Boşanma Karşı Dava Dilekçesi

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -1-

ADANA 4. AİLE MAHKEMESİNE

 

DAVALI-KARŞI DAVACI:

VEKİLİ : Adana Boşanma Avukat Saim İncekaş

DAVACI-KARŞI DAVALI: 

KONU: Davacının davasına cevap dilekçemiz ve karşı dava  Dilekçemiz.

AÇIKLAMALAR:

Davacının yukarıda esas numarası beyan ettiğimiz dava  dilekçesinde öne sürmüş olduğu iddialar gerçek dışıdır. Davaya cevap dilekçemiz ve Karşı dava dilekçemizdeki beyanlarımız aşağıdaki gibidir.

Müvekkil Evlilik Birliği İçerisinde Üzerine Düşen Sorumlulukları Yerine Getirmiş Olup İş Bu Boşanma Davasının Açılmasına Davacı/Karşı Davalının Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılmasına Yol Açan Davranışları Sebep Olmuştur.

Davacı tarafından  açılan huzurdaki boşanma davası davacı tarafın evlilik birliğini temelden sarsan kusurlu davranışları sebebiyle açılmıştır. Bu hususta davacı tarafın müvekkilin tam kusurlu tutum ve davranışlarda bulunması sebebiyle evlilik birliğinin temelden sarsıldığını iddia etmesi, soyut iddiadan öte bir değer taşımamaktadır. Zira müvekkil gerek evlenmeden önce gerekse evlendikten sonra boşanma davasına konu evliliklerinde bir eş ve bir baba olarak üzerine düşen sorumlulukları layıkıyla yerine getirmiştir. Bir baba olarak ise hala sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmektedir. Müvekkil davacı tarafın iddialarının aksine ailesine şefkatle ve merhametle yaklaşmıştır. Davacı-karşı davalının  iddialarının  aksine eşi ve çocuğuna ihtiyaçları için sürekli gerekli parayı vermiş ve müşterek konutun tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır.  Bu hususta müvekkilimiz lehine tanık beyanları mevcuttur. Bilahare sayın mahkemenize sunulacaktır. Bu nedenle müvekkilimiz, maddi ve manevi anlamda eşi ve çocuğuyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiği için davacının iddiaları kabule şayan değildir.

DAVACI DİLEKÇESİNDE ” EVLENMEDEN ÖNCE YAPILAN BİR HATANIN TELAFİSİ OLARAK DAVALININ KENDİSİYLE EVLENDİĞİNİ” BEYAN ETMİŞTİR. ANCAK TARAFIMIZCA BU HUSUSUN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Müvekkilİmiz, davacı-karşı davalı ile 4 yıl süren bir flört döneminden sonra karşılıklı istekle evlilik kararı almıştır. Nitekim davacı evlenmeden önce hamile kalarak zorunlu bir evlilik yaptığını iddia etmiş olsa da, öncelikle bu durum davacı-karşı davalının müvekkilimizi kandırarak korunmasız ilişkiye girmesi nedeniyle meydana gelmiştir. Müvekkil evliliklerinden önce davacıyı kesinlikle birlikte olmaya zorlamamıştır. Aksine davacı- karşı davalı bu noktada müvekkilimizi zorlamıştır. Ayrıca evlenmeden önce davacı-karşı davalı çocuk sahibi olmak istediğini her zaman dile getirmiştir.  Nitekim günümüz teknolojik gelişmeler ışığında istek dışında hamile kalınamayacağı ortadadır. Hatta 6 aylık bir hamilelik sürecinden sonra evlilik kararı alındığı ve bu nedenle de 2018 yılında gerçekleştirilen evlilik hata nedeniyle değil sevgi nedeniyle yapılmıştır. Davacı-karşı davalı müvekkilimizle evlendikten sonra tutum ve davranışlarını değiştirmiş ve müvekkilimiz ile ailesine olan saygısını yitirmiştir. Söz konusu evlilik süresi içerisinde davacının sergilediği tutum ve davranışlar sebebiyle taraflar anlaşamamış ve evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma kararı alınmıştır.  Esasen  evlilikte müvekkilin telafi edeceği bir hatası olmamış, taraflar kendi isteği ile anlaşmalı olarak evlenmişlerdir. Davacı tarafın bu hususa ilişkin iddiaları tamamen hayal ürünüdür.

Davacı taraf, dilekçesinde MÜVEKKİLİN  DÜĞÜN YAPMADAN VE DAVACININ HİÇBİR HAYALİNİ YERİNE GETİRMEDEN NİKAH KIYDIĞINI VE GENÇ BİR KIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR HUSUS OLDUĞUNU AYRICA EVLENMEDEN ÖNCEKİ  VAATLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİNİ BEYAN ETMİŞTİR.

