Boşanma Davası Nasıl Açılır? Boşanma Davasının Maliyeti Nedir?

Boşanma Davası Nedir

Boşanma Davası

Boşanma davalarının özü eşlerin evlilik birliği ile bağdaşmayacak davranışları, hak ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hallerinde mahkemenin müdahalesidir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davaları genel olarak çok teknik ve uzmanlık gerektiren bir alandır. Yargıtayın ilgili daireleri her geçen gün yeni içtihat niteliğinde kararlara imza atmaktadır. İyi bir boşanma avukatı tüm bu içtihatları takip ederek müvekkilinin somut durumuna uygular ve müvekkilinin lehine olan kararı yerel mahkemenin alması için yol gösterir. Eşlerden, boşanma davasında süreci tek başlarına yürütmelerini beklemek mümkün değildir.

Boşanma davaları kanunda öngörülen belirli sebeplerin varlığı halinde bir hukuki durumun(evliliğin) değiştirilmesini (evlilik birliğinin sona erdirilmesini) ve ayrıca bu sonuçla ilgili yan tedbirlerinde birlikte düzenlenmesini sağlama amacına dayalı yenilik doğuran (inşai) bir dava türüdür.

Daha basit bir dille; yasal olarak evliliğin sona ermesine ‘boşanma‘ denir. Günümüz şartlarında boşanma oldukça yaygındır.  Boşanma tarihsel olarak evlilik kadar eskidir. 

Evlenmekle evlilik birliğinin kurulmasını müteakip eşler evlenme akdinin gereklerini yerine getirmek zorundadırlar. Sözleşmenin tarafları, edimlerin ihlali halinde bu sözleşmenin ifası veya sözleşmenin sona erdirilmesi için mahkemenin müdahalesini talep edebileceklerdir. Başka bir anlatımla, yargı kanalıyla eşlerden birinin yeni bir hukuki durum yaratma isteğinin hukuka uygunluğunun belirlenmesi yoludur.

Boşanma Davası İki Farklı Yol İle Açılabilir

Yalnızca eşlere tanınan boşanma davası hakkı ancak dava açma yolu ile kullanılabilir ve kesinleşen bir mahkeme kararı ile sonuç doğurur.

Boşanma davası açarken 2 yol izlenebilir. Bunlardan birisi ‘çekişmeli boşanma‘ diğeri ise ‘anlaşmalı boşanma davasıdır.

Boşanma Davası Açarken Dayanılacak Sebepler

Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Eşlerden birisi boşanma davasını ancak Kanun’da sayılan bu sebeplere dayandırarak açabilir . Aile hukukumuzda iradi değil, adli boşanma sistemi kabul edildiğinden , boşanma ancak mahkeme kararıyla gerçekleşebilir . Boşanmanın mahkeme kararıyla gerçekleşebilmesi için de, boşanma sebebinin olması tek başına yeterli olmayıp, bu sebebin dayanağı olan vakıaların ispat edilmesi gerekir .

Diğer hukuk davalarından farklı olarak boşanma davalarında kural olarak ikrar hakimi bağlamadığı için (TMK m. 184), davalının iddia olunan vakıaları ikrar etmesi ispat ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır . Bu konuda Yargıtay önüne gelen bir uyuşmazlıkla ilgili kararında, boşanma davalarında hakimin vicdanen kanaat getirmedikçe davanın dayanağı olan vakıaların ispatlandığını sayamayacağını; tarafların ikrarı olsa dahi bunun hakimi bağlamayacağını belirterek söz konusu iddia veya savunmaların delillerle ispatlanması ihtiyacına dikkat çekmiştir .

Medeni Kanunda yer alan boşanma sebepleri şunlardır:

  1. Zina
  2. Hayata kast, şiddet
  3. Suç İşleme Nedeniyle Boşanma
  4. Terke dayalı boşanma
  5. Akıl hastalığı nedeni ile boşanma
  6. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanma

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma için öncelikle aranan şart eşlerin evliliklerinin 1 yılı doldurmuş olmasıdır. Evlilikleri henüz 1 yılı doldurmamış eşler anlaşmalı boşanma davası açamazlar. Bu eşler ancak ‘çekişmeli boşanma’ davası açabileceklerdir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır, Nereye Başvurulur?

Boşanma davasının hukuki olarak başlatılabilmesi için öncelikle ‘boşanma dilekçe’si mahkemeye sunulmalıdır. Boşanma dilekçesi ve ilgili harçlar mahkemeye sunularak boşanma süreci başlatılmış olur. Dilekçenin sunulmasının akabinde sırası ile Ekonomik Sosyal Durum araştırması, cevap ve cevaba cevap dilekçeleri şeklinde süreç devam eder.

Dilekçeler aşamasının sona ermesiyle birlikte ‘boşanma davasında ön inceleme duruşması’ yapılır. Akabinde mahkemece dilekçede sunulan tanıklar dinlenir ve belirtilen diğer delillerin toplanması sağlanır. Tanıkların ifadelerine karşı taraflar beyanda bulunurlar. Mahkeme tüm bu hususları göz önünde bulundurarak kararını verir.

Mahkemenin karar aşamasından sonra ise gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi gerekir. Bu husus kararın kesinleşmesi için zorunludur. Taraflar karara karşı öncelikle istinaf mahkemesine itirazda, sonrasında ise temyiz ederek yargıtay mahkemesine itirazda bulunabilirler.

Tüm bu süreçlerin sonrasında boşanma kararı kesinleşir ve nüfus müdürlüğünce eşlerin sicillerine bekar ibaresi işlenir.

Boşanma davası açılabilmesi için davacı ve davalının “Taraf Ehliyeti”, “Dava Ehliyeti”, “Dava Takip Yetkisi” ve “Davacı Sıfatı”nın olması gerekir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer, Boşanma Davası Ne Kadar Uzar?

