Boşandıktan Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

Boşandıktan Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

Hakimin boşanma kararı vereceği aşamada kadın eş ortak çocuğa gebe ise ve bu durum hakim tarafından da biliniyorsa, hakimin boşanma kararı vermeyi ertelemesi gerekip gerekmediği sorunu ile karşılaşılmaktadır.

Esasında çocuğun TMK-m.28 uyarınca tam ve sağ olarak doğup doğmayacağı henüz belli olmayan bir olgudur. Eğer tam ve sağ doğum gerçekleşirse, ortak çocuğun dünyaya gelmesi ile boşanma davasına ilişkin durum ve koşullar değişeceğinden yapılan düzenlemelerin de değiştirilmesi gerekecektir. Örneğin bu çocuğun velayetinin bırakılmadığı ebeveynin iştirak nafakası ödemesi söz konusu olacağından bu kişinin ekonomik durumu ve ödeme gücü de dikkate alınarak karşı tarafa ödeyeceği nafaka ve tazminatların tekrar gözden geçirilmesi gerekebilecektir.

Anlaşmalı boşanmalarda da hakim tarafından onaylanan anlaşmanın yeniden gözden geçirilerek anlaşmada bazı değişikliklere gidilmesi gerekebilir. Bu sebeple hakim, boşanma kararı vereceği aşamada kadın eşin ortak çocuğa gebe olduğunu biliyorsa, her ne kadar boşanma davasına ilişkin incelemelerini bitirmiş ve artık karar vereceği aşamaya gelmiş olsa dahi çocuğun doğumuna dek karar vermeyi ertelemelidir.

Aksi halde, yani hakimin boşanma kararı vermesi durumunda, kararın verilmesinden sonraki aşamada ortak çocuğun dünyaya gelmesi ile durum ve koşullar değişeceği için boşanma kararının fer’î sonuçlarına ilişkin olarak verilen kararlar somut durumda hakkaniyete aykırı olabilecektir.

Ayrıca bu çocuğun velayetinin nasıl düzenleneceği yönünde sorunlarla da karşılaşılabilir. Hem bu hususlar dikkate alındığında hem de velayetin kamu düzenine ilişkin olması ve bundan dolayı düzenlenmesinin zorunlu olması gerektiği düşünüldüğünde en uygun çözüm, çocuğun doğumuna dek boşanma davasına ilişkin olarak karar vermeyi ertelemek olacaktır. Çocuğun yararı ilkesi de çocuğun doğumundan sonra vakit harcanmadan velayetinin düzenlenmesini gerektirir. Bu sebeple bu çocuğun velayetinin ayrı bir dava açılarak düzenlenmesi yerine boşanma davası kapsamında düzenlenmesi çocuğun yararı ilkesine de uygundur.

Boşanma Kararının Verilmesi İle Boşanma Kararının Kesinleşmesi Arasındaki Süreçte Doğan Çocuğun Velayeti

Boşanma kararı, kesinleşmesi ile hüküm doğurur. Bu sebeple, boşanma kararının verilmesi ile kesinleşmesi arasında doğan çocuk, aslında dava henüz nihai sonuca varmadığından, dava sırasında doğmuş olmaktadır.

Burada iki ihtimal söz konusu olabilir: ya ilk derece mahkemesi boşanma davasına ilişkin kararını vermiştir; ancak bu karara karşı kanun yoluna henüz başvurulmamıştır ve bu arada ortak çocuk doğmuştur ya da karara karşı kanun yoluna başvurulmuştur ve dosya üst derece mahkemesindeyken ortak çocuk dünyaya gelmiştir. Her iki durumda da kararın verilmesi ile kesinleşmesi arasında doğan bu çocuğun velayetinin boşanma davası kapsamında resen düzenlenmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

İlk durumda, ortak çocuğun doğumunu öğrenen ilk derece mahkemesi hakimi, velayetin kamu düzenine ilişkin olması ve bundan dolayı düzenlenmesinin zorunlu olması nedeniyle boşanma kararının verilmesinden sonra doğan ortak çocuğun velayetini resen düzenlemelidir. Çocuğun yararı ilkesi de velayete ilişkin olarak bir an önce karar verilmesini gerektirir. Bu nedenle bu çocuğun velayetinin düzenlenmesi için ayrıca bir dava açılması ile vakit harcanmamalıdır. Usul ekonomisi ilkesi de bunu gerektirir.

