Artık Değer Ne Demektir?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde en önemli kavram Artık Değer’dir. Bu kavram ilgili rejimin yapı ve işleyişini aydınlattığı gibi, niteliklerini de belirler. Çünkü Artık Değer. TMK nun Yasal Mal Rejimi olarak düzenlediği EMKR(Edinilmiş Mallara Katılam Rejimi)’nin amaçladığı sonuçların gerçekleştireceği olguyu ifade etmektedir.

“Katılma rejiminde, eşler arasında malların paylaşılması söz konusu değildir. Bu rejimde, eşlerin evlilik sürecinde edinilmiş olan mallarında ayni değil, şahsi hak yani alacak hakkı sahibi olması esası kabul edilmiştir. Katılma rejiminin sona ermesi halinde. evlilik sürecince edinilmiş olan malların tasfiyesi sonunda, ortaya çıkan bir artık değer olursa, aksine bir sözleşme yoksa, bunun yarısı üzerinde eşler alacak hakkına sahip olacaklardır. Yasa, eşlerin artık değerin yarısı üzerinde sahip oldukları bu alacak hakkını Katılma Alacağı olarak adlandırmıştır. Buna göre, tasfiyede hesaba katılan malların mülkiyeti hangi eş üzerinde kayıtlı ise, bu eş malların maliki olmaya devam edecek, diğer eşe bir mülkiyet verilmeyecektir.”

“Evlilik herhangi bir şekilde sona erecek olursa, her şeyden önce, eşlerin birbirlerinin malvarlıklarına yaptıkları katkıların hesaplanması gerekir. Ayrıca, eşlerin edinilmiş mallarının yani, evlilikten sonra bir karşılık ödemek suretiyle edindikleri malların, borçlar düşülmek suretiyle, bu arada, edinilmiş mallar ile kişisel mallar arasında gerekli denkleştirme işlemleri yapılmak suretiyle, safı değerlerin bulunması gerekir.Bu safı değer Artık Değer adını almaktadır.

İşte bu Artık Değer’e. eşlerin karşılıklı olarak yarı yarıya katılmaları söz konusudur; ama pratik olarak, artık değeri diğerinden fazla olan eşin sahip olduğu artık değerin yarısı diğer eşe ait olacaktır” şeklinde açıklanmıştır.

Artık Değer olarak isimlendirilmiş bulunan bu Net Değer’in eşler arasında paylaşılması; EMKR nun hedeflediği amacı oluşturmaktadır. Nitekim yargı kararlarında: “Artık Değer, eklemeler ve denkleştirmelerden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır” şeklinde açıklanabilir.

TMK’nun 231. maddesinde de: “Artık Değer, eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz” hükmüyle belirtilmiştir. Bu maddenin gerekçesinde de: “Madde artık değerin nasıl hesaplanacağını düzenlemektedir. Birinci fıkrada artık değerin, eklemelerden ve denkleştirmelerden sonra elde edilecek miktarlar da katılmak suretiyle her eşin edinilmiş mallarının toplam değerlerinden bu mallarla ilgili borçlar çıktıktan sonra kalan miktarlardan ibaret olduğu belirtilmiştir. İkinci fıkra, yapılacak hesaplama sonucu edinilmiş mallarla ilgili bir artık değeri ortaya çıkmaması halinde yani değerdeki eksilme halinde bunun nazara alınmayacağı öngörülmüştür.” şeklinde açıklanmıştır.

Artık Değer Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Öncelikle belirtilmesi gerekir ki; Artık Değer ancak mal rejiminin sona ermesi ve yapılacak tasfiyeden sonra ortaya çıkabileceğinden; bu alacağın rejiminin devamı süresince talep ve dava edilmesi mümkün değildir. Bu hakkın istenebilmesi ancak rejimin sona ermesi ve tasfiyenin sonuçlandırılmasıyla mümkün olur. Eğer Artık Değer’in ödenmesiyle ilgili olarak, mal rejimi sürerken bir dava açılırsa, ilgili mahkemece dava konusunun mevcut olmaması sebebiyle; Karar Verilmesine Yer Olmadığı hükmüyle davadan el çekilmek gerekir.

Bu bakımdan Artık Değer, mal rejiminin tasfiyesinden önce ancak beklenti niteliğinde bulunan bir haktır. Öyle olduğu için de. tasfiye ve miktarının belirlenmesinden önce devri ve temliki söz konusu olamaz. Artık Değer ancak, belirlenmesinden sonra ve tasfiyeyi müteakip muaccel hale gelebilir. Ve ancak bu evreden sonra rehini, haczi, devri ve temliki mümkün olabilir .

