Atasözleri (M Harfi)

Atasözleri (M Harfi)

Mahkeme kadıya mülk değil.
Hiçbir kimse, bulunduğu kamu hizmetinde ömrünün sonuna kadar kalmaz. Bir süre sonra bu işe başkası getirilir, kendisi ayrılır.

Mal adama hem dost, hem düşmandır.
Mal adama dosttur, çünkü ona rahat bir yaşayış sağlar. İyilikler yapma, hayır işlerine yardım etme olanağı verir. Düşmandır, çünkü kişinin azmasını kolaylaştırır. Bundan başka mala göz dikenler çok olur. Bu yüzden anlaşmazlıklar çıkar; mal sahibinin canına bile kıyılır.

Mal canı kazanmaz, can malı kazanır.
İnsan mal kazanacağım diye sağlığını, canını tehlikeye düşürmemelidir. Tam tersine, sağlığını korumak, canını kurtarmak için malını harcamaktan çekinmemelidir. Malı kazanan insandır. Can sağ olmalıdır ki mal kazanılabilsin.

Mal canın yongasıdır .
Mal canın bir parçası gibidir. Malına zarar gelen kişi, canından bir parçası gidiyormuş gibi üzülür.

Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür.
Züğürt, yokluk içinde bulunduğundan yiyemez. Varlıklı olduğu halde yiyemeyenin züğürtten ne farkı var?

Malın iyisi boğazdan geçer.
Malın işe yaraması, sahibinin onu kullanabilmesi, yiyebilmesi ile olur. Kişi malını yiyemedikten sonra o mal neye yarar?

Mart ayı, dert ayı.
Mart ayında havalar sık sık değişir. İnsan kendini koruyamaz; hasta olur. Krş. “Mart çıkmadıkça…”

Mart ayların çingenesidir.
Öteki aylardan her birinin bir kişiliği, bir soyluluğu vardır. Mart ise soysuz, güvenilmez, ne yapacağı bilinmez kişilere benzer.

Mart çıkmadıkça dert çıkmaz.
Kış hastalıkları, mart sona ermedikçe bitmez. Krş. “Mart ayı, dert ayı.”

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mart ayında şiddetli soğuklar olur. İnsan dışarı çıkamaz. Odun, kömür de azaldığından kazma, kürek saplarını yakacak duruma düşer.

Martta tezek kuruya, nisanda seller yürüye. (Mart kuruluk, nisan yağmurluk.)
Mart ayının kurak, nisan ayının yağışlı olması, çiftçinin yüzünü güldürür.

Martta yağmasın, nisanda dinmesin (mayısta ara sıra).
Ekin için, martta yağmur yağması zararlı, nisanda çok yağması yararlıdır.

Maşa varken elini ateşe sokma.
Başka birine yaptırabileceğin tehlikeli işe kendin girişme.

Mayasız yoğurt tutmaz (çalınmaz).
Çok para kazanabilmek için, az da olsa, elde bir sermaye olması gerekir.

Maymun yoğurdu yemiş, artığını ayının yüzüne sürmüş.
Kurnaz kimse, işlediği suçu başkasının, hele bön birinin üstüne yıkmasını bilir.

Mazlumun ahı, indirir şahı (yerde kalmaz).
Güçlü kimse zulmetmemelidir. Zulmeden her halde yıkıma uğrar.

Meramın elinden bir şey kurtulmaz (ne kurtulur).
Bir işi yapmaya azmeden ve ona dört elle sarılan kişi her halde başarıya ulaşır.

Merhametten maraz doğar (hasıl olur).
Kimi kişiler, kendilerine acıyıp iyilik edenlerin başını derde sokarlar ya da bu iyiliği kötüye kullanırlar.

Meyhaneciden şahit istemişler (sormuşlar) bozacıyı (mezeciyi) göstermiş.
Uygunsuz iş yapan kimse, haklı olduğunu göstermek için kendisine benzeyen birini tanık gösterir.

Meyveli ağacı taşlarlar.
Çoğu zaman, bilgili, becerikli kimselere sataşırlar.

Mızrak çuvala sığmaz (girmez).
Herkesin gözü önündeki gerçekler örtbas edilemez.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Kolay kolay gizlenemeyecek denli büyük bir suç işleyen kişi, bunun ortaya çıkmaması için gereken önlemleri daha önce alır.

Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır (bitti beller).
Değerli, önemli hiçbir iş yapmamış olanlar, yapılmış olan büyük, önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar.

Misafirin umduğu ev sahibine iki övün olur.
Konuk, ne denli gerçekleşebileceğini düşünmeden ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram edeceğini umar. Ama bakar ki sofrada umdukları yok.

Misafirin yüzsüzü sahibini ağırlar.
Kendisinin ağırlanması gereken yüzsüz konuk, ev sahibine yol gösterir gibi ağırlama işini üzerine alır.

Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Konuk, ev sahibinin kendisini çok şeylerle ağırlamasını bekleyebilir. Ama ev sahibi ona ancak evinde bulunanı ikram eder.

Müflis (züğürtleyen) bezirgân (tüccar) eski defterlerini karıştırır. (Bezirgân ‘tüccar’ züğürtleyince geçmiş defterleri yoklar.)
Tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir. Vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarım anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.

Mühür kimde ise Süleyman odur.
Bir işte kime yetki verilmişse baş odur. Söz ondan biter. Onun buyruğu geçer.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:55

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.