BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Boşanma davaları taraflardan birinin nöbetçi aile mahkemesine vereceği bir dilekçe ile açılmış sayılır. Boşanma süreci detaylara hakim olunması gerekilen bir süreçtir. Boşanma dava dilekçeniz sizin lehinize unsurlar doğuracağı gibi dilekçede somut olayı hukuk temellerine aykırı aktarmanız veya eksik taleplerde bulunmanız büyük hak kayıplarına yol açabilir. Aşağıda paylaşmış olduğumuz boşanma davası dilekçeleri sadece örnek vermek amaçlıdır. Her bir somut olay için değişiklik arz eden unsurlar taşır. Aşağıda birden fazla boşanma dilekçesi örneği bulunmaktadır.

Boşanma Davası Açarken Hazırlanması Gereken Dilekçe Örnekleri


Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi Örneği


İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ (  ) AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

        

                                        

DAVACI       :

                        

VEKİLİ          :

                        

DAVALI        :

                        

KONUSU      :MK.166.md. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması gereğince boşanma ve MK.174 md gereğince davacı için, davalı aleyhine 10.000-TL manevi tazminata karar verilmesi taleplerinden ibarettir.

OLAYLAR    :

  1. Müvekkil davacı ve davalı 01.10.2016 tarihinden bu yana evli olup tarafların müşterek çocukları da bulunmamaktadır.
  2. Müvekkilim ve davalı arasında son birkaç yıldan beri süre gelen şiddetli geçimsizlik mevcuttur. Evine ve eşine düşkün olan müvekkil davacı her zaman eşinin istekleri doğrultusunda hareket etmiş olumlu ve ılımlı tavır sergilenmiştir. Fakat son zamanlarda davalı ve müvekkil arasındaki geçimsizlik tarafların hayatlarını çekilmez hale getirmiştir.
  3. Müvekkilim, mutlu bir aile olmak için eşinin isteklerini her zaman ön planda tutmuş bunun için kendi ailesinden bile kopma noktasına gelmiştir. Davalı taraf daha düğün gecesi birçok tanık huzurunda müvekkilin annesine karşı “ben sizinle görüşmek istemiyorum” diye bir cümle kurmuş ve müvekkilin ailesi ile ilişki kurmaktan her zaman kaçınmıştır. Müvekkilin ailesi gelinlerine her zaman yardımcı olmuş asla aile ilişkilerine karışmamıştır. Nitekim karışması da mümkün değildir çünkü müvekkilin ailesi farklı bir şehirde ikamet etmekteydi. Üstelik zaman zaman meydana gelen kavgalar neticesinde müvekkilin aile büyüklerinin davacıyı sakinleştirip, araya girmesi ile evlilik birliği bugüne dek sürdürülebilmiştir. Bu kavgalar devam ederken davalı ailesi hiçbir anlamda yapıcı olmamış aksine davalıyı kışkırtmış, davalıyı eşinden daha da uzaklaştırmıştır ve gün geçtikçe evlilik birliği daha da çekilmez bir hal almıştır.
  4. Davacı müvekkil ailesi ile eşi arasında sürekli psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır. Davalı eş asla müvekkilin ailesi ile görüşmek istememekte müvekkili her zaman ailesine ve çevresine karşı mahcup etmekteydi bu da müvekkilimi ağır psikolojik bunalımlara girmesine sebep olmuştur. Nitekim en son müvekkilin ailesi 2017- Aralık ayında İstanbul’a taşınmış ve bu taşınma dolayısıyla davalıya haber göndererek barışalım geçmişi silelim bundan sonra sorun yaşamayalım talebinde bulunmuş fakat bu durumda davalı tarafından olumsuz dönüş yapılmıştır. Davalının sebebini müvekkilin bilmediği ve anlayamayacağı bir şekilde ailesinin istememesini ve sürekli ailesini kötülemesine anlam verememiş somut bir neden bulamamıştır. Müvekkilimin ailesi müşterek eve geldiklerinde davalı evden çıkıp abisinde kalmış yine huzursuzluk çıkartmıştır. Nitekim müvekkilin ailesine ait Akçay’da yazlığına gittiklerinde de 2 gün kalınmış ve müvekkil her şey düzledi sanırken tatil dönüşünde davalı, müvekkil davacıya “çocuk olursa eve gelmesinler sen götürüp gösterirsin ve uzmanlık yemeğine ailen gelmesin istemiyorum” tarzında söylemlerde bulunmuştur. Son olarak da müvekkilim de bardağı taşıran son damla olarak 2018 Temmuz ayında müvekkilin babaannesi vefat etmiştir. Müvekkil üzgün bir şekilde cenazeye İzmir’e gitmek için hazırlık yaparken davalı cenazeye gelmek bir yana müvekkile “keşke arabada teyzenler olmasaydı, ben de senle gelirdim, beni Seferihisar’da bırakırdın, ben gezerdim, dönerken de alırdın” demiştir. Müvekkil derin bir üzüntü ve huzursuzlukla cenazeye tek başına katılmış cenaze dönüşü de dönünce boşanmak istediğini ifade etmiştir. Müvekkil evden çıkarken sadece şahsi eşyalarını ve evlilik birliği içinde edilmiş arabayı alarak evden çıkmıştır.
  5. Davalı aile bilincinden uzak eşine gerekli ilgi ve alakayı gösterememiştir. Boşanma kararı alan müvekkile karşı daha hırçınlaşmış asla yapıcı olmamıştır. Huzursuzluğa ve aile birliği kurma bilincinden uzak davalı taraf müvekkil davacıya hakaret içerikli ve tehditkârı birçok mesaj atmıştır. (dosyaya sunulacaktır) Tüm bu yaşanan olumsuzluk ve huzursuzluktan sonra müvekkil çevresinde sürekli üzgün ve hasta gibi gezerek insanlara bir şey belli etmemek için uğraşıp durmuştur. Büyük bir psikolojik yük üzerine alan müvekkil için bu evliliği sürdürmek çekilmez hal almıştır.
  6. Bu süre zarfında müvekkil davacı anlaşmalı boşanmak için birçok adım atsa da davalı boşanmak istese de işi zora koşmak için davacının asla karşılamayacak manevi tazminat talebi ayrıca, düğünde takılan takıların rıza ile bozdurulup nakite çevrilmesine rağmen o günkü değerini 3 katını istemiş ayrıca evlilik birliği içinde satın alınan aracın da iadesini talep etmiştir. müvekkil davacı Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Asistan doktor olarak çalışmakta maaşı yapılacak sosyal ekonomik araştırma ile ortaya çıkacaktır ayrıca kusur oranı ile değerlendirildiği zaman müvekkil davacının manevi tazminat talebi mevcuttur.

