamızın sunulmasıdır. Özetle şöyle ki;

1- Dava dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulması ile haksız ve yasal dayanaktan yoksun boşanma DAVASININ REDDİ,

2- Mukabil dava olarak;

a) Aşağıda belirtilen nedenler ile tarafların BOŞANMALARINA,

b) Aşağıda yazılı davalı-mukabil davacı için talep edilen TEDBİR / YOKSULLUK NAFAKASININ HÜKÜM ALTINA ALINMASINA,

d) Aşağıda yazılı davalı-karşı davacı eş lehine talep edilen MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATIN HÜKÜM ALTINA ALINMASINA,

İlişkin taleplerimizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere; davacı, taraflar arasındaki evliliği sona erdirmek için şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmak istediğini, talep ve dava etmiştir. Şimdi öncelikle dava dilekçesinde belirtilen hususlara karşı cevaplarımızı aşağıda sunuyoruz.

DAVA DİLEKÇESİNE İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ

HAKSIZ VE YASAL DAYANAKTAN YOKSUN BOŞANMA DAVASININ REDDİ TALEBİMİZ

Aşağıdaki ve diğer başlıklarda açıkladığımız, daha sonra açıklayacağımız ve toplanacak delillerle sabit olacağı üzere; evlilik boyunca yaşanan olaylarda tüm kabahat, kusur ve kasıt davacı / karşı davalıya ait olup, davacı-karşı davalının açtığı işbu boşanma davasının reddi gerekmektedir.

Nitekim Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere;

“TMK madde 166 hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır” (Yargıtay 2.HD’nin 29.03.2007 Tarih ve 2006/16736 E, 2007/5182 K. Sayılı içtihadı)

“Davacı kocanın güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı kadının davasının da kabulüne ( TMK.md. 166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2.HD’nin 28.03.2007 Tarih ve 2006/17887 E, 2007/5118 K. Sayılı içtihadı).

“Boşanma talebinde bulunabilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmak gerekmez. Kusuru daha fazla olan eş de boşanma davası açabilir. Ancak boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusuru tespit edilmiş olmalıdır. Dosya kapsamından evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup davalıya yüklenecek hiçbir kusur bulunmamaktadır. Bu durumda boşanma davasının reddi gerekir.” (Yargıtay 2.HD’nin 05.02.2007 Tarih ve 2007/174 E, 2007/1035 K. Sayılı içtihadı).

1-) Davacı eş, mahkemenizin yukarıda belirtilen esasında kayıtlı bulunan eldeki davasıyla, şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebiyle boşanma talep etmiştir. Davacı tarafın iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve soyut iddialardır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı bir takım genel iddialarda bulunmuşsa da davanın görülmesi sırasında dinleteceğimiz tanıklar ve göstereceğimiz diğer deliller ile bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılacaktır.

2-) Davacı, dava dilekçesinde her ne kadar bugüne kadar çekip dayandığını, müvekkilimin ilgisizlik ve saygısızlığından, eş olarak görevlerini yerine getirmemesinden bahsetmiş ise detam aksine davacı taraf müvekkile doktor raporları ile de ispatlayacağımız üzere sürekli şiddet uygulamış ve müvekkilim için hayatı çekilmez hale getirmiştir. Daha önce müvekkilim tarafından dava açıldığını ve araya girenler tarafından bir araya getirildiklerini iddia etmiş ise de müvekkilim çocuklarına olan sevgisi ve evlilik birliklerinin sarsılmaması için yeniden bir araya gelmiş ise de sürekli şiddetten dolayı önce kolluk kuvvetlerine ve ardından da akrabalarına sığınmak zorunda kalmıştır.

3-) Dava dilekçesinde davacı; müvekkilimin psikolojik rahatsızlığından bahsetmiş ise de evlilik birliğini sürekli olarak müvekkilime şiddet uygulayarak çekilmez hale getiren kişi bizzat davacıdır. Bu kısımda anlatılan olaylar hem soyut hem dayanaksız hem de boşanmaya sebebiyet verecek olaylar olmadığından bu kısım için cevap verme gereksinimi dahi duymamaktayız. Evet müvekkilim her normal insan gibi tedavi görmüş olabilir ancak bu konuda delil dahi sunmamış olan davacının bu beyanlarının dikkate alınmaması gerekmektedir. Keza, bununla birlikte müvekkilim talep edilmesi halinde doktor tarafından psikolojsinin bozuk olup olmadığı için kontrole dahi hazırdır.

KARŞI DAVAMIZ

TARAFLARIN BOŞANMASINA KARAR VERİLMESİ TALEBİMİZ

Davacı / karşı davalının da kabul ve beyan ettiği/edeceği üzere;

– Tarafların 26/04/1980 tarihinde evlendikleri, 39 yıldır evli oldukları ve 3 müşterek çocukları bulunduğu,

– X kaynaklı taraflar arasında şiddetli geçimsizlik olduğu,

– Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bir araya gelerek evlilik birliklerini sürdürmelerinin mümkün bulunmadığı ve evliliklerinin fiilen bittiği,

Konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur.

1-) Müvekkil, davacı ile evlilikleri boyunca Medenin Kanun m. 185 gereğince kendisine yüklenilen evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak yükümlülüğünü en güzel şekilde yerine getirmiştir. Gerek davacı eşine gerekse eşinin ailesine karşı hiçbir kötü davranışta bulunmamıştır.

