Birlikte Yaşama Halinde de Hakim Eşlerin Katkısını Nafakayı Belirler-Yargıtay Kararı: Esas : 2004/10962 Karar : 2004/11190 Tarih : 18.10.2004

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas : 2004/10962
Karar : 2004/11190
Tarih : 18.10.2004

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı dilekçesi ile ; davalı tarafından açılan boşanma davasının reddedildiğini, halen ayrı yaşadıklarını ve davalı eşinin evin geçimine herhangi bir katkıda bulunmadığını iddia ederek; kendisi için aylık 200.000.000 lira, küçük Samet için 100.000.000 lira, küçük Erkan için de 100.000.000 lira nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının babasının ölümü üzerine bunalıma girdiğini, kullanması gereken ilaçları yarıda kesmesi nedeniyle evde sorunlar çıktığını, karşılıklı saygı,sevgi ve huzur ortamı kalmayınca, maneviyatı önemli ölçüde zedelenen davalının müşterek evi terk etmek zorunda kaldığını, davacının çocuklarına da baskı ve şiddet uyguladığını ve davalının işyerine getirip bıraktığını, çocukların baba yanında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, “… çocuklar açısından olaya bakıldığında; dava tarihinden itibaren bizzat davalının bakımında bulundukları anlaşıldığından, bu yönden davanın reddi gerekmiştir. Davacı açısından ise, davacının nafaka talep edebilmek için ayrı yaşamakta haklı olması gerekmektedir. Davacı buna ilişkin olarak bir delil ibraz etmemiştir. Davacının ayrı yaşamakta haklı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerekmiştir. Gerekçeleri ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle müşterek çocukların fiilen davalı (baba) yanında kaldığının anlaşılmasına göre, çocuklar yönünden nafaka isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak, davacı (kadın); davalı tarafından açılan boşanma davasının, kendisinin olayda boşanmayı gerektirecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı nedeni ile red edildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra da davalı eşinin evin geçimine katkıda bulunmadığını, yaşadıkları sıkıntıdan dolayı müşterek çocukları davalının yanına göndermek zorunda kaldığını iddia ederek kendisi ve çocuklar için nafaka talebinde bulunmuştur. Boşanma davasında, kusurlu bulunan taraf davalı (koca) olduğu gibi, davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği gibi müşterek evi terk eden de davalı kocadır. O halde, ayrı yaşamakta haklı olduğunun ispatı davalı tarafa düşer. Davalı birlikte yaşamaktan kaçındığına göre, TMK’nun 197/3. maddesi gereğince davacı eşe nafaka ödemek zorundadır. Kaldı ki, aynı yasanın 196/1. maddesine göre; birlikte yaşama halinde de; eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirlemek durumundadır.

Mahkemece, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek davacı kadın yararına uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ancak, davacı (kadın); davalı tarafından açılan boşanma davasının, kendisinin olayda boşanmayı gerektirecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı nedeni ile red edildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra da davalı eşinin evin geçimine katkıda bulunmadığını, yaşadıkları sıkıntıdan dolayı müşterek çocukları davalının yanına göndermek zorunda kaldığını iddia ederek kendisi ve çocuklar için nafaka talebinde bulunmuştur. Boşanma davasında, kusurlu bulunan taraf davalı (koca) olduğu gibi, davalı vekilinin cevap dilekçesindebelirttiği gibi müşterek evi terk eden de davalı kocadır. O halde, ayrı yaşamakta haklı olduğunun ispatı davalı tarafa düşer. Davalı birlikte yaşamaktan kaçındığına göre, TMK’nun 197/3. maddesi gereğince davacı eşe nafaka ödemek zorundadır. Kaldı ki, aynı yasanın 196/1. maddesine göre; birlikte yaşama halinde de; eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirlemek durumundadır.

Mahkemece, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek davacı kadın yararına uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 14:02

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.