“Medeni Kanunun Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

  1. Nitekim Tanık anlatımları ile ortaya çıkacağı üzere davalı taraf, müvekkil davacı üzerinde sürekli bir baskı ve huzursuzluk oluşturmuş, müvekkilimin yaşadığı evlilik travmaları hayatı boyunca büyük bir psikolojik yıkım yaratacaktır. Bu nedenle, müvekkilim davacıya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ediyoruz.
  2. Davalı taraf fizyoterapist olarak x hastanesinde çalışmaktadır. Davalının Sgk kayıtları her ne kadar asgari ücretten gözüküyor olsa da davalı 4000-TL + prim üzerinden çalışmaktadır. Ayrıca yine hastane dışında hastalara hizmet vererek maaşının üstüne aylık 1.000- 1.500-TL arasında ek gelir elde etmektedir. Mesleği ve iyi bir maaşı olan davalının nafaka isteyerek çekişmeli bir davaya dönüşmesini istemesinin sebebi tamamen yıldırmak ve yıpratmak amaçlıdır.
  3. Nitekim Sosyal Ekonomik Araştırma yapıldığında bu durum açıkça ortaya çıkacaktır. Müvekkil evden ayrı kaldığı zaman süresince de davalı kendini geçindirecek kadar iyi bir maaşının olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim evin genel giderlerini yüklenen davacı müvekkil olmakla düğün masrafları için çektiği 100.000-TL yakın kredi borcu hala devam etmektedir.
  4. Evlilik birliğinin devamında yarar ve umut görülmediğinden ve evliliğin sürdürülmesinde tarafların ve toplumun hiçbir menfaati kalmadığından işbu dava açılmıştır. Taraflar arasındaki evlilik birliği fiilen bitmiştir ve bunun hukuki olarak da tescil edilmesi zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ SEBEBLER  :MK 166.md,HMK ve ilgili kanun hükümleri

DELİLLERİMİZ          :Nüfus kayıtları, taraflar arasındaki mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları, yemin ve ikamesi mümkün her türlü delil.