Boşanma davası ‘anlaşmalı boşanma’ ise davanın açılması ve kararın kesinleşmesi ortalama olarak 2 ay sürmektedir. Davanın açılması ile aynı hafta içerisinde duruşma günü alınabilmektedir. En hızlı ve tarafları yıpratmayan süreç anlaşmalı boşanma davasıdır.

Boşanma davası ‘çekişmeli boşanma’ ise davanın açılması ve kararın kesinleşmesi toplam olarak 10 ila 18 ay arasında bir süreye kapsar. Bu sürecin uzaması davada yer alan avukatlara ve işlerini ne kadar iyi yaptıklarına bağlıdır.

Hızlı Boşanma Nasıl Olur? Hızlı Boşanma Yolları Nelerdir?

Öncelikle hızlı boşanmak isteyen bir eş hak kaybına uğramamaya dikkat etmelidir. Bir an önce boşanalım bitsin niyetinde iken nafaka, maddi-manevi tazminat ve mal paylaşımı gibi konulardan büyük zararlar içerisinde çıkabilir. Ancak genel olarak ‘anlaşmalı boşanma’ sürecinin en hızlı boşanma yolu olduğunu söylemek mümkündür.

Nasıl Hızlı Boşanılır? Hızlı Boşanma Yolları Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davası tek celsede sona ermekte ve taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde her hususta anlaştıkları için herhangi bir ihtilaf meydana gelmeden süreci atlatmaktadırlar.

Boşanma Davasını Kimin Açtığı Önemli Mi? Boşanma Davasını Hangi Taraf Açmalıdır?

Boşanma davasında önemli olan hangi tarafın daha az kusurlu olduğudur. Dolayısı ile davayı kimin açtığının bir önemi yoktur. Önemli olan davada kusur oranlarını deliller ışığında ispatlayabilmektir.

Taraflardan birisi boşanma davası açtığında diğer taraf ‘karşı dava’ açma hakkına sahiptir. Dolayısı ile boşanma davasını öncelikle kimin açtığının hiçbir önemi yoktur.

Taraflardan kadın veya erkeğin hangisinin daha önce boşanma davasını açtığının bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası eşlerden birinin bulunduğu yerdeki ‘Aile Mahkemesi’ne açılır. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla ‘Asliye Mahkeme’si görevlidir.Boşanma davası açmak isteyen eş avukatı ile hazırlamış olduğu boşanma dilekçesini 3 adet olacak şekilde hazırlar ve adliyede bulunan mahkeme tevzi kısmına sunar.

Boşanma davası açmak isteyen eşin mahkemeye sunduğu dilekçelerin hukuken kabul görmesi için ilgili harçları yatırmaları gerekir. Bu harçlar genellikle nispi harç, başvuru harcı, peşin harç gibi kalemlerden oluşur. Bir boşanma davasında 2019 yılı için ortalama 190 lira harç alınmaktadır. Harç haricinde mahkemenin yapacağı masrafların karşılanması anlamına gelen ‘gider avansı’ mahkemece dava açan eşten istenir. Bunun tutarı ise 200 liradır. Toplamda 350 liralık bir gider ile boşanma davası açılmaktadır.

Aile Mahkemeleri, önlerine gelen dava ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce, aile içindeki karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder. Sulh sağlanamadığı takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilir.

Her aile mahkemesinde; davanın esasına girilmeden önce veya davanın görülmesi sırasında, mahkemece istenilen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu bildirmek… üzere Adalet Bakanlığınca birer psikolog, pedagog ve Sosyal Çalışmacı atanır.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar, Boşanma Davası İçin Ne Gerekli?

Boşanma davasını açarken gerekli olan tek belge T.C. kimlik numaranızın yer aldığı kimliğiniz veyahut ehliyetinizdir. Boşanma davasının açılıında tek gerekli evrak kimliğiniz olsa da ilerleyen süreçlerde davaya etki edebilmek ve davadan lehinize bir karar çıkartabilmek için çeşitli evraklar temin etmeniz gerekir. Boşanma için gerekli evraklar yazımızda tüm bu evraklara değindik.

Boşanma Dilekçesi Nasıl Yazılır, Boşanma Dilekçesi Nereye Verilir?

Mahkemeye sunulacak bir dilekçenin nasıl hazırlanması gerektiği ve hangi hakların talep edilip hangi esasa yönelik konulara değinilmesi gerektiği kanuna uygun bir şekilde dile getirilmelidir. Bu konuda ‘Boşanma Dilekçesi Örneği -2019‘ yazımızdan örnek bir boşanma dilekçesini inceleyebilirsiniz. Dilekçede bulunan eksiklikler ve kanuna aykırı bilgiler büyük hak kayıpları yaşamanıza yol açabilecektir. Bu nedenle boşanma davası dilekçesinin içeriği dikkatlice ve uzman bir avukat tarafından hazırlanması önerilir.

Boşanma dilekçesi nasıl yazılır? Boşanma dilekçesi nereye verilir?

Örneğin dilekçede yer alan bir eksiklik yüzünden boşanma davasının reddi mümkündür. 

Bir başka örnek olarak dava dilekçesinde eksik talep edilen maddi ve manevi tazminat nedeniyle haricen büyük miktarda harçlar yatırılarak maddi manevi tazminat talebinde bulunulması gerekebilir.

Boşanma Davasına Gidilmezse Ne Olur?

Çekişmeli boşanma davasına katılmamak, boşanma davası açıp mahkemeye gitmemek, boşanma davasına iki tarafında katılmaması durumlarında ne olur?

