Atasözleri (S Harfi)

Atasözleri (S Harfi)

Sabah ola, hayır ola (gele).
Bkz. “Akşamın hayrından sabahın…”

Sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış.
Sabahleyin karın doyurulmalıdır ki yapılacak iş için gereken güç elde edilsin. Yemek, yenmezse iş araya girer, insan aç kalır, güçsüz kalır, iyi iş yapa-maz. Evlemeyi de geciktirmemelidir ki çocuklar anne, baba ihtiyarlamadan yetişsinler. Bundan başka, zaman geçince insan kolay kolay evlenemez.

Sabır acıdır, (acı ise de) meyvesi tatlıdır.
Sabır güçtür, ama güzel sonuç verir.

Sabreden derviş, muradına ermiş.
Birçok işlerin gerçekleşmesi için sabırlı olmak, uzun zaman beklemek gerekir. Sabırlı olan kişi ereğine ulaşır.

Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
Bir işi yaparken ivmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız.

Sabrın sonu selamettir.
Karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya ulaşır.

Safa ile yenen cefa ile kazanılır.
Keyifli keyifli harcadığımız para, çok sıkıntı çekilerek kazanılmıştır.

Sağır işitmez (duymaz) uydurur (yakıştırır).
Sağır, yamnda konuşulan şeyleri işitmez ama konuşanların durumuna bakarak ve anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp söyler.

Sağırlar birbirini ağırlar. (Keller ile yağırlar birbirini ağırlar.)
Toplum içinde önemsenmeyen kişiler birbirlerine değer verir, saygı gösterirler.

Sağlık varlıktan yeğdir.
Sağlıktan büyük zenginlik olmaz. Sağlık olmazsa varlık neye yarar?

Sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın?
Kullanacağı şeyler kusurlu olursa en usta kimse bile onları uygun biçime sokamaz. Gelir gidere denk değilse durumu düzene koymaya çalışan kişi ne yapabilir.

Sakınılan (esirgenen) göze çöp batar.
Esirgediğimiz, üzerine titrediğimiz şeye her halde bir zarar gelir.

Sakla beni varken, bulunayım sana yokken.
Her şey var olduğu zaman alınıp bir köşeye konulmalı ki ortadan çekildiği zaman el altında bulunsun ve kullanılsın.

Sakla samanı, gelir zamanı.
En değersiz şeyi bile atmayıp saklamak. Günün birinde işe yarar.

Sanat altın bileziktir.
Kişinin elindeki sanat, değeri hiç eksilmeyen bir servettir.

Sanatı ustadan görmeyen (öğrenmeyen) öğrenmez.
Her sanatın birtakım incelikleri vardır. Kişi ne kadar çalışırsa çalşısm, bunu kendi kendine bulamazHer halde bir ustadan görüp öğrenmelidir.

Sarhoştan deli bile korkar.
Sarhoş, deliden daha dekçe davranışlarda bulunur.

Sarı altının olacağına sarı samanın olsun.
Para yenmez, içilmez. Oysa besin olmasa yaşanmaz.
Bu nedenle insan için de, hayvan için de besin paradan daha değerlidir. Hele insana bağlı olmayan hayvanlar için para büsbütün gereksizdir.

Sarmısağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Bir topluluğun arasına yeni girmiş olan kötü kimsenin foyası ilk günlerde meydana çıkmaz.

Sayılı günler (gün) tez (çabuk) geçer.
Bir işin yapılması, ya da gerçekleşmesi için konulmuş olan belli süre çarçabuk geçer.

Sayılı koyunu kurt kapmaz (yemez).
Miktarı saptanarak bir kimseye teslim edilmiş olan eşya iyi korunur.

Sel gider kum kalır (kişi ettiğini bulur.)
Herhangi bir durumda önemli olan, kalıcı öğelerdir. Gelip geçici olanlar değil.

Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa. (Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede.)
Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?

Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
Çalışırsan malın verimli, kazancın bol olur. Böyle böle zengin olursun

Sen işten korkma, iş senden korksun.
İnsan, yapacağı işi gözünde büyütmemeli, yenmeye azmederek çalışmaya koyulmalıdır.

Sen kazan da düşmana kalsın.
Kazanacağım malı benden sonra kime bırakacağım diye çalışmaktan vazgeçme. Düşmana kalacağım da bilsen kazanç yolunu bırakma.

Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
Bir kimse, başka bir kimse ile olan ilişkisini keserse, o da bu kişi ile ilişkisini sürdürmek istemez.

Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne.
Kişi dostuna sık sık giderse çok sıcak karşılanmaz. Seyrek giderse büyük sevgi ile karşılanır. Krş. “Sık gidersen dostuna, yatar arka üstüne.”

Sırça köşkte (evde) oturan, komşusuna taş atmaz.
Küçük bir dokunuşla büyük zarara uğrayacak olan

Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
Kirli şeylerle bir arada bulunan nesneyi —ne kadar ufak olursa olsun ve ne kadar zararsız görünürse görünsün— içimiz almaz.

Siyah inekten beyaz süt sağılır.
Görünüşe değil özdeki cevhere bakılmalıdır. Görünüşü beğenilecek gibi olmayan öyle kişiler vardır ki değerlerine paha biçilemez.

(Soğanın acısını) yiyen bilmez, doğrayan bilir.
Bir iş yapılırken ne denli güçlük çekildiğini, o işi başarmış olan bilir; başarılmış olan işten yararlanan bilmez.

Sona kalan donakalır.
Yapılacak bir işi hemen yapmayıp geciktiren kişi zarar eder. Örneğin bir şeyden birçok kimse yararlanacaksa daha önce davrananlar seçer, seçer alırlar; geriye döküntüleri kalır. Belki de hiç kalmaz.

Son gülen iyi güler.
Bir konunun üzülecek ve sevinilecek evreleri sona erdiği zaman sevinilecek durum ağır basmışsa eski tasalar unutulur, hep sevinilir.

Son pişmanlık fayda vermez (etmez).
İyice düşünülmeden yapılan iş, çok kez insanı zarara ya da geri dönemeyeceği bir çıkmaza sokar. O zaman pişman olmak da işe yaramaz.

Sonradan gelen devlet devlet değildir.
Kişi gençliğinde zengin olmalıdır ki bunu gereği gibi kullansın. İş göremeyeceği bir yaşta gelen zenginlik neye yarar?

Soran yanılmamış (yorulmamış).
İnsan bir işi yaparken karşısına bilmediği birçok şey çıkar. Bunları doğru, yanlış demeden yapmamalı, bilenlere sorup öğrendikten sonra yapmalıdır. Biliyorum sandığı işlerde de yanılabilir. Onlar için de bilenlerin düşüncesini alırsa yanılmayı önlemiş ve boş yere yorulmamış olur. Krş. “Danışan dağ aş- mış…”

Sora sora Bağdat (Kabe) bulunur.
İnsan sora sora, çok uzak ve bulunması çok güç yerleri bile bulur. Krş. “Yol sormakla bulunur.”

Soydur çeker, (boktur kokar), (Cins cinse çeker).
Her canlı az çok soyuna çeker. Kötü soydan gelmişse kendisinde de bu kötülükten bir iz bulunur

Söyleyene bakma, söyletene bak.
İçinden geleni söyleyen bir kişinin sözleri, doğru çıkmasını istediğimiz şeylerse, bunları ona Tanrı söyletiyor der, söylediklerine inanmak isteriz.

Söz ağızdan çıkar.
Mert olan kişi, sözünde durur; verdiği sözü yerine getirir.

Söz biliyorsan söyle, inansınlar; bilmiyorsan söyleme, seni bir adam sansınlar.
İnsan, bildiği konu üzerinde konuşmalı; bilmediği konuda ağız açmamalıdır.

Söz gümüşse sükut altındır.
Konuşmak güzel, yararlı bir şey olabilir. Ama sus
mak ondan iyidir. Çünkü konuşmak insanın başına birtakım işler açabilir. Susan için böyle bir şey söz konusu değildir.

Sözünü bil, pişir; ağzını der, devşir.
Ağzına gelen her sözü söyleme. Bir sözün nereye varacağım iyi düşün, ondan sonra söyle. Krş. “Önce düşün, sonra söyle.”

Söz var, dağa çıkarır; söz var, dağdan indirir.
İlişkilerimizde dikkatli ve ölçülü konuşmalıyız. Karşımızdakini sinirlendirip baş kaldırtan da, yatıştırıp yola getiren de çılgınca ya da akıllıca söylenen sözlerdir. Krş. “Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.”

Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.
Sözün insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Akıllıca söylenmiş sözler, karşıdakini inandırır, yumuşatır; işlerin olumlu yola girmesini sağlar. Ölçüsüz, sert sözler ise karşıdakini sinirlendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol açabilir. Krş. “Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir.”

Söz verme, verdinse dönme.

Su akarken testiyi doldurmak (doldur).
Kişi, fırsattan yararlanmalı; geliri bol olduğu zaman ilerisi için para biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalıdır.

