Avukatlık Sözleşmesi Kaynaklı İtirazın İptali Dava Dilekçesi

Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne

İhtiyati Haciz Taleplidir.

Davacılar :

Vekil :

Davalı :

Harca Esas Değer :

Konu : Fazlaya ilişkin alacak ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalının Adana icra müdürlüğünün 14 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve itirazın haksız olması sebebiyle de alacak toplamının %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhinde icra inkâr tazminatına karar verilmesi talepli davamızdır.

Açıklamalar

Taraflar arasında 11 tarihli avukat ücret sözleşmesi imzalanmış ancak borçlu Ahmet sözleşmeden doğan borcunu müvekkillerime ödememiştir. Bu nedenle tarafımızca Adana İcra Müdürlüğü’nün 14 E. sayılı dosyası ile Ahmet aleyhine icra takibi başlatılmış ve Ahmet’in bu takibe itiraz etmesi sonucunda icra müdürlüğü tarafından takip durdurulmuştur. Ancak Ahmet’in itirazları haksız olup gerçek dışı olup itirazın iptal edilerek takibe devam edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

1. Müvekkillerim aynı zamanda Adana’da faaliyet yürüten Adana Barosu levhasına kayıtlı avukatlar olup her zaman hakkın ve hukukun yanında yer alan tüm işlerini titizlikle ve özenle avukat olmanın kendilerine yüklemiş olduğu sorumluluk bilinci ile yerine getiren kişilerdir.

2. Müvekkillerim ile davalı Ahmet arasında 13 tarihli “avukatlık ücret sözleşmesi” imzalanmıştır. (EK-1) Huzurdaki davada uyuşmazlık konusu edilen icra takibine konu “avukatlık sözleşmesi”, bir tarafı “avukat” diğer tarafı da “iş sahibi (müvekkil)” olmak üzere, karşılıklı iki taraftan oluşmaktadır. Kural olarak bu sözleşmeye istinaden avukat; hukuki yardımda bulunmayı, diğer bir deyişle aldığı bir davaya ilişkin olarak avukatlığı gerektiren girişimlerde bulunarak mesleğini icra etmeyi taahhüt etmekte, iş sahibi de belirlenmiş bir meblağ yahut değer ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu sözleşme; 1136 sayılı olan Avukatlık Kanunu’nun 11. Kısmında düzenlenmiş olan 164/1 maddesinde “avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

3. Yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda önemle belirtmekte fayda vardır ki, avukatlık sözleşmesinde, sözleşmenin bir tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, bu sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olmadığı gibi, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan bir “sağlayıcı” da olmadığı, Türk Borçlar Kanunu‘nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına girmektedir.

Yargıtay 13. HD. 19.02.2018 Tarihli, 2018/322 E. ve 2018/1999 tarihli kararı; “Bu durumda davalı tarafından yürütülen mesleki faaliyet kapsamında davacı avukata vekalet verildiğine göre, davalı 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici vasfını taşımamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir.” şeklindedir.

4. Tüm bu bilgiler ışığında Ahmet’in müvekkillerimden alacağı hukuki yardım karşılığında sözleşmenin imzalandığı tarihte müvekkillerime avukatlık ücreti olarak 10.000 TL ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş ancak vadesi geçmesine rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirmemiştir.

5. Müvekkillerim işin ivedi olması ve hak kaybına uğramaması adına imzalamış oldukları avukatlık sözleşmesinin de kendilerine sağladığı güvence ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 15 numaralı soruşturma dosyasına derhal davalının çıkartmış olduğu Adana Noterliğinin 16 tarihli 17 yevmiye numaralı vekaletini sunarak işlemleri yürütmeye ve gerekli dilekçeleri sunmaya başlamışlardır. Ayrıca Müvekkillerim vekillik görevi kapsamında Adana E-Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda “Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma ve Sağlama” suçundan tutuklu olan Mehmet’in yanına giderek kendisini defalarca ziyaret etmişler hatta ve hatta kendisine yeni kıyafetler satın alıp teslim etmişlerdir. Tüm bu emek ve mesailerine rağmen müvekkillerime sözleşmenin imzalandığı tarihte ödenmesi gereken 10.000 TL ücret ödenmemiştir.

6. Bu nedenlerle davalı aleyhine 10.000 TL tutarındaki asıl alacağın ve icra takibi tarihine kadar işlemiş 1.000 TL (Yıllık Adi Kanuni Faiz) olmak üzere toplam; 11.000 TL’nin (takip tarihinden sonra asıl alacağa işleyecek yasal faizi ve diğer ferilerle birlikte) tahsili amacıyla Adana İcra Müdürlüğü’nün 14 Esas numaralı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. (Celbini talep ederiz.) Ancak davalı icra takibine haksız olarak 17 tarihinde itirazda bulunmuş ve takibi durdurmuştur.

