Belirsiz Alacak Davası

Belirsiz Alacak Davası Nedir?

Belirsiz alacak davası hukukumuzda Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 107 ile kabul edilen yeni bir dava türüdür. Mahkemeden istenen
hukuki korumaya göre aslında eda davasının türü niteliğinde görülse de yasa koyucu tarafından yeni yasa ile belirsiz alacak davaları yeni bir dava türü olarak düzenlenmiştir. Çünkü eda davasından farklı olarak bu yeni
dava türünün talep sonucu dava açarken dava dilekçesinde tam olarak belirlenememektedir.  

İş Kazasında Belirsiz Alacak Davasının Önemi

6100 sayılı yasa ile kabul edilen bu dava türü hakkın ve alacağın kapsamının başlangıçta tam olarak bilinemeyeceği durumlarda kişileri yargı önünde haksızlığa uğramaktan kurtaracaktır.

Özellikle, iş kazası, trafik kazası, meslek hastalığı veya başka bir haksız fiile bağlı ölüm sonucu destekten yoksun kalan veya bedensel zarara uğrayan kişilerin açacakları davalarda büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Ölüm veya bedensel zararlarda başlangıçta belirsizlik hakimdir. Zarar ve zararın kapsamının az çok kestirebilmek ölüm ve bedensel zararlardaki öğrenme olgusundan bahsedebilmek için yeterli olmayacaktır. Çünkü zarar ve zararın kapsamı dava açıldıktan ve tüm kanıtlar toplandıktan sonra konunun uzmanı bilirkişilerce sunulan kusur ve hesap raporları ve buna bağlı olarak hesaplanan tazminat miktarları ile tam anlamıyla ortaya çıkabilmektedir.

Belirsiz alacak ve tespit davası ile başlangıçta zararın veya alacak tutarının belirlenemediği (özellikle ölüm ve yaralama gibi insan zararlarının söz konusu olduğu) olaylarda, yeni yasada öngörüldüğü gibi, az bir (harca esas) değer bildirilerek belirsiz alacak davası açabilme; yargılamanın ilerleyen aşamasında tüm kanıtlar toplanıp tazminat ve alacağın kesin miktarı belli olduktan sonra, davacıya dava değerini artırabilme olanağı tanınmış olmaktadır.

Artık dava değerini artırma işlemi davanın genişletilmesi yasağı içerisinde değerlendirilmeyecek ve ayrıca eda davası açılabilecekken tespit davası açılamaz dayatması ile de karşılaşılmayacaktır.

Hangi Durumlarda Belirsiz Alacak Davası Açılabilir?

“Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” Bu madde metninden de anlaşılacağı üzere belirsiz alacak davası açılabilmesi için iki koşuldan bahsetmek mümkündür:

  1. Birincisi, davanın açılmış olduğu tarihte, davacı, alacağın miktarını ya da değerini tam ve kesin olarak bilebilecek ve belirleyebilecek durumda olmamalıdır.

  2. İkincisi, alacağın miktarını ya da değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmek imkansız olmalıdır.

Belirsiz alacak davası açabilmek için bu iki koşuldan birinin varlığının
sağlanması yeterlidir.

Belirsiz alacak davası açarken dava dilekçesinde talep edilecek tutar kısmi davadaki gibi asıl tutarın bir kısmı değildir. Burada ulaşılmak istenen amaç kısmi talep tutarı yerine açılan bu davanın aslında edaya dönük bir tespit davası olduğunun kabulünü sağlamaktır.

Zaten yasa hükmünde de belirtildiği üzere bu bir kısmi alacak davası değil belirsiz alacak davasıdır. Harca esas değer mutlak surette kısmi talep sonucu olarak anlaşılmamalıdır.

Tahkikat aşaması sonucu zarar kapsamı ve zarar miktarı tam olarak belirlendikten sonra peşin harç tamamlanacaktır. (*)

Başlangıçta yasal süreye uyulup zamanaşımı süresi dolmadan dava açılmışsa artık tahkikatın ilerleyen aşamalarında yargılama kaç yıl sürerse sürsün dava konusu tazminat ve alacak zamanaşımına uğramayacaktır.

Belirsiz alacak davaları sadece para alacakları için söz konusu olacaktır. Konusu para olmayan eda davalarında belirsiz alacak davasının açılması
mümkün değildir.

Faiz başlangıcı olarak haksız fiillerde olay tarihinin kabulü hususunda değişme olmayacak önceden beri kabul edilen olay tarihi esas alınacaktır.

Faiz başlangıcı olarak belirsiz alacaklarda ise tahkikat aşaması sonucu belirlenen net miktarın tamamı için temerrüt veya dava tarihi olacaktır.

6100 sayılı yasa öncesinde karşılaştığımız uygulama örneklerinde olduğu
gibi alacağın tespite ilişkin bölümü için faiz başlangıcı harç tamamlama tarihi olmayacaktır.

Hangi Tür İş Kazası Davalarında Belirsiz Alacak Uygulanır?

Öncelikle haksız fiil nedeniyle ölüm sonucu, ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların açacakları maddi tazminat davalarında belirsiz alacak davaları gündeme gelmektedir.

Maddi tazminat davalarında zararın miktarını kanıtlamak mümkün olmadığı takdirde, hakim, olayın özelliğini ve oluş biçimini ve zarar görenin aldığı önlemleri ve diğer olguları gözeterek uygun göreceği bir miktar tazminata hükmedecektir.

İşte davacılar davalarını açarken kusur derecesini, zararın miktarını ve diğer tazminata etki eden diğer faktörler hususunda bilgi sahibi olmadıkları için başlangıçta harca tabi bir değer belirterek belirsiz alacak davası açar ve yargılama aşamasının sonuna doğru miktarlar belirlenebilir hale dönüştüğünde peşin harcı tamamlayarak talep sonucunu artırabilecektir. Ve bu durumda ne iddianın genişletilmesi yasağına dayanılarak karşı tarafın rızası aranacak ne de ıslah müessesesine atıfta bulunarak kişiye yargılama giderleri ve yine bu neviden başka ücretlerin ödenmesi istenemeyecektir.

Yine aynı şekilde bedensel zarara uğratılan (yaralanan) kişilerde belirsiz alacak davaları açabilmektedir. Davacının bu tür bir dava açabilmesi için dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak maddi olarak belirlenmesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkansız olmalıdır. Davacı talepte bulunacağı hukuki ilişkiyi, muhatabını ve söz konusu bu ilişki nedeni ile talep edeceği miktarı asgari olarak biliyor olsa da zararın miktarını ve kapsamını tam anlamıyla tespit edemiyor olabilir.

Özellikle ilk etapta belirlenemeyen belli bir inceleme silsilesinden geçtikten sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde bu durumu görmemiz mümkündür.

Açılacak davanın miktarı tam olarak biliniyor veya tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davasının açılması imkansızıdır. Çünkü her dava da arandığı gibi, burada da hukuki yarar (menfaat) aranacaktır. Böyle bir durumda ise hukuki yararın bulunduğundan bahsedilemez. Özellikle kısmi davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde baştan tespiti mümkün olan hallerde bu yola başvurulması kabul edilemez.

Belirsiz Alacak Davası Değerinin Arttırılması

Belirsiz alacak davası açıldıktan miktar veya değer yargılama aşamasında tespit edildiği anda davacı iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabilir (m. 107/2).

Hükme göre dava değerinin artırılması ve ilave harç yatırılması durumu şu şekilde gerçekleşir:

  1. Karşı tarafın verdiği bilgilerle, alacağın miktarı kesin belirlenebilir hale gelmiş olmalı,
  2. Veya tahkikat sonucu alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlenmiş bulunmalıdır.

Kural olarak bir davada başlangıçta belirtilen miktar ve değerin artırılması iddianın genişletilmesi yasağına tabidir. Bunun amacı davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için davacının böyle bir ihmal veya kusurundan söz edilemez.

Bu sebeple, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen safhalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hale gelmişse davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi mümkündür.

Tahkikat aşamasında alacak belirli hale gelmişse ve davacı iddiasını genişletmişse fakat yeni talebini eksik belirtmişse durum ne olacaktır? Bu durumda belirttiği eksik talebini yeniden arttırmak istediğinde davacı iddianın genişletilmesi yasağı ile karşılaşacaktır. Çünkü artık bu durumda ortada belirsiz bir durumun varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu durumda davacıdan kaynaklı bir ihmalin varlığından bahsedilecektir. Böyle bir durumda davacı ek dava açarak talebinin eksik belirttiği kısmı isteyebilir. Ayrıca açtığı ek davanın asıl dava ile birleştirilmesini isteyerek asıl davada istediği sonuca ulaşabilir.


  1. Peşin harem tamamlanarak ıslah adı altında talep sonucunun artırıldığına ilişkin dilekçe verilmesi gibi usuli işlemlere gerek duyulmamaktadır.
Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.