Bu beyanların tarafımızdan  kabulü mümkün değildir. Nitekim evlenmeden önce müvekkilimiz davacıya hiçbir vaatte bulunmamıştır. Davacı-karşı davalı, müvekkilimize sadece sade bir nikah töreninin kendisi için yeterli olacağını beyan etmiştir. Ayrıca davacı müşterek çocuğu kullanarak adeta müvekkili kıskaca alarak evliliğe zorlamıştır.  Evlilik süresince ise madden de fazlasını isteyen davacının müvekkil tarafından bir sürü vaatlerde bulunduğu sebebiyle söz konusu evliliği maddi kaygılar güderek yaptığı iddiası da izaha muhtaçtır.  Ayrıca davacı müvekkilin vaatleri doğrultusunda değil müvekkili kendine bağlamak için evlilik birliğine evet demiştir. Buna rağmen kandırıldığını beyan ederek büyük bir çelişkiye düşmektedir. Yaptığımız açıklamalar neticesinde görüleceği gibi davacı-karşı davalı soyut ve ispattan yoksun iftira niteliğinde iddialarda bulunmuştur. Bunların tarafımızca kabulü mümkün değildir

Tamamıyla ispattan yoksun ve suç bastırma mantığı ile  hazırlanan ve somut gerçeklikten uzak genel geçer ifadeler ile hazırlanmış dava dilekçesindeki iddiaların hiç birini kabul etmek mümkün değildir. Bununla birlikte karşı tarafın bu iddialarını ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafın iddia ettiği gibi zorla birlikte olan bir kişinin evlenip çocuk sahibi olması ve onunla birlikte 1 yıl beraber hayat sürmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Zaten bununla ilgili de müvekkilimiz hakkında şu ana kadar açılmış herhangi bir  şikayet ya da soruşturma da bulunmamaktadır. Yeni tarihli bir suç duyurusunda bulunulsa dahi bu da iş bu davaya delil üretme  çabasından başka bir şey değildir.

Müvekkil Davalı Eş, davacıya karşı Sadakatsizlik olarak nitelendirilecek herhangi bir davranışta bulunmamıştır. Davacının bu yöndeki iddiaları da tamamen asılsızdır.

Davacı müvekkilimizin kendisini darp ettiğini ve aldattığını da iddia etmiştir. Ancak bu iddiasına delil olarak da herhangi bir darp raporu, mesaj içeriği ya da başkaca herhangi bir delil sunamamıştır. Bu husus bile davacının müvekkilimize sürekli olarak ne kadar şüpheci yaklaştığını ve kendi kafasında yaptığı kurgular ile müvekkilimizin yaşamına müdahalede bulunduğunu gösterir niteliktedir.

Davacı, müvekkil hakkında “evlendikten sonra başka kadınlar ile birlikte olmakta ve tarafıma ihanet etmektedir, Fatmanur  ve Nermin  isimli kadınlar ile  aldatmıştır. ” şeklinde  beyanlarda bulunmuştur. Bu ithamların tarafımızdan kabulü mümkün değildir. Nitekim davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği isimler müvekkilimizin eskiden beri tanıdığı arkadaşlarıdır. Bu iftiralar bu şahısları da ziyadesiyle üzmüştür. Müvekkil ile olan ilişkileri bundan ibaret olup davacı tarafın fazla kıskanç tutum sergilediği ortadır. 

DAVACI TARAF MÜVEKKİL TARAFINDAN AİLESİYLE GÖRÜŞTÜRÜLMEDİĞİNİ VE SAYGISIZ BİR TUTUM SERGİLEDİĞİNİ EVLİ KALDIKLARI SÜRE BOYUNCA TELEFON DAHİ KULLANDIRMADIĞINI İDDİA ETMİŞTİR.

Bu beyanların tarafımızdan kabulü mümkün değildir. Davacı tarafın ailesi ahlaksız bir yaşam sürmektedir. Buna ilişkin tanık beyanlarımız mevcut olup bilahare bildirilecektir. Buna rağmen müvekkilimiz davacı-karşı davalının ailesiyle görüşmesi için tüm imkanlarını sefreber etmiştir. Davcı-karşı davalının telefonu bzoulmuş bunun  üzerine müvekkiliizin annesinin telefonu içinde müvekkilimizin babasının adına hat kayıtlı olduğu halde davacı-karşı davalıya verilmiş ve annesi ile görüşmesi sağlanmıştır. Buna ilişkin gerekirse telefon kayıtları celbedilebilir.  Bu nedenle davacı-karşı davalınını iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerle davacının davasının reddi gerekmektedir.

KARŞI DAVAMIZA İLİŞKİN BEYANLARIMIZDIR

DAVACI/KARŞI DAVALI EŞ EVLİ KALDIKLARI SÜRE BOYUNCA BUNALTICI BOYUTTA FAZLA KISKANÇLIK SERGİLEMİŞTİR.

