Atasözleri (D Harfi)

Atasözleri (D Harfi)

Dadandırma kara gelin, dadanırsa yine gelir.
Sırnaşık kişiye çok yüz vermeye gelmez, yüz bulursa sizi bıktırır.

Dağ başından duman eksik olmaz.
Büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Dostlar, tanışlar birbirlerinden ne denli uzak düşmüş olurlarsa olsunlar ve buluşmaları ne denli güçleşmiş bulunursa bulunsun, günün birinde kavuşabilirler.

Dağdaki kekliğin bini bir paraya.
Ele geçmeyen, yararlanılamayan güzel şeyin hiç değeri yoktur. Krş. “Denizdeki balığın…”

Damlaya damlaya göl olur. (Aka aka sel olur).
Küçük şeyler birike birike büyük varlık oluşur. Küçük şeylerin önemini biliniz, onları çarçur etmeyiniz. Krş. “Her çok, azdan olur.”

Davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun. (Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun).
Seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise kuşkusuz kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir. Krş. “Kadı ekmeğini karınca bile yemez.”

Davetsiz gelen (giden) döşeksiz oturur.
Bir yere çağrılmadan giden kimse, ağırlanmasını beklememelidir. Krş. “Çağrılan yere erinme…”

Davul dengi dengine diye çalar.
Davulun sesine dikkat ediniz, hangi söze benziyor: “Dengi dengine, dengi dengine”ye değil mi? Sanki birlikte yaşayacak kimselerin, evleneceklerin birbirlerine denk olması gerektiği, herkese davulla duyurulmaktadır.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Öyle durumlar vardır ki içinde yaşayan kimseyi rahatsız eder; uzaktan bakan ise ona imrenir.

Dayak cennetten çıkmıştır.
Dayak kutsal bir eğitim aracıdır. Dokunduğu bedeni; suç, günah işlemez duruma getirir.

Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.
Kişi, kendisine benzeyen kimseden, ya da yarar sağlayabileceği şeyden ve kişiden hoşlamr.

Deli deliyi görünce değneğini (çomağım) saklar (gizler).
Saldırgan kimse, kendisi gibi birine saldırmaktan çekinir.

Delilsiz cennete bile girilmez.
Kişiye, bir yere yanılmadan gidebilmesi için olduğu gibi, istediği şeyi elde edebilmesi için de yol gösteren gerektir. Krş. “Sebepsiz kuş…”

Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış.
Aklı kıt kişi, bir kez hoşuna gitmiş olan şeye benzettiği nesneyi, gerçekten ona benzemese de, elde etmeye can atar.

Deliye taş atma, başım yarar (başına taş yağdırır).
Davranışlarında denge bulunmayan kimseye dokunma. Sonra sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun.

Demir ıslanmaz, deli uslanmaz.
Her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir niteliği vardır: Demir su içine atılsa suyu çekip yumuşamaz. Çılgın yaratılmış olan kişi de, ne denli uğraşılsa, delice davranışlarını bırakamaz.

Demir nemden, insan gamdan çürür. (Duvarı nem, insanı gam yıkar).
Nem demiri nasıl paslandırır, çürütürse gam da insanı öylece yıpratır, harap eder.

Denizdeki balığın (pazarı) pazarlığı olmaz. (Bini bir paraya).
Daha ele geçmemiş olan, birçok güçlükler yenildikten sonra ele geçirilebileceği umulan nesnenin alımı, satımı üzerine konuşulmaz. Konuşulursa yok pahasına bir satış yapılır.

Denize düşen yılana (yosuna) sarılır.
Çok büyük bir tehlike içinde bulunan kimse, kendisine yardım etmesi olanağı bulunmayan, dahası tehlikeli olan şeylerden bile yardım umar.

Deniz kenarında dalga eksik olmaz.
İçinde çeşitli olaylar geçmesi doğal olan ortamda kuşkusuz zaman zaman sert çatışmalar, tartışmalar çıkacaktır.

Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.
Derdi olmayan kimse, önemsiz şeyleri kendine dert edinir, söylenir. Herkes de onu derdi var sanır. Borcu olmayan kimse de evlenirken birçok şeyler satın almak zorunda kalır; borç altına girer.