7. Davalı tarafından huzurdaki davaya esas icra takibine yapılan itiraz somut gerçeklikten uzak, haksız, mesnetsiz ve afakîdir. Bu sebeple, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerekmektedir. Davalı taraf itiraz dilekçesinde müvekkilimin meslek saygınlığını zedeleyecek şekilde beyanlarda bulunarak hiçbir emek sarf etmediklerini iddia etmiş ve icra dosyasını kabul etmeyerek itirazda bulunmuştur. Emek sarf etmediklerini iddia eden davalı kendisiyle o kadar çelişmektedir ki müvekkillerimin kendisini cezaevinde ziyaret ettikleri dahi itiraz dilekçesinde kabul etmiştir. Bu nedenledir ki itiraz dilekçesi tamamen kötü niyetli olarak müvekkilimin alacağını tahsil edememesi için yapılmıştır. Kaldı ki Avukatlar yargının kurucu unsurlarından biri olup meslek kuralları ve etiği gereği savunma hakkının temsilcileri olan, dosyaları üzerinde gece-gündüz çalışıp araştırmalar yapan, müvekkillerinin lehine olabilecek tüm hususların aydınlatılmasına katkı sağlayan ve müvekkilin adil yargılanmasını amacıyla adalete hizmet eden, her zaman hakkın ve hukukun yanında yer alan kişilerdir. Bu emeklerinin ve zamanının karşılığında da avukatlık ücretine hak kazanacağı açıktır.

8. Davalı taraf, müvekkilin alacağının var ve muaccel olduğunu bilmesine rağmen söz konusu alacağı ve icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla icra takibine kötü niyetli olarak itiraz etmiştir. Davalının itirazının haksızlığı; sözleşme ve dosyaya sunduğumuz diğer belgeler ile sabit olduğu gibi Mahkemeniz tarafından yapılacak inceleme ile teyit edilebilecek durumdadır. Dolayısıyla haklı davamızın kabulü ile itirazın iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmelidir.

9. Müvekkilin alacağı likit ve muayyendir. Davalının haksız itirazının bertaraf edilerek, icra takibinin devamına karar verilmesi ve davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesi gerekmektedir. Davalı, takip konusu alacak likit ve muayyen olmasına rağmen müvekkilin başlatmış olduğu icra takiplerini durdurmak ve ilgili alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunmuştur. Davalı ilgili borcu müvekkile ödemiş değildir. Hal böyle olunca, takip konusu alacağın belirlenebilir olduğu ve davalının alacağın tahsilini geciktirme gayesinde olduğu ortadadır. Bu durumda davalı aleyhinde icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gereği yerleşik Yargıtay kararları ile sabittir.

Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 17.10.2016 tarih, 2016/8381 E. ve 2016/11601 K. numaralı kararında aşağıdaki gibi hükmedilmiştir:

“İİK’nın 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yanda alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.”

Bu nedenlerle, icra takibine konu borç tarafların imzaladıkları “Avukatlık Ücret Sözleşmesinden” kaynaklandığından davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

Hukuki Sebepler : Avukatlık Kanunu, İİK, TBK, HMK ve ilgili sair mevzuat.

Hukuki Deliller :

1- 14 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi (Ek-1)

2- Adana Noterliğince yapılan 15 tarihli ve 13 yevmiye numaralı vekâletnamesi (EK-2)

3- Müvekkilimiz tarafından davalı aleyhinde Adana icra Müdürlüğü’nde başlattığı 15 E. sayılı icra takibindeki takip talebi, ödeme emri ve davalını haksız itirazı. (Celbini talep ederiz.)

4- Bilirkişi incelemesi

5- Tanık, Yemin, Yargıtay içtihadı, doktrin,

6- Davalının göstereceği delillere karşı delil gösterme ve ortaya çıkacak yeni durumlara ilişkin delil gösterme haklarımız saklı kalmak kaydıyla her türlü yasal delil.

Netice ve Talep : Yukarıda izah olunanların yanı sıra ve Sayın Mahkemeni tarafından re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle,

1. Davalının Adana İcra Müdürlüğü’nün 14 E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve söz konusu icra takibin devamına,

2. Likit ve muayyen nitelikteki alacağa yapılan itirazın haksız olması sebebiyle davalı aleyhinde alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,

3. Yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacılar Vekili

Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Epistemofili teşhisi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Ayrıca

blank

Yargıtay Kararı: İtfa İtirazı Kabul Edilirse İcranın Durdurulmasına Karar Verilir

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16117 K. 2017/8231 T. 29.5.2017 sayılı kararı şu şekildedir: …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: