Ayrılık Kararı Hakkında Yargıtay Kararları

  • AYRILIK KARARI VERİLEBİLMESİ İÇİN BOŞANMA SEBEBİNİN SABİT OLMASININ GEREKTİĞİ-
  • DAVACI İHTARLA EŞİNİ DAVET ETMEKLE O TARİHE KADAR GEÇEN OLAYLARI BAĞIŞLAMIŞ EN AZINDAN HOŞGÖRÜ ÎLE KARŞILAMIŞ OLACAĞINDAN ÖNCEKİ OLAYLARA DAYANARAK BOŞANMA TALEP EDEMEYECEĞİ

Türk Kanunu Medenisinin 138vmaddesi uyarınca (4721 S. TMK. 170) ayrılık kararı verilebilmesi için boşanma sebebinin sabit olması gerekir.

Toplanan delillerle nikahtan sonra; davacının bağımsız ev açmadığı davalının kayınvalidesi tarafından dövüldüğü ve evi terk edip babasının evine döndüğü 21.6.2001 tarihinde kocası aleyhinde “ayn mesken edinmesine izin verilmesi ve nafaka istemiyle dava açtığı sözü edilen davanın yargılaması sırasında, 10.7.2001 tarihinde duruşmadan çıkışta, toplum içinde kocasının suratına tükürdüğü ve hakaret ettiği gerçekleşmiş ise de, davacı kocanın, bu olaydan sonra 7.9.2001 tarihinde davalıya noter kanalıyla ihtarname göndererek , ayrı ev tuttuğunu belirterek eşini davet ettiği anlaşılmaktadır.” Davacı ihtarla eşini davet etmekle o tarihe kadar geçen olayları bağışlamış en azından hoşgörü ile karşılamış demektir.

İhtardan sonra da kadına atfedilebilecek bir kusurun varlığı kanıtlanamamıştır. Terk sebebine dayanan bir davada bulunmamaktadır.Bu durumda kadından kaynaklanan bir geçimsizlik mevcut değildir. O halde davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde ayrılık karan verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(Y. 2. HD’nin 13.03.2003 gün ve 2090-3469 s. Kararı)

  • AYRILIĞA KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN BOŞANMA SEBEBİNİN GERÇEKLEŞMİŞ OLMASININ ŞART OLDUĞUNA

Ayrılığa karar verilebilmesi için boşanma sebebinin gerçekleşmesi ve fakat ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunması (TMK.md.170/3) gerekir. Oysa toplanan deliller Türk Medeni Kanununun 161, 162, 163, 164, 165 ve 166. maddesinde yer alan, boşanma sebeplerinden birinin varlığını kabule elverişli ve yeterli değildir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 22.01.2004 gün ve 180-743 s. karan)

  • DAHA ÖNCE VERİLEN AYRILIK KARARINA DAYANILARAK BOŞANMA İSTENEBİLMESİ İÇİN AYRILIK KARARININ KESİNLEŞMESİ, KESİNLEŞTİĞİ TARİHTEN İTİBAREN AYRILIK SÜRESİNİN GEÇMESİ VE BU SÜRE İÇERİSİNDE ORTAK HAYATIN YENİDEN KURULAMAMIŞ OLMASININ ZORUNLU OLMASI

Daha önce verilen ayrılık kararma dayanılarak boşanma istenebilmesi için ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren kararda belirtilen ayrılık süresinin geçmesi ve bu süre içersinde karı kocanın barışmamış olması zorunludur.(M.Km. 139). Oysa 9.7.1982 tarihli ayrılık davacı karıya 25.5.1983 tarihinden tebliği edilmiş, kocaya gönderilen karar ise tebliğ edilemeden iade edildiği için ayrılık kararı kesinleşmemiştir. Ayrılık kararı kesinleşmediğinden dolayısiyle kararda belirtilen bir yıllık ayrılık süresi geçmeden davacının 23.11.1983 tarihinde açtığı boşanma davasının reddi zorunludur. Bu yön gözetilmeden ayrılık kararma dayanılarak boşanmaya hükmedilmesi bozmayı gerektirir.(Y. 2. HD’nin 27.12.1984 gün ve 10552 – 10757 s. kararı)

  • AYRILIK KARARI ÎLE BELİRLENEN AYRILIK SÜRESİNDE TARAFLARIN KUSUR DURUMLARINI ETKİLEYEN YENİ BİR OLAYIN BULUNMAMASI HALİNDE KUSUR DURUMLARININ AYRILIK KARARI VERİLEN DAVA DOSYASINA GÖRE BELİRLENMESİ GEREKTİĞİNE

Bir yıl ayrılık kararı verilen 2000/212 esas sayılı dosyada tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilmiş, hüküm temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. ( TMK.172/son ) Bundan sonra tarafların kusur durumlarını etkileyen yeni bir olayın varlığı da kanıtlanmamıştır. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. ( TMK.174 ) Davalı kadının tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 05.05.2004 gün ve 4703-5849 s. kararı)