Bu sorunun cevabı için yukarıda bahsettiğimiz üzere 2 çeşit durumda soruyu ele almamız gerekir. Boşanma davası ‘anlaşmalı boşanma’ olarak açılmış ise bu durumda ilk duruşmaya eşlerin katılması zorunludur. Eşlerin avukatlarının duruşmaya katılması yeterli olmaz. Dolayısı ile avukat ve eşler duruşmada birlikte bulunmalıdır. Bunun nedeni ise hakim bizzat eşlere ‘anlaşmalı boşanma protokolü’nde yer alan maddeleri kabul edip etmediklerini sormak zorundadır. Eşlerin duruşmada protokolü onaylaması sonucunda mahkmece boşanma kararı verilir.

Diğer bir çeşit olan ‘çekişmeli boşanma’ davasında ise eşler mahkemeye gelmek zorunda değildirler. Taraflar vekil olarak kendilerine tutacakları avukatları ile mahkemede kendilerini temsil ettirebilir. Duruşmada karşı karşıya gelmek istemeyen taraflar genellikle bu yolu tercih eder. Yurtdışındaki işi nedeni ile veyahut yurtiçindeki iş yoğunluğu nedeniyle duruşmaya katılamayacak tarafların avukatının duruşmaya katılması yeterlidir.

Boşanma Mahkemesine Gidilmezse Ne Olur?

Bu durumda eğer dava ‘anlaşmalı boşanma’ davası ise hakim davayı reddedecektir. Ancak eğer söz konusu boşanma davası ‘çekişmeli boşanma davası’ ise tarafın avukatının duruşmaya katılması yeterlidir. Tarafın bir avukatı dahi yok ise duruşmaya katılmaması durumunda dava reddedilmez. Ancak gerekçeli bir şekilde savunmasını yapamadığı için mahkemeye katılmayan taraf büyük mağduriyetler yaşayabilir. Örneğin aleyhine büyük miktarda tazminat ve nafakaya hükmedilebilir.

Boşanma Davasında Avukat Şart Mıdır?

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki Türkiye’de mahkemeler huzurunda kişi kendisini savunma hakkına sahiptir. Kişinin hiçbir dava için bir avukat tutma zorunluluğu yoktur. Dolayısı ile boşanma davasında avukat şart değildir. Özellikle tarafların anlaşmalı olarak her konuda ortak karara vardığı anlaşmalı boşanma davalarında avukatın bulunmamasının ciddi bir önemi yoktur. Ancak taraflara ileriye yönelik inşai haklara yol açan bu davada bir avukat tutarak hiçbir pürüze mahal bırakmamaları önerilir.

Boşanma Davasında Avukatın Önemi Var Mıdır? Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

Diğer yandan ‘çekişmeli boşanma’ davalarında ise tarafların bir avukat tutması neredeyse şarttır. Çekişmeli bir boşanma davasında avukat büyük önem arz eder ve aleyhinize doğabilecek kritik kararları engeller. Örneğin mahkemece yüksek miktarlarda maddi ve manevi tazminat almanızı, sosyal ve ekonomik durum çerçevesinde yüksek miktarlarda nafaka alınmasını davanın gidişatı belirler. Davanın gidişatına ise en büyük etkiyi avukatınız yaratır.

Tüm bunların yanında hukuka aykırı velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi kararlarda avukatınız istinaf mahkemesine karşı yapacağı itirazda adaletin yerini bulmasını sağlar.

Boşanma Davasında Düğünde Takılan Takıları Kim Alır?

Düğünde takılan altınlar ve toplanan paralar kadına aittir. Eğer söz konusu altın ve paralar erkek  tarafından kullanılıp harcanmış ise boşanma davasında kadın bunları erkekten geri isteyebilecektir. Hukuk dilinde bu altın ve paralara “ziynet eşyası” denmektedir. Boşanma kararından sonra da ziynet eşyası davası açılması mümkündür.

Kocası Tarafından Dövülen Kadın Ne Yapmalı?

Öncelikle böyle bir durumda en yakın karakola uğramanız ve şiddet olayını anlatarak durumu polisler tarafından tutanak altına aldırmanızı öneririm. Hemen sonrasında polis ekiplerince hastaneye gönderilirsiniz ve darp raporu için doktor muayenesinden geçersiniz. Elinizde bulunan bu tutanak ve darp raporu ile uğradığınız şiddetin maddi ve manevi olarak karşılığını açacağınız boşanma davasında eşinizden alabilecek duruma gelirsiniz. Yine eşinize karşı korkunuzun devam etmesi durumunda Aile Mahkemesince ‘uzaklaştırma‘ kararı alabilirsiniz. Uzaklaştırma kararı eşinizin yanınıza yaklaşması durumunda hapse atılacağı anlamını taşıyan bir karardır.

Çocuğun Velayeti Hangi Durumlarda Babaya, Hangi Durumlarda Anneye Verilir? Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayetinin kime verileceğine Mahkeme karar verir. Mahkeme bu kararı verirken çocuk için yararlı olanı yani ‘çocuğun üstün yararı’nı gözetir. Bu şu anlama gelir; anne veya babanın mutluluğuna veyahut yararına değil, çocuğun ruhen ve fiziken gelişiminin ve mutluluğunun hangisi yanında daha sağlam olacağına bakılır. 

Mahkeme çocuğun üstün yararına yani velayetin anneye mi babaya mı verileceğini yorumlarken şu gibi kriterleri inceler: Cinsiyet, Eşin sosyal durumu, Eşin Maddi Durumu, Eşin çocuk ile ilişkisi ve uyumu…

Boşandıktan Sonra Evlenme Süresi Erkek  Ne Kadardır?

Yasalarımızda erkek için boşandıktan sonra belirli bir bekleme süresi mecburiyeti yoktur. Erkek boşandıktan hemen 1 gün sonra dahi evlenebilir. Ancak kadınlar için durum farklıdır. Yasalarımızda kadınların boşandıktan sonra yeniden evlenebilmeleri için belirli bir süre beklemeleri koşulu bulunmaktadır.