Nitekim davacı karşı- davalı dava dilekçesinde bahsettiği ve iftira attığı iki bayanla müvekkilin haberi yokken  rızası olmadan konuşmuş, müvekkilimizi insanlara karşı zor durumda bırakmıştır.  Eşlerin müşterek bir yaşamı sürdürmesi için saygının gerekli olduğu gerek toplumsal bir değer olarak, gerekse kanunen kabul görmüş bir gerçektir. Kıskançlık ise eşler tarafından aşırıya kaçıldığında, kıskanılan tarafın sosyal hayatına, duygusal yönüne hatta iş hayatına zarar verebilen bir davranıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, aşırı kıskançlığı kararlarında irdeleyerek evlilik birliğini sarsıcı bir neden olarak değerlendirmiş ve duygusal şiddete yönelik bir davranış olarak uygulamada kabul etmiştir:“davacı-davalı kadının da eşini sürekli azarlayıp küçük düşürücü sözler söylediği, aşırı kıskançlık gösterdiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre erkek de dava açmakta haklıdır. Öyleyse erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” (Y.2.Hukuk Dairesi 2015/7797 E.2015/23163 K.) Karardan da anlaşılacağı üzere, Yargıtay aşırı kıskançlığı bir boşanma sebebi olarak kabul etmektedir.

Yargıtay, aynı zamanda aşırı kıskançlığı kıskanılan tarafın kişilik haklarına saldırı olarak da değerlendirmektedir. “ … davalı erkeğin de eşine karşı aşırı kıskançlık gösterdiği, hakaret ve tehdit ettiği anlaşılmaktadır … Boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin, yukarıda açıklanan sebeple ağır kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir” (2. Hukuk Dairesi 2015/7797 E.,2015/23163 K.)

Tüm bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, aşırı kıskançlık evlilik birliğini sarsacak nitelikte bir davranış olduğundan boşanma sebebi olarak kabul edilebilir.

Müvekkil Davacı/Karşı Davalının Olağan Giyimine Müdahale Etmeyip Olağan Giyim Sınırını Aşan Kıyafetinin Olduğu Fotoğrafın Herkesçe Görülmesinden Rahatsız Olarak Fotoğrafın Kaldırılmasını Talep etmiştir. Kıyafeti Giymemesi Gerektiğine İlişkin Bir Beyanı Söz Konusu Değildir.

Davalının, müvekkil eşinin dekolteli fotoğrafının alenen görünmesinden rahatsız olduğu için davalıdan bunu kaldırmasını istediği sabittir. Bu durumdan müvekkilin davalının olağan giyimine karıştığı ve baskı yaptığı sonucunun çıkarılması davalı tarafın aleyhe olan delilin üzerini kapatma gayesinden başka bir şey değildir. Zira evlilik birliği içerisinde, hayatın olağan akışı gereği, eşlerin birbirlerinden bu tarz istekleri olabilmektedir. Bu hususta yanında dahi olmayan eşinin dekolteli fotoğrafının herkes tarafından görülmesini istememesi müvekkilin eşine olan bağlılığının göstergesidir. Kaldı ki müvekkil eşine karşı evlilik birliğini sarsacak bir kıskançlık tutumu sergilememiştir. Şayet böyle bir kıskançlığı bulunsa idi eşinin çalışmasına dahi müsaade etmezdi. Müvekkil davalı tarafça iddia edildiği üzere eşinin olağan giyimine karışmamıştır. Kaldırılmasını istediği fotoğraftaki kıyafetolağan giyim sınırları dışında dekolteli bir kıyafettir. Müvekkilin namusu olan eşinden bu hususta istekte bulunması kabul edilebilir bir talep olup davalının bu konudaki iddiaları tamamen asılsızdır.

Davacı/Karşı Davalı Eş Müvekkilin Ailesine Hakaret Etmektedir.

Davalı tarafından müvekkilin annesine dava dilekçemiz ekinde bila bildireceğimiz tanık beyanlarımızla da açık bir şekilde görüldüğü üzere “ananın g.. yaşayamam daha ne kadar yapayım bıktım inan, bıktım yeter artık, bu nasıl hayat, bu nasıl ana baba”ifadeleriyle hakaret ettiği ortadadır. Bu ifadenin yanında müvekkilin ailesine sözlü olarakda birçok kez hakaret edilmiştir. Bunlara rağmen davalı tarafından hiçbir zaman müvekkilin ana-babasına hakarette bulunulmadığının iddia edilmesi kabul edilemez. Bu husus evlilik birliğinin temel sarsıldığının  takdiri sayın  Mahkemenizindir. Ayrıca müvekkilin ailesinin ne davalıya ne de davalının ailesine karşı kötü bir davranışı olmamış, iddia edildiği gibi davalının annesini hiçbir şekilde kötülememiştir.  Müvekkilin ailesinin evlilik birliğine herhangi bir müdahalesi olmadığı gibi müvekkil de her durumda eşine destek olmuştur. Bu hususta davalının öne sürdüğü iddiaların hiçbir dayanağı yoktur. Zira davacı/karşı davalıya asla şiddet uygulanmamış ve kendisi tehdit edilmemiştir. Esasen müvekkilin ailesinden ziyade evlilik birliğini çekilmez hale getiren davalının kendi annesidir. Zira kendisi müvekkil ve eşine huzur vermemiştir     

Müvekkilimiz evli kaldığı süre boyunca eşine karşı bütün sorumluluklarını yerine getirmiş ve mevcut olan evliliğini devam ettirmek adına her türlü fedakarlıkta bulunmuştur.