SONUÇ                          :Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerden dolayı,           

                                         MK 166.md. uyarınca tarafların boşanmalarına, 

                                         Müvekkilim manevi açıdan bir psikolojik sorunlar yaşamasına sebep olan evlilik dolayısıyla 10.000 TL manevi tazminat, yasal faiziyle birlikte hükmedilmesine,                              

                                         Mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin karşı tarafa  yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim. 07.08.2018

        Davacı Vekili

Av. Saim İNCEKAŞ


 Boşanma Davası Dilekçesi Örneği


KAYSERİ NÖBETÇİ ( ) AİLE MAHKEMESİ’NE

 

DAVACI                    :

VEKİLİ                      :

DAVA                                    :

AÇIKLAMALAR     :

 

  1. Taraflar yaklaşık 10 aylık evli olup bu evliliklerinden çocukları olmamıştır.
  2. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren geçimsizlik evliliğin ilk günlerinde başlayıp giderek şiddetlenmiştir. Davalının tavır ve davranışlarından kaynaklanan bu olumsuzluk evlilik birliğinin olmazsa olmazlarından olan güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığı gibi birlikte yaşamadan beklenen kişisel ve toplumsal faydayı da yerle bir etmiştir. Şöyle ki;
  1. Davalının evlilik öncesinde kendisiyle ilgili anlattığı birçok konunun sonradan doğru olmadığı ortaya çıkması ve yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmesi güven duygusunu ortadan kaldırmıştır. Buna sebep olan olaylardan bazılarını şöylece özetleyebiliriz:
  • Evlilik öncesi görüşmelerde davalı, İstanbul’da hafızlığını tamamladığını, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan hafızlık belgesi olduğunu, hafızlığı 8 ayda bitirdiği için umre hediyesi kazandığını, umreye abisi Mehmet ÖZTÜRK ile birlikte gideceğini söylemiştir. EK-1 de sunulan mesajlaşma çıktılarından da anlaşılacağı üzere umreye giderken telefonu götürmeyeceğini bu sebeple iletişim kuramayacaklarını beyan etmiştir. Hatta bu umrenin ikinci umresi olduğunu ifade etmiştir. Bu sebeple o dönem 10-15 gün kadar davalı ile müvekkil iletişim kuramamıştır.Mesajlardan da anlaşılacağı üzere 02.02.2017 tarihinde umreden döndüğünü söylemiş ve mesajlaşma tekrar başlamıştır. Evliliğin ilerleyen sürecinde davacının aslında hafız olmadığı, umreye de gitmediği anlaşılmıştır. İletişim kurulmayan dönemde ne olduğu, davalının neden böyle bir yalana başvurduğu müvekkilde ciddi bir şüpheye açtığı gibi o dönem halen karanlıktadır. 
  • Mesaj kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere altına, eşyaya tamah etmeyen ‘minder olsa yeter’ diyen davalı düğün alışverişleri sırasında her konuda sorunlar çıkarmış ekonomik ve sosyal durumla mütenasip olmayan istek ve tavırlar evlilik sürecinde de de devam ettiği gibi bir çok tartışma ve huzursuzluğa sebep olmuştur.
  • Davalı başlangıçta annesinin kanser hastalığından vefat ettiğini ve kendisinin de bağırsak kanseri başlangıcı teşhisiyle Beylikdüzü Kolan Hastanesinde tedavi gördüğünü ve iyileştiğini söylemiş ise de kız isteme töreninden önce annesinin aslında yaşadığını ama doktorların umut vermediği için öyle söylediğini beyan etmiştir. Düğünden sonra ise annesinin sağlıklı olduğu ve kendisinin öyle bir rahatsızlık geçirmediği ortaya çıkmıştır.
  • Davalının yukarıda bahsedilenlerin dışında babasının arabasından, abisinin işine ve tahsiline kadar hemen hemen her konuda yalan söylediği ortaya çıkmış tüm bu davranış ve söylemler müvekkilin davalıya olan güvenini sıfıra indirmiştir.
