Boşanma Davası İstinaf Dilekçesi

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE

Sunulmak Üzere,

ADANA 3. AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO               :

İSTİNAF KANUN YOLUNA

BAŞVURAN

DAVALI/K. DAVACI:

VEKİLİ                      : 

ADRES                      :                                                                                            

DAVACI/K. DAVALI:

VEKİLİ                      :

ADRES                      :

TALEBİN KONUSU : ADANA 3. AİLE MAHKEMESİNİN sayılı kararının  Hukuka ve usule tamamen aykırı olması sebebi ile istinaf incelemesi isteminden ibarettir.

BAŞVURU SEBEPLERİ VE GEREKÇESİ:

DAVANIN ÖZETİ:

Müvekkil ile davacı/k.davalı X tarihinde severek  evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunmamaktadır.

Evliliğin kutsal bir kurum olması nedeniyle ve müvekkilin evlilikten çok şey beklemesi karşısında davacı/k.davalı ağustos X’den itibaren müvekkilden uzaklaşmaya başlamış, hatta ağustos ayının son günlerinde müvekkilimi müşterek konutlarının bulunduğu Kayseri den Konya ya getirerek müvekkilimi burada bırakarak terk etmek istemiştir.  Dolayısıyla müvekkilim manevi anlamda rencide edilmiştir.

Müvekkil, davacı/k.davalı kocaya her ne kadar iyi bir eş olmak istemiş ise de Davacı/k. davalı kocanın gayri resmi eşiyle birlikte boşanma süreci devam ederken cümle alemin önünde düğün yapmış ve hali hazırda şuan birlikte yaşamaya devam etmektedir.

İlk olarak karşı davalı dilekçesinde eşine bağlı olduğunu ve tüm imkanları seferber etmek suretiyle müvekkilemizin ihtiyaçlarını karşıladığını iddia etmiştir. Ancak söz konusu iddiaları gerçeğe aykırıdır. Nitekim tüm evlilik süresince müvekkilem çalışmış ve evin ihtiyaçlarını karşılamıştır. Bu husus SGK kayıtlarında da doğrulanmıştır. Evlilik müddetince Karşı davalı herhangi bir katkıda bulunmamıştır. Her ne kadar karşı davalı web tasarım işini yaptığını iddia etse de resmi belgelerde bu husus geçmemektedir. Söz konusu iddia dayanaktan yoksun ve soyuttur. Ek olarak karşı davalı gelirinin olduğunu dahi kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla evlilik müddetince evin tüm ihtiyaçlarının müvekkilmiz tarafından karşılandığı sabittir. Bu hususta herhangi bir delil getiremeyen karşı davalının beyanları dikkate alınamayacak niteliktedir.

 Karşı davalı sürekli olarak müvekkilemizi aşağılayıcı hal ve hareketlerde bulunmuştur. Ayrıca sürekli olarak müvekkili terketme girişimleri olmuş, müvekkilemizi yanında istemediğine ilişkin beyanlarda bulunmuştur. Ancak müvekkilemiz evlilik kurumunun öneminin bilincinde olan bir birey gibi sürekli birliği kurtarmak amaçlı girişimlerde bulunmuştur.

 Davacı dava/k.davalı yerel mahkemede  müvekkil açısından kusur atfetmek amaçlı yanıltma içeren ibareler kullanmıştır. Nitekim müvekkilimizin aşırı kıskanç, kurgu dünyasında yaşayan bir birey olduğu iddiası tamamen asılsız olduğu ortada olup tarz iddialar artık dava dilekçelerinde kalıp haline gelmiştir. Kadın açısından ilk söylenegelen ibarelerden olup dayanaktan dahi yoksundur. Sürekli olarak tekrar ettiğimiz gibi yine delillendirilemeyen, iftira niteliğine girebilecek iddialarla karşılaşılmıştır.

Karşı davalının mesleki faaliyet çerçevesinde web tasarımı yaptığı ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu mesleki faaliyeti kanıtlanamamaktadır. Bu husus dahi dayanaktan yoksundur.

KARŞI DAVALI …………………. ŞUAN BAŞKA BİR KADINLA İMAM NİKAHLA OLARAK BİRLİKTE YAŞAMAKTA OLUP YEREL MAHKEMEYE SUNMUŞ OLDUĞUMUZ KARŞI DAVALIYA AİT İNSTAGRAM HESABINDAN YAPMIŞ OLDUĞU PAYLAŞIMLARLA SABİTTİR.  AYRICA KARŞI DAVALININ SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEDİĞİ ve TÜM KUSURUN KARŞI DAVALIDA OLDUĞU tarafımızdan sunulan deliller ile de ALDATMA vakası netleşmiştir.

