Atasözleri (A Harfi)

Atasözleri (A Harfi)

Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da.
Değerli kişi, gösterişi, giyim kuşamı olmasa da değerinden bir şey yitirmez; nerede olsa tanınır.

Acele ile menzil alınmaz.
İvmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.

Acele işe şeytan karışır.
İvilerek yapılan iş yanlış, bozuk olur.

Acele yürüyen yolda kalır.
İş yaparken iven şaşırır, işini sona erdiremez.

Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en kötü evresinde yüzüstü bırakır.

Acemi nalbant kürt (gâvur, ahmak) eşeğinde (öğrenir, usta olur) dener kendini.
İşinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini heder olmasına acınmayacak malzeme üzerinde yapar.

Acı acıyı keser (bastırır), su sancıyı, (Acı acıya, su sancıya).
Bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurmak gerekir.

Acıkan doyman (sanır), susayan kanmam sanır.
Uzun süre bir şeyin yokluğunu çeken kimse, o şeyden ne kadar çok elde etse yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.

Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez.)
Geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler. Krş. “Aç ne yemez, tok ne demez.”

Acıklı başta akıl olmaz.
Büyük bir sıkıntı içinde bulunan kimsenin yaptığı işte mantık aranmamalıdır.

Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Uzun zaman bir nesnenin yokluğunu çeken kişi, kudurmuş gibi ona saldırır. Gözü başka şey görmez. Krş. “Alışmış kudurmuştan beterdir.”

Acından kimse ölmemiş (Acından ölmüş yok).
Kişi, züğürt olabilir. İşsiz ve parasız kalabilir. Ama aç kalmaz. Bir geçim yolu bulur. Krş. “Allah kulunu kısmeti ile yaratır.”, “Açık ağız aç kalmaz.”

Acındıran arsız olur, Acıktıran hırsız olur.
Koruduğunuz kimse, başkalarını ona acındırdığınızı göre göre arsız olur. Emeğinin tam karşılığını vermediğiniz kimse de hırsız olur. Krş. “Çok söyleme arsız edersin…”

Acı patlıcanı kırağı çalmaz
İşe yaramayan kimsenin bozulacak nesi vardır ki zararlı etkenler ona dokunsun?

Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden çıkarır (tatlı söz yılanı ininden çıkarır), (Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır).
Kötü söz bir kimseyi çileden çıkarır, kötü davranışlara sürükler. Tatlı dil, azgın düşmanı bile yola getirir.

Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.
Her türlü sıkıntıya katlanlır, açlığa katlanılmaz.

Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.
Karı ve koca yoksul olursa bunlardan doğacak çocuk zengin olmaz ya.

Aça kuru ekmek bal helvası gibi gelir. (Aça arpa ekmeği etten lezzetli gelir).
İş bulamayan kişi, eline geçen çok küçük bir işi büyük bir nimet sayar.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç, hiçbir mazeretle susturulamaz. Çocuk da bir şey istedi mi, beklemek bilmez.

Aç anansa (atansa) da kaç.
Aç her fenalığı göze almıştır. En yakınlan için bile korkulacak bir kimsedir. Krş. “Aç, yanından kaç.”

Aç arslandan tok domuz yeğdir.
Sadece soyluluk işe yaramaz. Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür.

Aç (ank) at yol almaz, aç (ank) it av almaz.
îş gördüğünüz kimseleri aç bırakırsanız kendilerinden yararlanamazsınız.

Aç ayı oynamaz.
Kendisiyle kazanç sağladığınız hayvan ya da insanı doyurmaksınız ki görevlerini yapabilsinler.

Aç bırakma (koyma) hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
Bkz. “Çok söyleme arsız edersin…”

Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Aç insan, yeterinden çok yiyecek ister. Tok insan da kendisine yiyecek şey gerek değil gibi davranır. Sözgelişi yoksul kişi, kazandıkça daha kazanmaya çalışır. Varlıklı kişi ise durumunun sürüp gideceğini sanır da kazanç yollarına başvurmaz. Dahası, elindekini de savurur.

