Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Borcun Varlığının Kabul Edildiği Ancak Ödeme Defi İleri Sürüldüğü Durumlarda İspat Yükü Davalıdadır – Yargıtay Kararı

Borcun Varlığının Kabul Edildiği Ancak Ödeme Defi İleri Sürüldüğü Durumlarda İspat Yükü Davalıdadır

Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 11. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.2.2004 gün ve 2003/766-2004/47 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 4.11.2004 gün ve 2004/7054-15908 sayılı ilamı ile;

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı, muhasebecilik hizmeti karşılığı hakettiği 2.304.000.000TL. ücretin 1.304.000.000TL.sının ödenmediğinden tahsili için giriştiği icra takibine, davalının itirazı üzerine itirazının iptali isteği ile bu davayı açmıştır.

Davalı ise 2.304.000.000TL. ücretin tamamını ödediğini savunmuştur. Davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu, davacının davalıya verdiği hizmet karşılığı 2.304.000.000 TL. hakettiği uyuşmazlık konusu değildir.

Her ne kadar, davacı tarafından düzenlenen 30.11.2002 tarihli makbuzda 2.304.000.000TL. nin hizmet karşılığı tahsil edildiği belirtilmişse de, makbuz davacı alacaklının elinde bulunmaktadır. Bu nedenle davalı makbuz karşılığı 1.000.000.000 TL. dışında, 1.304.000.000 TL. da ödendiğini savunduğuna göre, bu ödeme defini alacağın miktarı nedeniyle HUMK. 288. maddesi gereğince yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Mahkemece davalıya ödemeye ilişkin yemin dahil yasal delilleri, davacıdan karşı delilleri sorulup toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, muhasebecilik hizmet sözleşmesine dayalı olarak, bakiye ücret alacağının tahsili istemiyle girişilen ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı Xl vekili, taraflar arasındaki 31.1.2002 günlü hizmet sözleşmesinde, davalının davacıya aylık 200.000.000 TL. brüt ücret ödemesinin kararlaştırıldığını, davalının ödemelerini aylık olarak düzenli bir şekilde yapmadığını, cari hesap şeklinde çalışıldığını, davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapılması nedeniyle davacının serbest meslek makbuzunu her ay için değil, yıllık olarak düzenlemek zorunda kaldığını; 2002 yılı ücretleri karşılığında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verilen 30.11.2002 günlü, 2.304.000.000 TL. net bedelli serbest meslek makbuzuna karşılık, gerçekte davacıya bu makbuzdan önce 22.11.2002 tarihinde 500.000.000 TL.; 5.12.2002 tarihinde 500.000.000 TL. olmak üzere toplam 1.000.000.000 TL. ödeme yapıldığını, davacının bu serbest meslek makbuzundan dolayı bakiye 1.304.000.000 TL. alacağı kaldığını, serbest meslek makbuzu düzenlenmeden önce davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapılmasının da, ödemelerin serbest meslek makbuzu verilmek suretiyle değil, bunun dışındaki ödemelerin ayrıca para makbuzu düzenlenerek yapıldığını gösterdiğini; davalının bakiye borcunu ödememesi üzerine hakkında icra takibi yapıldığını, haksız şekilde itiraz ettiğini, gerçekte davacının sözleşmeden doğan alacaklarına karşılık kendisine serbest meslek makbuzu düzenlenmeden önce ve sonra para makbuzu karşılığı ödeme yapıldığını, sonuçta davacının bakiye 1.304.000.000 TL. alacağı kaldığını, davacının iyi niyetle yeni sözleşmenin imzalanacağı kanısı ile Ocak-Şubat 2003 aylarında da hizmet sözleşmesinin şartlarını yerine getirdiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, asgari %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı Z.M. İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. vekili, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde 1.1.2002 -31.12.2002 arasındaki dönemde davalının muhasebesinin davacı tarafından takip edilmesinin, karşılığında aylık 200.000.000 TL.ÚKDV ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye göre ödenmesi gereken tüm aylık ücretleri tam olarak davacıya ödediğini, hatta, bazı aylara ait ödemelerin para makbuzu ile yapıldığını, yıl sonuna kadar yapılması gereken tüm ödemelerin yapıldığını, davacının da davalıya 30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzu ile, Ocak ile Haziran 2002 aylarına ait hizmet bedeli olarak 2.400.000.000 TL aldığını teyit ettiğini; oysa, sözleşmeye göre ödenecek olan yıllık muhasebe ücretinin 2.400.000.000 TL.den ibaret bulunduğunu, davacının davalıdan bu kadar parayı aldığını düzenlediği makbuz ile kabul etmiş olduğunu, bu durumda fazladan para almış gözüktüğünü, bu durumun, taraftara ait defterler üzerine yapılacak bilirkişi incelemesiyle de ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkeme, taraflar arasındaki 31.1.2002 tarihli hizmet sözleşmesiyle davacının, davalıya mali müşavirlik hizmeti vermeyi, davalının da aylık 200.000.000 TL. ücret ödemeyi taahhüt ettiği, her ne kadar, davacı,sözleşme hükümlerine göre davalıdan 1.304.000.000 TL. alacaklı olduğunu iddia etmiş ve bilirkişi de bunu doğrulamış ise de, 30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzu ile davacının, davalıdan 2.304.000.000 TL aldığını kabul etmiş bulunduğu, diğer ödemeler de birlikte dikkate alındığında, davalının davacıya 2002 dönemi itibariyle herhangi bir borcunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekilince temyiz edilen karar Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme gerekçesini tekrarlayarak önceki kararında direnmiş; direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

