Atasözleri (K Harfi)

Atasözleri (K Harfi)

Kabul olunmayacak duaya amin denmez.
Gerçekleşmesi olanaksız girişime oy vermek doğru değildir.

Kaçan balık büyük olur. (Kaybolan koyunun kuyruğu büyük olur.)
İnsan, elden kaçırdığı küçük bir fırsatı gözünde büyütür; onun çok önemli olduğunu söyler durur. Krş. “Kel ölür sırma saçlı…”

Kadının fendi erkeği yendi.
Kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler. Çeşit çeşit oyunlarla her zaman erkekleri yenerler.

Kalendere “kış geliyor” demişler, “titremeye hazırım” diye cevap vermiş.
Yaşamın felsefesine eren kişi, en sevimsiz, dahası rahatsız durumları bile hoş karşılar. Krş. “Abdala kar yağıyor demişler…”

Kalkacağın yere oturma.
Kişi, layık olmadığı, er geç uzaklaştırılacağı işe girmemelidir.

Kan kus, “kızılcık şerbeti içtim” de.
Kişisel dertlerimizi içimizde saklamak, başkalarının öğrenmesine meydan vermemeliyiz. Dahası, kötü olan durumumuzu iyi gibi göstermeye çalışmalıyız.

Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış.
Görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığım yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç olur.

Karga şakırdamış bülbülüm sanmış.
Bir ustayı taklit eden aptal, kendini ustalığa yükselmiş gibi görür.

Karga yavrusuna bakmış, “benim ak pak evladım” demiş. (Kuzguna yavrusu anka görünür.)
Kişi kendi çocuğunu güzel, kendi eserini kusursuz görür. Başkalarına göre ne denli çirkin ve kusurlu olurlarsa olsunlar.

Karı-koca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır.
Bir kadınla bir erkek, birbirlerine bağlandıklarım bildirn bir sözle karı-koca olurlar. Böyle bir bağı kalmadığım bildiren bir sözle de yabana olurlar.

Karpuz kabuğunu görmeden denize girme.
Bir işi en uygun zamanı gelmeden yapma; denize girmek için karpuzun olgunlaşma zamanını beklediğin gibi.

Kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır).
Ticaretle uğraşan kimse, sadece kâr edeceğini düşünmemeli, zarar etmeyi de göze almalıdır. Alışverişte kâr ve zarar birlikte gider.

Kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar.
Elinde kendisine gerek olandan artık şey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder. Krş. “Abdalın yağı çok olursa…”, “Kürdün yağı çok olunca…”

Kaş ile göz, gerisi (kalanı, artanı, dahası) söz.
Güzellik, her şeyden önce kaş ve göz güzelliğidir. Vücudun başka yerlerinin güzel olması önemli değildir.

Katıra “baban kim?” demişler, “dayım at” demiş.
Aşağılık duygusu içinde bulunan kişi, kendisini olduğu gibi göstermeye utamr da kötü yönünü gizler, sadece iyi yönüyle övünür. Krş. “Kel kız teyzesinin…”

Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.
Kötü soylu şey ve kişi iyiye dönmez.

Kavanoz dipli dünya.
Sürekli olarak durum değiştiren, hiçbir durumuna güvenilemeyen, üstünde yaşayanlara vefası olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Krş. “İn kalk dünyası.”

Kavgada kılıç ödünç verilmez.
Kişi, savunma silahım başkasına verip kendisini savunamayacak ve yenilgiye uğrayacak duruma düşmemelidir.

Kavgada yumruk sayılmaz.
Kavga edenlerden her biri, ötekine karşı olabildiğince sert ve çok saldında bulunmak zorundadır. Amaç düşmanı ezmektir. Saldırının sayısı ve neye mal olduğu düşünülmez. Bir şeyin meydana gelmesi için çok gereç harcamak zorunluluğu varsa esirgenmeden harcanır. Ne denli çok harcanıyor diye düşünülmez.

Kaynayan kazan kapak tutmaz.
İçin için büyüyen bir olay, bir duygu, çok geçmeden patlak verir.

Kazan taşarsa kepçenin değeri olmaz.
Önlemler tehlike başgöstermeden alınmalıdır. Tehlike ortaya çıktıktan sonra alınacak önlem işe yaramaz.

Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Büyük çıkar sağlanan yerden ufak tefek özveriler esirgenmemelidir.

Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Bir kimseye, kullanıp zarar vereceği, kendine mal edip ortadan kaldıracağı şey emanet edilmez.

Kefenin cebi yok.
Zengin olup da para harcamaya kıyamayan kimse, parayı ne yapacak? Öbür dünyaya götüremez ki!

Kefilin ya saçı, ya sakalı.
Borçlu borcunu ödemezse kefilinin yakasına yapışılır; nesi bulunursa alınır.

Kelin ayıbım takke örter.
Birçok kimselerin kusurlarını zenginlik, iş başmda oluş vb. durumlar örter.

Kendi düşen ağlamaz.
Yanlış davranışı yüzünden zarara uğrayan kimsenin bu durumundan yakınmaya hakkı yoktur.

