Atasözleri (B Harfi)

Atasözleri (B Harfi)

Baca eğri de olsa duman doğru çıkar.
Yaradılıştan iyi ve doğru olan kişi ya da nesne, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun, niteliğini yitirmez.

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. (Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun).
Kişi, verim beklediği şeyden istediğini alabilmek için gereken harcamalardan kaçınmamalıdır. Yoksa ne yüzle tam verim bekleyebilir? Krş. “Bakarsan bağ…”

Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı.
Bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir. Zeytinin bol ürün vermesi için hiç olmazsa iki kuşakhk bir zaman geçmelidir.

Baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
Kişi talihsiz ya da akılsız olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.

Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma.
İlişki kurabileceğin kişi ile arayı büsbütün bozma. Aşağılığı, kötülüğü herkesçe bilinen kişiyle de ilişki kurma.

Bakarsan bağ, bakmazsan dağ (olur).
Bakılıp onarılan şeyler yararlanılacak duruma gelir. Bakımsız bırakılan şeyler işe yaramaktan kalır.

Bak bana bir gözle, bakayım sana iki gözle.
Sen bana ne denli yakınlık gösterirsen ben sana ondan çok yakınlık gösteririm.

Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
İnsan tedbirsizliği yüzünden bir yıkıma uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.

Balık baştan avlanır.
Bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri ele geçirmek gerekir.

Balık baştan kokar.
Baştakilerin tutumu bozuk olan toplumda her şey bozuk olur.

Balık “Çok konuşurum ama ağzım su dolu” demiş.
Bir işi yapmaya gücü yetmeyen kişi, “yapamam” demez de inanılmayacak bir mazeret ileri sürer.

Balı olan bal yemez mi?
Bir kimsenin elinde başkasına verilecek, ya da satılacak bir nesnenin bulunması, ondan kendisinin de yararlanmasına engel değildir.

Bal olan yerde sinek de olur (bulunur).
Güzel şeyin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır.

Bal tutan parmağını yalar.
Başkalarına güzel şeyler dağıtmakla görevli olan kimse, dağıttığından az çok kendisi de yararlanır. Krş. “Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.”

Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın.
Birçok kimseler, kendilerine kötülüğü dokunmayan zararlı birisinin bu durumuyla yaşayıp gitmesini hoş görürler. Zararlı olduğu bilinen, ama kimseye kötülüğü dokunmayan kişiye ilişilmemelidir.

Başa gelen çekilir.
Uğradığımız kaçınılmaz yıkımlara katlanmaktan başka elimizden ne gelir? Sabırlı olmalıyız.

Başa gelmeyince bilinmez.
Başkasının uğradığı bir yıkımın ne kadar acı olduğunu, başımıza böyle bir felâket gelmeyince, gereği gibi anlayamayız.

Baş sağ olursa börk çok bulunur.
Kişinin en önemli işi, sağlığını korumaktır. Sağlığı yerinde olan kişi işsiz kalmaz.

Bedava sirke baldan tatlıdır (tatlı olur).
Para verilmeden ele geçen şeyler çok hoşa gider.

Besle kargayı, oysun gözünü.
İyilik edip yetiştirdiğin öyle sütü bozuk, iyilik bilmez kimseler vardır ki sana en büyük kötülüğü yaparlar.

Beş parmağın hangisini kessen acımaz?
İnsan evlatlarım birbirinden ayırt etmez. Hangisine zarar gelse aynı üzüntüyü duyar.

Beyazın (akın) adı (var), esmerin (karanın) tadı (var).
Beyaz tenli olanlar, güzel sayılır; ancak bu, aldatıcı bir görünüşten ileri gelir. Gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.

Bilmemek ayıp değil, sormamak (öğrenmemek) ayıp.
İnsan her şeyi bilemez. Bu, kusur değildir. Ancak bilmediği bir işi, sorup öğrenmeden yapmaya kalkışmak kusurdur. Çünkü yanlış ve zararlı bir yola sapılmış olabilir.

Bin bilsen de bir bilene danış.
İnsan bir şeyi ne denli iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen bulunur. Onun için, bir işe başlanmadan o iş üzerindeki geniş bilgisi herkesçe kabul edilen kimsenin düşüncesi alınmalıdır.