  1. Davalı, en ufak sebeplerden dolayı çıkardığı huzursuzluklardan sonra evi terk etmeyi olağan bir davranış haline getirmiştir. Daha evliliğin ikinci gününde bile müvekkilin yurtdışına gidecek olan dayısının evlerine hayırlı olsun ziyaretine gelmesini problem yapıp evi terk etmeye kalkmıştır. Bu gibi olaylar evlilik boyunca mütemadiyen tekrarlanmıştır.
  2. Evlilik her iki tarafa da görevler ve sorumluluklar yükleyen bir toplumsal müessese olmasına rağmen davalı evlilik birliğinin bir kadına yüklemiş olduğu görev ve sorumlulukları yerine getirmekten ısrarla kaçınmıştır. Evin temizliği ile ilgilenmemiş, çoğu zaman yemek dahi yapmamıştır. Bu davranışlarıyla Tip 1 Diyabet (Şeker) hastası olan ve düzenli beslenmesi gereken müvekkilin sağlığını riske etmiş, tüm telkinlere rağmen görevlerini yapmaktan imtina etmiştir. Çamaşır, bulaşık gibi en basit işleri dahi yapmamış müvekkil evlilik boyunca giyecek temiz kıyafet bulmakta güçlük çekmiştir. Bu husus Yargıtay 2. H.D. 2016/12660 Esas – 2016/13926 Karar numaralı içtihadında da evlilik birliğini sarsan sebep olarak görülmüştür.
  3. Davalı kişisel temizliğini de aksattığından müvekkil tarafından utanılarak uyarılmış ancak bu durumdan da müspet bir sonuç alınamamıştır. Bu hususlar bir çok kararda olduğu gibi Yargıtay 2. H.D. 2012/21189 Esas – 2013/7443 Karar ve 2016/17231 Esas – 2018/5989 Karar numaralı kararlarında evliliği çekilmez hale getiren sebepler olarak değerlendirilmiştir.
  4. Davalı sinirlendiğinde müvekkile ve ev eşyalarına zarar verdiği gibi toplum huzurunda da bu davranışlarını sergilemekten kaçınmamıştır. Öyle ki gelen misafirlerin önünde bile müvekkile bağırmaktan çekinmemiş, kavga etmekten geri durmamıştır.
  5. Davalı sadece müvekkile değil kendine de zarar vermeyi sıradan bir davranış haline getirmiş, defalarca kollarını jiletlemiştir. Kendini odaya kapatıp jiletle vücuduna zarar vermekte iken defalarca müvekkil tarafından engellenmiştir. Bu davranışının önceden de olduğu vücudundaki jiletten kaynaklı yara izlerinin düğün sonrası görülmesiyle anlaşılmıştır.

                                                          

  1. Yaşanılan tüm olumsuzluklara rağmen müvekkil büyük bir sabırla davalıya yardımcı olup evliliğini kurtarmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda aile danışmanından yardım alınmış, davalı terapilere götürülmüştür. Aile danışmanının davalının psikiyatriye gitmesi gerektiği yönünde telkin ve tavsiyesi olmuştur. Davalı bunun üzerine kendi ailesi ile birlikte özel bir psikiyatri kliniğine gittiğini tedavi neticesinde LUSTRAL 50 mg isimli ilaç verildiğini ifade etmişlerdir. Müvekkilin haricen öğrendiğine göre davalının bu beyanının da gerçek dışı olduğu, davalının söz konusu tedaviyi evlilik öncesinde 2011 yılında aldığı tespit edilmiştir. Resmi sağlık kayıtları getirildiğinde davalının tedaviye gittiğini iddia ettiği tarihin 2018 olmadığı açığa çıkacaktır.
  1. Tüm çaba ve gayretlerine rağmen davalıda en ufak bir ilerleme görülmemesi üzerine müvekkil ailesinin yanına gelmiştir. Aynı çatı altında iken yaşanan davalının beddua, hakaret ve tehditleri bu aşamadan sonra artarak devam etmiştir. Hakareti ispatlanan eş, Yargıtay kararlarında diğer eşe göre daha ağır kusurlu sayılmaktadır.
  1. Davalının sebebiyet verdiği ve yukarıda detaylıca izah edilen olumsuzluklar evlilik birliğinin bir daha düzelmeyecek şekilde temelinden sarsılmasına sebebiyet vermiştir. Bu noktaya gelmiş bir evliğin devamı ne taraflar için ne de toplum için fayda getirmeyeceğinden boşanmaya karar verilmesini talep ediyoruz.