2-) Müvekkil ise evliliği boyunca evlendikleri ilk günden itibaren davacının kötü söz ve hakaretlerine maruz kalmıştır. Davacı/karşı davalı zaman zaman sinirlendiğinde darp edecek kadar ileri gitmiş ve hatta daha Ramazan Bayramı’nın 5. (beşinci) gününde 08/06/2019 tarihinde defalarca müvekkilime darp etmiş ve darp sırasında da “evine git, seni öldürürüm” gibi hem tehdit hem hakaret içeren sözlere maruz kalmış ve hatta müvekkilimin dudaklarını patlatmış ve yüzüne dahi tükürmüştür. Bununla da kalmamış ve müvekkilin ailesine dahi ağzına gelen hakareti ağzını doldura doldura söylemiştir.

3) Müvekkilim evliliklerin ilk anından itibaren defalarca davacı tarafından darp edilmiştir. Çoğu zaman bu darp edilmelere karşı çocuklarını düşünerek ve eşini çok sevdiği için sessiz kalmış ve sineye çekmiştir. Pekçok kez bu şekilde darp edilmelerin artık kendisi için dayanılmaz hale gelmesi sebebiyle davacıdan şikayetçi dahi olmuş ve darp raporu almıştır. Söz konusu beyanlarımıza ilişkin şikâyetçi ifade tutanakları ve darp raporları dosya ekinde ya da dellilerimiz arasında belirttiğimiz mahkeme ve kollukta bulunan dosyalarda mevcuttur. Medeni Kanun m. 162 hükmü gereğince “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.” Söz konusu kanun maddesi de işbu davayı açmadaki haklılığımızın ispatıdır.

4-) Davacı, müvekkilime en ufak bir tartışmanın sonunda bile mutlu olmadığını, müvekkilimi sevmediğini, evliliklerini sonlandırmak istediğini beyan etmiştir. Medeni Kanun m. 162 hükmü gereğince “Eşlerden biri kendisine onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.” hükmü de amirdir.

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 1992/2-81 K. 1992/192 T. Sayılı 18.3.1992 tarihli kararında “Davacı tanıklarının anlatımlarıyla davalının, sakatsın ne biçim adamsın, paranın nasıl harcanması gerektiğini dahi bilemiyorsun şeklinde sözlerle davacı eşini küçük düşürücü hitaplarda bulunduğu ayrıca “ben bu adamla Almanya ya gidebilmek için evlendim” gibi söylentileri yaydığı gerçekleşmiştir. Davalının belirlenen tutumu ve davranışları ortak hayatı kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarstığı açıktır.” Söz konusu karardan da anlaşılacağı üzere davalının müvekkilime karşı söylemleri müvekkilin onurunu zedelemiştir. İşbu davayı açmadaki haklılığımızın ispatıdır. Yine müvekkilim evliliklerini bitirmek yönünde hiçbir eylemi ve söylemi olmadığı halde davacı kendisine “git bu evden” İfadelerini kullanmıştır. Davacı / karşı davalının müvekkilimi bu şekilde evi terk etmesi gerektiği söylemi mutsuz bir evliliğe mahkum etmiştir.

5-) Müvekkil yapısı gereği soğukkanlı bir kişi olduğundan tüm bu küfür ve hakaretler karşısında sağduyulu olmuş ve davacıya küfürle karşılık vermemiştir. Davacının ise müvekkile karşı ettiği küfürler tanık anlatımları ile de ispatlanacaktır. Buna karşılık müvekkilimin davacıya karşı kötü söz söylediğine dair, hiç kimsenin kendisine tanıklık edemeyeceği, zira hiçbir zaman davacıya küfür ve hakaret etmediği konusunda kendisine güvenmektedir

6-) Evliliğin ilk yıllarından beri eşiyle ortak yaşamı devam ettirmek için elinden geleni yapan müvekkilim artık kendisine uygulanan şiddetten bıkmış ve hatta öncelikle Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğüne sığınmıştır. Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce 10/06/2019 tarihli SN: 2019/1887-1479 Suç Nolu evrakı düzenlenmiş ve şüpheli ALİ İNCE hakkında tedbir talebinde bulunulmuş ve Nazilli 2. Aile Mahkemesi tarafından da 11/06/2019 tarihinde 2019/257 D.İş Esas ve 2019/256 Karar sayılı kararıyla15 gün süre ile önlem kararı verilmiştir. Gene aynı dosyalarda müvekkilimin darp sonucu alınmış sağlık raporu da bulunmaktadır.

7-) Tüm bunlara karşılık, müvekkil aile içindeki tüm geçimsizliğe ve kötü muameleye maruz kalmasına rağmen evliliğin gerektirdiği tüm sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmiş ve davacı/karşı davalıya karşı en ufak bir kötü hareketi ve saygısızlığı olmamıştır.

Yukarıda belirttiğimiz ve ileride belirteceğimiz yaşanan bu elem ve ıstırap verici olaylar gösteriyorki;

  1. Davacı / karşı davalı, evlilik birliğinin sorumluğunu kavrayamamış, keyfi istek ve duygularıyla hareket etmiş; evine ve eşine göstermesi gereken sevgi ve saygıdan uzak yaşantısına rağmen müvekkilim bugüne kadar sesini çıkarmamıştır.
  2. Taraflar arasında şiddetli geçimsizlik had safhaya ulaşmış, evlilik birliğin temelinden çökmüş ve çekilmez hale gelmiştir.
  3. Bu duruma davacı-karşı davalının ağır kusur ve kasıtlı (özellikle suç teşkil edici) hal ve hareketleri neden olmuştur.
  4. Artık, böyle bir evliliğinde müvekkile, topluma ve millete bir fayda getirmeyecektir.