Aç elini kora sokar.
Aç insan, yiyeceğini sağlamak için kendisini tehlikeye atmaktan çekinmez.

Aç esner, âşık gerinir.
İçinde bulundukları koşullara göre herkesin ayrı bir durumu, ayrı bir davranışı vardır.

Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.
Aç olarak yaşamanın ne tadı vardır? Ölürken bile tok olmak yeğlenir.

Aç gözünü, (yoksa) açarlar gözünü.
Her işinde uyanık bulun. Yoksa öyle silleler yersin ki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.

Açık ağız aç kalmaz.
Ne istediğini bilen ve bunu söylemekten usanmayan kimse aç kalmaz.Yaşayan kimse geçim yolunu arar, bulur. Krş. “Acından kimse ölmemiş.”

Açık kaba it değer (siyer)
Gizli kalması gereken şeyler herkese açılırsa bundan büyük zararlar doğar.

Açık yaraya tuz ekilmez.
Taze bir acısı bulunan kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artınlmamalıdır.

Açılan solar, ağlayan güler.
Hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, tersine döner: Güzel çirkinleşir, üzüntülü olan mutluluğa kavuşur.

Açın gözü ekmek teknesinde olur.
Kişinin bütün düşündüğü şey, yaşaması için büyük değer taşıyan şeyi elde etmektir. Krş. “Oduncunun gözü omçada…”

Açın imanı olmaz.
Aç olan kimse, karnını doyurabilmek için her şeyi yapar: İnsafsızdır, ahlâk ve din kuralları da tanımaz.

Açın karnı doyar, gözü doymaz.
Uzun zaman aç kalmış kişi, bu durumunun sıkıntısını unutamaz. Bol yiyeceğe kavuşup karnını iyice doyurduğu zaman bile içinde yine aç kalmak korkusu vardır. Onun için yemek başından kalkmak istemez; gözü yiyecekte kalır.

Açın koynunda ekmek durmaz (eğleşmez).
Kazancı kendisine yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar; yarına bir şey saklayamaz.

Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun.
İlişki kuracağımız kimsenin sağlaması olanağı bulunmayan şeyi, ona güvenmeden, kendimiz sağlamalıyız.

Aç karın katık istemez.
Büyük gerekseme içinde bulunan kişi, lüks peşinde koşmaz. Eline geçen değersiz nesneleri bile beğeni ile karşılar.

Aç ne yemez, tok ne demez.
Yoksul kişi eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur; çekinmeden her şeyi söyler. Krş. “Acıkan ne olsa yer, acıyan…”

Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, dan) ambarında sanır (görür).
Yoksul kişi, kendini bolluğa kavuşma hayaline kaptırır. O zaman yapacağı işleri şimdiden tasarlar.

Adam adama gerek olmasa her biri bir dağ başında olurdu.
İnsanlar bütün gereksemelerini tek başlarına sağlayamazlar. Bunun için toplu yaşamak ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar.

Adam adamdır, olmasa da pulu ; eşek eşektir, olmasa da çulu (atlastan olsa çulu).
İnsanın değeri zengin olmakla artmaz. Yoksulluk da insamn değerini azaltmaz. Öte yandan değersiz insan kıhk kıyafetle değer kazanmaz. Nasıl ki çulu olmayan eşek, eşek olmaktan çıkmaz.

Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke’ye, eşek derviş mi olur taş çekmekle tekkeye?
Belli bir düzeye erişmek, o durumun gerektirdiği nitelikleri taşımakla (ya da yerine getirmekle) gerçekleşir. Görünüşü ona benzetmekle değil.

Adamın ahmağı malını över.
Malını öven kişi, dinleyenlerde o mala karşı hırs ve istek uyandırır. Bu da malın elden gitmesine yol açar.

