Aklınıza takılan başka detaylar mı var?

Günlük 10.000'i aşkın ziyaretçisi olan hukuk forumunda sorularınızı gündeme getirebilirsiniz.

HUKUK FORUMU

Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Borçlu Tarafından Yapılan Ödemelerin Öncelikle Faiz ve Giderlerden Mahsup Edilmesi Gerekir – Yargıtay Kararı: Esas : 2014/1118 Karar : 2014/9028 Tarih : 05.06.2014

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas : 2014/1118
Karar : 2014/9028
Tarih : 05.06.2014

Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Ankara 7. Aile Mahkemesi’nin 2011/418 Esas ve 2012/418 Karar sayılı ilamı nedeniyle Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5681 takip sayılı dosyası ile davacı hakkında hükmedilen nafaka alacağının vadesinde ödenmediği gerekçesi ile ilamlı icra takibi yapıldığını, davacı tarafından 17.01.2012 tarihinde 2.000 USD, 06.10.2011 tarihinde 1.000 USD, 13.07.2011 tarihinde 2.000 USD nafaka ve 3.000 USD tazminat için ödeme yapıldığını, ayrıca Ankara 30. İcra Dairesinin 2011/9085 takip sayılı dosyasına 375 TL maaşından kesinti yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacının yaptığı ödemelerin tespiti ile 5.000 ABD Doları (9.375TL) ve 375 TL borçsuz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ankara 7.Aile Mahkemesi’nin 2011/418 E ve 2011/418 K. sayılı ilamı ile davacı aleyhine 10.000 ABD Doları maddi ve manevi tazminata ve müşterek çocuk için aylık 1.000 Euro iştirak nafakasına hükmedildiğini, davacı tarafından bugüne kadar yapılan ödeme tutarının 8.000 ABD Doları olduğunu, davacı tarafından sunulan dekont açıklamasından da görüleceği üzere yapılan bu ödemelerin sadece 2.000 ABD Dolarının nafaka ödemesi için yapıldığını, geriye kalan 6.000 ABD Dolarının maddi ve manevi tazminat için yapıldığını, davacı yanın ibraz ettiği dekontların tarihlerinin Ankara 29.İcra Müdürlüğünün dosyasında talep edilen nafaka dönemlerini kapsamadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, 13/07/2011 tarihli banka dekontundaki 5000 Dolarlık ödemenin 2000 Dolarının Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2011/9085 sayılı dosyasındaki takibe konu edilen nafaka alacağı kapsamında olduğunun, 17/1/2012 tarihli dekontta yazılı olan 2000 Dolarlık ödemenin 29. İcra Müdürlüğünün 2012/5681 sayılı dosyasında takibe konu edilen nafaka borcu kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ayrıca 30.İcra Müdürlüğüne 375 TL ödeme yapıldığının da kanıtlandığı gerekçesiyle davacının Ankara 29.İcra Müdürlüğünün 2012/5681 Esas sayılı dosyası üzerinden 23/11/2011 gününde başlatılan icra takibine konu alacak yönünden davacının 2000 ABD Dolar borçlu olmadığının tespitine, Ankara 30.İcra Müdürlüğünün 2011/9085 Esas sayılı dosya üzerinden 04/04/2012 gününde başlatılan icra takibine konu alacak yönünden davacının 2000 ABD Doları ve 375 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya kapsamından davacı hakkında Ankara 30. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9085 Esas sayılı dosyası ile birikmiş iştirak nafakalarının takibi için 23.11.2011 tarihinde ilamlı icra takibi başlatıldığı, Haziran 2011, Temmuz 2011, Ağustos 2011, Ekim 2011, Kasım 2011 dönemlerini kapsadığı, Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5681 Esas sayılı takip dosyası ile Aralık 2011, Ocak 2012, Şubat 2012, Mart 2012 iştirak nafakalarının 04.04.2012 tarihinde talep edildiği anlaşılmaktadır.

Dosya içerisinde hazırlattırılan bilirkişi raporunda; borçlunun alacaklıya yaptığı harici ödemeleri oluşturan havalelerde, ödemelerin hangi borç için ve ne miktarda yapıldığına dair mahsup beyanı bulunmadığı, bu nedenle mahsup işlemlerinin BK.’nun 101 ve 102.maddeleri çerçevesinde yapılması gerektiği, anılan yasal düzenlemeler uyarınca 14.000 USD Doları tutarlı harici ödemelerin muacceliyet sıralamasına göre öncelikle 10.000 USD maddi manevi tazminat alacağına, kalan 4.000 USD’nin 10.000 USD Doları cezai şarttan mahsup edildiği, ödenmeyen 6.000 USD borç kaldığı, 30.İcra Müdürlüğü dosyasındaki takip nedeniyle 5.632,84 Euro, 29.İcra Müdürlüğü dosyasındaki takip nedeniyle 4.535,52 Euro borcun bulunduğu tespiti yapılmıştır.

Davalı tarafından, davacı aleyhine ödenmeyen iştirak nafakaları nedeniyle icra takiplerinde bulunulmuştur. Davacı takipler nedeniyle ödemelerde bulunduğunu ileri sürmüştür. Ödemenin hangi alacağa mahsup edileceği hususunun 818 Sayılı BK.nun 85 ve 86. (6098 Sayılı BK.nun 101 ve 102) maddelerine göre tayin edilmesi gerekir. 818 sayılı BK.nun 86. maddesine göre, ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu belirtilmemiş ise muaccel olan borca mahsup edilir.

818 sayılı B.K.nun 84/1.(6098 Sayılı TBK.nun 100.)maddesine göre; “borçlu, faiz ve masrafları tediyede gecikmiş değilse, kısmen icra eylediği ödemeyi resülmale mahsup edebilir.” Bu durumda borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paraya mahsup edilemez. Anılan maddenin dikkate alınması takip talebinde ayrıca istenilmesi gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça resen uygulanmalıdır. (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2002 tarih ve 2002/12-709 Esas – 2002/781 Karar sayılı kararı) Bu nedenle, borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin B.K 84.maddesi uyarınca öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir.

Davacı tarafça sunulan 17.01.2012 tarihli dekontun açıklamasında; “Ekim-Kasım 2011 nafaka ödemesi” yazmasına rağmen, mahkemece ilgisi olmayan nafaka dönemleri ile ilgili Ankara 29. İcra Müdürlüğü’nün dosyasında bu miktar itibari ile borçlu olunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, dosyanın konusunda uzman bilirkişiye verilerek, denetime elverişli rapor alınması, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 14:20

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.