Sonuç itibariyle ve özetle;

Bu şartlar altındaki böyle bir evliliğin de artık müvekkil yönünden devam ettirmek imkansız hale gelmiş (ve devam ettirilmesi kendisinden beklenemeyeceğinden); kusursuz davalı ve karşı davacı olan müvekkile de iş bu evliliğin bitmesinde tamamen kusurlu bulunan davacı/ karşı davalıdan;

– Yasal şartları varsa TMK madde 162 hükmü gereğince pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebiyle,

– Bu mümkün değilse TMK madde 166/1 hükmü gereğince şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle,

Boşanmasına karar verilmesini, Sayın Mahkemenizden talep etmek zarureti hâsıl olmuştur.

KARŞI DAVACI – DAVALI EŞ LEHİNE TEDBİR, YOKSULLUK NAFAKASINA VE TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ TALEBİMİZ

Karşı Davacı – Davalı Müvekkil İçin İş Bu Davanın Açıldığı Tarihten İtibaren Başlamak Üzere, Her Ay 500,00 TL Tedbir Nafakası (Boşanmaya Karar Verilmesi Halinde Kararın Kesinleşmesinden Sonra Da Her Ay 500,00 TL Miktarın Yoksulluk Nafakası Olarak) Ödenmesi Talebimiz

Müvekkilmin olan karşı davacı/davalının gelir getirici herhangi bir mal varlıklarının bulunmadığı, herhangi bir işte çalışmadığı, sadece yaşlılık aylığı ile geçinmeye çalıştığı taraflarca bilinmektedir. Karşı davacı/davalı müvekkil için iş bu davanın açıldığı tarihten itibaren başlamak üzere, her ay 500,00 tl tedbir nafakası (boşanmaya karar verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra da her ay 500,00 tl miktarın yoksulluk nafakası olarak) ödenmesini talep ederiz.

Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 7/9/2015 tarihli 2015/9825 Esas ve 2015/13574 Karar Sayılı kararında “Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı kadın boşanma sırasında bir işte çalışmamaktadır. Kendisine aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlanmıştır. Davalının çalışmaya başladığı iş, her an için sona erdirilebilecek bir iş olup, sabit ve güvenceli bir iş değildir. Geçici işlerde çalışmak yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez. Boşanmadan sonra SGK’lı işe girmiştir.Günümüz ekonomik koşullarında aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün olmadığına göre; işe girip çalışması zorunluluk arzetmektedir. O halde;mahkemece, asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebi azaltma talebini içermekte olup, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.” ifadesiyle asgari ücretin dahi yoksulluk nafakası almaya devamına etki etmeyeceğini hüküm altına almıştır. Dolayısıyla asgari ücret bile kazanamayan müvekkilim lehine 500 TL’lik yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği kanaatindeyim.

– Karşı Davacı/Davalı Eş Lehine 20.000,00 TL (Yirmi Bin Türk Lirası) Maddi Tazminata Hükmedilmesi Talebimiz

Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve toplanan kanıtlar sabit olacağı üzere, evlenmeye ve boşanmayı gerektiren ve taraflar arasındaki geçimsizliğe sebebiyet veren olaylarda davacı/karşı davalının tamamen ağır kusurlu ve kasıtlı, buna karşılık müvekkilin kusursuz olduğu açıkça ortadadır.

Yukarıda ayrıntıları irdelenen olaylardan anlaşıldığı üzere davalı kusurludur ve Kanunun deyimi ile boşanma nedenlerini oluşturan, boşanmanın dayandığı olaylara davranışları ile neden olan (sebebiyet veren) kusurlu eş, maddi giderim ile sorumlu tutulmuştur.Diğer bir deyişle burada önemli olan boşanmaya sebebiyet verip vermemektir.Üstelik Kanun ile evlilik düzeninin kökünden sarsılması ilkesi boşanma hukuku için temel alındığından çekilmezlik oluşturan olaylara neden olma yeterlidir.

Sıralanan olaylarda davacı/karşı davalının boşanmak istediği ve boşanmaya sebebiyet verdiği ve olaylarda tam kabahat, kusur ve kastının olduğu tartışmasızdır.

Sonuç olarak, karşı davalı/davacı maddi tazminat ile sorumludur. Toplumun genel yapısı, ülke gerçekleri, herhalde evliliğin sürdüğü dönemde normal koşular altında bir eşin diğer eşten yapması bekleyeceği ölçüde makul ve mutat olan ciddi ve süreklilik arz eden yardımlardan mahrum kalan (desteğini yitiren) eşin maddi tazminat istemeye hakkı bulunmaktadır.

Sonuç itibariyle; karşı davacı/davalı olan müvekkil, açıkça maddi zarara uğratılmış olmakla; karşı davalı/ davacı eşten TMK madde 174/1 gereğince, fazlaya ilişkin yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.00,00 TL (YİRMİ BİN TL) maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ederiz.