Kadın İçin Bekleme Süresi (İddet)

Kanunlarımız tarafından boşanan bir kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bir iddet ( bekleme süresi ) zorunluluğu getirilmiştir. Bunun amacı kadının hamile olması durumunda çocuğunun önceki eşinden olma ihtimalini ortadan kaldırmaktır.

300 günlük iddet (bekleme süresi)ni beklemeden evlenmek isteyen kadın devlet hastanesinden alacağı ‘hamile değildir’ şeklindeki raporu nüfus müdürlüğüne sunarak anında yeni evliliğini gerçekleştirebilir.

Kadına Verilen (Yoksulluk Nafakası) Ne Kadardır?

Yoksulluk nafakası boşanma nedeni ile ekonomik olarak zorluğa düşecek eşe verilir. Yoksulluk nafakası söz konusu eşin yeni bir iş bulması durumunda veyahut yeni bir evlilik yapması durumunda mahkemece kaldırılır. Yoksulluk nafakasının miktarı eşlerin sosyal ve ekonomik şartları göz önüne alınarak belirlenir.

Çocuğa Verilen Nafaka (İştirak Nafakası) Ne Kadardır?

İştirak nafakası ise boşanma sonucunda müşterek çocukların hak kazandığı nafaka türüdür. Velayet sahibi olmayan eşe çocuğun 18 yaşına basana kadarki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mahkemece hükmedilir. İştirak nafakasının ortadan kalkması mümkün değildir. Ancak velayet sahibi eşin ekonomik durumunun çok iyi olması durumunda çocuklar için iştirak nafakasını istememesi durumunda iştirak nafakası ortadan kalkabilir. Ancak bu ortadan kalkma yine velayet sahibi eşin ekonomik durumunun bozulması anında geçersiz hale gelir ve mahkemece yeniden iştirak nafakasına hükmedilebilir.

Boşanma Davasında Tazminat Tutarı Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat tarafların kusur oranına, ekonomik durumlarına ve evliliğin süresine göre belirlenir. Boşanma davasında tazminat daha ağır kusurlu eş tarafından daha az kusurlu olan eş lehine ödenen bir kalemdir.

Mahkemece tarafların eşit kusurlu bulunması durumunda taraflara herhangi bir tazminat yüklenmez. Bu durumda boşanma kararı verilerek mahkeme sonuçlandırılır.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Arttırımı Mümkün Müdür?

Lehine nafaka hükmedilen tarafın hayatındaki değişimler sonucunda nafakanın arttırılması talebinde bulunması mümkündür. Aleyhine nafaka hükmedilen eşin ekonomik durumundaki değişiklikler sonucu da nafaka arttırım talebinde bulunulabilir. Anlaşmalı boşanmada kararlaştırılmış olması nafakanın yıllarca aynı oranda kalacağı anlamına gelmez.

Boşanma Davasında Ses ve Görüntü Kaydı Delil Olur Mu?

Ses ve görüntülerin davada delil olarak kullanılabilmesi için ‘hukuka uygun’ olarak düzenlenmiş olmaları gerekir. Ses ve görüntülerin hukuka uygunluğu başka bir konudur. Ancak hukuka uygun olarak kaydedilmiş ses ve görüntüler mahkemede delil olarak kullanılabilecektir.

Hukuk aykırı ses ve görüntülerin mahkemeye delil olarak sunulması ilgili tarafın başına büyük dertler açacaktır. Öncelikle delilleri hukuka aykırı olduğu için mahkemece kabul edilmez. Akabinde ise diğer eş ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ nedeni ile diğer eşe karşı ceza davası açma hakkını elinde bulundurur.

Mal Paylaşımı Davası, Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı için öncelikle tarafların evlenme tarihleri önem taşır. Kanunumuz 1990 yılından itibaren 3 adet değişikliğe uğramıştır. Tarafların hangi mal paylaşım rejimine dahil oldukları evlendikleri tarihle ilgilidir.

İkinci olarak tarafların evlilik içerisinde edinilmiş mallara ne oranda katkı yaptıkları, yaptıkları katkı payını kanıtlamaları gibi durumlarda mal paylaşımı oranı değişiklik gösterir.

Boşanma Davasında Avukatlık Ücreti Ne Kadardır?

Avukatlık ücretinin barolar tarafından belirlenen bir asgari sınırı vardır. Ancak bunun yukarısında her avukat uzmanlığı ölçüsünde ücretlendirilmesini kendisi belirler. Bu hususta boşanma davasının zorluğu, dava konusu ekonomik ve manevi beklentilerin derecesi gibi kriterler avukatın vereceği emeği ve hukuk deneyimini gerektireceği için avukatlık ücreti noktasında değişkenlik yaratır.

TBB tarafından belirlenen asgari avukatlık ücret tarifesi’nde belirtilen ücretler bir avukatın belirleyebileceği en az ücret anlamına gelmektedir. Bir avukat bu tabloda yer alan ücret sınırından daha az bir ücretlendirme yapamaz. Yapması durumunda bu kanuna göre bir suç teşkil eder. Kaldı ki bu sınırın altında iş yapan bir avukattan belli bir uzmanlık ve deneyim beklenmez ve güven kazanılamaz.

Anlaşmalı Boşanma Mı Yoksa Çekişmeli Boşanma Mı Açmalıyım?

Boşanma alanında deneyimli bir avukat olarak öncelikle her çifti ‘anlaşmalı boşanma’ sürecine davet ederim. Bu süreç hem hızlı hem de tarafların kin ve nefret gütmeden ayrılıklarını sağlar. Ancak anlaşmalı boşanma için tarafların her konuda uzlaşmaları ve birbirlerinden büyük beklentileri olmaması gerekir. Dolayısı ile pek az boşanma davası anlaşmalı olarak açılır. Özellikle uzun yıldır evli olan, ekonomik durumları iyi olan, çocuk sayısı fazla olan ve evlilik sürecinde edinilmiş mal miktarı fazla olan çiftlerin aynı masada anlaşmalı boşanma protokolüne uymalarını beklemek benim için dahi zor olmuştur. Çoğu zaman tüm hususlarda anlaşıldıktan sonra küçük bir detay nedeni ile dahi taraflar anlaşmalı boşanmak yerine çekişmeli boşanma davasına dönebilmektedirler.