Kendinden küçükten kız al, kendinden büyüğe kız ver.
Gelinlçr kocalarına karşı saygı duymalıdırlar. Bunu sağlamanın yolu, erkek ailesinin kız ailesinden yüksek olmasıdır.Bu yolu tutarsan aldığın kız seninle övünür; sen de iyi bir yere kız verdim diye mutluluk duyarsın.

Keseye danış, pazarlığa sonra giriş.
Ödeyecek paranız yoksa bir şey satın almaya girişmeyin.

Kesilen baş (bir daha) yerine konmaz.
Kesin olarak yapılıp sonuçlandırılan iş, eski durumuna getirilemez. Onun için her davranıştan önce, bunun nasıl bir sonuç doğuracağım iyi hesap etmek, ondan sonra işe girişmeye, ya da girişmemeye karar vermek gerektir.

Keskin sirke kabına (küpüne) zarar(-dır).
Çok öfkeli kişi, kendi sağlığını bozar, vücudunu yıpratır ve işlerini altüst eder.

Kılıç kınını kesmez.
Sert ve aşın davranışlı kişinin yakınlanna zaran dokunmaz.

Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar.
Yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez.

Kırlangıcın zararını biberciden sor.
Kırlangıç zararsız bir kuş gibi görünür. Ama bibere pek düşkün olduğundan, ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak bierci bilir. Durumları buna benzeyen çok kişiler vardır.

Kısa günün kân (kazancı) az olur.
Kısa süre çalışılarak yapılan işten elde edilecek kazanç az olur.

Kız evi naz evi.
Kız evi nazlı olur. İsteklinin rica, minnet etmesini ister, kızım ağır satar.

Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya vanr (kaçar), ya zurnacıya.
Evlenme çağındaki kız eğlenceye düşkün olur. Büyükleri onu uyarmazlarsa, hoşlandığı, uygun olmayan birisiyle evlenir.

Kızını dövmeyen dizini döver.
Kızım iyi yetiştirmeyen anne, kızı el kapısında beceriksiziği yüzünden sıkıntı çektiği zaman dövünür durur.

Kiminin devesi (parası), kiminin duası.
Varlıklı olanların parası, yoksul olanların da duası alınarak işler yürütülür.

Kimse ayranım (yoğurdum) ekşi demez. (Yoğurdum, ayranım ekşidir diyen olmaz.)
Herkes satacağı malı över. Kendi tutumunu ve tuttuğu kimseleri savunur. Başkaları eleştirseler de bunlara toz kondurmaz.

Kimseden kimseye hayır yok (gelmez).
İnsan, yapacağı işte yalnız kendi gücüne güvenmelidir.

Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz (olmamış).
Kişinin değeri, doğup büyüdüğü yerde gereği gibi bilinmez. Daha önce ad kazanmış kimseler vardır. Aile rekabetleri vardır. Küçüklüğünde yaptığı çocukça davranışları bilenler vardır… Bütün bunlar, onun yüksek bir kişi olarak kabul edilmesini engeller.

Kimsenin ahi kimsede kalmaz.
Zulüm görenin ahi, zulmedene hayretmez. Krş. “Mazlumun ahi indirir şahı.”

Kişinin kendine ettiğini kimse (âlem bir yere gelse) edemez.
Bir kimse kimi zaman tedbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, başını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz.

Kocanın kabı ikiyse birini kır.
Kıskanç kadın, kocasının aşırı zengin olmasını istemez; çapkınlığa başlar diye.

Komşuda pişer, bize de düşer.
Yakınlarımızın güzel şeylere kavuşması onlardan bizim de yararlanmamız olasılığının doğması demektir.

Komşu ekmeği komşuya borçtur.
Komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse, siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz.

Komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmek gibidir.
Komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar.

Komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır.
Komşular birbirlerine en küçük şey için bile muhtaçtırlar. Kimi zaman önemsiz bir şeyin eksikliği işimizi aksatır. O zaman komşu imdada yetişir.

Korkak bezirgân (tüccar) ne kâr eder ne ziyan (zarar).
İş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korumuş olur ama, kazanç da sağlayamaz.

Kork Allah’tan korkmayandan.
Allah’tan korkmayan kimse, insana her türlü kötülüğü yapabilir. Böylesinden korkulur.

Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak hayırlıdır.
Tehlikesi de bulunan çekici bir işe girişmektense o işten vazgeçip tehlikesi olmayan durumda kalmak daha iyidir. Krş. “Ne karanlıkta yat…”

Korkunun ecele faydası yoktur.
Kişi korkmakla kendisine gelecek bir zararı önleyemez. Olacak olur. Bunun için boş yere korkup üzüntü çekmemelidir.

Köpek ekmek veren (yediği) kapıyı tanır.
Köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder. İnsan bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdırlar.

Köpek sahibini ısırmaz.
Kişi ne kadar aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.

Köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez.
Kişi, bir tehlike karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığım anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz.

Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
Kişi, kendisinden yardım beklediği aşağılık kimseye işi bitinceye kadar “soylusun, boylusun” diye dil döker.