Ancak müvekkilimizin bunca çaba ve gayretine rağmen davalı tarafın mevcut kıskançlığı, savurgan hayatı müvekkilimiz ve müşterek çocuk açısından çekilmez bir hal almıştır.

Davacı-karşı davalı taraf bu hususta eksik kalmasın mantığı ile atılabilecek ne kadar iftira varsa hepsini müvekkilimiz aleyhine sıralamış ancak hiç birine ilişkin somut bir vaka ve ispat sunamamıştır. Davacının dava dilekçesi tamamen kusur bastırmaya yönelik bir girişim olarak ikame edilmiştir. Yargılama aşamasında bu durum net olarak ortaya çıkacaktır.

SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; davamızın kabulüne, karşı dava yönünden davanın reddi ile,davacı/karşı davalı ile müvekkilin boşanmalarına, davacı/karşı davalının velayet talebinin kabulüne, davacı/Karşı davalı aleyhine, müvekkilimiz lehine 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. 10/04/2019

                                                                            Davalı/Karşı Davacı Vekil

                                                                                Av

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -2-

ADANA 8. AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVALI – KARŞI DAVACI   : 

 

VEKİLLERİ                            :

DAVACI – KARŞI DAVALI   :

VEKİLİ                                    :

 

KONU                                       : Davaya cevaplarımızın ve karşı davamızın sunulmasıdır.

 

AÇIKLAMALAR                    :

 

DAVAYA CEVAPLARIMIZ   :

 

1-)Müvekkilim ile davalı tanışmalarının üzerinden yaklaşık 1 ay geçtikten sonra … tarihinde evlenmişlerdir. Evlendikten sonra müvekkil ve eşi yaklaşık 5 ay müvekkilin ailesi ile birlikte … mahallesinde bulunan evde yaşamışlar daha sonra ayrı evlerine çıkmışlardır. Aile ile ortak yaşanan bu 5 ay süresince evlilik içinde  hiçbir anlaşmazlık yaşanmamıştır. Tanışmalarının üzerinden bir ay geçtikten sonra davacının müvekkile kaçmasıyla gerçekleşen bu evlilikte ev bulma, hayatlarını düzenleme amacıyla bir süre müvekkilin ailesinin yanında yaşamışlar daha sonra davacının da isteği üzerine aynı mahallede … TL kirayla ayrı eve taşınmışlardır. Müvekkil ve eş bu evde 3 ay yaşamıştır. Sonrasında … TL kira ile yine aynı mahallede başka bir eve taşınmışlardır. Bu süreçte tüm ev kiraları, taşınma masrafları, faturalar müvekkilim tarafından ödenmiş, evin ve eşinin tüm ihtiyaçları müvekkilim tarafından karşılanmıştır. Zaten evlilik birliği süresince müvekkilim düzenli bir işte çalışırken, … hanım ev hanımı olup maddi bir geliri de bulunmamakta idi.

 

2-)Bu konutta yaşamaya başlamalarından 3 ay sonra davacı …’ın babası vefat etmiş, bunun üzerine davacı … bir süreliğine annesinin yanında kalmaya gitmiştir. 10-15 gün kadar annesiyle kaldıktan sonra … müvekkile …’dan ev tutup bu evde müvekkil kendisi ve annesinin üçünün birlikte yaşamasını teklif etmiştir. Bunun üzerine müvekkil babasının ölüm acısını yaşayan eşinin ve kayınvalidesinin iyiliği için … da aylık … TL kira ile bir ev tutmuştur ve üçü birlikte yaşamaya başlamıştır.

Davacı yan evliliğin başından itibaren her akşam 2-3 saat süren tartışmalar yaşandığını söylemişse de müvekkilin ailesi kendi evlerinde yaşadığı süreçte bir tartışma yaşanmadığına tanıktır. Müvekkilin babasının tanıklığı da bu hususu kanıtlayacaktır.  Davalının annesiyle birlikte yaşamaya başladıktan sonra yani … yılı … ayında taraflar arasında tartışmalar yaşanmaya başlamıştır. Ancak bu tartışmalarda aşağılanan, hem eşi hem annesi tarafından hakarete uğrayan müvekkilim olmuştur. Bu husus da tanık beyanlarıyla ispatlanacaktır. Bu kavgalar sonunda annesinden de destek alan davalı müvekkilimi ortak konuttan kovmuştur.

 

3-)Müvekkilin psikiyatrik veya nörolojik hiçbir hastalığı bulunmamaktadır. Müvekkil eşini çok sevdiği için bu kadar kısa sürede evlenmiş ve hemen bir çocukları olmasını istemiştir. Eşine hamileyken veya değilken kesinlikle fiziksel şiddet uygulamamıştır. Davacı yan kusurlu olduğu için tazminat talebini desteklemek amacıyla bu iddialarda bulunmaktadır.

