Boşanma Davasında La Haye Sözleşmesinin Uygulanmasının Koşulları

  • LA HAYE SÖZLEŞMENİN UYGULANABİLME KOŞULLARI VE BUNUN ARAŞTIRILMASI YÖNTEMİ

Anılan sözleşmenin 1. maddesinde; “sözleşmenin, Akit Devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da, diğer bir Akit Devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygulanacağı, amaçları bakımından noter senetlerinin de resmi belgeler arasında sayıldığı”, 2. maddesinde; “Akit Devletlerden her birinin bu sözleşmenin uygulama alanına giren ve kendi ülkesinde kullanılacak olan belgeleri tasdik işleminden bağışık tutacağı. Tasdik işleminden yalnız belgenin kullanıldığı ülkenin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından belgedeki imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin hangi sıfatla imzaladığının veya gerekirse üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi işleminin anlaşılacağı”, 3. maddesinde ise; “imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının veya gerektiğinde bu belge üzerindeki mühür ve damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi için zorunlu görülebilecek tek işlemin 4. maddede tanımlanan tasdik şerhinin belgenin verildiği devlet yetkili makamınca bu belgeye konulmasından ibaret olduğu.

Bu fıkrada belirtilen işleme uyulmasının gerek belgenin kullanıldığı ülkede yürürlükte bulunan yasa, yönetmenlik veya uygulamalarla, gerekse iki veya daha çok akit devlet arasındaki bir anlaşma ile böyle bir işlemin kaldırılmış, basitleştirilmiş veya tasdikten tüm bağışık tutulmuş olması hallerinde istenemiyeceği”, 4. maddesinde de; “. maddenin 1. fıkrasında öngörülen tasdik şerhinin bizzat belgenin veya buna eklenecek bir kağıdın üzerine konulacağı, tasdik şerhinin sözleşmedeki örneğine uygun ve şerhi koyan devlet dilinde düzenleneceği, ancak tasdik şerhinin “Apostille Convention de La Haye du 5 Octobre 1961” başlığının Fransızca olması gerektiği” hükümlerine yer verilmiştir.

Sözleşmenin az yukarıda açıklanan hükümlerine göre akit devletlerden birinde düzenlenen resmi belgenin, kullanıldığı ülkenin yetkili konsolos veya siyasi memurları tarafından onaylanması koşul
ve mecburiyeti kaldırılmış 3. ve 4. maddelerdeki işlemlerle resmi senet niteliği verilmiştir.

Almanya’nın anılan sözleşmede akit devlet olması durumunda, uyuşmazlığa özel nitelikteki bu sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durumda ise davalı, Almanya Hanau Noteri Dr. Lind tarafından onaylanan vekaletname ile bayan Monika’yı vekil tayin ettiğini kabul etmektedir. Ancak, bu beyan açık ve net değildir. İbranamede sözü edilen vekaletname, Almanya Hanau Noteri Dr. Iind tarafından düzenlenen vekaletname ise ve sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereğince Alman yetkili makamınca bu vekaletnameye “tasdik şerhi” verilmişse vekaletname Türkiye’de de resmi belge niteliğindedir.

Bu nitelikteki bir belge ancak sahtelik iddia veya davasının subutu ile hükümden düşürülebilir. Davalının belgeyi kabul etmemesi isbat gücüne etkili olmaz. Mahkemece, anılan sözleşme ve bu sözleşmenin açıklanan hükümleri yönünde hiç bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. îcra Tetkik Mercii Hakimliğinin taraflara ve konuya ilişkin 7.2.1992 gün, 1991/231 esas, 992/30 karan takib hukukuna özgü kurallar içinde verilmiş bir karar olup, genel hükümlere göre açılmış bu davada delil olamaz. Öyle ise mahkemece yapılacak iş; Almanya Devleti’nin ‘Tabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkmdaki La Haye Sözleşmesinde akit devlet olup olmadığı, akit devlet ise sözleşmenin 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi aramızda gerek karşılıklı uygulama ve gerekse iki veya çok taraflı ayn sözleşmelerle tasdik şerhi işleminin kaldmlması, basitleştirilmesi veya tümden bağışık tutulma durumunun olup olmadığı Adalet Bakanlığindan sorulup tesbit edilmek, bu tesbite göre Almanya’da, Alman yetkili noteri tarafından düzenlenen vekaletnamenin Türkiye’de resmi vekaletname olarak kabul edilip edilmeyeceğini değerlendirmek, resmi vekaletname olarak kabulü halinde, vekilin 5.7.1991 tarihli ibranameyi verme yetkisinin olup olmadığı, ibranamenin vekil tarafından düzenlenip düzenlenmediği üzerinde durulmak, gerekirse bu konularda tarafların delil ve karşı delilleri toplanmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemenin açıklanan tüm bu hususları gözardı edip, yasa hükümlerini uygulamada ve nitelendirmede yanılgıya düşerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. (Y. 13. HD’nin 12.10.1993 gün ve 5631 – 7554 s. karan. YKD. 1993/12 s. Sh:1836)

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.