  • AYRILIK KARARININ EN AZ BÎR YIL EN FAZLA DA 3 YILLIK SÜREYLE VERİLEBİLECİĞİ

Aynlığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir.  (TMK.md.171) Altı ay süreyle ayrılığa karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 17.05.2004 gün ve 2004-6337 s. karan)

  • BOŞANMA DAVASINDA AYRILIK KARARI VERÎLEBÎLMESÎNÎN ŞARTLARI

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava Türk Medeni Kanununu 166/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece yargılama sonunda Türk Medeni Kanununun 170-171. maddeleri gereğince tarafların 1 yıl müddetle ayrılıklarına hükmedilmiş verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Anayasanın 141/3. maddesi gereğince mahkemenin her türlü kararlan gerekçeli olarak yazılmalıdır.Medeni Kanununun 170/3. maddesine göre “dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir”. Bu durumda davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığım kanıtlamış olsa bile, hakim barışma ihtimalini gördüğü takdirde boşanma yerine aynlığa hükmedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeni-
den başlayabileceğine ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Her şeyden önce hakimin takdir hakkım çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşinin barışma ihtimali gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilmeli, böyle bir kanaat sağlam ihtimale dayandırılmak, hatta barışma ihtimalinin varlığı bir kararın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özellikle barışma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf
bir ihtimal yeterli değildir.Bu konuda bir takdire ulaşırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli, boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma ihtimalinin dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.

Nihayet Hakim kararında barışma ihtimalinin varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir (Anayasa md. 141/3, HUMK md. 388). Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nisbileştirilebilir. Nisbi boşanma sebebine de takdir hakkı Anayasa ve kanun çerçevesinde kullanılmış olur.

Somut olaya gelince;

Davalı kocanın davacı kadını sürekli dövdüğü, birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı kadını anne ve babasına götürüp yolun buraya kadar deyip terk ettiği tamk beyanlanyla belirlenmiştir. Taraflar arasında evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Türk Medeni Kanunun 166/1. maddesi koşullan oluşmuştur.

Türk Medeni Kanununun 170/3. maddesi gereğince tarafların ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı gösterir dosyada bir delil ve bilgi yoktur. O halde boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 24.11.2005 gün ve 13395-16225 s. karan)

  • AYRILIK KARARI ÎLE BELİRLENEN AYRILIK SÜRESİ İÇERİSİNDE EŞLERİN EVLİLİK BİRLİĞİNİ YENİDEN TESİS EDEMEMELERİ HALİNDE TALEP HALİNDE BOŞANMAYA KARAR VERİLMESİ GEREKECEĞİ-
  • BOŞANMANIN EKLERİ HUSUSUNDA KUSUR DURUMUNUN AYRILIK KARARINDA VE AYRILIK SÜRESİ İÇERİSİNDE MEYDANA GELEN OLAYLARA GÖRE ÇÖZÜMLENMESİ GEREKTİĞİ

Aynlık kararının kesinleşmesinden sonra ayrılık müddeti bitince koca boşanma davası açmıştır. Davalı birliğin devamını istediğini, kocanın bu isteğe rağmen kendisini müşterek konuta almadığını kanıtlayamamış, aksine kendisi de boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. O halde mahkemece boşanmaya hükmolunması, kusurun ise aynlık davası sırasında ve ayrılıktan sonra meydana gelen durumlar gözönüne alınarak belirlenmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.(Y. 2. HD’nin 04.10.2004 gün ve 10209-11102 s. karan)

  • AYRILIK KARARI VE ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEBİLMESİNİN KOŞULLARI
  • DAVALIYA ATFI KABİL KUSURUN BULUNMAMASI HALİNDE AYRILIK VEYA BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİ

1- Ayrılığa karar verilebilmesi için boşanma sebebinin gerçekleşmesi ve fakat ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunması (TMKmd. 170/3) gerekir. Oysa toplanan delillerden kocamn (davacının) başka bir kadınla ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Kadından kaynaklanan evlilik birliğini temelinden sarsan maddi bir hadisenin varlığı ispat edilmemiştir.

Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafin hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafin dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma karan verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK md. 166/2)

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi sayılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. (Y. 2. HD’nin 29.12.2004 gün ve 14720 16121 s. karan)

  • BOŞANMA İSTEMİYLE AÇILAN DAVANIN YARGILAMASI SIRASINDA DAVACI TARAFINDAN İSTEK DARALTILIP AYRILIĞA KARAR VERİLMESİ TALEP EDİLMİŞSE ARTIK BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİ

Her ne kadar dava dilekçesinde boşanmaya karar verilmesi istenilmiş ise de, yargılama sırasında davacı tarafça istek daraltılmış ve ayrılığa karar verilmesi talep edilmiştir. Böylece dava ayrılığa dayandırıldığı halde Medeni Kanunun 138/2. maddesi hükmü gözönünde tutulmadan boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 21.11.1985 gün ve 9412 -9705 s. karan)

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.