 

4-)Davalının müvekkilin sağlığıyla ilgili iddiaları gerçek dışıdır. Müvekkilimin ne denli sakin ve anlayışlı bir insan olduğu dilekçemiz ekinde sunduğumuz taraflar arasındaki mesajlaşmalarda sergilediği tavırdan ve ifadelerden de açıkça anlaşılacaktır.  Aksine öfke kontrolünü sağlayamayan, sinirli ve fevri tavırlar gösteren, müvekkilimi sürekli tahrik eden, kişiliğini rencide eden davacıdır. Müvekkile sürekli aşağılayıcı sözler sarf eden ve hakaret eden davacıdır. Ancak müvekkilim kesinlikle eşine şiddet uygulamamıştır. Davacı müvekkile hakaretlerde bulunmuştur.

 

5-)Müvekkilin davacının dış görünüşüyle alay ettiği iddiası da gerçek dışıdır. .Hem davacı da bulunan çikolata kisti hastalığının tedavisi için hem de hamile kalabilmesi için kilo vermesinin gerekli olduğunu davacının kendi kadın doğum doktoru söylemiştir. Müvekkil de bunun üzerine senin sağlığın için gerekliyse kilo vermen iyi olur demiştir. Kesinlikle bu konuda alay söz konusu değildir.

6-) Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, öncelikle, eldeki asılsız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.

7-) Belirtilen koşullar altında, sözü edilen şahıs üzerinden müvekkilemize yöneltilen iddiaların, asılsız olmalarının yanı sıra, son derece çirkin ve önyargılarla dolu olmaları nedeniyle, davacı eşe karşı aşağıda ayrıntılarını sunduğumuz karşılık davayı açmak zorunlu hale gelmiştir.

 

KARŞI DAVAMIZ                   :

 

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİMİZ HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARIMIZ:

 

Haksız yere yöneltilen bu suçlamalar, müvekkilimizin kişilik haklarına alenen saldırı oluşturmaktadır. Bunun yanında çocuğunun annesi olan .. yıllık eşinin kendisine yalanlar söylemesi, kendisini uzun süredir bir başkasıyla aldatması ve müvekkilimize sokak ortasında anlamsızca suçlamalarda bulunup tokat atarak rezil etmesi gibi olaylar neticesinde müvekkilimiz duygusal bir çöküntü yaşamıştır. Bu nedenle, müvekkilimiz lehine … manevi tazminat talep ediyoruz.

 

HUKUKİ NEDENLER           :4721 S. K. m. 166, 174, 4787 S. K. m. 4, 6100 S. K. m. 132, 133, 134, 240, 266.

 

HUKUKİ DELİLLER             :

 

1-)Nüfus kayıtları

2-)Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması

3-)Müvekkile ait banka kayıtları, kredi ödeme planı

4-)Tanık anlatımları

5-)İbrazı mümkün her tür yasal delil

 

SONUÇ VE İSTEM                 :

 

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-)Müvekkilimize karşı açılmış bulunan asıl davanın reddi ile bu dava sebebiyle doğacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,

2-)Müşterek çocuğun velayetinin çok küçük olması sebebiyle davacıya verilmesine, müvekkilimizle münasebetinin mahkemenizce düzenlenmesine,

3-)Karşı davamızda Müvekkilimiz lehine … TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine,

4-)Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla dileriz. 05.06.2017

 

                                                                                     DAVALI – KARŞI DAVACI

                                                                                                    VEKİLİ

                                                                                                 AD SOYAD

Boşanma Karşı Dava Dilekçesi -3-

ADANA ( ) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE      

                                                                                       

Dosya No                               :

Cevaba Cevap Veren

Davacı (Karşı Davalı)         : 

Vekili                                      : 

Davalı (Karşı Davacı)         : 

                                       

Vekili                                      : 

Konu                                      :Cevaba cevaplarımızın ve açılmış olan Karşı davaya ilişkin cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

Açıklamalar               :

Davalı (karşı davacı) tarafın dilekçesindeki asılsız iddia ve beyanları kabul etmediğimizi bildirerek açmış olduğumuz davaya ilişkin cevaba cevap dilekçemiz ile karşı tarafın davasına ilişkin cevap dilekçemizi süresi içinde sunuyoruz.

Şöyle ki; Davalıya karşı açmış olduğumuz boşanma davasının temel dayanağı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle şiddetli geçimsizliktir. Buna yönelik iddialarımızı içeren ispatlarımızı aşağıda belirteceğiz. Bununla beraber davalı müvekkil aleyhine sadakat yükümlülüğünü ihlal konulu karşı dava açmıştır ancak bu asılsız ve çirkin iftiraya varan iddiaları için hiç bir delile dayanmamıştır bu sebeple karşı dava dilekçesi gerek usul gerek esas yönünden hukuka aykırıdır, buna ilişkin açıklamalarımız ise dilekçemizin ikinci bölümünde yer alacaktır.