Adamın iyisi alışverişte belli olur.
Birçok insanlar çıkarları için ahlâk dışı davranışlarda bulunmaktan çekinmezler. Böyle davranışlara en çok alışverişte rastlanır. Bir kimse ahşveri sırasında yalan söylemez, hile yapmaz, buna benzer ahlâk dışı davranışlara sapmazsa iyi insem olduğunu göstermiş olur.

Adamın (insanın) kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.
Toplum içinde her kişinin bir değeri vardır. Değer verilmeyen kişiler sadece züğürtlerdir.

Adamın yere bakanından, suyun sessiz (yavaş) akanından kork (Suyun yavaş akanından, insamn yere bakanından kork).
Düşünce ve duygularım açığa vurmayan sessiz insan, yavaş yavaş akan suya benzer: Derin ve tehlikelidir.

Adam olana bir söz yeter.
Kendisine bir şey yaptırmak istediğimiz, ya da bir öğüt verdiğimiz kimse anlayışlı bir kişi ise bir kez söylemekle o işi yapar, öğüdü dinler. İstediğimizi yapmayıp bizi döne döne söylemek zorunda bırakan kimsenin insanlık niteliği eksiktir.

Adam (insan) yanıla yanıla, pehlivan yenile yenile.
Kişi, her girişiminde başarılı olmayabilir, yanılmış olur. Ama yeni girişimlerinde eski hatalara düşmeyecek deneyimler kazanmış olacağından başarma şansı artar.

Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden“ demiş.
Bir kimseye en büyük kötülük, nankör olan yakınlarından ve kendi yetiştirdiklerinden gelir. Krş. “Kartala bir ok değmiş…”

Ağaca dayanma kurur (çürür), adama (insana) dayanma ölür.
Hiçbir destek sürekli olmaz. Bunun için insan yapacağı işte başkalarının desteklemesine güvenmemeli, yalnız kendi gücüne dayanmalıdır.

Ağacı kurt, inşam dert yer.
Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de inşam öylece hırpalar, yıpratır.

Ağaç ağaç içinde büyür.
Bir gencin yetişip olgunlaşması, çevresinde yetişmiş, olgunlaşmış kişiler bulunmasıyla, onların koruyup eğitmesiyle gerçekleşir.

Ağaç düşse de yakınına yaslanır.
Durumu bozulan kimseyi yakınlan destekler.

Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar.
Faydalı eser veren, erdem ve bilgi ile donanmış olan insan, kimseye yüksekten bakmaz, alçakgönüllü olur.

Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir).
İnsan, akrabası, yakınlan, yandaşlan ile varlığım gösterir; önemli işler yapar. Bunlar olmazsa cılız ve güçsüzdür. Krş. “Yalnız taş duvar olmaz.”, “Bir elin nesi var…”, “Yalnız kalanı…”, “Yalnızlık Allah’a…”

Ağaç yaş iken eğilir.
Çocuklar küçük yaşta kolay eğitilir. Büyük insan kolay kolay eğitilemez.

Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla (-dır).
Çevrede hatın sayılır, sözü geçer bir adam olmak istersen, gereken yerlere bol para yardımında bulunacaksın; eş, dost uğruna bol para harcayacaksın. Yiğit diye tanınmak istersen, savaşta da banşta da vurucu, kinci olacaksın.

Ağanın alnı terlemezse ırgatın burnu kanamaz.
İşveren, birlikte çalışıp yorulmazsa, işçi var gücüyle işe sarılmaz.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.
Tanrı her yaratığın rızkını birlikte yaratır.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Sesini yükseltmeyen kimseye hakkını vermezler. Onun için sesinizi duyurmak, hakkınızı aramaksınız.

Ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar.
Kişinin derdini yürekten paylaşan tek varkk anasıdır.

Ağlayanın malı gülene hayır etmez.
Birinin malını haksızlık ve zulüm ile elinden alan kişi, o malın hayrını görmek şöyle dursun bir yıkıma uğrayarak eyleminin cezasını görür.

Ağrısız baş mezarda gerek
Yaşayan her kişinin derdi vardır. Dertsiz kimse ararsanız ancak mezarda bulursunuz. Yani kişinin derdi ancak ölmesiyle biter. Krş. “Dertsiz baş terkide gerek.”

Ağzın karnından büyük olmasın.
Gücünün yetmeyeceği büyük işlere girişme.

Ahlatın (armudun) iyisini (dağda) ayılar yer.
Güzel şeyler, çok kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer.

Ahali isterse padişahı tahttan indirir.
Toplumda halkın gücü, bütün güçlerin üstündedir.

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
Ahmağa yüz verirseniz, sizi durmadan meşgul eder,
rahatsız eder. Dilenciye “sana zamanı gelince şunu vereceğim” derseniz, ikide birde karşınıza dikilip, “hani bana şunu verecektiniz” demesinden başınızı alamazsınız.

Akacak kan damarda durmaz.
Bir zarara uğramak alnımıza yazılmışsa ne yapsak önüne geçemeyiz.

Ak akçe kara gün içindir.
Kazanmakla mutluluk duyduğumuz para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır. Böyle durumlarda parayı harcamaktan çekinmemeliyiz.

Akarsu pislik tutmaz.
Eski bir kanışa göre akar su -ne kadar kirletilirse kirletilsin- temiz kalır.

Akıl adama sermaye (O da gide gelmeye).
İnsanın en değerli sermayesi akhdır. Çünkü bütün işlerini en iyi biçimde onunla döndürür. Bu sermaye elden çıkarsa bir daha ele geçirilemez. Bu nedenle onu iyi kullanmak ve korumak gerektir.

Akıl akıldan üstündür.
Önemli sorunlarda güvendiğiniz akıllı kimselerin düşüncesini sorunuz. Sizin düşünemediğinizi başkası, onun da düşünemediğini bir başkası düşünüp sizi aydınlatabilir.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış (beğenmiş).
İnsan kendi tutumunu, davranışını başkalannmkinden daha üstün görür. Herhangi bir konuda onun düşündüğüne benzemeyen başka düşünceler ileri sürülse, kendi düşüncesini yeğler. Öyle ki bütün in-anların akıllan ortaya konulup da, “her kişi bir akıl seçsin, kendisine akıl edinsin” denilse herkes şimdiki aklım seçip alır. Krş. “Herkes aklım…”

Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.
Akılsız kimse, dostu için iyi niyet beslediği halde yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağım düşünemez. Böylece dostuna bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa akıllı düşmanın yapacağı kötülüğü, insan akıl yoluyla sezer, gereken önlemi alır. Akıllı düşmanla anlaşmak da kolay olur.

Akıllı olsa her sakallı kişi, sakallılara danışırlardı her işi.
Her yaşlı, sakallı kişi akıllı sanılmamalıdır. Akıl yaşta değil baştadır.

Akıllı, söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.
Sonra pişman olmamak için, söylenecek söz, yapılacak iş önce iyi düşünülmelidir. Düşünülmeden söylenen söz, yapılan iş, sakıncalı olabilir; zarar doğurabilir.

Akıl olmayınca ne yapsın sakal?
Kişi, sadece yaşlanmakla olgunlaşmaz. Akılsızsa, çocukça işler yapar. Krş. “Akıl yaşta değil baştadır.”

Akıl ortağı ortak, mal ortağı kaypak.
Yararlı ortaklık, yapılacak iş üzerinde danışma ortaklığıdır. Bu, kişileri kötü sonuçtan korur. Mal ortaklığında ise her ortak kendi çıkarını düşündüğünden ortağının zararına çalışabilir.

Akıl para ile satılmaz.
Delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan yoksullar da vardır. Akıl para ile satılsaydı birincilerle İkincilerin tutumları bunun tersi olurdu.

Akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker.
İyi düşünmeden verdiğimiz kararın kötü sonuçlarım düzeltmek için şuraya buraya koşup yorulmak zorunda kalırız. Baştakilerin yanlış tutumlarından ileri gelen sıkıntıyı buyruk altında çalışanlar çeker.

Akıl yaşta değil, baştadır.
Bir kimsenin yaşı büyümekle aklı da büyümez. Nice gençler vardır ki kendilerinden çok yaşh olanlardan daha akıllıdırlar. Krş. “Akıl olmayınca ne yapsın sakal”, “Yaşı at pazarında sorarlar.”

Akıntıya (karşı) kürek çekilmez.
Kendi yolunda güçlü olarak sürüp giden bir işi ters yöne çevirmek boşuna çaba harcamaktır.

Ak koyun ak bacağından, kara koyun kara bacağından asılır.
Doğruluktan ayrılmayan, güven kazamr, ödüllendirilir. Kötülüğü iş edinen ise hak ettiği cezayı görür. Krş. “Her koyun kendi bacağından asılır…”

Akla gelmeyen (gelen) başa gelir.
İnsanın başına öyle şeyler gelir ki daha önce böyle bir şey olacağı düşünülmez.

Akmasa da damlar.
Bir dükkânda (ya da bir işyerinde) her halde alışveriş (ya da iş) olur. Çok olmasa bile olur.

Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini.
Kişiye, kimileyin hısımı öyle kötülük eder ki bunu düşman bile yapmaz. Çünkü hısım, kişinin içini, dışını ve nereden vurabileceğini daha iyi bilir. Krş. “Biribiri, adamı yer diri diri…”

Alacakla verecek (borç) ödenmez.
Bir yerden alacağınız para ile başka bir yere olan borcunuzu kapanmış saymak ihtiyatsızlıktır. Çünkü alacağınız, belki elinize geçmez. Oysa borcunuzu ödemek zorundasımz.

Alçacık eşeğe herkes biner.
Güçsüz ve koruyucusuz kişiyi buyruk altına almak ve hırpalamak kolaydır.

Alçak yer yiğidi hor gösterir.
Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, kendisini gösteremez; layık olduğu ünü kazanamaz; sıradan bir kimse sanılır.

Al elmaya taş atan çok olur.
Güzellere musallat olan, değerli insanlara çatan, parlak yeri elde etmeye çalışan çok olur.

Alışmadık götte don durmaz.
Bir kimse alışmadığı, sıkıcı duruma kendini kolay kolay uyduramaz. Ondan kurtulmaya çalışır.

Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alıştığı işten vazgeçemeyen kişi, kudurmuştan daha azgındır. O işi saldırırcasına yapar. Krş. “Acıkmış kudurmuştan beterdir.”

Âlim unutmuş, kalem unutmamış.
İnsan ne kadar bilgili olursa olsun, her şeyi aklında tutamaz, birçoklarım unutur. Unutulmaması istenen şey, yazılmalıdır. Böylece yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa geçer. Herkes onu okur, birbirine anlatır.

Allah bilir ama kul da sezer.
Bir işin içyüzünü, ya da nasıl bir sonuç vereceğini
ancak Tanrı bilir. Ama insan da kafasım kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir

Allah doğrunun yardımcısıdır.
Doğruluktan ayrılmayanlara Tanrı yardım eder. Doğruluktan şaşmamalıdır.

Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz.
Tanrı her kulunun ne kadar yaşayacağım önceden kararlaştırmıştır. Süresi dolmadan hiç kimsenin yaşamasına son vermez.

Allah fukarayı sevindirmek isterse önce eşeğini yitirtir, sonra buldurur.
Dar bir geçim içinde olan kişi, sevincin ne olduğunu bilmez. Ama bir süre bu dar geçimden de yoksun kalıp sonra yeniden eski geçime kavuşsa o zaman sevincin nasıl şey olduğunu anlar.

Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
Muhtaç olup başkasından bir şey istemek insana çok ağır gelir. Bu durumda en yakın akraba bile gereken ilgiyi göstermez. Onun için Tann’dan dileğimiz, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmemesidir.

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
Tanrı, yetenekleri kısıtlı olanlara durumlarına uygun bir yaşama düzeni, bir barınma olanağı verir.

Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.
Almayacağın bir şeye, işinde çalıştırmayacağın kimseye, alacakmışsın, çalıştıracakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, umut verme.

Al malın iyisini, çekme kaygısını .
Malın iyisini alan, onu tasasız kullanır. Sağlamdır, güzeldir, kullanıldığı sürece insanı rahatsız edecek bir durumu yoktur.

Alma mazlumun ahım, çıkar aheste aheste .
Kimseye zulmedip ahım alma. Sonra yaptığın kötülüğün cezasını ömrün boyunca çekersin.

Alma soysuzun kızını, sürer anası izini.
Terbiyesi kıt ailenin kızı da eğitimi kıt, görgüsüz olarak yetişir.

Altın anahtar her kapıyı açar.
Para ile bütün engeller ortadan kaldırılır; bütün güçlükler yenilir; istenilen şey elde edilir.

Altın ateşte, insan sıkıntıda belli olur.
Altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı, nasıl ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşılırsa bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür.

Altın eli bıçak kesmez.
Hünerli kişiye yaşama güçlükleri etki yapamaz. O, sarsılmadan işini sürdürür.

Altının kıymetini (kadrini) sarraf bilir.
Bir kimsenin, bir şeyin değerini, ancak bu konularda uzmanlığı bulunanlar bilir.

Altın leğenin kan kusana ne faydası var?
Ağır hasta, ya da dertli olan kimse, zengin olmuş neye yarar?

Altın pas tutmaz, (deli yas tutmaz).
Şerefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez. (Tasasız kimse hiçbir şeye üzülmez.)

Altın yere düşmekle pul olmaz.
Değerli kişinin, bulunduğu yüksek yerden uzaklaştırılmasıyla değeri azalmaz.

Ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.
İnsanlar içinde anamız kadar bize candan bağlı dost yoktur. Nasıl ki şehirler içinde de Bağdat’ın eşi yoktur.

Ana kızma taht kurmuş, baht kuramamış (kurmamış).
Ana baba, kızlarım sultanlar gibi yaşatabilirler. Ama onun evlendikten sonra mutlu olmasını sağlamak ellerinde değildir. Krş. “Ana kızına taht kurar…”, “Atalar çıkarayım der tahta…”

Anasına bak kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak bezini al.
Kız annesinin birçok huylarım doğuştan almış bulunur. Sonra da annesinin eğitimi ile yetişir. Bunuiçin bir kızın niteliklerini öğrenmek isteyenler, annesine benzeyeceğini düşünürlerse yanılmamış olur
lar. Nitekim bir kumaşın kenarına bakanlar, her yerini görmüş gibi olurlar.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Kimi zaman sözü biraz kapalı söylemek yeğlenir. Anlayışlı kimseler, ne denilmek istendiğini zaten anlarlar. Anlayışı kıt kimseler ise ne kadar açık söylense, ne kadar tekrarlansa yine anlamazlar. Krş. “Görenedir…”

Aptala malum olur.
Aptal, yakında ne olup biteceğini bilir ve daha önce haber verir. (Çünkü aptalın Tann’ya yaklaşmıbir kişi olduğuna inanılır. Ancak bu söz, daha çok, böyle keşiflerde bulunan kimselerle alay etmek için söylenir).

Araba devrilince (kınldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur.
Tehlikeyi daha önce kimse haber vermez de kötü sonuç meydana geldikten, iş işten geçtikten sonra herkes “yanlış yapmışsın, şöyle bir yol tutmalıydın, böyle davranmalıydın” diye akıl satar.

Ar dünyası değil, kâr dünyası.
Kişi, namusuna dokunmadıktan sonra, şu ya da bu işi yapmaktan utanmamalı, para kazanmalıdır. Krş. “Ar yık değil, kâr yık.”

Arı, bal alacak çiçeği bilir.
Açıkgöz kişi, çıkar sağlayabileceği yeri bilir.

Arife tarif gerekmez (ne hacet).
Anlayışlı kişiye uzun uzadıya açıklama yapmaya gerek yok. O leb demeden leblebiyi anlar.

Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.
Kişi, yaradılış ve gidişine uygun kimselerle arkadaşlık kurar. Onun için bir adamın arkadaşını tanırsak, o adamın kimliğini öğrenmiş oluruz.

Armut dalının dibine düşer.
Bir kimse, önce yakınlarına yararlı olur. Çocuk, soyuna çeker; çırak ustasının yolunu tutar. Kişi, kendini yetiştirenin koruyuculuğu ile bir yerde barınır.

Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).
Bir kimsenin kişiliği, oturup yattığı yerin niteliğinden, temizliğinden, düzeninden anlaşılır.

Asıl azmaz, bal kokmaz
Bir kişi ya da nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslım yitirmez; soyluluğunu kavrar.

Aslını saklayan (inkâr eden) haramzadedir .
Kişinin soyu sopu yoksul, görgüsüz olabilir. Onlardan utanmak, onlara sahip çıkmamak yanlıştır. Soyunu sopunu gizlemek ancak piçlere yaraşır. Kişi değersiz bir kuşaktan gelmekle değersiz olmaz. Toplum içindeki yerini kendisi kazanır.

Aşını, eşini, işini bil.
Sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşım iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.

Aşk başa gelirse akıl baştan çıkar.
Aşkın gücü, aklı yener. Aşka düşen kişi düşünceden uzaklaşır.

Aşk olmayınca meşk olmaz.
Öğreneceği işe karşı aşırı sevgisi bulunmayan kimse o işi öğrenemez.

Aşure yemeye giden kaşığını taşır.
Yararlanacağı bir iş peşinde olan kişi, yararlanmanın gerektirdiği araçlan hazırlamış olmalıdır. Krş. “Pilav yiyen kaşığım yanında taşır”, “Cam kaymak isteyen mandayı yanında taşır”, “Kaymağı seven mandayı yanında taşır”, “Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır.”

Ata da soy gerek, ite de.
Bütün yaratıklann soylusu üstün niteliktedir.

At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
Atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi, bir işin yürüyüşü de iş başmdakinin bilgisine, çabasına, tutumuna göre değişir.

Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli.
Ata iyi baktıktan sonra, yora yora bininiz; korkmayınız, sarsılmaz. Çalıştırdığınız işçilerin gücü de iyi beslenmeleriyle artmaz mı?

Ata eyer gerek, eyere er gerek.
Bir işletmeyi önce donatmaksınız; sonra da iyi bir yöneticiye teslim etmelisiniz ki istediğiniz verimi alabilesiniz.

Atasını tanımayan Allah’ını tanımaz.
Bir kişinin, buyruklarına saygı göstereceği kimseler arasında babası başta gelir. Onu tammayan kişi, ana ve babaya itaat etmeyi emreden Tanrı’yı da tanımıyor demektir.

At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
Bir çocuk, bir işçi yetiştirebilmek için çok para, çok emek, çok zaman ister. Onlar yetişir ama, yetiştiren de her bakımdan yorulur, yıpranır.

At beslenirken, kız istenirken.
At, besili, bakımlı olduğu zaman hem gösterişlidir hem de en çok işe yarayacak durumdadır. Satılacaksa o zaman satılmalıdır. Kız da körpeliği, güzelliği geçmeden, isteyenleri varken evlendirilmelidir.

At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.
Her şey, onu gereği gibi kullanmasını, ondan yararlanmasını bilene yakışır; böyle kimselerin hakkıdır. Kendisinden yararlanılan şey kimin elinde ise onun sayılır; başkasımn malı olsa da. Krş. “Av avlayanın, kemer bağlayanın.”

