Anlaşmalı Boşanmada Yer Verilmemişse Mal Tasfiyesi Gerçekleşmez

Ara 2, 2020 | Anlaşmalı Boşanma, Boşanmada Mal Paylaşımı

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına yönelik hükümler mevcut değilse eşler arasında mal paylaşımı yani tasfiyesi yapılmış sayılmaz.

Aşağıdaki Yargıtay kararı da bu şekildedir:

“…Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 .maddesi uyannca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmalan çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1, 2. ve 4. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. Anılan maddede, boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşma şartı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. Maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse tarafların aralarındaki akdi ilişkiyi tasfiye ettikleri kabul edilemez.

İsteğe Bağlı Olarak Mal Rejiminin Tasfiyesi Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yapılabilir

Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istemleri içermez. Ancak, bu durum tarafların boşanma davasının görüldüğü sırada aralarındaki mal rejiminin tasfiyesini amaçlayan protokol ve sözleşme yapmalarına engel değildir

Kural olarak, anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde yer alan mal rejimi hukukundan kaynaklanan anlaşma maddelerinin mahkeme kararında yer alması veya protokolün mahkemece onaylanması gerekir. Mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın ferilerinden olmadığından ayrıca dava konusu edilebilirler.

Duruşma Sırasında Eşlerin Mal Paylaşımına Yönelik İfadeleri Alınmamışsa Ne Olur?

Somut olayda, boşanma dava dosyasında davacının dava dilekçesinin ekinde sunulan boşanma protokolünün havale edilmeksizin mahkemeye sunulmuş olması, dava dilekçesinde ve duruşma sırasında protokolden bahsedilmemesi, her iki tarafın da 06.09.2010 tarihli imzalı beyanlarında anlaştıkları hususlara ilişkin ifadelerinin alınması, mahkeme gerekçesinde yer alan “…tarafların bizzat dinlendikleri, boşanmanın sonuçları ile ilgili düzenlemenin de Mahkemece uygun bulunduğu…” şeklindeki ifadenin protokolle ilgili değil, 06.09.2010 tarihli yargılama oturumundaki tarafların anlaştıkları hususlara ilişkin bulunması, bu ifadenin protokolün mahkeme tarafından onaylandığı, kararın eki şeklinde hükme esas alındığı anlamına gelmeyeceği, bunun dışında da protokolün mahkeme tarafından onaylandığına dair bir ifade de bulunmadığı, tarafların duruşmada alınan ifadelerinin mahkeme içi ikrar olarak nitelendirilmesi mümkün ise de bu beyanlarda mal rejiminin tasfiyesine yönelik hiçbir açıklama olmaması dikkate alındığında mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken protokolden ve mahkeme içi ikrardan hareketle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır…” (Y8HD, 20.01.2015, E. 2014/12747, K. 2015/1086)

Anlaşmalı boşanma davası protokolünde mal rejimi/mal paylaşımına yönelik beyanlar açık olmalıdır. Aksi taktirde mal rejiminden doğan haklar devam edecektir. Bu konuda şu Yargıtay kararını inceleyebiliriz:

“…boşanma talepli dava dilekçesi altının taraflarca birlikte imzalandığı ve içeriğinde “ …aramızda maddi ve manevi talebimiz olmadığından ek olarak protokol yapma gereği duymadık. Anlaşmalı boşanmamıza karar verilsin. Mahkeme süreci ve sonrasında birbirimizden maddi ve manevi tazminat talebimizin kesinlikle olmayacağını ve yargılama giderlerinin de her ikimizce karşılanmasına karar verilmesini isteriz…”şeklinde açıklamada bulunulmuşsa da bu ifade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.2009 gün 2009/2-158 esas 2009/217 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi boşanmanın mali sonuçları üzerindeki anlaşma olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174.maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182.maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Boşanma dosyasındaki beyan boşanmanın ferilerine ilişkin olup, katılma ve değer artış payı alacağına konu taşınmaz bu beyan içinde değildir. Başka bir anlatımla, somut olayda boşanma dosyası içeriğindeki beyanlarla tarafların aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri kabul edilemez. Mahkemece yapılacak iş, taraflara delillerini bildirmek üzere süre ve imkan tanınması, bildirildiği takdirde iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre davanın esası bakımından bir karar verilmesidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına” (Y8HD, 09.06.2011, E. 2010/6577, K. 2011/3331)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.