Cevaba Karşı Cevaplarımızın Sunulması

Öncelikle belirtmek isterim ki; Müvekkilin evlendiği günden bugüne evliliğinin hayatın olağan akışına uygun bir evlilik olmadığını, eşinin kendisini eş olarak görmediğini eşinin ailesinin kendisine aile olamadığını dava dilekçemizde de ifade etmiştik. Davacı akraba evliliği yapmış,eşinin kendisini beğenmediğini istemediğini farkettiğinde eşiyle el ele verip bu sorunu çözmek için mücadele etmiş ancak tüm çabalarının sonuçsuz kaldığı yetmezmiş gibi gerek eşinden gerek onun ailesinden şiddete maruz kalmıştır.Müvekkil eşinin ailesiyle beraber aynı evde evliliğini yürütmeye çalışmıştır. Yeri gelmiş eşinin kız kardeşlerinden oklavayla dayak yemiş yeri gelmiş kayın pederinden traktörün arkasına bağlanıp sürükleneceğinin tehdidini işitmiştir. Erken yaşta evlendiği sebebiyle yaş küçüklüğünü fırsat bilen davalı, müvekkile psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayarak adeta ailesinin de bulunduğu evin hizmetçisi konumuna getirmiştir.

Davalı ve ailesi müvekkilin akrabası ve bulundukları yer küçük bir yer olduğu için ailesine laf gelmesin bakış açısıyla müvekkilim tüm bu zulümlere sessiz kalmıştır suç duyurusunda bulunmamıştır. Zamanla alışması gerektiğini düşünerek davalının düzeleceğine inanarak ailesinin de desteğiyle evlilik birliğini devam ettirmeye çalışmıştır.

Davalı (karşı davacı) tarafın alkol kullandığına dair ve kötü muamelede bulunup  hakaret ettiği hususundaki beyanlarımız davalı eş ile geçinmenin zor olduğunu ve arkadaş çevresi ile vakit geçirdiği ortamların aile hayatına uygun olmayışı nedeniyledir. Herkes istediği gibi yaşamakta istediğini içmekte özgürdür. Ancak müvekkil ile davalı evlilik birliği içindeyken birbirlerine saygı ve ortak hayat sözü vererek hayatlarını birleştirmişlerdir. Davalı(karşı davacı) özellikle alkol kullandığı zamanlarda  öfkesini kontrol edemediği için müvekkile hakaretlerde bulunup şiddet uygulamış ve eve geç saatlerde geldiği için ailesiyle ve çocuklarıyla ilgilenmemiştir. Davalı artık Alkol kullanmadığını, geçmişte kullandığını ancak artık içmediğini belirtmişse de bu hastalığından dolayı tedavi olduğuna dair herhangi bişey delil olarak tarafımıza sunulmamıştır. Alkol kullandığına ve bu ortamının sıradan alkol kullanan medeni insanların ortamlarından farklı bir hayat tarzı olduğuna ve alkol kullanımına ilişkin ölçülülüğün olasılıkla kaçırılacağına delil hususlar ise müvekkilimizde bulunan fotoğraflar ve facebook kayıtları ile sayın mahkememize sunulacaktır.( DELİL -1 fotoğraflar ve facebook gönderileri ekran görüntüsü)

3 yıl önce gerçekleşen ayrılık sebebi ise tamamen davalı (karşı davacı) ve ailesinin sebep olduğu hususlar nedeniyledir. Şöyleki; davalı (karşı davacı) taraf çalışmak için sürekli şehir dışına giden (İstanbul, Antalya, İzmir ) ve gittiği yerlerde aylarca duran hatta bu süre zarfında başka kadınlarla beraber olan ve sadakat yükümlülüğüne asıl aykırı davranan taraf olup müvekkilimizin tahammül sınırlarını zorlamaya başlamıştır.Müvekkil artık eşinden gördüğü şiddete ve ailesinden gördüğü baskıya sessiz kalmadıkça davalı üzerine daha da çok gitmeye başlamıştır.Yine bir gün müvekkil, davalıya başka kadınlarla konuştuğunu ailesine söyleyeceğini ifade etmesi üzerine davalının kendi ailesini arayarak müvekkili evden kovmalarını istemiştir. Davalının kızkardeşleri müvekkili döverek evden kovmuşlardır.Davalının amcaoğulları Hasan Garip eve çağırılarak müvekkili kendi evlerine götürmeleri istenmiştir. ÇÜNKÜ MÜVEKKİLİN EVİ TERK ETTİĞİ İDDİA EDİLEN X TARİHİNDE, KENDİ AİLESİ X OLAN MÜVEKKİL “KOVMAYIN” DESE DE ONLAR “AİLEN YOKSA DA GİT NERDE KALIRSAN KAL” DEMEK SURETİYLE MÜVEKKİLİ AİLE KONUTU OLAN KENDİ EVLERİNDEN AİLEDEN BİRİNİN EŞLİK DE ETMESİYLE KOVMUŞLARDIR. Müvekkil bir süre davalının ailesinin zoruyla davalının amcasının evinde tutulmuştur. Bir süre sonra müvekkili zorla davacının dayısının kızı olan x evine bırakmışlardır. Burada zorla kalan müvekkil ailesi Bursadan döndüğünde ailesinin yanına gitmiştir. (Delil: 2 Tanık beyanı)