Çekişmeli boşanma davasını özellikle mağduriyetin bulunduğu somut olaylarda önermekteyim. Mağduriyetini mahkeme huzurunda kanıtlayarak hakkını tam anlamı ile alması gerekir kişinin. Bu süreç adaleti ilgilendiren hassas bir süreçtir.

Eşim Boşanmak İstemiyor Ne Yapmalıyım?

Eşlerden birisi boşanmak istemese dahi boşanma kararı almak mümkün. Eşlerden birisinin açtığı boşanma davasında, diğer eşin mahkemeye çıkarak boşanmak istemediğini söylemesi durumunda ne olur?

Bu durumda mahkemece kusur oranları incelenir. Daha ağır kusurlu eş bu durumuna rağmen halen boşanmak istemese de mahkemece boşanma kararı verilir. Bu durum hakkaniyete ve adalete uygundur. Ağır kusurlu olan eş karşı tarafı mahkemede süründürme kastıyla davranmamalıdır. Eski kanun döneminde bu tarz hakkaniyete aykırı durumlar görülmekte idiyse de yeni Medeni Kanun çerçevesinde böyle bir durum artık mümkün değildir.

Boşanma Davası Reddedilebilir Mi?

Türk Medeni Kanunu ‘aile’ yapısına önem vermekte ve aileyi korumaktadır. Bu kapsamda aileyi korurken boşanma sayısının artmasını engeller nitelikte davranışlar sergiler. Dolayısı ile mahkeme huzurunda yoktan nedenlerle açılmış bir boşanma davasını hakimin reddetme yetkisi bulunmaktadır.

Taraflar Medeni Kanun’da yer alan boşanma sebeplerine dayanmalı ve tanık ve diğer deliller ile somut durumu ispat etmelidirler. Yetersiz ve gerekçesiz bir şekilde açılmış olan boşanma davası hakim tarafından reddedilir.

Hakimin Ayrılık Kararı Vermesi Ne Anlama Gelir? Ne Zaman Tekrar Dava Açabilirim?

Hakim eşlerin boşanma isteklerinin gerekçesiz olduğunu görürse ve eşlerin barışmalarına bir ihtimal verir ise eşler hakkında ‘ayrılık’ karar vermesi mümkündür. Ayrılık kararı verilmesi durumunda eşler ancak 3 yıl sonra yeniden barışamazlar ise boşanma davası açabilirler. Bu durumda hakim somut durumu yeniden değerlendirerek karar verecektir.

En Çok Görülen Boşanma Nedenleri Nelerdir?

Medeni Kanun’da yukarıda saymış olduğumuz boşanma nedenlerinden en fazla başvurulanı ‘evliliğin temelinden sarsılmasına dayalı’ boşanma davasıdır. Niteliği gereği bu sebep diğer sebepleri genelleyen ve birleştiren bir yapıya sahiptir. Bir çok sebebin bir arada bulunduğu boşanma davalarında genellikle ‘evliliğin temelinden sarsılmasına dayalı’ boşanma davası açılır.

Boşanma Davası Nerede Hangi Mahkemede Açılır?

Boşanma davası eşlerin birisinin ikamet ettiği yerde veyahut eşlerin her ikisinin son 6 ay boyunca birlikte yaşadıkları yer Aile Mahkemesinde açılabilir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Mahkemesinde dava açılabilecektir.

Boşanma Davası Nasıl İspatlanır?

Özellikle hem bireysel hem de toplumsal menfaatin üstün tutulduğu boşanma davalarında, taraflar iddia ve savunmalarına dayanak yaptıkları vakıaları, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat etme hakkına sahiptirler.

Boşanmada yargılama usulü başlıklı TMK m. 184’e göre bazı hususlar dışında boşanmada yargılama, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na tabidir. Dolayısıyla boşanma davalarında taraflar, ispat haklarını Hukuk Muhakameleri Kanunu hükümlerine göre kullanacaklardır. Bu hakkın her iki tarafa da tanınması , özellikle boşanma davalarında meydana gelebilecek eşitsizliklerin önlenmesi ve mahkeme önünde kadın erkek eşitliğinin sağlanması açısından önemlidir.

Belirtmek gerekir ki, boşanma davalarında tarafların bu haklarını kullanabilme imkanının sağlanması açısından yargılamayı sevk ve idare eden hakimlere önemli işler düşmektedir. Hukukumuzda eşlerin boşanabilmesi için, TMK m. 161-166 arasındaki sebeplerin birisinden dolayı dava açılmış olması ve açılan bu davada boşanma sebebinin ispat edilmiş olması gerekir.

Başka bir deyişle, eşlerin boşanabilmeleri için kendilerine, ileri sürmüş oldukları iddiaları ispat etme hakkının tanınması ve bu ispat faaliyetinde başarılı olmaları gerekmektedir. Bu sebeple ispat hakkının kullanılabilmesi, boşanma davaları açısından oldukça önem arz etmektedir .

Öte yandan Anayasa’nın da güvence altına aldığı ispat hakkının kullanılması imkanının sağlanmaması, gerek boşanma gerekse diğer hukuk davalarında bir bozma sebebi teşkil edebilir. Şöyle ki, Yargıtay bir boşanma davasında ilk derece mahkemesinin duruşma gününü davalı eşe tebliğ etmeden yokluğunda vermiş olduğu hükmü, “Hakim, belirlediği duruşma gününü davanın taraflarından birinin talebiyle haklı bir sebeple değiştirebilir ise de bunu diğer tarafa usulüne uygun olarak tebliğ etmek zorundadır.