Derin su yavaş akar.
Bilgili, dengeli kişi, bir konuda karar vermek ve eyleme geçmek için ivmez; uzun uzun düşünür.

Dertsiz baş, bostan korkuluğunda.
Can taşıyan baş dertsiz olmaz. Dertsiz başlar ancak canı olmayan başlardır. Bostan korkuluğu gibi. Bkz. “Dertsiz baş terkide gerek…”

Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
İnsan, kafasının içindeki düşünce ne ise konuşmasında onu dile getirir.

Derviş tekkede, hacı Mekke’de bulunur.
Herkes kendisine yakışan ve uğraştığı işle ilgili yerde bulunur.

Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.
Elindeki ile yetinmeyip daha çoğunu isteyen, elindekini de yitirir.

Deveye “inişi mi seversin, yokuşu mu?” demişler; “düz yere mi (düze kıran mı) girdi?” demiş.
Bir işi kolay, sıkıntısız yapmak varken, ileri ya da geri yönde aşın ve zor eyleme baş vurmak doğru bir tutum değildir.

Devlet adama ayağıyla gelmez.
Zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz. Çalışıp çabalamakla elde edilir.

Devletin malı deniz, yemeyen domuz.
Devlete hıyanet etmeyi alışkanlık durumuna getirenlere göre devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ondan aşırmayan budaladır.

Dibi görünmeyen sudan geçme (tastan su içme).
Her yönünü iyice öğrenmediğin işe girişme.

Dikensiz gül olmaz. (Gül dikensiz olmaz).
Her güzel şeyin hoşa gitmeyen yönü de bulunur. Güzel şeyi elde etmek isteyen ya da elde eden kimse bunun gerektirdiği rahatsız edici şeyleri de hoş görmelidir. Krş. “Gülü seven…”

Dilencinin torbası dolmaz.
Şundan bundan yardım isteyerek geçinme yolunu tutmuş olanların isteği bitmez. Bunlar verilenlerle doymazlar, başka şeyler de isterler.

Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister, ya bayramda.
Çıkarım aramaktan başka bir şey düşünmeyen kimse ile ilişki kurma. Çünkü kendi çıkarı için elalem içinde senin onurunu kırmaktan çekinmez.

Dilin kemiği yok.
Dil her yana dönebilir; önce söylediğini sonra başka biçimlere sokabilir; tam tersine çevirebilir.

Dinsizin hakkından imansız gelir.
Acıması olmayan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Zamanımızda ahlâk öyle bozuldu ki herkes çıkar peşinde, herkes iki yüzlü. Onun için kimin çıkarına dokunursa dokunsun sözünü esirgemeyen, hatır gönül demeyerek doğruyu söyleyen kişiyi kimse sevmez. Herkes onu yamndan uzaklaştırır. Herkesin kusurunu yüzüne karşı söyleyen ve çıkarcılardan sözünü esirgemeyen kişi, kırdığı, üzdüğü kimselerce sevilmez. Nereye gitse bu gibi kimseler kendisine yüz vermezler.

Doğru söz yemin istemez.
Yemin, yalan olduğu düşünülebilen sözün doğruluğuna inandırmak içindir. Sözün doğruluğunda kuşku yoksa yemine gereklik yoktur.

Dost başa bakar, düşman ayağa.
Dosta karşı da, düşmana karşı da güzel giyinmek gerektir. Çünkü dost, yükselmesini görmek istediği başımıza; düşman, kaymasını beklediği ayağımıza bakar.

Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.
Dostlarını olabildiğince çoğalt. Düşmanlarını olabildiğince azalt.

Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.
Gerçek dostumuz ayıbımızı yüzümüze karşı söyler. Bu bizi uyarmaya, kusurumuzu düzeltmemize yarar. Ayıbımızı arkamızdan, başkasma söyleyen kovculuk etmiş olur. Dost olan bunu yapmaz.

Dost için ölmeli, düşman için dirilmeli.
Dost için her türlü özveride bulunmalı, ama düşmana bütün gücümüzle karşı koymalıyız.