Davalı, müvekkilin çocuklarıyla ilgilenmediğini evi terkettiğini çocuklarına sevgi göstermediğini beyan etmişse de tüm bunlar gerçekten uzaktır. Müvekkil çocuklarının doğumgünlerinde bile onlarla gizlice görüşmüş ve pasta alıp kutlama yapmıştır. Davalı altı ay şehir dışında , altı ay evinde yaşayan bir işte çalışırken çocuklarıyla ilgilenen müvekkildir. Ancak evden kovulduğunda çocuklarının da kendisine gösterilmeyeceği babannenin çocuklarla ilgileneceği çocuklarına hasret kalacağı yönünde davranılmıştır. Çocuklar anneleriyle görüşebilmek için evden kaçarak anneannelerinin evine gelip oradan akşamları tekrar babalarının evlerine dönerek hayatlarını devam ettirmişlerdir.Davalı , evliliğinin daha henüz başlarındayken İzmir’de çalıştığı dönemde ….. isminde bir kadınla beraber yaşadığı ve kadının da kendi evlilik birliğini bozup boşanmalarına sebep olduğu,kadının eşinin davalıya ulaşıp hakaretlerde bulunduğunu ailesi ve arkadaşları tarafından bilinmektedir.Davalı bu sebeple numarasını bile değiştirmiştir.Ancak müvekkile karşı şiddeti bu dönemlerde ortaya çıkmıştır.Uzak kaldığı döenmlerde eşini aldatan davalı müvekkilin de kendisi gibi bir hayat sürdüğünü düşünerek yanılmış ve iftira atmıştır. Davalı eve döndükten sonra eşine daha kötü davranarak onu beğenmediğini dile getirmiş ve ettiği hakaretlerle de sınırlı kalmayan davalı(karşı davacı) taraf müvekkile sinirlendiği için onu kendi evinde başka bir odaya kilitleyerek müşterek kullandıkları eve başka bir kadını getirmiştir üstelik bu durumu kimseye söylememesi konusunda tehditte bulunmuştur. Ancak bu olayı kaldıramayan müvekkil durumu abilerine anlatmıştır. Ve bu sebeple aralarında çıkan kavga büyümüştür.Ailesi bu şekilde hor görülen ve sevgi gösterilmeyen müvekkili eşi gelip özür dileyinceye kadar beklemesi yönünde ikaz etmiştir.Ancak geçen süre boyunca bir kez bile özür dilemeyip davalı daha da kötü bir hayat sürüp çocuklardan da uzak tutmuştur müvekkili ( DELİL-3 Tanık Beyanları)

Tüm bunların yanında ayrıca müvekkilimiz davalı (karşı davacı) tarafın ailesiyle yaşamak zorunda bırakılan müvekkilim, davalı (karşı davacı) tarafın kız kardeşleri tarafından oklavayla dövülmüş ve kayınbabası tarafından ‘traktörün arkasına bağlayıp süründürmeli’ tarzında tehdit ve hakaretlere maruz bırakılması sebepleriyle müvekkilimizin dayanamayıp evi terk etmesine tüm bu olaylar sebep olmuştur.(DELİL-4 Tanık Beyanları)

Müvekkilimizin 3 yıl ayrı durup bu süre zarfında boşanma davası açmama sebebi bunu dile getirdiğinde karşı tarafın “anlaşmalı boşanalım sana bir şey vermek istemiyorum.” Tarzındaki sözleri olup müvekkil ile  akraba olmaları sebebiyle husumetin daha fazla büyümesine engel olmaktır. Müvekkil karşı tarafın önerisini kabul etmiş ancak müvekkilimizin 3 yıldır beklemesine rağmen karşı taraf dava açmamış ve müvekkilimizde evlilik devamının mümkün olmamasına gün geçtikçe daha çok inanması sebebiyle davayı açmaya karar vermiştir.

Davalının iddia ettiği gibi olmayarak müvekkilimizin İstanbul’a gitme sebebi ailevi nedenler olup, ablasının hasta olması dolayısıyla onu ziyaret etmek amacıyladır. Müşterek çocuklarına sahip çıkmadığı hususları da davalı(karşı davacı) tarafından müvekkilimiz üzerine atılmış bir iftiradır. Karşı taraf müsaade ettiği takdirde müvekkilim her zaman çocuklarıyla ilgilenmiş hatta çocukların okul harçlıklarını dahi müvekkil anne, kendi anne ve abisinden para isteyerek karşılamaya çalışmıştır. Ve müşterek çocuklar babadan çok babaanneyle zaman geçirmekte hatta babalarını çok az görmektedirler ve gördüğü zamanlarda da çocuklarıyla iletişim kurmayan, onlarla ilgilenmeyen sorumsuz bir baba figürü görmektedirler.Bu sebeplerle çocukların velayeti anneye verilmelidir.Yaşları henüz küçük olan çocukların okul çağında olmalarıyla beraber, ödevlerine yardım edilmesi gereken, anne şefkatine ihitiyaç duyulan,kıyafetlerini dahi kendi kendilerine giyemedikleri bir çağda babalarının da uzun zaman şehir dışında çalıştığı bir evde bulunmalarındansa anneleriyle yaşamaları daha hukuka uygun olacaktır.Müvekkilin çocuklarını görmesine izin verilmediği sebebiyle, daha iyi koşullarda yetişmeleri için ve baba sevgisi görmeyen çocukların anne sevgisinden de mahrum edilmemesi için gerekli bir husustur velayetin anneye verilmesi.

