Boşanan Eşlerin Birlikte Yaşaması Nedeniyle SGK Davasına Cevap

ADANA ( ) İŞ MAHKEMESİNE

DOSYA NO                                 :             

CEVAP VEREN DAVALI      :  

DAVACI                                       : 

VEKİLİ                                         :  ………………………..

KONUSU                       : Davacı tarafın dava dilekçesine karşı cevaplarımızın  sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR

Sayın Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyası ile görülmekte olan davaya ilişkin tensip zaptı ve dava dilekçesi, ../../…. tarihinde PTT şubesinde tarafıma tebliğ olunmakla, yasal süresi içerisinde, dava dilekçesine karşı yazılı beyanlarımı sunuyorum. Davacı vekilinin iddia ettiği hususlar, tamamen gerçek dışı olup, işbu mesnetsiz davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

Öncelikle belirtmek gerekir ki davaya konu talep zamanaşımına uğramıştır. Bu sebeple zamanaşımı itirazında bulunuyorum. Davanın alacağın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddi gerekmektedir.

…….. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin …./…-… E.K sayılı kararından da anlaşılacağı üzere eşimden …. yılında boşandım. Eşim bu dönemde yurt dışına çıktı. Kendisiyle fiilen birlikte yaşama durumum söz konusu olmamıştır. Ayrıca 5-6 yıl kadar da …..’de yaşamıştır. Ben ise evli olduğum dönem haricinde doğduğumdan beri …. ilinin ….. ilçesinde ikamet etmekteyim. Ayrıca mahkemenizin de araştırarak teyit edebileceği gibi  ikamet adreslerimiz farklıdır. Bu da fiilen birlikte yaşamıyor oluşumuzun göstergesidir. Bu konuda YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNİN 30/04/2012 T, 2011/3204 E, 2012/7564 K SAYILI KARARINDA; “Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada; ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere, Anayasa’nın 20’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı ve aydınlatıcı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle/köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” Bu karardan da anlaşılacağı üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte mevcut olsa dahi fiilen birlikte yaşama olgusu uyuşmazlık konusu dönem açısından tam ve eksiksiz olarak tespit edilmelidir. Yukarıda alıntılanan Yargıtay kararında gösterilen şekilde yapılacak eksiksiz inceleme sonucunda yukarıda da belirttiğim gibi davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğünün aksine fiilen birlikte yaşama olgusunun gerçekleşmediği zaten açıkça ortaya çıkacaktır.

5510 sayılı kanunun 96. Maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” denilmektedir. Buna göre yapılan ödemelerin en fazla 10 yıllık sürelik kısmının geri alınabilmesi için kasıtlı veya kusurlu davranışlardan ortaya çıkmış olması gerekir. Yukarıda da açıkladığım üzere eşimden …. yılında boşandım ve kendisi yurt dışına gitti, 3-4 yıl kadar da …..’de yaşadı. Eski eşim bulunduğum yerden farklı şehir ve ülkelerde yaşarken kendisiyle fiilen birlikte yaşamamın hayatın olağan akışına uygun düşmediği açıktır. Yine …. yılında eşimden boşandıktan hemen sonra SGK tarafından tarafıma maaş bağlanmamıştır. Zaten ben de sırf aylıktan yararlanmak için boşanmış olmadığım için SGK’ya doğrudan bir başvuru yapmamıştım. Ekte sunmuş olduğum SGK Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının ../../…. tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere dava konusu aylık …. yılında bağlanmıştır. Arada yaklaşık sekiz yıllık bir zaman zarfı mevcuttur. Bu da yapılması istenen ödemenin tarafımın kasıtlı veya kusurlu davranışlarından ortaya çıkmadığını açıkça ortaya sermektedir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde iddialarını 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNUN ilgili hükümlerine dayandırmıştır. 5510 sayılı kanunun 96. Maddesinde yukarıda belirtilmiş olan düzenleme mevcut ise de YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNİN 30/04/2012 T, 2011/3204 E, 2012/7564 K SAYILI KARARINDA; “Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım ( istirdat ) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56’ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.” denilmektedir. İlgili karardan da anlaşılacağı üzere kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa bile kanunun yürürlüğe girmiş olduğu 01/10/2008 tarihinden önceki dönem için borç tahakkuku söz konusu olamayacaktır.

HUKUKİ SEBEPLER     : HMK, 5510 Sayılı Kanun ve sair mevzuat

HUKUKİ DELİLLER  : SGK Genel Müdürlüğü Tesisler Dairesi Başkanlığının ../../…. tarihli yazısı, keşif, bilirkişi incelemeleri, yemin, tanık beyanları, Yargıtay kararları ve sair her türlü delil

SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklamış olduğum nedenlere istinaden açılmış bulunan mesnetsiz DAVANIN REDDİNE, yargılama giderleri ve ileride avukat tutma ihtimaline binaen vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. ../../….

 

                                                                                                                                                  DAVALI

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.