Bin dost az, bir düşman çok.
Ne kadar çok dostun olursa, yararlanma olanağın o kadar artar. Bu durumdan bir zarar da gelmez. Ancak bir tek düşmanın bulunsa hep zarar görme tehlikesi içinde yaşarsın.

Bin merak, bir borç ödemez.
Borcu ödemek için tasalanmanın faydası yoktur; ödeme yollarını aramak gerekir. Krş. “Bin tasa…”

Bin nasihattan bir musibet yeğdir. (Bir musibet bin nasihattan yeğdir).
Yanlış yolda olan bir kişiye verilen yüzlerce öğüt, onu doğru yola getirmek için yararlı olmaz da tuttuğu bu yolda başına gelen bir yıkım, uyanmasına yarayan bir ders olur.

Bin ölçüp bir biçmeli.
Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden iyi düşünülmeli, sonucu iyi hesaplanmalı, ondan sonra işe girişilmelidir. İyi düşünülmeden yapılan bir işten dolayı duyulacak pişmanlık, işi düzeltmeye yaramaz. Krş. “Son pişmanlık fayda vermez.”

Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur.
Sürekli telkinle bir kişinin bilinçaltına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.

Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın. (İnsanın adı çıkmaktansa canı çıkması yeğdir).
Adı kötüye çıkan kişi, kötü olmasa bile, bu kamu yargısını kolay kolay düzeltemez. Nerede adı anılsa, hiçbir araştırma yapılmadan, hemen kötülüğü ortaya atılır. Bu durumdaki kimse ölmeyi yeğler mi yeğler.

Bir ağacın gölgesinde bir sürü yatar.
İyiliksever bilgili, varlıklı kimselerden pek çok kişi yararlamr.

Bir ağızdan çıkan bin ağıza (dile) yayılır.
Bir kişi, yayılmasını istemediği bir durumu kimseye söylememelidir. Söylerse, gizli kalmasını istediği şey, dilden dile dolaşarak toplum içine yayılır. Krş. “Açma sırrını dostuna…”

Bir ambar buğdayın örneği bir avuçtur.
Bir tümün küçük bir parçasını incelemek, tümü üzerinde yargıya varmaya yeter.

Bir baş soğan bir kazanı kokutur.
Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz, büyük bir topluluğun havasını bozar.

Bir çiçekle yaz olmaz (gelmez).
Güzel, ama küçük bir belirti ile, beklenen doyurucu sonuca erişilmiş olmaz.

Bir çöplükte iki horoz ötmez.
Bir toplumda iki baş olmaz. Olursa aralarında anlaşmazlık çıkar; biri ötekim uzaklaştınr.

Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış. (Bir delinin kuyuya attığı taşı kırk akıllı çıkaramaz).
Kimi zaman bir kişi öyle delice bir iş yapar ki birçok akıllı kimseler bir araya gelerek düşünür, çalışırlar da durumu düzeltemezler.

Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir.
Sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazın ekilen on dönümlük yerin ürünü kadar ürün alınır.

Bir el bir eli (el eli) yıkar, iki el (de) yüzü (yıkar).
Bkz. “El eli yıkar, iki el de yüzü.”

Bir (sağ) elinin verdiğini öbür (sol) elin görmesin (duymasın).
Bir yoksula, bir hayır işine yaptığınız yardımı, en yakınlarınız dahi bilmemelidir. Çünkü bu çeşit yardımlar dini, ya da sosyal bir ödevdir. Amaç kendini göstermek değil, bir yaraya merhem olmaktır. Herkes görsün, işitsin, kendisini övsün diye yapılan yardım, din ya da insanhk duygusu ile yapılmış iyilik olmaktan çıkar.

Bir (tek) elin nesi var, iki elin sesi var. (Bir elin sesi çıkmaz).
İnsan büyük işleri tek başına yapamaz. Başkasıyla işbirliği yapmalıdır ki önemli bir varlık gösterebilsin. Krş. “Ağaç yaprağıyla gürler”, “Üşüntü köpek mandayı…”, “Yalnız taş duvar olmaz”, “Yalnız kalanı…”, “Yalnızlık Allah’a…”

Bir fincan (acı) kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır.
Birisi size bir fincan kahve içirmek gibi küçük bir iyilik etmiş ya da sizinle bu kadarcık bir dostluk kurmuş olsa, bunu unutmamanız, o kişinin her zaman hatırını saymanız gerekir.

