Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

Boşanma, TMK-m.161 ve devamında düzenlenmiş bulunmakta olup evliliği sona erdiren sebeplerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. ve eşler hayattayken eşlerden en az birinin TMK’da belirtilen sebeplerden birine dayanarak açacağı dava sonucunda, hâkimin kararı ile evliligin sona erdirilmesi olarak tanımlanmaktadır .

Hâkimin boşanmaya karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesi ile boşanma gerçekleşecek ve evlilik birliği sona erecektir.

Boşanmanın en genel çerçevesi bu şekilde olup, boşanmadan bahsederken ayrılık kurumuna da kısaca değinmek yerinde olacaktır. Boşanma davası açma hakkı bulunan eş, TMK-m.l67’te belirtildiği üzere, boşanma yerine ayrılık davası açma imkanına da sahiptir . Her ne kadar boşanma ve ayrılığın her ikisi de mahkemeye başvuru yoluyla kullanılan yenilik doğuran haklar olsa da iki kurum birbirinden farklıdır. Şöyle ki boşanmada evlilik birliğinin sona erdirilmesi söz konusu iken, ayrılıkta evlilik devam ederken hâkimin kararıyla eşlerin belli bir süre için ortak hayatı tatil etmeleri söz konusudur . Bu bakımdan ayrılık bir nevi eşler için toparlanma süresidir denebilir.

Ayrılık süresi boyunca evlilik birliği devam ediyor olduğundan, eşlerin evliliğe ilişkin hakları ve birlikte yaşama hariç yükümlülükleri de sürmektedir . Boşanma davasında usule ilişkin olarak değinilmesi gereken ilk husus ise davanın taraflarıdır. Bu davada taraf sıfatı eşlere aittir; yani bu davayı eşlerden biri diğer eşe karşı açacaktır . Boşanma davası açma hakkının bazı boşanma sebepleri bakımından süre ile sınırlandırıldığı da görülmektedir. TMK-m.l61/f.2 uyarınca zina, TMK-m.l62/f.2 uyarınca hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile açılacak davalar, 6 ay ve 5 yıllık sürelere bağlanmıştır.

Bu sürelerin hukukî niteliği ise hak düşürücü süredir . Boşanma davası açma hakkı kişiye sıkı surede bağlı bir hak olduğundan dava açmaya karar verme hakkı eşlere aittir . Ancak boşanma yönündeki irade ortaya konulduktan sonra, eşlerin avukatları aracılığıyla davada kendilerini temsil ettirmeleri bakımından bir engel bulunmamaktadır . Belirtilmelidir ki boşanma davası açılabilmesi için eşlerin hayatta olmaları gerekir; zira eşlerden biri vefat etmişse, evlilik ölümle birlikte kendiliğinden sona ermiş olacağından boşanma davası açılması mümkün değildir ve mirasçılar da boşanma davası açamayacaklardır.

Boşanma davalarında görevli mahkeme ise 4782 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun (AMKGYUDK) 4. maddesinin 1.fıkrası uyarınca aile mahkemeleri olup, o yerde aile mahkemesi yoksa oradaki asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise TMK-m.168 uyarınca “…eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı  aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir”.

Boşanma davalarında yargılama usulü TMK-m. 184/f. 1 “deki yollama uyarınca HMK’ya tabi olmakla beraber, bu davalarda uygulanacak özel bazı kurallar da vardır. Bu kurallar da TMK-m. 184’te düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan hükmün 2. bendi uyarınca boşanma davalarında yemin teklif edilemez ve 3. bendi uyarınca tarafların ikrarı hakimi bağlamaz; ayrıca, 1. bent uyarınca hakim, delilleri serbestçe değerlendirerek kendi vicdani kanaati uyarınca karar verecektir.

Görüleceği üzere HMK’daki düzenlemelerden farklı olarak burada, hakimi bağlayıcı nitelikte kesin delil sistemi öngörülmemiştir. Bir diğer kural ise, 5.bentte öngörülen, boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin olarak tarafların yaptıkları anlaşmaların hakim onaylamadıkça geçerli olmamasıdır , 6.bentte ise, HMK-m.28/f.l’de belirtilen “duruşmaların aleniliği” ilkesine de bir istisna getirilerek taraflardan birinin isteği üzerine hakimin, duruşmanın gizli yapılmasına karar vermesi mümkün kılınmıştır. HMK-m.28/f.2 uyarınca duruşmalar ancak genel ahlak veya kamu güvenliği gerektirirse gizli yapılabilmektedir. Burada ise böyle bir duruma gerek kalmadan, eşlerin özel hayatlarının korunması açısından, eşlerden birinin isteği üzerine gizlilik kararı alınabilmektedir.

Son olarak üzerinde durulması gereken husus ise sulh meselesidir. AMKGYUDK’nın 7. maddesinde belirtildiği üzere, aile mahkemelerinde görülecek iş ve davaların özelliklerine göre, esasa girilmesinden önce hâkimin, sulh yoluna başvurması gerekir. Boşanma davalarında da hakim, eşleri sulhe teşvik edecek; eğer aralarındaki sorunlar sulh yoluyla çözülemiyorsa bu halde yargılamayı sürdürecek ve esasa girip bir karar verecektir.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.