     

  1. Müvekkil, yaşadığı hadiseler sebebiyle manevi açıdan ciddi şekilde yıpranmıştır.Evlendiği zaman kurduğu mutlu bir evlilik hayali yerle bir olmuştur. Davalının ağza alınmayacak beddua, tehdit ve hakaretlerine muhatap olan müvekkilin kişilik hakları saldırıya uğramıştır. Müvekkilin yaşadığı manevi çöküntüye bir nebze de olsa çare, davalıya da bir ders olması açısından 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini talep ediyoruz.
  1. Müvekkil evlilik ve yeni bir ev açmak için çok ciddi harcamalar yapmıştır. Boşanmadan sonra yeni bir evlilik yapacak olsa aynı masrafları yeniden yapmak zorunda kalacaktır. Bundan dolayı 50.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini talep ediyoruz.

 

H.SEBEPLER           : H.M.K., M.K., B.K. ve ilgili mevzuat.

  1. DELİLLER :
  1. Nüfus kayıtları,
  2. Tanık beyanları.
  3. Davalının vücudundaki jilet izlerinin tespiti için bir hastaneye sevki ile rapor aldırılması,
  4. Diyanet İşleri Başkanlığından davalıya ait hafızlık belgesi olup olmadığının araştırılması,
  5. İstanbul Beylikdüzü Kolan Hastanesinden davalının bağırsak kanseri başlangıcı teşhisiyle tedavi görüp görmediğinin araştırılması,
  6. Emniyet Genel Müdürlüğünden davalının 2017 yılında yurtdışı giriş-çıkışı yapıp yapmadığının sorulması,
  7. Davalının 2018 yılında psikiyatri yönünden tedavi olup olmadığının araştırılması,
  8. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması,
  9. Yemin ve her türlü yasal delil.

NETİCE-İ TALEP    :

Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplere ve yargılama safahatında sabit olacak iddialarımıza istinaden davamızın kabulü ile;

  1. Tarafların BOŞANMALARINA,
  2. 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine;                                            
  3. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline;

karar verilmesini vekâleten saygıyla arz ve talep ederiz.

                                                                       Davacı Vekili

                                                           Av…

EKLERİ         :

  1. Mesaj Kayıtları.
  2. Onanmış vekâletname sureti.

 Boşanma Davası Dilekçesi Örneği

İSTANBUL ANADOLU ( ). AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI                    :

 

VEKİLİ                       :

 

DAVALI                     :

 

KONU                        :Tarafların Türk Medeni Kanunu ve ilgili diğer maddelerine istinaden şiddetli geçimsizlik ve özel boşanma nedenleri kapsamında sayılabilecek fiiller gözetilip, davalı eşin tam kusurlu hareketleri de dikkate alınarak boşanmalarına karar verilmesi talebimizdir.

İZAH                          :

1.Müvekkil ile davalı ……….24.12.2011 tarihinde birbirlerini severek evlenmelerine rağmen, evlendikten kısa bir süre sonrafikren ve ruhen anlaşamamaktan kaynaklı olarak taraflar arasında şiddetli geçimsizlik baş göstermiştir. Şiddetli geçimsizliğe davalının kusurlu hareketleri de eklenince evlilik birliği temelinden sarsılmış olup, taraflar ayrı yaşamaya başlamışlardır.Müvekkil, evlilik birliği içerisinde eşine her bakımdan destek olmuş, maddi ve manevi açıdan üzerine düşen görevleri yerine getirmek için azami çaba sarfetmiştir. Aşağıda detaylıca izah edileceği üzere, davalının kusurlu hareketleri ile sebebiyet verdiği tüm huzursuzluklara müvekkil tarafından düzelebilir umuduyla katlanılmış ise de, davalının kusurlu hareketleri evlilik birliğinin devam etmesini imkânsız kılacak ölçüye ulaşmıştır. Şöyle ki;