Bir hatır, iki hatır, üçüncüde vur yatır.
Bir kimsenin densizlikleri, hatır sayılarak birkaç kez hoş görülebilir. Ama bu durumu sürüp giderse sert tepki gösterilmesi doğaldır.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez. (Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.)
Küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, ona karşı teşekkür duygusu beslemeyen kişi, daha büyük iyiliklerin değerini de bilmez; onlara karşı da duygusuz kalır.

Bir inat, bir murat.
İnatçı kişi, her inadında istediği bir şeyi elde eder.

Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Herkesin yararlanabileceği şeyden kimi kişiler yararlanır da başkalarına yararlanma olanağı vermezlerse bundan büyük kavga çıkar.

Bir kızı bin kişi ister (de) bir kişi alır.
Güzel bir şeyi herkes elde etmek ister. Ama o, ancak bir kişiye kısmet olur.

Bir korkak bir orduyu bozar.
Savaşta, ya da birlikte iş yapacak toplulukta, korkak bir kişi; kaygı, telaş, heyecan yaratan sözleriyle bozgunluğa yol açar.

Bir koyundan iki post çıkmaz.
Bir kimseden verebileceği kadar bir şey alındıktan sonra dolambaçlı yolla aynı şeyi bir kez daha almaya çalışmak, boşuna emek harcamaktır.

Bir kötünün yedi mahalleye zaran vardır (dokunur).
Namusunu satmış birisi, yalnız kendi çevresi için değil, daha geniş çevreler için de lekedir. Bu durum, başka konularda, başka ortamlarda da görülür. Krş. “Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.”

Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
Herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçük saymamak, önemle ele almak gerekir. Küçük görünen işler, büyük sonuçlar doğurabilir: Bir çivi eksikliğinden bir nal düşer; bir nal eksikliğinden bir at koşamaz olur; bir atın koşamaması, komutana bir haberin yetişememesi dolayısıyla savaşın kaybedilmesine mal olabilir. Böylece bir çivi yüzünden bir ordu yenilgiye uğrayabilir. Nitekim küçük bir vidası eksik olsa koca bir fabrika çalışamaz. Önem verilmeyen küçük bir yaradan ölenler çoktur.

Bir selam bin hatır yapar.
Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Küçük bir şeydir ama gönül kazanmakta büyük önemi vardır. Gönül kazanmak için buna benzer birçok ilgilerden yararlanılabilir.

Bir senden büyüğün, bir de senden küçüğün sözünü dinle.
Önemli bir işe girişecek kimse salt kendi düşüncesiyle yetinmemeli, büyüklerinin deneyimlerinden yararlanmalı; akıllıca düşünce ileri sürebilecek küçüklere de danışmalıdır.

Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge.
Suçlu, birkaç kez kurtulma yolu bulsa bile günün birinde yakayı ele verir.

Bir söz ara bozar, bir söz ara düzer.
Öyle bir söz olur ki iki dostu düşman eder. Öyle bir söz de olur ki iki dargını barıştırır. Krş. “Söz var ara bozar…”

Bir söz bin büyüye bedeldir.
Büyü, kişiyi yanlış şeylere inandırır. Etkili söz ise büyüden daha güçlü bir inandırıcılık taşır.

Bir söz yola getirir, bir söz yoldan çıkarır.
Doğru yola götüren inandırıcı sözler de yanlış yol sürükleyen etkili sözler de vardır.

Bir tepe yıkılır, bir dere dolar.
Dünyada hiçbir şey kaybolmaz. Birinin kaybettiğini başkası kazamr. Bir zengin yoksullaşırken bir yoksul da zenginleşir.

Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.
“Oturmam” diyen konuk, oturma şöyle dursun yatıya kalır. “Yemem” diyen de parçalarcasma sofraya saldırır.