Artık Değer alacaklısı, ait olduğu mal rejimindeki hak sahibi eş ya da onun ölümü halinde mirasçıları ile temlik edilmiş olması durumunda bu alacak hakkını BK’nun 162.maddesi gereğince temellük edenlerdir. Keza bu alacaklı sıfatını, hak sahibi eşin alacaklıları da TMK nun 213/1 maddesinin: “Bir mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz.” kuralı gereğince kazanabilirler. Yani bu üçüncü kişiler de belirtilen şartlar içinde Artık Değer üzerinde hak iddia edebilirler. Aynı sebeplerle diğer eş ile onun mirasçıları ve TMK nun 241.maddesi hükümlerine uygun üçüncü kişiler Artık Değer’in borçlusu olabilirler.

Artık Değer; mal rejiminin tasfiyesi sonucunda ortaya çıkacak net kazanından kapsayan bir alacak hakkıdır. Bu bakımdan tasfiyede belirlenecek kayıp ya da eksilmeler, kaybeden malvarlığı değerlerinin sahiplerine ait olur ve onların üzerinde kalırlar. Artık değer ancak artışların bulunması halinde söz konusu olur. EMKR nde ancak artışlar paylaşıldığından; Artık Değer’in konusu da rejiminin tasfiyesi sonunda belirlenen Net Artışlardır. 

TMK nun 231. maddesi: “Artık değer; eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz” kuralını koymuştur.

236. maddesi; de “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir” hükmünü getirilmiştir. Bu madde gerekçesinde ise; “Maddenin birinci fıkrası, her eşin diğer eşe ait artık değerin  yarısı uranında hak sahibi olduğunu hükme bağlamıştır. Mal rejiminin eşlerden birinin ölmesiyle sona ermesi halinde maddede bu istem hakkının ölen eşin mirasçılarına ait olduğu ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, tasfiye sonunda eşlerin birbirlerinden alacakları bulunması halinde, artık değere ilişkin alacak ile bu alacakların takas edilebileceğini öngörmüştür şeklinde açıklanmıştır. Keza TMK nun 237. maddesinde: “Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka esas kabul edilebilir. Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedclcycmez” hükmü vaz edilmiş, gerekçesinde ise: “Maddenin birinci fıkrası, eşlere artık değerin paylaşılması hususunda mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esasın kabul edilmesi olanağını tanımıştır. Bunun sonucu olarak eşler yan yarıya paylaşım yerine başka oranlar kabul edebileceklerdir.

Edinilmiş malların önemli bir bölümünü eşlerden birinin malvarlığındaki artışın oluşturması ve mal rejimi sözleşmesiyle bunun tamamının sağ kalan eşe kalmasının öngörülmesi halinde, ölen eşin mirasçılarının bundan zarar görecekleri tabiidir. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası bu tür anlaşmaların, eşlerin müşterek olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını ihlal edemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümle eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, ortak olmayan çocukların saklı paylarını ihlal edecek çözümler getirmeleri önlenmek istenmiştir” açıklaması yapılmıştır.

Bu konuyla ilgili olarak yine TMK nun 238 maddesinde: “Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sabebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması halinde geçerlidir” kuralı konulmuş ve madde gerekçesinde: “Evlenmeyi sürdürmek asıl olduğundan eşler genelde boşanmayı düşünmezler. Mal rejimi sözleşmelerinde öngörülen farklı paylaşım şekilleri, özünde bundan yararlanan eşe bir atıfet, mükafat niteliğindedir. Dolayısıyla buna ilişkin sözleşme hükümlerinin boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle son bulması veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hallerinde uygulanabilmesi için, bunun sözleşmede açıkça öngörülmüş olması gerekir.

Bu nedenle maddede eşler arasındaki evliliğin iptali veya boşanma sebepleriyle veya edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş durumda artık değere katılmanın farklı oranlarda olacağına ilişkin bir anlaşmanın geçerli olabilmesi, mal rejimi sözleşmesinde bu hususun açık bir şekilde belirtilmiş olması koşuluna bağlanmıştır. İsviçre Medeni Kanunu nun 217. maddesinde boşanma ve evliliğin iptali yanında ayrılık hali de sayılmıştır. Fakat ayrılık ile evlilik sona ermediğinden bu konuda düzenleme yapılmamıştır.” açıklamasında bulunulmuştur. Binaenaleyh; Artık Değer’in hesap ediliş ve paylaşımının bu kurallara göre yürütülmesi gerekecektir.

Belirtmekte yarar olan bir husus da; Artık Değerin tıpkı DAP gibi, ayni değil fakat şahsi biri hak oluşturması durumudur. Bu bakımdan Artık Değerin hesabı ve paylaşım kurallarında yapılacak hesaplamalarda onun bu özelliğinin göz önünde tutulması zorunlu bulunmaktadır.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.