Taraflar arasındaki 31.1.2002 günlü hizmet sözleşmesiyle, davacı, iş sahibi durumundaki davalı şirketin muhasebe denetimi, vergi beyannamelerinin kayıtlara ve muhasebe prensiplerine uygunluklarının denetlenmesi, mali ve sair konularda danışmanlık hizmeti vermeyi üstlenmiştir. Kararlaştırılan aylık brüt ücret 200.000.000 TL. dir. KDV’nin ayrıca ödeneceği, yasal kesintilerin bu ücretten düşüleceği belirtilmiştir. Sözleşme süresi 1.1.2002-31.12.2002 olarak gösterilmiştir.

Sözleşmenin varlığı, davacının bu sözleşme çerçevesinde dava konusu dönem için davalıdan toplam net 2.304.000.000 TL. alacağa hak kazandığı, bunun 1.000.000.000 TL. lik bölümünün, her biri 500.000.000 TL. tutarlı 22.11.2002 ve 5.12.2002 tarihli para alma makbuzlarıyla davacıya ödenmiş olduğu çekişmesizdir.

Davacı, yukarıda açıklanan sözleşmeye dayalı olarak davalı hakkında, ödenmediğini ileri sürdüğü bakiye 1.304.000.000 TL. nin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi yapmış; davalı, takibe konu borcun ödendiğini, davacı tarafından düzenlenen 30.11.2002 günlü serbest makbuzu, ayrıca 22.11.2002 ve 25.12.2002 günlü para makbuzlarının bu ödemenin delili olduğunu belirterek, borca itiraz etmiştir.

Açıklanan bu duruma göre, uyuşmazlık, ilamsız icra takibine konu edilen bakiye alacağın mevcut olup, olmadığı noktasındadır.

Yukarıda belirtildiği üzere, taraflar arasında 31.1.2002 günlü hizmet sözleşmesinin düzenlendiği ve davacının bu sözleşme uyarınca dava konusu dönem için davalıdan toplam net 2.304.000.000 TL. alacağa hak kazandığı, bunun 1.000.000.000 TL. lik bölümünün ödenmiş olduğu, çekişmesizdir.

Davalı, borcun tamamının ödendiğini savunmuş ve bu savunmasını, davacı tarafından düzenlenen 30.11.2002 günlü serbest meslek makbuzu ile, az yukarıda değinilen iki adet para alma makbuzuna dayandırmıştır.

Bu noktada belirtilmelidir ki; borcun varlığının davalı tarafça kabul edildiği ve ancak bunun ödendiğinin savunulduğu durumlarda, ödeme definin davalı tarafça kanıtlanması, usul hukukunun gereğidir.

Somut olayda, davacı muhasebeci tarafından düzenlenen ve net 2.304.000.000 TL. meblağı içeren serbest meslek makbuzu 30.11.2002 tarihlidir. Davacı tarafından bundan daha önce, 22.11.2002 tarihinde 500.000.000 TL. tutarlı para alma makbuzu düzenlenmiştir. Kural olarak, bu makbuza konu paranın, daha sonra düzenlenen 30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzuna konu bedelin içerisinde olduğu kabul edilebilir.

Ne var ki, somut olayda, davacı tarafından, anılan serbest meslek makbuzundan daha sonra düzenlenen ve tarihi ile içeriği davalı tarafın itirazına uğramayan 25.12.2002 günlü para alma makbuzu da mevcuttur.

30.11.2002 tarihli serbest meslek makbuzundan daha sonra, 25.12.2002 günlü para alma makbuzunun düzenlenmiş olması karşısında, davacı tarafından ileri sürüldüğü şekilde, davalının ücret ödemelerini aylık olarak düzenli bir şekilde yapmadığı, davacıya para makbuzu karşılığı ödeme yapıldığı, davacının anılan serbest meslek makbuzunu yıllık ücret alacağına karşılık olarak ve mevzuat öyle gerektirdiği için düzenlediği; bu makbuzun düzenlenmiş olmasının, makbuza konu alacağın bütünüyle ödendiğinin kabulüne yeterli bulunmadığı; dolayısıyla, davalının dava konusu döneme ait ücret borcunun tamamını ödediğine ilişkin savunmasını, tıpkı, 22.11.2002 ve 25.12.2002 günlü para makbuzları gibi, aynı nitelikteki başka para alma makbuzlarını sunmak suretiyle kanıtlaması gerektiği kabul edilmelidir.

Davalı taraf, yukarıda sözü edilen iki adet para alma makbuzu dışında, başka makbuzların da bulunduğunu savunmamış ve dosyaya bu konuda belge sunmamıştır.

Ne var ki; davalı vekilinin 10.11.2003 günlü delil listesinde, diğer deliller yanında “Sair her türlü ibrazı mümkün deliller” ibaresine de yer verilmek suretiyle, yemin deliline de dayanılmış olmakla, Özel Daire bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalıdan, ödeme define ilişkin olarak, yemin dahil tüm yasal delilleri sorulup toplanmak suretiyle, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

Yerel Mahkemece, aynı yöne ve sonuca işaret eden Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 07.12.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2005/13-661 K. 2005/698 T. 7.12.2005)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 22 Mayıs 2020 09:34

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.