Boşanma Davasında İspat Yolları

Boşanma davaları, sadece eşleri değil, çocukları ve toplumu da derinden etkileyen davalar olduğu için, kanun koyucu kural olarak bu davalarda kanuni delil sistemini değil, hakimin vicdani kanaatinin oluşmasına daha iyi hizmet eden serbest delil sistemini kabul etmiştir .

Bu delil sisteminde bazı belirlemeler olsa da, deliller konusunda kesin bir sınırlama söz konusu olmayıp, birçok şey delil olarak kullanılabilmektedir . Dolayısıyla daha sonra ele alınacağı üzere, boşanma davalarında kullanılabilen oldukça fazla delil bulunmaktadır .

Boşanma davalarında kural olarak “serbest delil sistemi” geçerli olmasına rağmen bazı durumlarda ispat şekline ilişkin bazı hususları kanun koyucu belirlemiştir. Örneğin, boşanma davalarında yargılama usulünü düzenleyen TMK m. 184’e göre, boşanma davalarında yemin delili kullanılamaz ve tarafların ikrarı hakimi bağlamaz. Yine akıl  hastalığı sebebiyle açılan boşanma davalarında, davalı eşin akıl hastalığının geçmesine imkan bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir (TMK m. 165) . Aksi takdirde bu olgu ispat edilmemiş sayılacaktır . Görüldüğü üzere, kanun koyucu bazı durumlarda ispat şeklini veya buna ilişkin sınırları belirlemiştir.

Boşanma Davasında İspat Yükü

Boşanma davalarında da diğer hukuk davalarındaki gibi, ispat yükü kural olarak ileri sürülen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan yararlanacak olan tarafa aittir. Yani ispat yükü konusunda genel kurallar uygulanacaktır .

Herhangi bir sebeple açılan bir boşanma davasında, davacı dayandığı boşanma nedenini ve bunun temelindeki vakıaları; davalı da bu iddialara karşı ileri sürdüğü savunmaların temelindeki vakıaları ispat yükü altındadır .

Örneğin, terk sebebiyle açılan bir boşanma davasında davacı, haklı bir sebep olmadan, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi amacıyla (TMK m. 164/f. 1) terk edildiğini, terk süresinin dolduğunu ve ihtarın usulüne uygun yapıldığını ; davalı da buna karşı ileri sürmüş olduğu savunmalarının dayanağı olan maddi vakıaları, terkin haklı bir sebebe dayandığını veya ihtara uymama ve ortak konuta dönmeme hususlarında haklılığını ispatlamakla yükümlüdür .

Bu konuda Yargıtay önüne gelen bir boşanma davası ile ilgili olarak, terk sebebine dayanan davanın reddedilebilmesi için terk etme konusunda haklı olmanın yetmeyeceği, bunun yanında usulüne uygun ihtarın tebliğine rağmen terk eden eşin haklı bir sebeple aile birliğine dönmediğinin ispatlanması gerektiğine karar vermiş ve boşanma davasının reddi yönündeki ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur .

Yine zinaya dayanılarak açılan bir boşanma davasında davacı, bu iddiasını dayandırdığı vakıaları bildirmekten başka, bunların gerçekleştiği konusunda delil göstererek, hakimi ikna etmek, yani ispat yükünü yerine getirmek durumundadır . Aynı şekilde karşı tarafın küçük düşürücü suç işlediğini veya haysiyetsizce bir yaşam sürdüğünü ve bunun ortak hayatı çekilmez hale getirdiğini ispat yükü, iddia eden eşe aittir . Aksi takdirde ispat yükünü yerine getiremediği için davayı kaybetme riskiyle karşılaşabilir . Davalı da buna karşılık olarak varsa savunmalarının temeli olan maddi vakıaları ispatla yükümlüdür .

Bütün boşanma sebeplerinde benzer durum geçerlidir. Yani davacı eş iddialarının temeli olan vakıaların; davalı eş ise savunmalarının temeli olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini ispatlamakla yükümlüdür .

Boşanma Davasında İspat Ölçüsü

Türk Medeni Kanunu m. 184’e göre, hakim, boşanma davalarının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. Burada “vicdanen kanaat getirmedikçe” ifadesine göre, boşanma davalarında vicdani kanaatin arandığı söylenebilir. Doktrinde Yıldırım, kanaati; objektif (ihtimale dayalı), sübjektif (şahsi), tam kanaat ve vicdani kanaat şeklinde tasnif etmiştir. Dolayısıyla vicdani kanaat, kanaatin bir türü olup, tam kanaate her zaman ulaşmak mümkün olmadığı için, bazı durumlarda vicdani kanaat yeterli olabilir. Vicdanen kanaat getirme, söz konusu vakıanın varlığını kuvvetle muhtemel görme olup, “tam ispat” değildir.

Bu ayrım ve çıkarımlardan Tutumlu, Medeni Kanunun boşanma sebepleri açısından vicdani kanaatin oluşmasını yeterli gördüğü, tam kanaati aramadığı sonucuna varılabilme ihtimalini değerlendirse de , Yazara göre, zina, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış gibi sebeplerle açılan boşanma davalarında ispat ölçüsü olarak “tam ispat” aranacaktır . Burada “yaklaşık ispat” yeterli değildir. Çünkü yaklaşık ispatta, çekişmeli vakıanın gerçekleşmemiş olması ihtimali bulunmaktadır.