İkinci durumda ise ortak çocuğun doğumunu öğrenen üst derece mahkemesi bu hususu resen gözetmelidir. Zira velayet, kamu düzenine ilişkin olduğundan düzenlenmesi zorunludur ve yargılamanın her aşamasında re sen dikkate alınmak durumundadır. Burada dosyanın bölge adliye mahkemesinde veya Yargıtay’da olmasına göre izlenecek yöntem farklı olacaktır. Eğer dosya bölge adliye mahkemesinde ise bölge adliye mahkemesi boşanma kararının verilmesinden sonra gerçekleşen doğumu resen gözeterek inceleme yapmalı ve bu hususu da dikkate alarak kararını vermelidir.

Yargıtay ise kural olarak esasa ilişkin karar verme yetkisi olmayan bir merci olduğundan, dosyayı ilk derece mahkemesine göndermeli ve ilk derece mahkemesi, boşanma kararının verilmesinden sonra doğan çocuğun velayetini düzenlemelidir. Son olarak belirtilmelidir ki velayetin kamu düzeninden olması nedeniyle mahkemelere, velayetin düzenlenmesine yönelik ihbarı herkes yapabilir; bu sebeple ortak çocuğun doğumunu ilk derece mahkemesine veya üst derece mahkemesine herkes bildirebilir.

Boşanma Kararının Kesinleşmesinden Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

Boşanma kararın kesinleşmesi ile boşanma davası sona ermiş olur. Eğer boşanma kararının kesinleşmesinden sonra doğan bir çocuk varsa bu çocuğun da velayetinin düzenlenmesi gerekecektir.
Burada, boşanma kararının kesinleşmesi ile çocuğun doğumu arasında geçen süreye bakılmalıdır. Şöyle ki, doğum ile birlikte TMK-m.282/f.1 hükmü uyarınca anne ile çocuk arasında soybağı kurulur. Ortak çocuk, boşanma kararının kesinleşmesini izleyen üç yüz gün içinde doğarsa, TMK-m.287/f.2 uyarınca evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır ve TMK-m.285/f.1 uyarınca, baba ile de soybağı kurulmuş olur. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuk ile annesinin eski kocası arasında soybağı kurulmuş olmayacağı için bu durumda çocuğun velayeti TMK-m.337/f.1 hükmü gereği annesine ait olacaktır.

Bu halde bizi ilgilendiren husus, çocuğun, boşanmanın kesinleşmesini izleyen üç yüz gün içinde doğması halidir. Ancak TMK-m.285/f.2 hükmü uyarınca, bu sürenin geçmesinden sonra doğan çocuğa evliliğin devam ettiği süreçte gebe kalındığının ispatlanması yoluyla bu çocuk ile eski koca arasında soybağı kurulmasının mümkün olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.

Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren üç yüz gün geçmeden doğan yahut üç yüz gün geçse de, evlilik sırasında gebe kalındığı ispatlanan çocuğun velayeti, boşanma kararı ile birlikte tarafların diğer ortak çocuklarının velayetinin bırakıldığı ebeveyne kendiliğinden geçmemektedir. Bu halde boşanma kararının kesinleşmesinden sonra dünyaya gelen bu çocuğun da velayetinin düzenlenmesi gerekecektir.

Doktrinde bu çocuğun velayetinin düzenlenebilmesi için ayrıca bir dava açılması gerekeceği belirtilmiştir. Yargıtay ise velayetin kamu düzenine ilişkin olmasına vurgu yaparak, hakimin bu hususta resen karar vereceğini ifade etmiştir.

Boşanma kararının kesinleşmesi ile dava sona ereceğinden dolayı bu çocuğun velayetinin düzenlenmesi ayrı bir dava açılarak talep edilmelidir. Mahkemelerin iş yükü de düşünüldüğünde sona ermiş bir davadaki olaylara ilişkin ilerleyen aşamalardaki gelişmelerin takip edilmesi pek de mümkün gözükmediğinden, hakimlerin re sen harekete geçmeleri beklenmemelidir.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.