Annenin Çocuğun Velayetini Babaya Vermek İstemesi

Annenin Çocuğun Velayetini Babaya Vermek İstemesi

  • Annenin çocuğun velayetini babaya vermek istemesi durumunda çocuğun üstün yararını etikleyecek bir husus yok ise ve baba da velayeti talep ediyorsa bu yönde karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından, velayet, lehine takdir edilen nafakalar ve tazminatların miktarları ile müşterek çocuk lehine takdir edilen nafaka yönünden; davalı tarafından ise velayet, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın, dava dilekçesinde 2010 doğumlu müşterek çocuk Kemal İbrahim’in velayetinin davalı babaya verilmesini talep etmiş ve bu talebini yargılamada da yinelemiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, müşterek çocuğun yargılama süreci ve öncesinde de davalı babanın yanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Aslolan çocuğun üstün yararıdır. Davalı baba velayeti talep etmiştir. Baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde bir delil de mevcut olmadığına göre, müşterek çocuğun uzun zamandır davalı baba ile yaşadığı ve ortama da alıştığı gözetilerek, velayetinin babaya bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Dava süresince, davalı baba yanında bulunan ve bakım ve iaşesi babası tarafından karşılanan müşterek çocuk için, davacı anne yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
4-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır.
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK md.174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle davalı yararına (4.) bentte gösterilen sebeple de davacı yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebebine göre tarafların iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının ise yukarıda 2. bentte gösterilen bozma sebebine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13.01.2015(Salı) ( 2. Hukuk Dairesi 2014/27852 E. , 2015/249 K. “İçtihat Metni”)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 9 Haziran 2020 14:56

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.