Su aktığı yere (yine) akar.
Daha önce bize yararı dokunmuş olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile yarın yine ortaya çıkar.

Su başından (bendinden) kesilir (bağlanır).
Bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı biçimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.

Su bulanmayınca durulmaz.
Bir konu, türlü çekişmelerden sonra aydınlığa kavuşur, yoluna girer.

Suçu gelin etmişler, kimse güvey girmemiş.
Ne denli sevimli görünürse görünsün, suçu kimse kabul etmez. Krş. “Kabahat samur kürk olsa…”

Su içene yılan bile dokunmaz.
Su içen kimseye dokunulmamalıdır; düşman olsa bile.

Su küçüğün, sofra (söz) büyüğün.
Su, büyüklerden önce küçüklere verilmelidir. Çocuklar istedikleri kadar su içebilirler. Ancak çocukların sofradaki her şeyi yemelerine ve dilediklerinden, diledikleri gibi almalarına izin verilmez. Sofrada yemeğe başlamak, büyüklerre tanınmış bir haktır. (Konuşmaya da ilkin büyükler başla malıdır.)

Su testisi su yolunda kırılır.
Bir kişi, ya da şey, hangi amaca hizmet ediyorsa o uğurda bir kazaya uğrar; yok olur.

Su uyur, düşman uyumaz.
Durmadan akan suya uyuyor denilebilir de sesi çıkmayan, kıpırdamayan düşmana uyuyor denilemez. O, fırsat beklemektedir.

Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork (sakın).
Bkz. “Adamın yere bakanından…”

Sür git dememişler, gör geç demişler.
Beğenmediğiniz durumu, sürüp giden bir anlaşmazlık konusu yapmayınız. Hoş görüp geçininiz.

Sürüden aynlam (aynlan koyunu, kuzuyu) kurt kapar.
Arkadaşlarından ayrılıp tek başına iş yapma yolunu tutan kişi, koruyucusuz, desteksiz kalır; büyük zararlara uğrar. Krş. “Yalnız kalanı kurt yer.”

Sütle giren huy, canla çıkar.
Kişinin küçükken edindiği huy, ölünceye değin sürer.

Sütten ağzı yanan, ayranı üfleyerek içer (yoğurdu üfleyerek yer).
Bir davranışı kendisine pahalıya mal olan kişi, benzeri durumlar karşısında çok ihtiyatlı davranır.

Şahin ile deve avlanmaz.
Küçük şeyleri elde etmek için yeterli olan araçla, büyük şeyler elde edilemez. Krş. “Araba ile tavşan avlanmaz.”

Şahin küçük, et yer; deve büyük, ot yer.
Kişi, görünüşüne göre değil, yaradılış özelliğine ve yeteneğine göre iş yapar.

Şakanın sonu kakadır.
Şaka sürüp gittikçe tatsızlaşır, kırıcı olur, dostluğu bozar.

Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Sonradan azan kişi, eskiden beri yolunu şaşırmış kimseden daha azgın olur.

Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Yasa ne buyuruyorsa ona boyun eğilir.

Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.
Kötü gitmekte olan bir işin kötülüğüne boyun eğmemek, zaman kazanıp onu iyileştirmeye çalışmak gerekir. İyi olduğu belli olan işi de hemen sonuçlandırmak uygundur; çünkü uzatılan iyi işin zamanla kötü bir biçim alması tehlikesi vardır.

Şeyh uçmaz, müridi uçurur.
Bir kişiye inananlar, onu olduğundan çok üstün görürler. Onda olağanüstü değerler bulunduğuna herkesi inandırmak isterler.

Şeytan adamı kandırır, ama suyunu ısıtıvermez.
Uykuda kendisini şeytan azdıran kişinin gusül yapması gerekir. Ama şeytan, işini bitirip kaybolduğundan gusül suyunu ısıtmak zahmeti o kişiye düşer. Bunun gibi, bizi aldatıp güç duruma düşüren kimseler artık yanımıza uğramazlar. Başımızın çaresine kendimiz bakarız.

Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Meydana gelmemiş bir olayın yankısı olmaz.

Şöhret afettir .
Kişinin kazandığı ün, her zaman hoşa giden bir durum sağlamaz. Kendisini sıkan, rahatsız eden durumlara da yol açar: Ünlü bir doktor, ünlü bir şarkıcı, ünlü bir usta… özgürlüğünün tadını gereği gibi çıkaramaz. Gücünü aşan istekler, zorlamalar karşısında bunalır. Kıskanılarak üzücü durumlara da düşebilir.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:53

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.