Mukabil Davacı-Davalı Eş Lehine 20.000,00 TL ( Yirmi Bin Türk Lirası)Manevi Tazminata Hükmedilmesi Talebimiz

Yine, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve toplanan kanıtlar sabit olacağı üzere, evlenmeye ve geçimsizliğe sebebiyet veren olaylarda davacı/karşı davalının ağır kusurlu, kasıtlı ve davalı-mukabil davacının kusursuz olduğu açıkça ortadadır.

Karşı davacı – davalı müvekkil, açıkça mağdur duruma düşürülerek kişilik ve manevi zarara uğratılmıştır. Özellikle, yukarıda belirttiğimiz ve ileride belirteceğimiz yaşanan olaylar dikkate alındığında; TMK madde 174/2 hükmü gereği, karşı davalının/davacının, karşı davacı/davalı olan müvekkilimin kişilik haklarında yaptığı saldırının ve oluşturduğu ağır ve tehlikeli etkilerinin kısmen de olsa telafi edebilmek amacıyla, şimdilik yirmi bin TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini Sayın Mahkemenizden talep etmek zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK ve ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER :

  • Taraflara ait nüfus kayıt örneği
  • Tarafların sosyo- ekonomik durum araştırması
  • Davalı / karşı davacı müvekkilin X İlçe Emniyet Müdürlüğünde davacıdan şikâyetçi olduğuna dair ifade tutanağı
  • Davalı / karşı davacı müvekkil lehine karar verilmiş olan X 2. Aile Mahkemesi X D.İş X Karar Sayılı Kararı
  • Davalı/ karşı davacı müvekkilin davacı/ karşı davalı tarafından darp edildiğine dair Devlet hastanesinden alınmış olan darp raporu (3 ve 4 Numaralı soruşturma ve mahkeme dosyalarında mevcut olup, bulunamaması halinde mahkemenize bilahare sunulacaktır)
  • Tanık (Tanık bilgileri bilahare sunulacaktır)
  • Her türlü hukuki delil

TANIKLARIMIZ :

  • X (fiziksel şiddet ve aile içi ilişkilere ilişkin tanıklıkta bulunacaktır)

ADRES

  • X (Bilgileri bilahare eklenecektir) (fiziksel şiddet ve aile içi ilişkilere ilişkin tanıklıkta bulunacaktır)

ADRES

  • Daha fazla tanığımız bilahare eklenecektir

SONUÇ VE İSTEM :

Fazlaya ilişkin tüm yasal hak, alacak ve taleplerimizi şimdilik saklı tutarak, yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizin re’ sen gözeteceği nedenler ile;

1-) Davacı tarafından aleyhimize ikame edilen haksız ve yasal dayanaktan yoksun boşanma davasının ve tüm taleplerinin reddine,

2-) Karşı dava olarak;

a) Kusursuz davalı / karşı davacı müvekkilin de işbu evliliğin bitmesinde tamamen kusurlu bulunan davacı ve karşı davalıdanBOŞANMALARINA,

b) Davacı/karşı davalının, müvekkil için işbu davanın açıldığı tarihten itibaren başlamak üzereaylık 500,00 TL tedbir nafakası (boşanmaya karar verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra da her ay 500,00 TL miktarında yoksulluk nafakası olarak) ödemesine,

c) Davalı/karşı davacı müvekkil lehine 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, karşı davacı-davalı lehine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline,

3-) Her iki davanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekil eden adına saygılarımla arz ve talep ederim. tarih

Davalı – Karşı Davacı Vekili

Av.

[/ihc-hide-content]

Boşanma Davasına Cevap ve Karşı Dava Dilekçesi -6-

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,4″ ihc_mb_template=”1″ ]

ADANA 1.AİLE MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO:

İKİNCİ CEVAP VEREN :

VEKİLİ                                :Av.

DAVACI                              :

VEKİLİ                               : Av.T

DAVA KONUSU               :İKİNCİ CEVAP DİLEKÇEMİZİN VE KARŞI DAVA DİLEKÇEMİZİN SUNUMUDUR.

ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ:

1-Davacı eş gerek dava dilekçesinde gerek cevaba cevap dilekçesinde şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma talep etmiştir.Davacı tarafın iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve soyut iddialardır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı birtakım genel iddialarda bulunmuşsa da davanın görülmesi sırasında dinleteceğimiz tanıklar ve göstereceğimiz deliller ile bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılacaktır.

2-Davacı cevaba cevap dilekçesinde müvekkilimin kendisini asılsız yere şikayet ettiğini belirtmiştir.Söz konusu iddia kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.Müvekkilimin X ilinde ki şikayeti asılsız olsa idi savcılık talimatı ile silahına el konulmaz ve kendisi hakkında evden uzaklaştırılma kararı verilmezdi.

3-Davacı cevaba cevap dilekçesinde müvekkilimin evlilik süresince davacı taraftan izin almadan kendi ailesinin yanına gittiğini beyan etmiştir. Bu iddia da diğerleri gibi kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.Müvekkilimin ailesi davacı koca ile evli kaldığı yaklaşık 2 yıllık süre zarfında kızlarının evlerine gelememiş, sırf geçimleri bozulmasın diye bu sinelerine çekmişlerdir.