Müvekkilemizin cinsel birliktelikten kaçındığına dair beyanlara ilişkin olarak 18/06/2018 tarihli dilekçemizde açıklamalarda bulunmuştuk. Müvekkilemiz rahatsızlığını yendikten sonra herhangi bir şekilde cinsel birliktelikten kaçınmamıştır. Ek olarak karşı davalı geceleri sürekli olarak bilgisayar ve telefon başında vaktini geçirmekte, müvekkilemizin yanına gelmemektedir. Yine Müvekkilimizle aynı yatakta dahi yatmaktan imtina etmiştir. Dolayısıyla cinsel birliktelikten kaçan taraf asli olarak davacı / karşı davalıdır. Bu hususta tam kusurlu olan taraf da yine karşı davalıdır. Karşı davalı, müvekkilimizin vajinismus olduğu dönemlerinden dem vurarak müvekkilimizin kendisini yataktan kovduğu beyanları ile bağlantı kurmuştur. Ancak söz konusu bağlantı kurgudan ibarettir. Nitekim rahatsızlığıyataktan kovduğuna delil teşkil etmemekte, karşı davalının beyanlarını doğrulamaya yetecek illiyet bağı dahi bulunmamaktadır. Ayrıca şu husus da unutulmamalıdır ki, karşı davalı müvekkilemiz ile 2013 yılında evlenmiştir. Günümüze kadar 5 yıl geçmiştir. Müvekkilemizin rahatsızlığı evliliğin ilk 1 yılını almış, diğer yıllarda ise tedavi olup cinsel ilişki hususunda herhangi bir engeli olmamıştır. Yine Yargıtay tarafından da kabul gören görüş, affedilmiş olan hususların yargılamaya esas edilemeyeceğidir. Karşı davalı cinsel ilişki hususunda yıllar önce söz konusu boşanma davasını açmayarak vajinismus kaynaklı rahatsızlığı sorun etmemiştir. Sonuç olarak cinsel ilişki yönünden müvekkilimiz açısından herhangi bir engel olmamakla birlikte karşı davalı tarafından ilişkiden kasıtlı olarak kaçınılmak suretiyle asli kusur nitekliği taşıyan fiillerde bulunulmıuştur.

 Özet olarak müvekkilemiz, geliri olmayan karşı davalının hizmetinde kullanılmak üzere krediler çekmiştir. Karşı davalının bedelli askerliğine ilişkin bedel dahi müvekkilimiz tarafından kredi çekilmek suretiyle ödenmiştir. Karşı davalı yıllarca müvekkilimiz tarafından kazanılmış olan para ile yaşamıştır. Karşı davalının bahsetmiş olduğu araç, yine karşı davalı tarafından iş kurma vaadiyle satılmıştır. Satıştan elde edilen gelirin nederede harcandığı bizim açımızdan muammadır. Müvekkilemzi tarafından yapılmış olan tüm bu fedakarlıklara rağmen karşı davalı müvekkilmizi aldatmaktan geri durmamış, sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiştir.

Müvekkilemizi aldatan, evlilik birliği müddetince maddi ve manevi desteğini esirgeyen, darp eden, eve almayan karşı davalının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Yukarıda açıkladığımız ve delillendireceğimiz (bir kısmını delillendirdiğimiz) hususlar da dikkate alındığında karşı davalının beyanlarının itibar edilemeyecek derecede kurgu mahsulü olduğu, delillendirilemediği ve resmi tutanaklara aykırı olduğu görülecektir.

ESAS YÖNÜNDEN BAŞVURU SEBEPLERİMİZ

Yoksulluk Nafakası Yönünden;

İlgili Mahkeme müvekkil hakkında, “davalı kadının boşanma sonrası yoksulluğa düşmeyeceği kanaatine “ varıldığından  bahisle ve tamamen soyut ve eksik gerekçeyle yoksulluk nafakası talebimizi reddetmiştir. Bu karar usul ve yasaya aykırıdır.Şöyle ki;

 Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi zorunlu giderlerini karşılamayacak düzeyde olan kişilerin yoksul kabul  edilmesi gerekir. Aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmayacak ve insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacak düzeyde olan eş, diğer yasal koşulların bulunması halinde yoksulluk nafakası talep edebilir.

Hemen belirtmek gerekir ki, Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında  asgari ücret düzeyinde gelire sahip olunması , Kira geliri bulunan bir eşin ailesiyle birlikte kalması  DAHİ yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul  edilmemiştir.

-YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2010/ 2-371 ESAS 2010/ 364 KARAR SAYILI KARARINA BAKILDIĞINDA , “ … Önemle belirtilmelidir ki, asgari ücretle çalışılıyor olması, yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu değildir. Aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmayacak ve insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacak düzeyde olan eş, diğer yasal koşulların bulunması halinde yoksulluk nafakası talep edebilir. O halde, yerel mahkemenin karşı davacı kadın lehine yoksulluk nafakası hükmedikmesi gerektiğine ilişkin direnme kararı yerindedir…” denilmektedir.

-YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2007/ 3-641 ESAS 2007/623 KARAR SAYILI KARARINA BAKILDIĞINDA, “ .. Kendi evini Kiraya Verip Ailesinin Yanında Kalan ve Başk Geliri Bulumayan Kadının Yoksul Olmadığı Kabul edilemez..” denilmektedir.

-Ve yine, YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ 2004/ 10323 ESAS 2004/ 10219 KARAR SAYILI KARARINA BAKILDIĞINDA, “ ÖZET: .. Boşanma anındaki şartlara göre değerlendirme yapılmalıdır. Asgari ücret düzeyinde gelir sahibi olmak yoksulluk nafakası bağlanmasına engel teşkil etmez.  Dosya kapsamında davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Uygun yoksulluk nafakasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi isabetsizdir.”  Denilmektedir.

Dolayısıyla yukarıda verilen birçok karara ( örnekleri daha çok fazla olup)  bakılacak olursa, ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN ALDIĞI ÜCRET YOKSULLUKTAN KURTARMAYACAK VE İNSANCA YAŞAYIP GEÇİMİNME OLANAĞI SAĞLAMAYACAK DÜZEYDE OLAN EŞE BİLE YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANABİLECEĞİ BELİRTİLMİŞTİR. KALDI Kİ MÜVEKKİL ÇALIŞMAMAKTA VE HERHANGİ BİR GELİRİ VE MAL VARLIĞI DA BULUNMAMAKTADIR. müvekkilimiz açısından uygun bir yoksulluk nafakası takdiri gerekmektedir.

Maddi – Manevi Tazminat Yönünden;

Mahkeme ; Davacı/K. Davalı kocanın müvekkili istemediği, başka kandınla görüştüğü, yargılama aşamasında bu kadınla ilişkisini ilerlettiği, evin ihtiyaçlarının karşılamada sıkıntısının olduğu, karısının ailesine kızlarını götürmesini söylediği, davalı/karşı-davacı müvekkilin evliliği yürütmek için çaba gösterdiği ancak kıskanç bir yapısının olduğu ve sağlık problemlerinin olduğu, çocuk konusunda da problemlerinin olduğu anlaşılmakla, tarafların evlilik birliğinin temelden sarsıldığı, evlilik birliğinin sona ermesinde Davacı/K. Davalı kocanın AĞIR KUSURLU olduğu kanaatine varılarak boşanmaya hükmedilmiştir. Ancak tazminat konusunda müvekkil yerel mahkeme tarafından yaşadığı manevi yıpranmanın ve maddi yorgunluğun karşılığını görememiştir. Davacı/k. davalı koca eşine alenen yaptıkları ağır kusurunu ortaya koymaktadır. Yukarıda kısaca açıkladığımız hususlar ve istinaf başvurumuzun istinaden yerel mahkeme dosyasının mündericatından maddi ve manevi tazminat konusunda yerel mahkeme kararının tatminkar olmadığı sayın BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’nce anlaşılacaktır. Nitekim,

MÜVEKKİL BÜYÜK ANLAMDA MANEVİ OLARAK HÜSRANA UĞRAMIŞ, ACI VE ELEM İÇİNDE PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜLER YAŞAMIŞTIR.