Köre “şimdi gece” demişler; “ne zaman gündüzdü” demiş.
Başkalarına mutluluk veren durum bu durumla ilgisi olmayan talihsiz kişi için değer taşımaz.

Kör görmez, sezer.
Kör görmediği şeyi nasıl sezerse bir konu üzerinde bilgisi olmayan kişinin de o konu ile ilgili sezişleri olur.

Körler memleketinde şaşılar padişah (baş) olur.
Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan başa geçer. Krş. “Koyunun bulunmadığı…”

Körle yatan şaşı kalkar. (İtle yatan bitle kalkar.)
Kötü kimseyle düşüp kalkana az çok kötü huy bulaşır.

Kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın.
Bir şey satın almasını bilmeyen kimseler alışverişe çıkmamalılar ama çıkarlar. Esnaf da bu gibilerinden hoşlanır.

Körün istediği bir göz, iki(-si) olursa ne söz.
Kişi kendisinde bulunmayan şeyden bir tane isterken ona iki tane verilirse daha çok sevinir.

Körün istediği iki göz, biri ela biri boz.
Öyle insanlar vardır ki kendilerine yapılmasını istedikleri iyiliği gördükleri halde bununla yetinmezler, ayrıntılarının şu, bu biçimde olmasını da isteyecek kadar yüzsüzlük ve açgözlülük ederler.

Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek.
Başkasının eksikleri ile eğlenen kişinin kendisi kusursuz olmalıdır.

Kötü komşu insanı (adamı) hacet (mal) sahibi eder.
Kötü komşu, kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez. Emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır. Böylece bu komşu, o kişiyi eşya sahibi etmiş olur.

Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.
Kişi bir işi yapmak istemezse doğrudan doğruya yapmam demez de, birtakım gerekçeler ileri sürerek, bunu gerçekleştirmenin olanağı bulunmadığını söyler.

Kuduz ölür ama daladığı da ölür.
Azgın kişi, kötülüklerinin cezasını görür ama yaptığı kötülüklerin acısı sürer.

Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulağını sağır etmeli.
İşçi çalıştıran kimse, işçinin yaptığı her yanlışı görmemeli, söylediği her uygunsuz sözü işitmemeli ki onu darıltmasın, iş aksamasın.

Kul kusursuz (hatasız) olmaz.
İnsan yanılmamak için ne denli dikkat ederse etsin yine yanılır. Hiç yanlış iş yapmamış kişi yoktur. Krş. “İnsan beşer, kuldur şaşar”, “Hatasız kul olmaz.”

Kul sıkılmayınca (bunalmayınca) Hızır yetişmez.
İnsan, başı dara düşmedikçe bütün gücüyle çalışıp sıkıntısına çare bulmaz.

Kurcalama sivilceyi (sivilceyi kurcalama) çıban edersin. (Sivilce kurcalanınca çıban olur.)
Küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deşerseniz başınıza büyük dert açarsınız.

Kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır (tilkicik var) baş keser.
Öyle sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler.

Kurnaz (yavuz) hırsız ev sahibini bastırır.
Kurnaz suçlu, ağız kalabalığıyla, zarar verdiği kişinin haklı savını dinlenmez eder.

Kurt dumanlı havayı sever.
Kendi yararına bir iş yapmak için fırsat kollayan kişi, kimsenin bu işe engel olamayacağı, karışık zamanı sever.

Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır, ya bağırsak.
Güçlü ile hileci ortak olsa güçlünün dediği olur. Hileci, ortağının kendisine vereceği, işe yaramaz paya razı olmak zorundadır. Yoksa parçalanmak tehlikesi vardır.

Kuru gayret, çarık eskitir.
Bir işi başarmak için rasgele çabalamak yetmez.
Amaca doğru planla yürümek ve işin çıkar yollarını bulmak gerekir. Böyle yapılmazsa bütün çabalar boşa gider; zarardan başka bir sonuca varılmaz.

Kurunun (arasında) yanında yaş da yanar. (Yaşın yanında kuru da yanar).
Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler içinde suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar. Krş. “Az ateş çok odunu yakar.”

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Kusursuz kişi bulunmaz. Bundan dolayıdır ki dost olmak için kusursuz birini arayan kimse, aradığını bulamaz, dostsuz kalır

Kuşa kafes lâzım, boruya nefes.
Bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır.

Kuş kanadına kira istemez.
Kişi, kendi işi için zaten harcayacağı çabadan dolayı başkasından karşılık beklemez.

Kuş var eti yenir, kuş var et yedirilir. (Her kuşun eti yenmez).
Öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır işte kullanırız. Öyle kişiler de vardır ki, iş gördürmek şöyle dursun, biz ona hizmet ederiz.

Kuzusuna kıymayan kebap yiyemez.
İnsanlar büyük bir gereksemelerini karşılamak için sevdikleri kimi şeyleri feda etmek zorundadırlar. Krş. “Yağma kıymayan çöreğini yavan yer.”

Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.
Malı çok olan akılsız kişi, bunu gerekli olan iş için kullandıktan sonra kalanını tutmasını bilmez. Çarçur eder. Krş. “Abdalın yağı çok olursa…”, “Ka- sap yağı bol bulunca…”

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:55

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.