a-)Evlilik birliğinin başlamasıyla birlikte, davalının talebi doğrultusunda müvekkil davalıyı çalıştığı işyerine her gün bırakmakta ve iş çıkışlarında işyerinden almaktadır. Bu durum sebebiyle müvekkil bazı zamanlarda işyerine geciktiğinden, çalışmış olduğu işyerinde sorunlar yaşamıştır. Bu durumu davalıya izah eden müvekkil, beklenmedik tepkilerle karşılaşmaya başlamıştır. Müvekkil, sırf davalının üzülmemesi için şartlarını zorlayarak erken kalkıp davalıyı işyerine bırakmaya devam etmiş ise de, yorgun olduğu için uyanamadığı bazı zamanlarda davalının pek kötü ve onur kırıcı davranışlarınamaruz kalmıştır. Davalı, müvekkilin yorgunluk sebebiyle uyanamadığı zamanlarda müvekkili itekleyerek uyandırmaya çalışmış, müvekkilin yorgun olduğunu belirtmesi karşısında “kalk hadi beni işime bırak, başkalarına hizmet ediyorsan bana da hizmet edeceksin”şeklinde hakaretlerde bulunmuştur. Müvekkil tüm bunlara rağmen sükûnetini korumuş ve aile içinde tartışma yaşanmaması için elinden gelen gayreti göstermiş ise de, davalının bu tarz hareketleri giderek artmaya başlamıştır.

b-) Müvekkil zaman zaman kendi ailesinin yanında da davalının hakaretlerine maruz kalmıştır. Bu nedenle taraflar arasındaki geçimsizliği farkeden müvekkilin ailesi, tartışmaların sonlanması için müvekkil ile davalının aralarını düzeltmeye çalışmış; fakat davalı bu iyiniyetli hareketler karşısında davranışlarını değiştirmemiş ve hatta iyi niyetle hareket eden müvekkilin ailesine karşı da saygısızca bir tutum içerisine girmiştir.

c-)Müvekkilin Almanya’da ikamet eden teyzesi Türkiye’ye geldiğinde, müvekkil, davalı da dâhil olmak üzere ailesi ile plan yapmak istemiş; fakat davalı, müvekkilin ailesinin ve teyzesinin yanında müvekkile hitaben “plan yaparken bana mı sordun, çok sevdiğin ananı da al öyle git, ben senin ailenle aynı plan içerisine asla dâhil olmam”diyerek bağırmış ve müvekkili ailesinin yanında rencide ederek, müvekkilin onurunu kırmıştır.

Tüm bu izah edilen nedenlerden de anlaşıldığı üzere, davalının bu tarz manevi şiddet boyutuna ulaşan kusurlu hareketlerineticesinde taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığınettir. Bu birlikteliğin devamı, tarafların psikolojilerini ve sosyal çevredeki durumlarını olumsuz etkileyecektir.

  1. Taraflar arasında baş gösteren şiddetli geçimsizlik evlilik birliğinin devamını imkânsız hale getirmiştir. Tarafların tekrar bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirmeleri mümkün değildir. Şöyle ki;

Evlilik birliğinin devamının imkânsız bir hal aldığına, tarafların müşterek arkadaşları, müvekkilin ailesi ve aile yakınları da bizzat tanık olmuşlardır. Bununla birlikte, davalı taraf saygısız, gergin davranışlarını ve evde yarattığı huzursuz ortamı kabul etmesine rağmen, bu durumun düzelmesi için hiçbir gayret göstermemiştir. Sakinleştirici ilaçlar kullandığını, müvekkilden bazı hareketlerini maruz görmesini sürekli olarak istemiştir. Müvekkil tarafından da bu davranışlar maruz görülmesine rağmen, saygısızca tutum ve davalının gergin davranışları gün geçtikçe artmıştır. Davalının evlilik birliğinin devamı için hiçbir çaba sarfetmemesi bir yana, davalı,müvekkil ile sohbetlerini dahi tartışmayla sonlandırmıştır. Tartışmalar sistematik hale dönüşerek, manevi şiddet boyutuna ulaşmış ve şiddetli geçimsizlik vuku bulmuştur. Davalı eşin sözkonusu tutum ve davranışları neticesinde aile huzuru ortadan kalkmış ve evlilik birliğinin sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir. 

