Ara Karardan Rücu Talebi Dilekçesi

ADANA ( ) TÜKETİCİ MAHKEMESİNE

DOSYA ESAS NO : 201  E.

DAVACILAR        : 1-

                                2-

VEKİLİ                   :

DAVALI                : 1-  .. AŞ

                                2- .. Banka

KONU                   : 0.0.2019 tarihli duruşmada alınan .. nolu ara karardan dönülmesi istemi.

AÇIKLAMALAR  :

Mahkemeniz nezdinde açmış olduğumuz davada talebimiz;

Davalı bankadan kullanılan kredi nedeniyle davalı sigorta şirketi nezdinde “hayat sigorta sözleşmesi” ile sigortalı müvekkillerin murisi ..’nin vefatı nedeniyle kredi borcundan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunun tesbiti olup, davalı sigorta şirketi tarafından murisin vefatının “sigorta teminatı dışında” olduğu savunulmuştur.

Uyuşmazlık konusu da; murisin vefatının kalp hastalığından kaynaklı olup olmadığı ve kalp hastalığından kaynaklı ise murisin bu durumu sigorta poliçesi düzenlenirken davalı sigorta şirketinden gizleyip gizlemediği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemenizce, 0.0.2019 tarihli duruşmada; uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği gerekçesiyle bilirkişi raporu alınmasına ve giderlerin davacı avansından karşılanmasına, eksik olan 000,00 TL’nin davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine depo edilmesine, kesin süre içinde bu masrafın yatırılmaması halinde bu haktan vazgeçmiş sayılacağının ve dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtar edildiğine karar verilmiştir.

Oysa; TTK’nın 1409/2. maddesi “Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir” düzenlenmesini içermekte olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/11482 Esas, 2017/1224 Karar sayılı kararında  “… 6102 sayılı TTK’nın 1409. maddesinin 2. fıkrasında “Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin ya da bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükü sigortacıya aittir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda somut olayda, sigortalı murisin poliçe tarihinden önce, vefat ettiği kanser hastalığı şikayetleri ile tedavi görüp görmediğinin, bu durumu bilip bilmediğinin ispat yükü davalı sigorta şirketine aittir. Dosyadaki mevcut belgeler bu durumu ispata yeterli değildir. O halde, mahkemece murisin bulunduğu yerdeki hastanelere yazılarak poliçe tanzim tarihinden önce ölümüne sebep olan hastalıktan dolayı müracaatı olup olmadığı, tedavi görüp görmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.” Aynı şekilde yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/23577 Esas.,  2017/5650 Karar sayılı kararında “…6102 sayılı TTK’nın 1409. maddesinin 2. fıkrasında “Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin ya da bazılarının … teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda somut olayda, rizikonun teminat dışında kaldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ispat yükü davalı şirketine aittir. Dosya kapsamına göre, davacının işleteni olduğu, davalıya kasko sigortalı otomobilin yaralamalı ve maddi hasarlı çift taraflı kazaya karıştığı, dava dışı sürücü … yanında yolcu olarak bulunan dava dışı bayan arkadaşı …’ın yaralanması nedeniyle kaza yapan otomobili olay yerinde bırakarak arkadaşını taksi ile hastahaneye götürdüğü, bu sırada polis ekiplerince aracın bulunduğu yerden çekildiği anlaşılmaktadır. Olay anında ve sonrasında sürücü …’nın alkollü olduğuna dair bir ölçüm bulunmadığı gibi, bu yönde bir beyan da bulunmamaktadır. Öte yandan yaralandığı dosya kapsamına göre sabit olan dava dışı yolcu …’ın gittiği ilk hastahanede düşerek yaralandığını beyan etmesi, sigortalının doğru beyan yükümlüğüne aykırı davrandığı sonucuna ulaşılamaz ve ispat yükü bu halde yer değiştirmez. Bu halde, ispat yükü kendisine düşen davalı … şirketi; dava dışı araç sürücüsünün alkollü olduğunu yani rizikonun teminat dışında kaldığını ispat edemediğine göre davanın kabulü gerekirken hatalı yorum ve yanlış gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” şeklinde karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 324/1. maddesi “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/422 E., 2018/114 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere “Gider avansından farklı olarak delil avansı ise delillerin ibrazı, ilgili yerlerden getirtilmesi, tanıkların (ve gerekirse bilirkişilerin ya da uzmanların) dinlenmesi için gerekli olan masrafların karşılanması için yatırılan paradır (Atalay, Pekcanıtez Usul, s.2400). DELİL AVANSI, O DELİLLE İDDİASINI İSPATLAYACAK TARAFÇA YATIRILMALIDIR.”

Bu durumda; murisin vefatının sigorta teminatı dışında olduğuna, yani kalp rahatsızlığı nedeniyle ölümün gerçekleştiğine yönelik iddianın TTK’nın 1409/2. maddesi gereğince davalı tarafça ispat edilmesi gerektiğinden davalı sigorta şirketinin bilirkişi deliline başvurması nedeniyle delil avansının o delile yani bilirkişi deliline başvuran davalı sigorta şirketi tarafından yatırılması gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece .. nolu ara karardan dönülerek bilirkişi masraflarının davalı tarafça yatırılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. 0.0.2019

 

                                                                    Davacılar Vekili

                                                              Av.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.