Atasözleri (E Harfi)

Atasözleri (E Harfi)

Ecele (ölüme) çare bulunmaz.
Çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu bulunur. Çaresi bulunamayan tek şey ölümdür.

Edebi edepsizden öğren.
Edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursunuz.

Eğreti ata (emanet ata, el atma) binen tez iner.
Geçici olarak başkasımn malını ve yetkisini kullanan kişi, çok geçmeden bu mal ve yetkiyi asıl sahibine bırakacaktır.

Eğri otur (oturalım), doğru söyle (konuşalım).
Sadece seni ilgilendiren konularda doğru yolda olmamana başkası karışamaz. Duruşun, oturuşun, giyinişin, özel işlerini yürütüşün beğenilmese bile bunlar senin bileceğin şeylerdir. Ama yalan söylemene göz yumulamaz.

Ekmeden biçilmez.
Emek harcanmadan verim alınmaz.

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver. (Yansını yerse helal olsun).
Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

Ekmeğin (çöreğin) büyüğü, hamurun (unun) çoğundan olur.
Verimin bol olması, gerecin bol olmasına bağlıdır.

Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır.
Şunun bunun kazancına, rızkına engel olanlara bir gün aynı şeyi yaparlar.

El ağzına bakan, karısını tez boşar. (Ele uyan eşini boşar.)
Kişi, özel yaşamı ile ilgili önemli konularda başkasının düşüncesiyle değil, kendi düşüncesiyle ve kendi durumunu düşünerek karar vermelidir.

Elçiye zeval olmaz.
Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye iletmekle görevli kişiye zeval olmaz: Ziyan verilmez, dokunulmaz.

El elden üstündür (ta arşa kadar) (arşa çıkıncaya, varıncaya kadar).
Bir konuda çok ileri durumu bulunan kişi, o konunun son kertesine ulaşmış değildir.

El el ile, değirmen yel ile.
İnsanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar; birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar. Bu durum, cansızlarda bile görülür: Değirmenin dönebilmesi ve buğdayı öğütebilmesi için rüzgâr ister.

El elin aynasıdır.
Birbirine yabancı kimseler bile birbirinin durum ve davranışlarını dikkatle izlerler; onlar üzerine doğru bilgi edinirler. Öyle ki kimi zaman kişi, kendi özelliklerini başkalarından öğrenir.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
Bir kimsenin sıkıntısına çare bulacak olan kişi, içinden acı duyarak değil, zevk ve eğlencesinden geri kalmayarak bu işi yapar.

El eli (bir eli bir eli) yıkar (yur), iki el (de) yüzü (yıkar, yur).
Bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz; güçlenmiş olarak yardımlara koşar.

El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
Birbirinin üstüne konabilen, birbiriyle birleşebilen birçok şeyler vardır. Ancak bir aile üstüne ikinci bir aile, aynı evde yaşayamaz. Krş. “Dağ dağ üstüne olur…”

Elin ağzı torba değil ki (çekip) büzesin.
Dedikoduya elverişli bir durum ortaya çıkmayagörsün: Halk bunu çeşitli yorumlarla genişletir. Alabildiğine dedikodu yapar. Kimsenin ağzını tutamazsınız.

El kazanı ile aş kaynamaz.
Önemli bir işini, başkasımn yardımı ile başaramazsın. Yardım her an durdurulabilir; işin yanda kalır.

Elmas çamura düşse yine elmas.
Değerli kimse ne denli horlamrsa horlansın, değerinden bir şey eksilmez.

El mi yaman, bey mi yaman? (el yaman), (Bey mi yaman, el mi yaman?)
Yüzyıllardır örnekleri görülmektedir: Halk mı beye aman dediriyor, bey mi halka? (Değil halk topluluğu, o topluluk arasından adı sanı bilinmeyen bir kişi bile zorba beyin hakkından geliyor.)

El (etek) öpmekle ağız (dudak) aşınmaz (kirlenmez).
Çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak, hatta yalvarmak gerekirse, yapımz. Bununla hiçbir şeyiniz eksilmez.

El (bıçak) yarası onulur (geçer), dil yarası onulmaz
(geçmez).
Silahla açılan el yarası çabuk iyi olur. Ama kötü sözle açılan dil yarası kolay kolay kapanmaz.

Emanete hıyanet olmaz.
Emanet olarak bize bırakılan şeyi iyi korumamak, kendi yararımıza kullanıp yıpratmak, törelerimize ve doğruluk kurallarına aykırıdır.

Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Bir kimseye emanet edilen şeyin o kimsece iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır.

Emek olmadan (emeksiz) yemek olmaz.
Yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerektir. Krş. “Çiğnemeden yutulmaz.”

En kolay iş yemek, çiğnemeden yutulmaz.
Emek çekilmeden yapılabilen iş yoktur. Emek çekilmeden yapılıyor gibi görünen “yemek yemek” bile “çiğneme” emeği ile gerçekleşir.

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.
Kendim bir erkeğe beğendirmek, sevdirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır. Krş. “Kalbin yolu mideden geçer.”

Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.
İşine sabahleyin erkenden başlayan kimse, başarılar, mutlu sonuçlar elde eder.

Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Azimli kimse, en güç işlerle uğraşmaktan yılmaz; para kazanır, geçim yolunu bulur. Krş. “Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur.”

Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Eski dostlar, birçok acı, tatlı günleri birlikte yaşamışlardır. Bu anılar, onlan sıkı sıkıya bağlamıştır. Aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olamazlar. Yeni dostlar arasında daha böyle sıkı bağlar yoktur. Bu dostluk, güvenilebilecek sağlamlığa erişememiştir.

Eskiye itibar (rağbet) olsaydı bitpazanna nur yağardı.
Herkes yeni şeyleri sever. Eski şeylerden kimse hoşlanmaz.

Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir.
İnsanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, unvan ve sandalye ile değer kazanmaz. O yine bayağı ve düşüktür. Krş. “Eşek, kulağı kesilmekle…”, “Kalıp kıyafetle adam adam olmaz.”

Eşeğe (katıra) cilve yap demişler, çifte (tekme) atmış.
Kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur. Krş. “Eşeğe marifetini göster demişler…”

Eşeğe rakı içirmişler; çulunu bahşiş vermiş.
Rakı içen kişi hem kabadayı olur, hem de ahmaklaşır. Kendini beğendirmek için, nesi varsa şuna buna verir. Krş. “Sıçana rakı içirmişler…”

Eşeğin kuyruğunu kalabakkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa.
Kimseyi ilgilendirmeyen önemsiz bir işini, herkesin düşüncesini bildirmesine meydan verecek biçimde yapmaya kalkarsan her kafadan bir ses çıkar; hangisine uyacağını şaşırırsın.

Eşek bile bir düştüğü yere (çukura) bir daha düşmez.
En aptal kişi bile uğradığı yıkımdan ders alır. O yıkıma yol açan şeylerden artık kendini korur.

Eşek hoşaftan ne anlar?
Bilgisiz, görgüsüz kimse, ince, güzel şeylerin zevkine varamaz; değerini ölçemez.

Et (balık) kokarsa tuzlanır; ya tuz kokarsa ne yapılır?
Bozulan şeyi düzeltecek etken vardır. Ama bu etken bozulmuşsa artık düzeltmeden umudu kesmek gerekir.

Etle tırnak arasına girilmez.
Ana baba ile çocuklar ve yakın hısımlar, kimi zaman birbirlerine darılırlar, ancak çok sürmez barışırlar.

Ev alma, komşu al.
Ev alacak kimse için komşular evden daha önemlidir. Komşular kötü ise, en güzel bir evde bile rahat oturulamaz.

Evdeki hesap (pazara) çarşıya uymaz.
Yapacağımız iş için hazırladığımız tasarı, uygulamada düşündüğümüz gibi gerçekleştirilemez.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:56

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.