Ateş demekle ağız yanmaz.
Kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmuş olmaz.

Ateş düştüğü yeri yakar.
Felaket kimlerin başına gelirse onları yakar, kavurur, sürekli bir acı içinde bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi gelir, geçer.

Ateşle barut (barutla ateş) bir yerde durmaz (olmaz).
İkisinin bir arada bulunması çok tehlikeli olan şeyler birbirinden uzak tutulmalıdır.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Bir olayın gerçekten meydana gelmiş olup olmadığını anlamak için, gizli kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu belirti varsa olay da var demektir.

Atılan ok geri dönmez.
İyi düşünmeden yaptığımız öyle işler vardır ki sonra pişman olarak eski duruma dönmek isteriz. Ama artık o duruma dönme olanağı kalmamıştır

Atın ölümü arpadan olsun.
Kimi kişilerin felsefesi şudur: Sevdiğim yiyecekleri tıka basa yiyeyim de hasta olursam olayım, dahası, ölürsem öleyim.

At ölür, itlere bayram olur.
Yüksek kimselerden birinin ölümü ya da görevden ayrılması, kimi zaman, aşağılık kimselerin işine yarar.

At yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir).
Değerli kişilikler, zamanla gelişir. Kısa zamanda beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır.

Ayağım sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.
Hastalıktan korunmak, vücudumuzu yıpratmamak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalıyız; olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız. Krş. “İnsan ayaktan…”

Ayağını yorganına göre uzat.
Giderini gelirine uydur. Harcamaların gelirini aşmasın.

Ayağı yürüten baştır.
İşçinin iyi iş yapmasım, halkın iyi bir düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar. Krş. “Bin işçi, bir başçı.”

Ayda bir gel dostuna, kalksın ayak üstüne; günde bir gel dostuna, yatsın sırtı üstüne.
Ne denli yakın dostun olursa olsun, ona her gün gidersen usanır. Ara sıra git ki saygı ile karşılasın.

Ay ışığında ceviz silkilmez.
Yeterli olmayan koşullar içinde iş yapılırsa beklenen verimli sonuç alınamaz.

Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez.
Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç, insanı bir yıl geçindirir. Öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç, bir ay geçindirmeye yetmez.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
Çoklar, azların birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeyleri hor görenler, büyük şey edinmek fırsatım sürekli olarak kaçırıyorlar demektir.

Azıcık aşım, kaygısız (ağnsız, kavgasız) başım.
Evimde kalabalık olmazsa işim az olur, uğraşma, didişme de olmaz. Didişmesiz orta halli bir geçim, türlü uğraşma ve didişmelerle dolu zenginlerin yaşayışından daha iyidir.

Az mal kan yutturur, çoğu birbirini güttürür.
Az malı yönetmek için gereken araçlar, yapılan harcamalar çok malı yönetmeye de yetebilir. Bu nedenle çok malı yönetmek az malı yönetmekten daha ucuza gelir.

Azrail gelince oğul, uşak sormaz.
Azrail “yetişmemiş çoluk çocuğun var mı?” diye sormaz. Hiçbir özür de kabul etmez.

Az söyle, çok dinle.
Kişi, az konuşursa hem çevresindekileri rahatsız etmemiş; hem de daha az yanılmış olur. Çok dinlemekle ise çok şey öğrenir.

Az veren candan, çok veren maldan.
Varlıklı olmayan kimse, yardım, ya da armağan olarak az şey verebilir. Bu büyük bir fedakârlıktır. Varlıklı kimse çok şey verebilir. Bu, onun için özveri sayılmaz.

Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
Aç kimse uyuyamaz. Az yiyenin de uykusu az olur. Midesi dolu olan rahat edemez; uyumakta güçlük çeker. Demek ki kişi iyi uyuyabilmek için pek az da yememeli, pek çok da.

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 15:58

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.