4-Müvekkilim doğum yapmak için memleketi X’e gittiğinde davacı koca doğuma gelmemiş tabiri caiz ise hiç umursamamış ve doğum için gerekli olan giderlere de kesinlikle katkıda bulunmamıştır.Buna karşı davacı koca eşini ve çocuğunu merak edeceği yere müvekkilime mesaj atıp ben sıkıştım sende ne kadar kaldı diye sormuş müvekkilim de doğumdan dolayı masraflarım oldu çok bir şey kalmadı demesine rağmen davacı koca ne kadar kaldıysa bana yolla demiştir.Bu durum Türk aile yapısına tamamen aykırı olup,davacı kocanın üzerine düşen sorumluluklarını yapmadığını da ayrıca ve açıkça ortaya koymaktadır.

5-Davacı eş cevaba cevap dilekçesinde müvekkilimin ailesinin evliliklerine çok karıştığını eşinin de bu duruma sessiz kaldığını beyan etmiştir.Bu durum kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.Davacı eşin annesi sürekli olarak oğluna sen erkeksin o evin reisi sensin senden habersiz nefes bile alamaz tarzında beyanlarda bulunmuş ve bir gün davacı kocanın annesi müvekkilime dönerek alaycı bir tarz ile oğlum seni hiç dövmüyor mu ah keşke dövse de o zaman dünyanın ne olduğunu görsen tarzında beyanlarda bulunmuştur. Davacı kocanın ailesi evlerinin iç düzenlerine sürekli olarak karışmış,dosyaya sunacağımız delillerde de açıkça görüleceği üzere davacı kocanın annesi müvekkilime yönelik almış olduğun maaşının kuruşunu bana hesap vereceksin demiş bunun üzerine müvekkilim biz bu durumu eşimle beraber konuşup hallediyoruz demesi üzerine kayınvalide bana da hesap vereceksin madem vermeyeceksin ne demeye evlendin o kadar para alıyorsun kuruşunun hesabını bana, oğluma ve kocama vereceksin tarzında müvekkilimin onurunu gururunu kırıcı söylemlerde bulunmuştur.

6-Davacı koca dava dilekçesinde müvekkilim için eve maddi bir katkıda bulunmamaktadır demiştir.Bu iddia kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır çünkü; dosyaya sunacağımız dekontlardan da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilim tayin gördüğü için almış olduğu yolluk ödeneğini bile davacı kocanın hesabına yollamış tabiri caiz ise maaşının son kuruşuna varana kadar kocasına göndermiş buna karşılık davacı koca müvekkilime 20 30 TL harçlık verip onu maddi olarak sürekli zor duruma sokmuştur.

7-Davacı koca cevaba cevap dilekçesinde müvekkilime karşı barışçıl çözüm önerilerine cevap vermedi demiştir. Bu durum kesinlikle gerçeğe aykırı mesnetsiz iddialardır. Müvekkilimi ortak arkadaşları veya davacı kocanın akrabalarından arayanlar olduğunda müvekkilim sürekli benim yerim yurdum belli gelsin eşini çocuğunu alsın demesine rağmen konuştuğu herkes Ertuğrul senin ayağına gelmez bizlere X’ya giderim yine de onun ayağına gitmem dedi şeklinde cevaplar almıştır. Bu durumda barışçıl çözüm yolu aramayı istemeyen taraf davacı kocadır. Davacı kocanın annesi bizde erkek kadının ayağına gitmez tıpış tıpış kendi ayağınla geleceksin şeklinde beyanlarda bulunup müvekkilimin kadınlık gururunu hiçe saymıştır.

KARŞI DAVAMIZ;

1-Davacı-karşı davalı ile müvekkilim ailelerin aracı olması vasıtasıyla X yılında tanışmışlar ve X yılında evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden kimlik numaralı X doğumlu X isimli müşterek çocukları olmuştur.

2-Müvekkilim ile davacı-karşı davalı eş evlendikleri günden beri davacı-karşı davalı eşin ailesi sürekli olarak evlerinin iç düzenlerine müdahale etmektedir. Davacı-karşı davalı eşin ailesi sürekli olarak müvekkilime yönelik seni maaşın için aldık yoksa oğluma kız mu yok millet kızlarını getirip bizim evin kapısına koyuyorlar, senin maaşın olmasa biz seni alır mıydık ? şeklinde müvekkilimin onurunu gururunu kırıcı sözler söylemiştir.

3- Davacı-karşı davalı eş tarafından evlendikleri günden itibaren müvekkilim ile ailesi arasındaki bağları kopartmaya çalışmış, müvekkilimin ailesiyle telefon görüşmesi yapmasına dahi müdahale etmiş, müvekkilimin ailesinden herhangi bir ferdi evlerine sokmamıştır.

4-Davacı- karşı davalı eş müvekkilime yönelik sürekli olarak ben bu evin erkeğiyim benim sözümden çıkamazsın,ben ne dersem yapmak zorundasın ben bu şekilde yetiştim yoksa olmaz bu iş seninle ayrılırız tarzda tehdit edercesine müvekkilimi korkutma ve sindirme yolunu izlemiştir.

5-Dosyaya sunacağımız delillerden de açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilimin kayınvalidesi müvekkilime karşı sen o kadar para alıyorsun gel bakalım o parayı sen ne yapıyorsun hesap ver şeklinde konuşmuş müvekkilim bunun üzerine biz o işleri eşimle beraber hallediyoruz demesine rağmen kayınvalide bana da hesap vereceksin kayınbabana da hesap vereceksin eğer hesap vermek istemiyorsan ne demeye evlendin kuruşunun hesabını sorarım ben diyerek cevap vermiştir.

6-Davacı-karşı davalı eş dava dilekçesinde memlekete gittiğinde benim ailemin yanına sadece 2 saat uğradı demiş olsa da bu husus kesinlikle gerçeğe aykırı olup müvekkilim memleketine 7 gün izne gittiğinde 4 gün boyunca kayınvalidesinin evinde kalmıştır. Buna rağmen müvekkilimin dayısı akşam yemeğine çağırdığı esnada kayınbabası müvekkilimi arayıp torunumu özledim bana getir demiş müvekkilim baba akşam dayımlar yemeğe davet etti size yarın uğrayayım demesine rağmen kayınbabası sen benim sözümü nasıl yerde bırakırsın onlar senin ailen değil biz senin aileniz bundan sonra onlar yok biz varız şeklinde konuşup müvekkilimi psikolojik baskı altına almaya çalışmışlardır.

7-Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından da rahatça görüleceği üzere eşlerin her ikisi de ev bütçesine ortak olarak katkıda bulunmalıdır. Davacı-karşı davalı eş müvekkilime haber vermeksizin kredi çekmiş,fuzuli masraflarda bulunmuştur. Müvekkilim doğum için gittiği X ilinde tüm doğum giderlerini kendisi karşılamış olup davacı-karşı davalı eş kesinlikle katkı sağlamamıştır. Dosyaya sunacağımız dekont örneklerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilim almış olduğu tayin harcırağını bile eşinin hesabına atmıştır. Ayrıca davacı-karşı davalı eş müvekkilimin KYK ve araba için çekmiş olduğu kredilerinin de kendisi tarafından ödendiğini beyan etmiş olsa da yine dosyaya sunacağımız dekontlara bakıldığında bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılacaktır.

8-Davacı –karşı davalı koca müvekkilimin annesi kızının evine yıllardan sonra doğum yaptığı için bir ihtiyacı var mı yok mu diye sormaya ve Türk geleneklerine göre oldukça yaygın olduğu üzere kızının yeni doğum yapması nedeniyle torununa hediyeler ile kızının ev işlerine yardımcı olması amacıyla X ilinde ki evlerine gelmiştir. Olay günü davacı- karşı davalı eş müvekkilimin annesini otogardan karşılamış yolculuğunun nasıl geçtiğini sormuş fakat ekmek almak için evlerinden çıktığı zaman kendi ailesini aramış ve bu nedenle eve gelir gelmez müvekkilime annen derhal bu evden gidecek ben bahane falan anlamam şeklinde beyanda bulunmuştur. Müvekkilim kendisine annesinin daha yeni yoldan geldiğini bu halde ortada bir şey yokken annesinin evden kovmaması gerektiğinin kocasına anlatmaya çalışsa da davacı-karşı davalı eş yine annen derhal bu evden gidecek demiştir. Ayrıca dosyaya da sunacağımız whatsapp konuşmalarında müvekkilimin kayınbabası olan X bey müvekkilime yarın annen hemen o evden gitsin şeklinde mesaj atmıştır. Müvekkilim, oğlu ve annesi gecenin geç saatlerinde evden atılmışlardır.dosyaya sunacağımız arama kayıtlarından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilim sokakta kalmamak amacıyla polis evini aramış fakat yer olmadığı cevabını almıştır. Daha sonra müvekkilimin görev yaptığı okulun müdürünün eşini arayıp bu gece onlarda kalabilip kalamayacağını sormuş fakat davacı kocanın polis olması ve dengesiz hareketler içerisinde olmasından dolayı endişe edip olumsuz cevap almıştır. Tüm bu açıklamaya çalıştığımız nedenlerden dolayı evliliklerinin bu aşamaya gelmesinde davacı- karşı davalı eş sorumludur.

9- Davacı- karşı davalı eş müvekkilimi ve annesini evden kovduktan bir gün sonra kendi annesi aydın ilindeki evlerine gelmiş ve eve girer girmez evin iç yapısını çekip ben böyle pis bir gelin başka bir yerde görmedim diyerek müvekkilimin mahrem olan evini whatsapp da durum yapmak suretiyle herkesin gözleri önüne sermiş bu durumda müvekkilimin eşi olan X  bey olan bitene sessiz kalmayı tercih ederek eşinin zor duruma düşmesine bir noktada neden olmuştur. Davacı – karşı davalı eşin annesi çevresinde olan insanlara ortada henüz kesinleşmiş bir boşanma kararı olmamasına rağmen anlaşamadılar boşandılar X  artık önüne bakacak yeni bir kısmeti çıkarsa tabi ki değerlendiririz tarzında beyanlarda bulunmuşlardır. Ayrıca müvekkilim ile davacı – karşı davalı eşin müşterek bir çocukları olmasına rağmen davacı – karşı davalı eşin ailesi bir çocuk değil mi arada gelir gider bir şekilde büyür oğlum nafakasını öder geçer gider şeklinde sözler sarfetmişlerdir. Ayrıca davacı – karşı davalı eş tarafların fiilen ayrı oldukları yaklaşık 4 5 aylık süre zarfında bir kez olsun çocuğunu görmeye gitmemiş ve nasıl olduğunu merak edip sesini dahi duymayı arzu etmemiş olup çocuğun tabii giderlerine de hiçbir şekilde katılmamış olup çocuğunun tüm giderlerini müvekkilim anne tek başına üstlenmiştir.

10- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarıyla kusurları ve hakkaniyet ilkesi (T.M.K. Md. 4 T.B.K. madde 50 ve 52) dikkate alınarak davalı (kadın) yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. HD – Karar: 2014/18194). Yukarıda açıklamaya çalıştığımız ve sunduğumuz bu örnek karar neticesinde müvekkilim lehine 10.000. TL MADDİ 10.000 TL MANEVİ tazminat talebinde bulunmaktayız. Davacı- karşı davalı eş evlilik süresi boyunca müvekkilimin maaş kartına tabiri caiz ise el koymuş ve kendisine 20 30 lira gibi komik rakamlarda harçlık vermiş ve karısının hiçbir ihtiyacını karşılamaya yanaşmamıştır. Müvekkilim bir alışveriş merkezinde kendisine deodorant almak istediğini söylediğinde davacı – karşı davalı eş herkesin gözleri önünde eşiyle tartışmaya başlamış ve eşinin hiçbir isteğini yerine getirmemiştir.

11-Müşterek çocukları X’nin velayetinin müvekkilim olan anneye verilmesini ve  Müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için 1.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini, dava sonunda nafakanın iştirak nafakasına dönüştürülmesini talep ediyoruz.

12-Müvekkilim için 1.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini, tedbir nafakasının dava sonunda yoksulluk nafakası olarak devamını talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER:MK,HMK VE İLGİLİ MEVZUAT

DELİLLER:Nüfus kaydı,tanık beyanları,konuşma ve whatsapp kayıtları,vs.deliller

SONUÇ VE İSTEK:Yukarıda arz edilen ve sayın mahkemenizce resen belirlenecek nedenlerden dolayı;davacının müvekkile karşı açmış olduğu asıl davanın REDDİNE Bu süreçten sonra tarafların yeniden bir araya gelmeleri ve evlilik birliğini devam ettirebilme ihtimalleri bulunmadığından tarafımızdan açılmış olan boşanma davasının KABULÜNE.

Müşterek çocuk X’nin  VELAYETİNİN anneye verilmesine,

Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren  başlamak üzere aylık 1000 TL, müvekkilim davacı için dava tarihinden itibaren  başlamak üzere aylık 1000 TL tedbir nafakasının verilmesine, tedbir nafakalarının dava sonunda İŞTİRAK ve YOKSULLUK nafakasına çevrilmesine,

Müvekkilim maddi ve manevi açıdan bir işkence hayatı yaşadığından  müvekkil lehine 10.000 TL manevi tazminat, 10.000 TL maddi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin haksız olan davacı- karşılık davalı X’ya yüklenmesine karar verilmesini sayın mahkemeden saygıyla talep ediyoruz. tarih  

                                                           Av

[/ihc-hide-content].

Boşanmaya Cevap Ve Karşı Dava Dilekçesi -7-

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,4″ ihc_mb_template=”1″ ]

T.C.

ADANA X. AİLE MAHKEMESİNE

Dosya No:

DAVACI:

VEKİLİ:

CEVAP VEREN ve

KARŞI DAVA AÇAN

DAVALI                               :

KONU                                   : Dava dilekçesine cevap ve karşı dava dilekçemin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR                   :

Davacının dilekçesinde bildirmiş olduğu evlilik tarihi ve çocukların doğum tarihleri hakkındaki bilgilere bir diyeceğim yoktur.

Dava dilekçesinde zikredilen hususlar; abartılı, çarpıtılmış ve gerçekliği olmayan soyut iddialardan ibarettir. Davacı ile aramızdaki evlilikte eğer bir kusurlu var ise o da davacıdır. Davacı kusurlu ve evi terk eden taraf tır.

Davacı uzun yıllardır evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümlülüğüne hiçe saymaktadır. Sadece benim bilebildiğim kadarıyla 2010 yılı dolaylarında başka bir kadınla ilişki içerisindeydi. Bu ilişkinin akibeti hakkında bilgi sahibi olmasam da 2017 yılından beridir iş ortaklığı vesilesiyle tanıştıkları ve şuan halen birlikte olduğu …… ile ilişki içerisinde olup bu şahısla  Mart 2020’den beridir fiili evlilik hayatı yaşamaktadırlar.Bu hususta mahkemenize sunacağım tanık/tanıkların beyanlarının dinlenmesini talep ederim.

Davacı dava dilekçesinde her ne kadar 6.000 TL geliri olduğunu beyan etmişse de bu beyanı asılsızdır. Davacı özellikle Karşıyaka Belediyesi, İzmir Büyük Şehir Belediyesi gibi kamu kurumlarına taşeron olarak çalışmakta ve yüklü hakedişler kazanmaktadır. Müşterek konut olan ev davacının üzerinedir, araç sahibidir. Yaptığı işlerden yüklü alacakları vardır ve şuan dahi Zonguldak’ta bir proje çalışmaktadır. Ötesi, 2019 yılında …..’nın üzerine kayıtlı 188.000 TL değerinde araba almıştır. Tüm bunlar çerçevesinde kendisinin 6.000 TL gelire sahip olması hususu hayatın olağan akışına aykırıdır.

Davacı tarafından evliliğimizin büyük kısmında sürekli olarak hakaretlere, tehditlere, terslemelere, soğuk davranmalara ve sayısız psikolojik baskılara maruz kaldım. Fiziksel şiddete de maruz kaldım, özellikle yukarıda bahsettiğim davacının fiili evlilik hayatı yaşadığı şahısla ilgili olarak gösterdiğim sitemlere karşılık olarak çocuklarımın gözleri önünde şiddete uğradım.