Karşı taraf daha önce de belirttiğimiz gibi 5.000 TL aylık maaş almaktadır fakat bir kısmını elden alması sebebiyle bu hususu inkar etmektedir. Üstelik aldığı paraları alkole yatırması dolayısıyla istediğimiz tutarlar fahiş tutarlar olmayıp gayet makuldur.

Karşı Davaya Cevaplarımızın Sunulması

Öncelikle belirtmek isteriz ki , davalı (karşı davacı) tarafın karşı dava dilekçesinde sunmuş olduğu asılsız ve mesnetsiz hususların tarafımızca kabulü mümkün değildir.  Önemle belirtmek isterim ki davalı (karşı davacı)nın, müvekkilin kendisini aldattığı ve eski erkek arkadaşlarıyla görüşmeye devam ettiği iddiası tamamen hayal ürünü olup müvekkilimize atılmış iftiralardan ibarettir. Somut hiçbir dayanağı bulunmayan hususlardır. Karşı dava adeta iftira niteliğinde olup ispat edilmesini talep ediyoruz.

Üstelik evliliğin asıl bitme sebepleri yukarıda saydığımız gibi tamamen davalı(karşı davacı) tarafın kusurundan kaynaklanmaktadır. Hem sadakatsiz davranmış hem kendisi hakaretlerde bulunmuş, hem de müvekkilimin tüm istemlerine ragmen müvekkilimi ayrı bir eve çıkarmaması dolayısıyla davalı(karşı davacı) tarafın ailesinin kötü söz ve hakaretlere maruz kalmasına sebebiyet vermiştir. Mahkemenizce de bilindiği üzere Yargıtay eşe bağımsız konut sağlanmamasını boşanma sebebi olarak görmektedir. Bu konuda Hukuk Genel Kurulunun 2012/2-1159 E ve 2013/471 K sayılı 10.04.2013 tarihli kararı emsal teşkil edecek niteliktedir.

Son olarak davalı(karşı davacı) müvekkilimiz boşanma davası açtıktan sonra mobil cihazından eski eşinin numarasına erişimi engellediği sebebiyle müvekkilime; arayıp ulaşamadığı için mesaj atarak “kiminle konuşuyorsun saatlerdir şerefsiz” diyerek rahatsız etmekte ve aynı akşam alkol alıp “Handan’ı kaçıracağım” şeklinde mahallelerinde konuşmalar yapmaktadır.( DELİL-5 Davalı(karşı davacı) tarafın müvekkilimize telefondan gönderdiği mesaj içeriği )

Hukuki Nedenler                  : HMK, TMK, Yargıtay İçtihatları ve diğer yasal mevzuatlar.

Hukuki Deliller                     : Nüfus Kayıtları, Tanık, Bilirkişi, Keşif, Yemin vs bütün hukuki deliller.

Sonuç ve İstek                       : Başlangıçtan itibaren yapmış olduğum açıklamalar ve sayın             mahkemece resen tetkik edilecek sebepler muvacehesinde;

1- Davamızın kabulüyle, taraflar arasında fiilen son bulan evlilik birliğinin hukuken sonlandırılmasına; tarafların boşanmalarına

2- Müvekkil lehine boşanma kararından sonra yoksulluk nafakasına dönüştürülmek üzere tensiple birlikte aylık kendisi için 500 TL tedbir nafakasına;

3- Müşterek çocuklar …..’nin velayetlerinin müvekkilimize verilmesine ve  müşterek çocuklar için tensiple birlikte ayrı ayrı 350 TL tedbir nafakası, karar kesinleşmesi sonrası için ise her ay iştirak nafakası olarak davalı(karşı davacı)dan tahsiline

4- Müvekkil lehine 20.000TL maddi 20.000TL manevi tazminata;

5- Davalının taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesine

6- Yargılama ücretlerinin davalıya(karşı davacıya) bırakılmasına ve lehimize ücreti vekalete hükmedilmesine; karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim…./…./….

                                                                                                                      Davacı Vekili 

Av.

Mahkeme Karşı Dava Hakkında Karar Vermelidir

Davalı-davacı kadın karşı dava dilekçesi ile eşya talebinde bulunmuştur. Kadının bu talebi ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. (2016/8416 E.  ,  2017/14452 K. )

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.