Atasözleri (G Harfi)

Atasözleri (G Harfi)

Garibe bir selam bin altın değer.
Yabancı yerde tek başına kalan kişiye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, bir hal hatır sorma, en büyük iyilik yerine geçer.

Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar.
Kişi, inançları ayrı da olsa, sevişmeseler de geçimini sağlayan kimsenin yanlısı olur, ona hizmet eder.

Geç olsun da güç olmasın.
Elde etmek istediğimiz sonuca geç kavuşmamızın zararı yok. Yeter ki engeller çıkarak ona erişmeyi güçleştirmesin.

Gel demek kolay ama git demek güçtür.
Bir kimseyi işe almak, bir konuk çağırmak kolaydır. İnsan bunları severek yapar. Ancak bir kimsenin işine son vermek, konuğa git demek kolay değildir. Onun için bir kimseye gel demeden önce uzun uzun düşünmek gerektir.

Gelen gidene rahmet okutur. (Gelen gideni aratır).
Beğenmediğimiz ve işten ayrılmasını dilediğimiz bir kişi yerine çoğu zaman öyle birisi gelir ki, “nerede eskisi? O çok iyiydi” dedirtir. Krş. “Göçtük yur- dun kadri…”

Gelin eşikte oğlan beşikte.
Bir eve gelin gelir gelmez, çocuğu da beşikte saymak ve bebek hazırhklarma başlamak gerekir.

Gelini ata bindirmişler, “ya nasip” demiş.
Nikah kıyılmış, gelin kocası evine gitmek üzere ata binmiş de olsa evlenmenin gerçekleşmemesi ihtimali vardır. Kesin sonuç alınmadan, hiçbir işe oldu bitti gözüyle bakılmamalıdır. Umulmadık engeller işi bozabilir.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.
İnsan gençliğinde zamanını gereği gibi değerlendirmez. İhtiyarlayınca, yapılacak birçok şeyleri vaktiyle yapmamış olduğunu görür. Ama artık bunları yapacak gücü ve zamanı kalmamıştır. O vakit, gençliğin ne kadar değerli olduğunu anlar. Ne çare ki iş işten geçmiş bulunur. Sağlık kousunda da durum böyledir.

Gezen ayağa taş değer.
Gerekli olmadığı halde şurada burada dolaşan kişi, bu gezme sırasında kendisine zararı dokunan şeylerle karşılaşır.

Gök gürlemeden yağmur yağmaz.
Bir kişi ya da topluluk, sesini yükseltmezse istediğine kavuşmaz.

Gölgesinde oturulacak ağacın dalı kesilmez.
Kendisinden yararlanılan kişiyi, nesneyi zarara uğratacak eylemlerden sakımlmahdır.

Gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür.
Çalışmayıp keyfine bakan yoksulluk içinde kalır.

Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.
Bir kimsenin, hele dostlarımızın gönlünü kırmamaya dikkat etmeliyiz.

Gönülden gönüle (kalpten kalbe) yol vardır. (Kalp kalbe karşıdır).
Birbirlerine birtakım duygularla bağlı olan iki kimseden biri, öteki için ne düşünüyorsa o da beriki için aynı şeyi düşünür.

Gönül kimi severse güzel odur.
Bir kişinin güzel bulduğunu başka bir kişi güzel bulmayabilir.

Gönülsüz yenen (istenmeyen) aş, ya karın ağntır ya baş.
İsteksiz yenilen yemek, nasıl insana dokunursa, istenmeyerek yapılan iş de öylece kötü sonuç verir.

Gönül ummadığı yere küser.
İnsan, kendisini sevmeyenlerin çiğ davranışlarım doğal karşılar. Ama seviştiği kimsenin bu gibi davranışlarından dolayı ona kırılır. Krş. “Kişi umduğuna küser.”

Gören gözün hakkı vardır.
Yiyecek, ya da imrenilecek bir şeyi görene o şeyden vermek gerekir.

Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış.
Görgüsüz kişi, eline geçen nimeti nasıl kullanacağım bilmez. Kullanayım derken heder eder

Görünüşe aldanma (aldanmamak).
Her şeyin bir dış görünüşü, bir de içyüzü vardır. Dışı güzel, içi kötü, ya da dışı kötü içi güzel olan şeyler de çoktur. Onun için yalnız dış görünüşe bakarak yargıya varmak inşam aldatabilir.