  1. Davalı eş müvekkile karşı evlilik birliğinin gerektirdiği saygıyı hiçbir zaman göstermemiş, eş olarak evde gereken huzuru da sağlamamıştır. Her gün farklı ve sudan sebepler ile kıskançlık krizlerine girerek müvekkile karşı pek kötü ve onur kırıcı davranışlarda bulunmuştur. Şöyle ki;

a-) Davalı eş, evliliğin başlangıcından bu yana sürekli olarak eşine karşı kıskançlık yapmış, müvekkili arkadaşlarından ve hatta ailesinden dahi soyutlamaya çalışmıştır. Davalı eş, müvekkilin amcasının kızı ile aynı işyerinde çalışıyor olmasına rağmen, akrabalık ilişkisini hiçe sayarak, eşinin kuzeni ile muhatap olmamıştır.Davalı, müvekkilin amcasının kızından dahi müvekkili kıskanmış,bu nedenle de birçok kez tartışma yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Davalı eş ile tartışma yaşamamak ve biraz olsun evin huzurunu sağlamak adına müvekkil kendi kuzeninden dahi uzaklaşmıştır. Davalı eşin aile/akrabalık ilişkilerine saygısı olmadığı ve müvekkili herkesten soyutlamaya çalıştığı hususu izahtan varestedir.

b-)Davalı taraf, müvekkilin telefonunu inceleme, işyerinde olup olmadığını denetleme boyutuna ulaşacak şekildemüvekkile karşı her daim güvensiz ve aşırı şüpheci tavırlar sergileyerek, evlilik birliğini çekilmez bir hale sokmuştur. Ayrıca,sürekli biçimde kendi eniştesini örnek göstererek, müvekkile karşı “Hüseyin’in yapmış olduğu şerefsizliği yapma, adam ol” gibi ağır söylemlerde bulunmuştur.

c-)Evlilik birliğinindevamının imkânsız bir hal aldığına müşterek arkadaş ve aile yakınları da bizzat tanık olmuştur. Keza davalı eş birçok kez saygısızca ve gergin davranışlarını kabul etmesine rağmen, bu durumun düzelmesi için hiçbir çaba sarf etmemiştir. Davalı eş evliliğin başlangıcından bu yana gergin ve huzursuz bir ortam yaratan davranışlar sergilemiştir. Evlilik birliğinin temeli ve asli dayanağı olan sevgi ve saygı taraflar arasında tükenmiş olduğundan, sonu gelmeyen tartışmalar ve taraflar arasındaki gerginlik, davalı tarafça müvekkilin sosyal çevresine de yansıtılmıştır.

d-)Davalı eşin gergin ve kıskanç tavırlarına rağmen müvekkil sakinliğini koruyarak, yaşanılan sorunları başkalarına yansıtmaması için davalıya telkinlerde bulunmuş ise de, davalı eş bu telkinlere aldırış etmemiş ve “bizi rezil ediyorum evet, daha çok rezil ederim, seni daha çok rezil edeceğim, şerefsiz” gibi söylemlerde bulunmuştur.

  1. Davalı eş, evlilik birliği içerisinde edinilmiş malları tamamen kendisine özgüleyerek, bunu her fırsatta dile getirmiştir. Bu durum, davalı eşin evlilik müessesi gibi önemli bir kuruma değer vermediğini, müvekkile karşı saygısının olmadığını ve evlilik birliğini sürdüremeyeceğini açıkça göstermektedir. Şöyle ki;

a-) Davalı eşin, sudan sebepler ile yaratmış olduğu her tartışma sırasında veyahut sonrasında “bizim diye bir şey yok, burası benim evim, buradaki eşyalar sadece bana ait” gibi söylemleri göstermektedir ki, davalı eşsöz konusu evlilik içerisinde sadece bireysel bir tutum sergileyerek, evlilik birliğinin gereği olan müşterek hayatı hiçbir zaman kabul edememiştir.