Tam ispatta boşanma sebebinin gerçekleştiği konusunda hakimde tam bir kanaatin oluşması söz konusudur. Yazara göre, zina iddiasına dayalı olarak açılan bir boşanma davasında, zina sebebiyle boşanmaya hükmedilebilmesi için, eylemin tam olarak ispat edilmiş olması gerekir. Fakat zina eylemi tam olarak ispatlanamazsa, zinayı ispatlamada yetersiz kalan deliller davalı eşin sadakatsizliğini kanıtlamış olabilir. Bu da genel boşanma sebebi olarak kabul edilir . Dolayısıyla Tutumlu’ya göre, boşanma davalarında olması gereken ispat ölçüsünün tam ispat olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yargıtay da geçimsizlik sebebiyle açılan boşanma davalarında ileri sürülen vakıaların kesin ispatını aramıştır . Bu doğrultudaki bir kararında , “Boşanma veya ayrılığa karar verilebilmesi için geçimsizlik meydana getiren vakıaların kesinlikle ispatı ve bunların davalı tarafından meydana getirilmiş olduğunun kabulü gerekir. Davacı tanıklarının ifadeleri, davalının şiddetsiz geçimsizlik yarattığını ispat edecek nitelik taşımamaktadır” diyerek yerel mahkeme kararını onamıştır.

Doktrinde bir görüşe göre , vicdani kanaat ilkesi tam ispatın bir istisnasıdır. Yani burada maddi olaya ilişkin vakıaların gerçekleştiği hususunda hakimin kanaat getirmesine ilişkin ölçü, tam ispat değildir. Bu davalarda hakimler vicdani kanaatlerine göre karar verecekler ve söz konusu vakıaların gerçekleştiği konusunda yüksek ihtimalli kanaatleri yeterli olacaktır. Bu görüşün karşıtı sayılabilecek doktrinde başka bir görüşe göre ise , boşanma davalarında vicdani kanaat ilkesinin olması, herhangi bir istisnai durum olmayıp, ispatın konusu maddi vakıalar olan bütün hukuk davalarında vicdani kanaat ilkesi geçerlidir.

Belirtmek gerekir ki, kanuni delil sistemi, boşanma davaları gibi ispatın konusunun maddi vakıalar olan hukuk davalarında değil, özellikle senetle ispat konusunu hukuki işlemlerin teşkil ettiği hukuk davalarında söz konusu olur. Konu ile ilgili başka bir görüşe göre , zina gibi hukuka ve ahlaka aykırı olduğu kabul edilen fiiller genellikle gizli yer ve ortamlarda gerçekleştirildiği için, bunların kanıtlanmasında, ispat ölçüsünün yüksek tutulması ve tam ispatın aranması, eylemlerin özelliği gözetildiğinde adil olmayacaktır. Bu nedenlerle, özellikle zina nedenine dayanılarak açılan boşanma davalarında, delillerin değerlendirilmesinde vicdani kanaat esasının benimsenmesi ve tam ispatın aranması, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasını ispatlamasında zorluk, hatta bazı durumlarda imkansızlıklar içine düşmesi gibi durumlar gözetilerek, hakimin buna uygun derecede bir ispat ölçüsü benimsemesi gerekir.

Kanaatimizce boşanma davalarında geçerli olan vicdani kanaat ilkesinin ispat ölçüsünde karşılığı tam ispattır. Boşanma davaları, kamu yararının üstün tutulduğu, davaya bakan hakimlerin özel niteliklere sahip olan hakimler arasından tercih edildiği , hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli sonuçları olan kendine özgü davalardır. Dolayısıyla ihtiyati tedbir (HMK m. 390/f. 3) , aile içi koruma önlemleri gibi ivedi hususlarda aranan yaklaşık ispatın boşanma davaları için yeterli olduğunu kabul etmek, boşanma davalarının önemi açısından çelişkili olur . Ayrıca kanaatimizce kanun koyucunun boşanma davalarında vicdani kanaati aramasındaki amaç, hakimin sadece ispat hukuku bakımından ikna edilmesi değil, bunun yanında vicdanen de kani olması, yani hakimdeki ispat ölçüsünün en üst seviyeye ulaşması gerektiğidir.

Zira doktrinde bir görüş, boşanma davalarındaki vicdani kanaati ispattan üstün tutmuştur. Şöyle ki, davacı iddia konusu vakıaların gerçekleşmiş olduğunu ispat etse bile, hakim bu konuda vicdanen kanaat etmedikçe, boşanma davasının reddine karar verebilecektir .

Boşanma Davasında İspat Türleri

Boşanma davalarında diğer hukuk davalarında olduğu gibi asıl ispat faaliyeti yapıldığı gibi; asıl ispat faaliyeti yapıldıktan sonra, henüz ispatın sonucuna ulaşılmadan, hakimde oluşan geçici kanaati sarsmak veya çürütmek ve böylece davanın gidişatını kendi lehine çevirmek için, karşı ispat faaliyeti de yapılmaktadır .

Örneğin, terk sebebiyle açılan bir boşanma davasında, davacı eşin ihtar çekilmesine rağmen davalının ortak konuta dönmediğini ispatlamaya çalışması asıl ispat faaliyeti iken; davacı eş henüz bu hususu tam olarak ispat etmeden, davalı eşin ihtardan sonra iki ay içerisinde eve döndüğünü ispatlamak için tanık göstermesi ise, karşı ispat faaliyetidir.

İspat türlerinden birisi olan aksini ispat faaliyeti boşanma davalarında mümkün değildir. Şöyle ki, aksini ispat için, “kural olarak yasal karineler sonucunda oluşan kanaatin çürütülmesine yönelik yapılan bir ispat faaliyetidir” şeklinde tanım yapılmıştır. Boşanma davalarında iki tane (TMK m. 166/f. 3 ve 4) kesin kanuni karinenin olduğunu ve bunların aksi ispat edilemez. Aksini ispat faaliyeti, sadece aksi ispat edilebilen adi kanuni karinelerde mümkündür.