Gözden ırak (uzak) olan gönülden de ırak (uzak) olur.
İnsan, çevresindeki arkadaşlarım sık sık arar. Ama uzaktaki arkadaşını o kadar sık arayamadığından yavaş yavaş unutur. Krş. “Göz görmeyince…”

Göz gördüğünü (ağız yediğini) ister.
Kişi, her zaman gördüğü (yemeye) alıştığı güzel şeyleri unutamaz. Onları ister durur. Krş. “Göz görür, gönül ister.”

Göz görmeyince gönül katlamr.
İnsan, yakımnda bulunan sevdiği kimse ile sık sık görüşmeden edemez. Ama bu kişi uzak bir yere giderse, görüşmekten umudunu keser, ayrılığa katlamr. Krş. “Gözden ırak olan…”

Göz var, izan var.
Bir şeyin iyi ya da kötü olduğu dikkat edilerek, güzelce yoklanarak anlaşılır. Bunlar yapılmadan alınan nesne kötü ise bu, incelenmeden alan kişinin başına kakılır.

Gülme komşuna, gelir başına.
İnsan başkasının başına gelen yıkımla alay etmemelidir. Gün olur, öyle bir yıkım kendisinin de başına gelir.

Gülü seven dikenine katlanır.
İnsan, sevdiği kimse ve sevdiği iş yüzünden gelecek sıkıntılara katlanır. Krş. “Dikensiz gül olmaz.”

Gün bugün.
İşe yarayan gün, içinde bulunduğun gündür. Onu değerlendirmeye bak. Bugün ne yapabilirsen kazancın odur.

Gün doğmadan neler doğar.
Yarın ne gibi olaylar çıkacağını kimse bilmez. Kötü bir durum bir gün sonra düzelebilir; iyi bir durum kötüleşebilir. Kim bilir, daha neler olur. Krş. “Geceler gebedir.”

Güneş balçıkla sıvanmaz.
Herkesin bildiği bir gerçek, yadsınamaz, yalan yanlış sözlerle değiştirilemez, örtbas edilemez

Güneş girmeyen eve doktor girer.
Ev, güneş almalıdır. Güneş, vücudu güçlendirir, birçok mikroplan öldürür, birçok hastalıklara iyi gelir. Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz.

Gün geçer, kin geçmez.
Aradan uzun zaman geçse bile, bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez.

Gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkânına girmez (kırkasım başına çeker).
Kafasım dinlemek, kendi köşelerinde sessiz yaşamak isteyenler; gürültülü, patırtılı işlerle ilgilenmez; böyle görevler almazlar.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa. (Varlığa güvenilmez).
İnsan, varlıklı durumuna güvenerek har vurup harman savurmamak, tutumlu olmalıdır. Buna dikkat etmeyen kişi, işlerin iyi gitmediği ve çalışamadığı zamanlarda darlığa düşer.

Güzel bürünür, çirkin görünür.
Güzeller kendilerini nazlı satarlar; kolay kolay kimseye görünmek istemezler. Çirkinler ise kendilerim herkese göstermeye, beğendirmeye çakşırlar.

Güzele bakmak sevaptır.
Güzel şeylere bakarken hayrankk duyar, TamTnın neler yarattığım düşünerek büyüklüğünü düşünürüz. Onun için güzele bakmak sevaptır.

Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz.
İyi huylu olmayan güzel yüzlüden çabuk usanıkrİyi huylu olan kimseden -çirkin de olsa- hiç usanılmaz. Krş. “Tüy güzelliği…”

Güzele ne yaraşmaz (yakışmaz).
Güzelin giysi ile, süsle güzelleşmesi söz konusu değildir. Ne giyerse giysin ona yakışır.

Güzeli herkes sever.
Bütün insanlar güzellere ve güzel şeylere karşı sevgi duyarlar.

Güzeli kızken görme, beşik ardında gör.
Kızken güzel olanın, doğum yaptıktan sonra güzelliği kalır mı, belli olmaz.

Güzellerin talihi çirkin olur.
Güzeller, güzelliklerine yaraşan bir yaşayış ararlar. Bunu bulmak da pek kolay olmadığından, -ya da kendilerini bulduklarına layık görmediklerinden mutlu olmazlar.

Güzellik ondur, dokuzu dondur.
Güzelliğin onda dokuzu giyim kuşamla sağlanır.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:56

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.