b-)Şiddetli geçimsizliğedavalının kusurlu hareketleri de eklenince evlilik birliği temelinden sarsılmış olup, taraflar ayrı yaşamaya başlamışlardır. Bu ayrılık sürecinde müvekkil aile konutuna gidip kalmak istemiş; ancak davalı eş kapıyı kilitleyip kapının arkasında anahtarı bırakarak müvekkilin aile konutuna girmesine engel olmuştur.

c-)Davalı eş tarafından da söz konusu evlilik bitirilmiş olup, bunun en önemli kanıtı davalı eşin üç hafta önce aile konutunun kilidini de değiştirerek müvekkilin kişisel eşyaları da dâhil olmak üzere konutu tamamen boşaltarak gitmiş olmasıdır. Davalı eş, müvekkilin evlilik yüzüğü de dahil olmak üzere, düğünlerinde müvekkilin akrabaları tarafından takı olarak takılan ortalama 15.0000,00-TL değerindeki kolye, künye, Trabzon burması gibi ziynet eşyalarını da yanına alarak ortak konutu terketmiştir. Trabzon burmasına ilişkin fotoğrafa ekte yer verilmektedir (EK-1). Bu hususlar, mal paylaşım davasına konu olması gerekir iken, davalı eşevlilik birliği içerisinde edinilen müşterek malları kendi tasarrufuna alarakihkak-ı hak cihetine gitmiştir. Hukuk ve mevzuat ile bağdaşmayan bu fiil dahi davalı eşin evlilik birliğini sonlandırdığını göstermektedir.

  1. Yukarıda izah edilmiş olan sebeplerden ötürü, davalı eşin davranışları neticesinde tarafların ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmıştır. Bu sebeple, tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekmektedir.

Nitekim,Yargıtay 2. Hukuk Dairesi29.3.2013 T.,2012/8212 E. ve 2013/8721 K. sayılı kararında, “…Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı (kadın )’ın evlilik birliğinin gerektirdiği görevleri yerine getirmediği ve kayınvalidesine ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu olaylar karşısında koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre; boşanmaya kocanın karşı boşanma davası da kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır.” ifadeleriyle, taraflardan birinin kayınvalidesine hakaretlerde bulunması ve evlilik birliğinin gerektirdiği görevleri yerine getirilmemesi durumunda boşanma kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

HUKUKİ NEDENLER         :TMK, HMK ve sair mevzuat

DELİLLER                            :Karşı tarafın davaya cevap dilekçesine ve delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla;

  1. Fotoğraf (Evlilik birliği içerisinde kazanılan ziynet eşyasının varlığının kanıtı olarak bilahare dosyaya sunulacaktırEk-1),
  2. Tanık(Bilahare bildirilecektir),
  3. Nüfus kayıtları,
  4. Yemin,

5.Her türlü yazı, dilekçe, belge, tutanak, dosya, e-mail çıktısı vb. tüm evrak,

NETİCE-İ TALEP                 :Fazlaya ilişkin ve sair her türlü şikâyet, talep ve dava haklarımız saklı kalarak, yukarıda izah edilen nedenler ve Sayın Mahkemece re’sen nazara alınacak hususlara binaen;

1.Tarafların Türk Medeni Kanunu ve ilgili diğer maddelerine istinaden, şiddetli geçimsizlik ve özel boşanma nedenleri kapsamında sayılabilecek fiiller gözetilip, davalı eşin tam kusurlu hareketleri de dikkate alınarak BOŞANMALARINA,

  1. Yargılama masrafları ile ücreti vekâletin davalı üzerine bırakılmasına,

Karar verilmesini talep ederiz.

 

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Yorumlarınızı veyahut sorularınızı aşağıdan yazabilirsiniz. Yorumlarınız bizim tarafımızdan onaylandıktan sonra görünür hale gelir.

  1. Semra dedi ki:

    Merhaba ben 2016 yilinda anlasma bosanma davasi actik ama mahkemeye gidemedik tekrar mahkeme acsam olurmu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.