Davacı yıllardır ev ve içerisindekilerle ilgilenmemektedir. Özellikle ….. ile ilişkilerinin başladıkları 2017 senesinden beridir bu durum süregelmektedir.

Dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine davacının boşanma istemi benden kaynaklı olmayıp …..’nın benden boşanıp kendisiyle evlenmesi yönündeki ısrarlarından doğmaktadır. Şöyle ki …..’nın Ocak 2020’de Diyarbakır’a gitmesini takiben davacı da Diyarbakır’a onun yanına gitmiş ve bir daha aile evine geri dönmeyip kendisine ayrı ev tutmuştur. Mart ayı itibariyle de …… söz konusu konuta yerleşmiş ve birlikte yaşamaya başlamışlardır.

Ben tüm bu yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddete, aşağılamalara, ve defalarca aldatılmama rağmen çocuklarımın özellikle reşit olmayanlar çocuklarımın bir aile yuvasında büyümeleri ve düzgün dürüst, örnek birer vatandaş olmalarını istemem sebebiyle boşanmak istemedim. Fakat kendisinin evliliğin devamı yönünde hiçbir zaman herhangi bir çabası olmamıştır.

Davacı, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine çocuklarımıza ara ara verdiği cep harçlıkları dışında ailenin gereksinimlerine, ortak harcamalarına ve rutin giderlerine katılmamaktadır.

Her ne kadar dava dilekçesinde benim anti sosyal, içine kapanık, dışarı çıkmayı, hayatı sevmeyen bir kişi olduğum iddia edilmişse de bu iddialar asılsızdır. Ailecek dışarı gezmeye, içmeye gidemeyiş sebebimiz davacının biz olmadan, tek başına ya da arkadaşları veya ilişki içerisinde olduğu kişilerle görüşmek istemesidir. Kendisinin ailecek gezme dolaşma talebi yoktur. Kişiliklerimiz aslında dava dilekçesinde bahsedilenin tam tersidir. Ben ne kadar sıcakkanlı, içten, samimi bir kişiysem davalı da o ölçü de her zaman soğuk, ufak tefek rutin konuşmalarda dahi ters cevaplar vererek diyalogu bitiren bir kişidir.

Davacı taraf her ne kadar benim cimri bir kişi olduğum iddiasını ima etmişse de bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Ben ülkemizin içerisinde bulunduğu güncel ekonomik durum çerçevesinde tutumlu davranıyor ve olası zaruri ihtiyaçlar için bazı lüks harcamaları erteliyorum fakat dışarıda gezmeye, para harcamaya karşı biri değilim. Yalnızca ölçülü hareket ediyor ve sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışıyorum.

Ayrıca davacının  15 senedir cinsel ve duygusal bağımız olmadığı yönündeki iddiası da temelsizdir. Ayrı oda ve yataklarda yatmaya başlama tarihimiz de 2005 olmayıp bu durumu kendisi istemiş ve çocuklarla da iddiasının aksine ben değil o kalmıştır. Bu duruma kanıt olarak sadece çocuklarımın doğum tarihlerine bakılması bile yeterlidir. Aramızda cinsel ve duygusal bağ kalmadan, ayrı odalarda kalırken 3 çocuk sahibi olmamız mümkün değildir.

Son olarak davacnın yaşadığı psikolojik sorunlar benden değil, halen fiili evlilik hayatı yaşadığı …. kaynaklıdır, psikiyatriste gitme sebebi ikili ilişkilerinden meydana gelmiştir.

HUKUKİ NEDENLER   : Türk Medeni Kanunu ve sair mevzuat

HUKUKİ DELİLLER    :

Daha sonra bildirilecek olan tanık/tanıklar

İleride delil sunma hakkım saklı kalmak kaydı ile her türlü yasal delil

Mali ve ekonomik durum araştırması,

SONUÇ VE İSTEM         :

1-)  Yukarıda ifade ve arz ettiğim hususlar göz önüne alınarak davanın reddedilmesini, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini,

2-) Açılan karşı davanın kabul edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini,

3-) Reşit olmayan müşterek çocukların velayetlerinin şahsıma verilmesini, davalının ekonomik durumu göz önünde bulundurularak karşı dava tarihinden itibaren çocuk başına …. TL tedbir nafakası belirlenmesi, davanın sona ermesiyle birlikte çocuk başına …. TL iştirak nafakasına çevrilmesini,

4-) Şahsım adına dava tarihinden itibaren ….. TL tedbir nafakasına, davanın sona ermesiyle birlikte ….. TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesini,

5-) Ortak konutun dava süresince şahsım ve müşterek çocuklar için tahsis edilmesi tedbirinin alınmasını

6-) Madden ve manen uğradığım zarar sonucu, davacı/karşı davalı aleyhine …… TL maddi …… TL manevi tazminata hükmedilmesini,

Yüce mahkemenizden saygılarımla arz ve talep ederim.(tarih)

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          Davalı/Karşı Davacı

[/ihc-hide-content]

Mahkeme Karşı Dava Hakkında Karar Vermelidir

Davalı-davacı kadın karşı dava dilekçesi ile eşya talebinde bulunmuştur. Kadının bu talebi ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (2016/8416 E.  ,  2017/14452 K. )

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Son düzenleme tarihi 11 Eylül 2020 10:09

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.