Boşanma Davasında Cevaba Cevap Dilekçesi

ADANA AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO                           :

DAVAYA CEVAP

VEREN DAVALI                :

VEKİLİ                                 : AV..

DAVACI                               :

VEKİLİ                                 : Av.

KONU                                   : Davaya karşı cevaplarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR

Müvekkil davalı ile davacı taraf yaklaşık 52 sene evvel evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden beş tane çocukları olmuştur.  Aralarındaki şiddetli geçimsizlik nedeni ile ………… Aile Mahkemesinde boşanma davası açılmış olup, dava henüz sonuçlanmamıştır

Davacı eş 25.07.2018 tarihli dava dilekçesinde müvekkilime ait menkul ve gayrimenkullerden kendisine ait olduğunu iddia ettiği %50 payın tasfiyesi için mahkemenize başvurmuştur.

Uyuşmazlık konusu davada müvekkilim tedbir konulan malları kendi maddi katkısıyla almıştır. TMK Madde 179 ‘’Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.’’ Hükmü yer almaktadır. Müvekkil 1966 yılında evlenmiştir. Bu evlilik bakımından ‘’mal ayrılığı’’ rejimine tabidir. Bu bakımdan davalı tarafın katkısıyla alınmış olunan menkul ve gayrimenkuller bakımından davacı hak iddia edemez. Çünkü tedbir konulan malların alınmasına bir katkısı olmamıştır. Müvekkil kendisi Fransa’da kazandığı parayla elde etmiştir bu malları. Müvekkil yaşamının büyük bir kısmını Fransa’da tek yaşayarak geçirmiştir.

Öncelikle, uyuşmazlık konusu taşınmazlar bakımından, az yukarıda anılan taşınmazlar 01.01.2002 tarihinden önce edindikleri için, davacının katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için, taşınmazların edinilmesinde maddi katkı sağlaması zorunludur. Davacı ev hanımıdır. Bununla birlikte davacı ev hanımı olması sebebiyle herhangi bir ek iş yapmadığı için maddi katkıda bulunması imkânsızdır. Yargıtay’ın emsal uygulamaları ise bu yöndedir.

Ayrıca daha sonra açıklayacağımız ve toplanacak delillerle sabit olacağı üzere; evlilik boyunca yaşanan olaylarda tüm kabahat, kusur ve kasıt davacıya ait olup, davacının açtığı iş bu boşanma davası ve mal rejimi davası reddi gerekmektedir.

Nitekim, TMK ve Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere;

“ TMK.m.166 hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır” (Yargıtay 2.HD’nin 29.03.2007 Tarih ve 2006/16736 E, 2007/5182 K. Sayılı içtihadı).

Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK.md.166/2) Müvekkil aile birliği içinde tamamen kusursuz taraftır.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. 

Yukarıda açıkladığımız üzere mal ayrılığı rejimine tabi olan evlilikte edinilen mallara konulan tedbirin kaldırılması gerekmektedir.

Bu nedenle müvekkilimiz hakkında açılmış bulunan işbu davanın reddini talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER        : TMK, HMK ve ilgili mevzuat

 

DELİLLER                          :Nüfus kaydı, tapu sicil kayıtları, tarafların sosyo-ekonomik durum araştırması, tanık ve yasal tüm deliller.

SONUÇ VE İSTEK              : Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizin re’ sen gözeteceği nedenler ile;

1)Müvekkilimiz hakkında açılmış bulunan işbu mesnetsiz davanın REDDİNE,

 

2)Davalı üzerine kayıtlı taşınmazlara konulan TEDBİRİN KALDIRILMASINA,

3) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini bilvekale saygılarımla arz ve talep ederim. 13.08.2018

 

                                                                                                                      Davalı Vekili

                                                                                                                 Av.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.