Borca içen iki kez (kere) sarhoş olur.
Bkz. “Veresiye şarap içen…”

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Borçlu ve dertli yaşamaya dayanılmaz. Borçtan kurtulmanın çıkar yolu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ölmektir.

Borç İyi güne kalmaz.
Borcu ilk fırsatta ödemek gerektir. Erteleyip durmak yanlıştır. Çünkü gelecek günlerde eliniz daha dar olabilir; borç da gittikçe büyür. Üstelik siz, sürekli bir borç üzüntüsü çekersiniz.

Borçlunun dili kısa gerek.
Borçlu, alacaklısına karşı ileri geri konuşmamalı, aşağıdan almalıdır.

Borçlunun döşeği ateşten olur.
Borçlu, borcunu ödeyinceye değin uyku uyuyamaz; yatağında döner durur.

Borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır. Çünkü alacağını alabilmesi, borçlunun ölmemesine ve eline para geçmesine bağlıdır.

Borç vermekle, düşman vurmakla.
Borç vermekle, düşman vurmakla tüketilir, yok edilir.

Borç yiğidin kamçısıdır.
Borç, kişiyi -borcunu ödeyebilmesi için- daha çok çalışmaya zorlar.

Borç yiyen kesesinden yer.
Borca alışveriş yapan, hemen para ödemez ama, ödemek zorundadır. Aldıklarının parası kesesinden çıkacaktır.

Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz.
Çalıp çırpmayı huy edinen kişi, her birinde yakayı ele vererek ceza göre göre insanlıktan çıkar.

Boş başak dik durur.
Kafası boş olan kişi kendini beğenir; çevresine yüksekten bakar; iri laflar eder. Krş. “Başak büyüdükçe boynunu eğer.

Boşboğazı cehenneme atmışlar, “odun yaş(az)” diye bağırmış.
Boşboğaz, çenesi düşüğün biridir. En umulmadık yerde ille densizce bir şey söyleyecektir.

Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
Boş gezmek, kişiyi tembelliğe alıştırır ve herkesin gözünden düşürür. Çalışmak ise, para karşılığında olmasa bile, kişinin yeteneğini artırır ve tembel olmadığım göstererek paralı iş bulmasına yardım eder.

Boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer.
Bir konu üzerinde sonradan yetişen, ama daha önce yetişmiş olanları geçenler vardır.

Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulamadım.
Bir kimse, beden yapısı, zenginliği, soyu sopu, sosyal durumu kendisininkilere uygun olan kimseler bulabilir. Ama huyu kendisinin huyuna uyan bir kişiyi kolay kolay bulamaz.

Böyle gelmiş böyle gider.
Halk, ileriden beri sürüp gelmekte olan bir durumun, kolay kolay değişmeyeceği kanısındadır. Kanısını bu sözle kurallaştırmıştır.

Buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince (düşmeyince).
Bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidiri: Tarlandaki harman yerindeki buğdayın, ambara konulmadan senin sayılmaz. Doğa olayları yangın, hırsızlık… onu yok edebilir. Oğlun da sana karşı oğulluk ödevini yapıyor mu, yapmıyor mu, varlıklı zamanlarında pek belli olmaz; ancak yoksulluğa düşersen anlaşılır.

Bükemediğin (ısıramadığın) eli öp, başına koy.
Bkz. “Isıramadığın eli öp…”

Bülbülü altın kafese koymuşlar, “ah vatanım” demiş.
Kişi, yurdu dışında ne denli iyi bir yaşama ortamı bulunursa bulunsun, yine yurdunu arar; onun özlemini çeker.

Büyük balık küçük balığı yer (yutar).
Güçlüler, güçsüzleri ezer, ortadan kaldırır; ya da kendine mal eder.

Büyük başın derdi büyük olur.
Büyük işlerin başında bulunan, geniş sorumluluklar yüklenmiş olan kimselerin derdi çok ve büyük olur.

Büyük lokma ye (de) büyük söyleme.
Hiçbir kimse başkalarını kınayıp “ben böyle bir kötü duruma düşmem”, “Ben öyle bir şeye meydan vermem” gibi sözler söylememelidir. Dünya bu, bir gün aynı olaylar kınayanın da başına gelebilir.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:57

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.