Gerçekleşen bu duruma göre ŞU ZAMANA KADAR Kİ SUNULAN TÜM DELİLLER BEYANLAR , TANIK BEYANLARINA BAKILACAK OLURSA, DAVACI TARAFIN GERÇEĞİ YANSITMAYAN BEYANLAR İLE MAHKEMEYİ SÜREKLİ BİÇİMDE YANILTMA YOLUNA GİTTİĞİ, BUNU SIRF MÜVEKKİLE HERHANGİ BİR ÖDEME GERÇEKLEŞTİRMEMEK İÇİN YAPTIĞI AÇIKTIR. YİNE SUNDUĞUMUZ RAPORLAR VE BELİRTTİĞİMİZ DELİLLER DAİRESİNDE MÜVEKİLİN  SAĞLIK PROBLEMİ OLDUĞUNU YEREL MAHKEME GEREKÇELİ KARARINDA YER ALMASINI RAĞMEN HASTALIĞIN KONUSU VE SÜRECİ AÇIKLANMAMIŞTIR. ( Kİ BU HUSUS HASTANE RAPORLARIYLA SABİT OLMASINA RAĞMEN KUSUR TAKDİR EDİLİRKEN VEYAHUT DELİLLER VE GEREKÇELER KARARDA BELİRTİLİRKEN HİÇ DEĞİNİLMEMİŞTİR. SÖZ KONUSU BU HUSUS DAHİ KARARIN EKSİK VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR)  MÜVEKKİLEYİ EVLİLİKLERİNİN İLK BAŞLARINDAN İTİBAREN DARP ETTİĞİ VE YİNE SÜREKLİ MÜVEKKİLİ AŞAĞILADIĞI VE HAKARETLERDE BULUNDUĞU, EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE MÜVEKKİL İSTEMEMESİNE RAĞMEN MÜVEKKİLİ KENDİ AİLESİNİN YANINA BIRAKIP TERK ETTİĞİ, DAVACI/K.DAVALIN KOCANIN EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE BİR DEN FAZLA YABANCI KADINLA GÖNÜL İLİŞKİSİ OLDUĞU ANCAK BOŞANMA SÜRECİNDE BİR KADIN İLE İMAM NİKAHLI OLARAK YAŞAMAYA BAŞLADIĞI BU NEDENLE SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ İHLAL ETTİĞİ VE ALDATTIĞI ORTADIR. ( mahkeme kararı ile sübut bulmuştur.)

 TÜM BU GERÇEKLER KARŞISINDA

 (DARP, DAYAĞIN, AŞAĞILANMANIN,EZİLMENİN, ALDATMANIN ) ,SIRF MÜVEKKİLİN EVLİLİKLERİNİN İLK YILLARINDA GEÇİRMİŞ OLDUĞU GEÇİCİ  SAĞLIK PROBLEMİNİN DAVACI/K. DAVALININ SORUN ETMESİ VE HUZURSUZLUK YARATMASI, SADAKAT YÜKÜMLÜLÜNE İHLAL EDEREK ALDATMASI, BÜTÇEYİ AŞAN TALEPLERDE BULUNMASI ( Kİ BU İDDİALARIN DAVACI/K. DAVALI KOCANIN SOMUT BİR GEREKÇESİ OLMAZKEN)  NEDENİ İLE AĞIR KUSURLU OLAN KOCANIN MALİ İÇTİMAİ DURUMUNUN GÖZETİLEREK MÜVEKKİL LEHİNE DAVASININ KISMİ KABULÜ  KANATİNE VARILMASI BİZCE HİÇBİR ŞEKİLDE HAKKANİYETE SIĞMAMAKTADIR. Nitekim müvekkil  davalı/k davacı yararına 10.000 TL maddi ve 12.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi,  usul ve yasaya ve yine hakkaniyete  aykırıdır.  YÜKSEK MAHKEME KARARLARINDA DAHİ BÖYLEDİR.

Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi – manevi tazminat isteyen müvekkilin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır Boşanma sonucu az kusurlu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK.Md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak, müvekkil yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Öte yandan boşanmada ağır ve eşit kusurlu olmayan müvekkil için, boşanmaya sebep olan olaylar kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden hakkaniyet prensibi de gözönünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminata da  hükmedilmesi gerekir. Yine Davalı müvekkilin yoksulluğa düşeceği anlaşıldığından, lehine uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekmektedir.

Ayrıca tarafımıza Vekalet ücreti de takdir edilmemiştir. Bu hususta hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, tarafımız lehine vekalet ücreti takdiri gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM   : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere, istinaf dilekçesi ile belirttiğimiz gerekçelerle,

İstinaf talebimizin kabulüne, DAVACI-KARŞI DAVALININ DAVASININ REDDİNE,

MÜVEKKİL İÇİN HER AY 1.500 TL YOKSULLUK NAFAKASINA HÜKMEDİLMESİNE VE  DAVACI/K.DAVALIDAN TAHSİLİNE

MÜVEKKİL İÇİN, DAVACI/K.DAVALI ALEYHİNE 100.000 TL MANEVİ TAZMİNAT, 100.000 TL MADDİ TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİNE,

Yerel mahkemenin Esas sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davamızın kabulüne’ YARGILAMA GİDERLERİ İLE ÜCRETİ VEKALETİN DAVACI/K. DAVALI  TARAFA YÜKLETİLMESİNİ karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. (tarih)

                                                                                               DAVALI/K.DAVACI VEKİLİ

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.