Dost (akraba) ile ye, iç, alışveriş etme.
Ahşverişte iki taraf kendi çıkarını düşünür. Bundan dolayı iki dost arasındaki alışveriş, dostluğu bozucu bir etken olabilir. Öyle ise dostluklarım sürdürmek isteyenler birbirleriyle alışverişte bulunmamalıdırlar.

Dost (iyi dost) kara günde belli olur.
Sevinçli, mutlu günlerinde bir kişi ile dostluk ilişkisi kuranlar çok olur. Çünkü mutluluğa katılmak hoş bir şeydir. Kara gününde bir kişi ile dost kalmak ise, üzüntüyü paylaşmayı, onu gidermek için birtakım özveride bulunmayı gerektirir. İşte buna katlanan, gerçekten dost olduğunu gösterir.

Dostluk başka, alışveriş başka.
İki kişi arasındaki dostluk, alışverişte birinin ötekine özveride bulunmasını gerektirmez. Krş. “Dostluk kantarla…”

Dostun attığı taş baş yarmaz.
Dostumuzun bizi hırpalaması, gücümüze gitmez. Çünkü bunun iyi niyetle ve iyiliğimiz için yapıldığım biliriz.

Dostunu överken yerecek yer bırak.
însan dostunu sever ve över. Ancak günün birinde dostun çekilemeyecek bir durumu belirir; dostluk bozulabilir. O zaman insan eski övmelerinde yanılmış olduğunu anlar. Bu nedenle dostlar övülürken ihtiyatlı bir dil kullanılmalıdır.

Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kolla kendini, göreyim seni.
İşlerini aksatmadan yürütmek isteyen, aklının gücünden, düşünce ve sağduyusunun kılavuzluğundan ayrılmamalıdır.

Dünya gençten gence, dinçten dince.
İnsanlar yaşlanınca iş yapamaz ya da yeniliklere karşı uyum sağlayamaz olurlar. Oysa dünya işleri her an yenilikler gösterir. Bunlan ancak gençler ve güçlüler yürütebilir. Kısacası dünya gençten gence devredilir.

Dünya iki kapılı handır.
Doğmak iki kapılı hanın bir kapısından içeri girmektir. Orada Tann’mn uygun gördüğü sürece kalınır. Sonra öteki kapıdan çıkılır; yani ölünür.

Dünya malı dünyada kalır.
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez.

Dünyanın iki başı (ucu) bir (araya) gelmez.
İnsan dünya işlerinin hepsini istediği gibi yürütemez. Birini yoluna koyar; bu sırada başka birinin bozuk gittiğini görür. Onu da düzeltir, bu kez daha başkasının düzensizliği belirir. Yani hepsini bir arada düzenli duruma getiremez ve tam rahatı bulamaz.

Dünya tükenir, yalan tükenmez.
Dünyada hadsiz, hesapsız yalancı vardır.

Dünyayı umutla yemişler.
Kişinin bütün yaşamı umutla dolu geçer. Umduğu şeylerin kimisini ele geçirir, kimisini geçiremez; ama hiçbir zaman umudunu kesmez.

Düşenin dostu olmaz (hele bir düş de gör).
Zenginle, iş başında olanla herkes dostluk kurar. Çünkü ondan çıkarları vardır. Zengin kişi yoksul düşünce, iş başındaki işten ayrılınca, çevresinde o dostlardan kimse kalmaz. Hepsi, eski dostlarım kötü durumuyla baş başa bırakırlar.

Düşman düşmana gazel okumaz.
Düşmanınızdan okşayıcı bir davranış beklemeyiniz. O, size karşı elinden gelen kötülüğü en sert biçimiyle yapacaktır.

Düşman, düşmanın halinden bilmez.
Savaşmakta olan iki düşmandan her ikisinin de zayıf yönleri bulunur. Bir taraf, ötekinin zayıf yönlerini bilip de saldırısını bu noktalar üzerinde toplasa utkuyu kazanacaktır. Ama bunları bilmez ki…

Düşmez kalkmaz bir Allah.
İnsanoğlu zengin iken yoksul düşebilir; sağlık içindeyken hastalanabilir; yüksek bir iş başında iken düşebilir… Bunların tersi de olabilir. Gücünü, yüceliğini yitirmeyen tek varlık, Tanrı’dır.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:56

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.