Dolayısıyla kesin kanuni karinelerin bulunduğu boşanma davalarında (TMK m. 166/f. 3 ve 4) aksini ispat faaliyetinin yapılabilmesi mümkün olmasa da, bu karinelerin temeline yönelik karşı ispat faaliyeti yapılabilir. “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır” ifadesi adi kanuni karine olarak yorumlanmıştı. Bu görüşe göre, adi kanuni karinelerin de aksi ispat edilebildiği için, bu sebeple açılan boşanma davalarında davalı eş, söz konusu karineyi çürütmek amacıyla aksini ispat faaliyeti yapabileceği söylenebilir.

Tarafların iddia veya savunmalarına dayanak yaptıkları vakıaların gerçekleşmiş olduğu konusunda yaptıkları ispat faaliyetini  bizzat vakıa ile ilgili olan deliller vasıtasıyla yaptıkları “doğrudan ispat faaliyeti” , boşanma davalarında asıl olan ispat faaliyetidir. Yani davacı eş, boşanma davasına dayanak yaptığı vakıaları ispat ederken doğrudan vakıa ile ilgili olan delillerden yararlanmaktadır.

Yargıtay’ın bir kararında , “Toplanan delillerden ve özellikle tanık beyanları ve dava dilekçesindeki anlatımlardan davacı (kadın)’ın Almanya’da yaşayan ailesinin yanına gittikten sonra davalının da Almanya’ya davacı eşinin yanına gittiği ve tarafların evlilik birliğini Almanya’da bir süre daha devam ettirdikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı (kadın)’ın kocasının kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerekir” denilerek verilen boşanma hükmü bozulmuştur.

Karara bakacak olursak, tanık delili doğrudan vakıa ile ilgili olup, yapılan ispat faaliyeti doğrudan ispattır. Boşanma davalarında her zaman doğrudan ispatın aranmasının adil olmayacağı ve emarelerle yani dolaylı ispatın mümkün olabilmesi görüşü, baskın bir şekilde savunulmaktadır . Çünkü zina gibi fiiller gizli ortamlarda gerçekleştiğinden, bunlar için doğrudan ispatın aranması halinde, bu fiiller çoğu kez ispatlanamayacaktır. Bu sebeple zina sebebine dayanılarak açılan boşanma davalarında emareye dayanma, yani dolaylı ispatın mümkün olması gerektiği savunulmaktadır . Zina sebebine dayalı olarak açılan boşanma davalarında, davalı eşin karşı cinsten birisiyle aynı yerde çıplak görülmesi, zina işlemeye teşebbüs aranda davalının başka birisiyle yakalanması, hastanede yatan davalının karşı cinsten bir şahısla uygunsuz bir şekilde fotoğraf çektirmiş olması, emare ispatına örnek olarak verilebilir .

Zina için getirilen delillerin, hayat tecrübelerine göre fiilin işlendiğini kuvvetle muhtemel göstermesi gerekir. Boşanma davalarında ispat ölçüsü olarak tam ispatın aranması, emarelerle ispata engel değildir. Çünkü emarelerle, yani dolaylı ispat, sadece bir ispat çeşididir. Bu ispat çeşidinin kullanılması ve delillerin toplanması sonucunda, hakim vicdanen kanaat getirmedikçe, zaten boşanmaya hükmedemez. Bu durumda, mevcut emarelere göre sadakatsizlikten dolayı genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/f. 1 ve 2) sebebine dayanılıp dayanılamayacağı da somut olaya göre ayrıca değerlendirilebilir.

Mahkeme Boşanma Davasını Nasıl Kabul Eder?

“TMK. 166/I-II açısından geçerli ölçü, evliliğin sürdürülmesinin artık eşlerden beklenmeyecek ölçüde sarsıldığının tespit edilebilmesidir. Evlilik birliğinin sarsıldığının tespiti için mahkeme doğrudan eşlerin davranışlarını temel alarak kusurlarını araştırmaktadır. Sonuçta tarafların eşit kusuru ile veya bir tarafın çok ya da tam kusuruyla evliliğin tekrar kurulamayacak ölçüde temelden
sarsıldığı tespit edilerek eşlerin boşanmasına hükmedilmektedir. 

“Aile hukukuna ilişkin davaların görüldüğü Yargıtay 2. H.D. kusur ilkesini benimsemekte ve uygulamaktadır. Hem de kusur ilkesini mutlak kusur ilkesi olarak uygulamaktadır. Bu anlamda tam kusurlu eşin açtığı boşanma davasını davalı taraf boşanma istese de veya evlilikten bir beklenti kalmasa da reddedilmesi gerektiği görüşündedir. Bu 2. H.D. uygulamasında bir usul kuralı olarak yerleşmiş durumdadır. Böyle durumlarda boşanmaya hükmedilebilmesi için davanın mutlaka kusursuz eş tarafından açılması gerekmekte ve davalının da mutlaka az da olsa kusurunun bulunması gerekmektedir.”

Mirasçılar Boşanma Davasına Devam Edebilir Mi?

Karı veya kocadan birinin ölmesi halinde, onların mirasçılarının bu davada, murislerinin kusurluluk durumunu tespit için davaya devam hakları bulunmaktadır.

Akıl Hastası Boşanma Davası Açabilir Mi?

Akıl hastaları bulunan kişilerin dava ve taraf olma ehliyetleri bulunmadığından; akıl hastası bir kimse, kendi başına boşanma davası aşamayacağı gibi, akıl hastası bir kimseye karşı da doğrudan doğruya dava açılamaz. Bu kimseler arasındaki boşanma davalarının, onların yasal temsilcileri aracılığıyla yürütülmesi gerekir.

18 Yaşından Küçük Çocuk Boşanma Davası Açabilir Mi?

Boşanma doğrudan doğruya şahsa bağlı haklardan olduğundan; ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar; ayırt etme güçlerinin bulunması halinde bu davayı doğrudan doğruya açmak hakkına sahiptirler. Esasen evlenmek kişiyi ergin kıldığı için; boşanma davalarında küçüklük sorunu da bulunmamaktadır.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (3 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.